8.10.2009

ÇOK HASTAYIM




Mevsimin ilk gribi beni tamamen yıktı, yatak yorgan yatırdı. Akşam çok kötüydüm. İlaçlar, çorba, ıhlamur derken, biraz kendime geldim. Dün o yüzden pek bir şey yapmadım. Teyzeme söz verdiğim peçete halkalarını bitirdim. Etejer albümümüz (biz öyle diyoruz) bitti vernikledim de. Akşamları Bilge' yle bakıp, fotoğraftakilerin kulaklarını çınlatıyoruz. Tesadüfen bulduğum küplerden ikincisinide boyadım. Polimer kilden güller ve şekiller yapıp fırınladım.Ardından vernikledim. Fena olmadı, gerçi renkte tam bir ton yakalayamadım alttaki kil rengini kapatmak zor oldu, ama olsun ben yaptım ya sevdim:) Kum boncuk kolyelerimde önceden yapmıştım göstereyim diye koydum :) Bu yazı da Perşembe envanteri gibi oldu. Her zaman ki gibi Max Fm dinliyorum. Tiziano Ferro' nun bir şarkısı çalıyor. Latin müziğini hep sevmişimdir zaten. Dün "Nietzsche Ağladığında" adlı bir film seyrettim. Çok güzeldi, çok beğendim. Bu film beni kitaplığımda duran "Böyle Buyrdu Zertüşt" kitabına yeniden (bitirememiştim) başlamaya teşvik etti. Elimdeki kitap bitince başlayacağım. Bu arada o kitabı da Sibel' den yürüttüğümü hatırladım :). Bu gün çocukların hastalıklar karşısında bizden daha güçlü olduklarını fark ettim. Zira "Bilge ben çok kötüyüm, sen nasılsın?" diye sorduğumda burnunu çekip "turp gibiyim" dedi. Bu gün benden birşeyler yazayım istedim. Aşağıda ki şiirin menşeyi bana aittir. Kendinize iyi bakın...
GERİYE KALAN
Balıklar ıslanır gözyaşlarımdamdan
denizde her fırtına kopuşunda
güneş tutulur her gece
başımı yastığıma koyunca
yaşam durur belki günün birinde
yalnızlık tüm kapıları aralayınca
sonra ne kalır geriye
bir mavilik boyunca
ölümden başka...
SKT

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder