17.09.2009

GÜNEŞLİ BİR ANKARA


Herkeslere günaydın.Bu gün güzel uyandım. Özellikle bütün gün ve gece karın ağrısı çektikten sonra, sabah kalktığımda iyi olduğumu fark ettim.(bu günün farkındalığı bu). Sabah ince bir serinlikle birlikte güneşli bir hava var Ankara' da. Bozkır böyle birşey demek ki. Dün yukarıda ki resimde olanların hiçbirini yapmadım:) Yeşil kolyemi yapalı birkaç ay oluyor çok severim o yüzden koydum. Taşlı mavi kolye ise önceki gün yaptığım bir kolye. Resim çerçevesine gelince Bilgeyle geçenlerde bir pazar sabahı erken kalkıp, sıcak silikonla eski tokaları falan yapıştırıp güzelleştirmiş, sonra da odasının duvarına asmıştık.Bir tane daha var hatta yaptığımız. Ama Bilge hanım dün akşam "bunlar çıkıyor mu?" diye deneme yapıp üzerindekilerin bazılarını çıkartmış.Sabah ofise getirip yapıştırdım.Artık nereye kadar dayanırsa:) Dün Kocanın çok işi olduğu için Bilge' yi ben aldım kreşten eve geldik. O dolaptan bir iki atıştırmalık alıp (yemek yiyeceğine söz verip) odasına gitti. Bende önceki gün aldığım kırmızı biberleri fırına koydum. Bilge' ye banyo yaptırdım.Koca geldi yemek yedik. O Bilge'nin saçlarını kuruttu ben biberleri soyup poşetledim.Doğru buzluğa yolladım, pazar kahvaltılarımızda çıkartılıp yenmek üzere. Bu arada bulaşıkları makinaya doldurup, etrafı toparlamak tam bir işkenceydi o karın ağrısıyla. Koca da sağolsun "vah/ tüh" demekten başka hiç bir işe yaramadı.Salona kendimi attığımda "Yaprak Dökümü"nü izliyordu. O babaya o evlatların yaşatacaklarındaki sınırsızlığı gördüğümden beri ben izlemiyorum.Kitabımı alıp yatak odasına gideken Bilge' nin odasına uğradım.O da "Sevimli Dinazor" u izliyordu.Süt kutularında bir tepe yapmış vaziyette "iyi uykular" dedi. On-onbeş sayfa anca okudum uyuya kalmışım.Koca kafamın altından yastığı , elimden de kitabı alırken uyandım.Tekarar salona geldim.Televizyona baktım Hala aynı dizi, kabus gibi.En son orda uyuya kaldım.Şimdi bunları düşününce sabah uyanınca hisettiğim mutluluğun sebebi naha da netleşiyor:)...Bir süredir Tunç Kılınç' ın "Fikir atölyesi" sitesini (www.fikiratolyesi.com) takip ediyorum.Özellikle "Faili meçhul kıyak" bölümünü okumanızı tavsiye ediyorum. Ben kartlardan döküm alıp parçalara ayırdım ve cüzdanımın bir köşesine koydum.Kullandığım zaman yazacağım ama ayrıntısız tabi.Bu arada Jehan Barbur' un "gidersen" ve Nelly Furtado "monos al aire" şarkılaına bayıldım.Keyifle dinliyorum. Akşam Bilgeyi alıp vesikalık fotoğraf çektirmeye götüreceğim.Kreşten istediler.Bir de valiz hazırlayacağım tabi. Bu arada Bilge kreşten bir arkadaşından bahsediyor sürekli."Poyraz" ben de tanıyorum.Sabah biz gelince yemekhaneden koşarak gelip "hoşgeldin" dedi Bilgeye. İnci hanım da bana bakıp gülümsedi." bizim aşklarımız meşhurdur" dedi. Bu arada gördüğüm kadarıyla kreşin en kımıl kımıl (hareketli demek istiyorum) veledi galiba Poyraz efendi.Neyse hadi hayırlısı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder