16.10.2009

ESKİDEN BİR ŞEYLER


Bu başlığı kullandım, çünkü bu hafta pek bir şey yapamadım. Daha önce yaptığım takıların fotoğrafını koydum:) Dün işlerimi bitirdikten sonra bütün gün kitap okudum ve kendimi meyve çayına boğdum. Akşam Bilge' yi kreşten aldım. Dönerken uğradığımız parkta 14-15 yaşlarındaki iki oğlanla tartıştım. Bilge hemen babasına yetiştirdi. Koca sordu "ne oldu" diye ben de anlattım aynen: Önce, sahibiyle gezen bir köpeğe hırladılar, köpek çıldırdı bunlara saldırmaya kalktı. Sonra gidip bir kedi buldular, onu kaydıraktan attılar. Bu esnada benim kafam da attı. "Neden eziyet ediyorsunuz hayvana "dedim. Kediyi atan "ben kedileri hiç sevmem" dedi "onlar da seni sevmiyordur inan bana" dedim. Diğeri " ne önemi var ki, sevgisine ihtiyacımız mı var" dedi, ben "birbirinize yetebileceğinizi mi sanıyorsunuz" dedim. Diğeri "kötü birşey dedi galiba" dedi. "Koskoca adamlarsınız yakışıyor mu hiç hayvana eziyet etmek, bu kadar umursamaz konuşmak" dedim.Kediyi atan "bizim hayattan hiç bir beklentimiz yok tamam mı" dedi. " Tamam değil, bu lafın arkasına sığının bakalım, nereye kadar sığınacaksınız" dedim. "Gene kötü bir şey diyor galiba" dedi diğeri. En son noktayı "terbiyesizler" diyerek Bilge koydu. Koca dinledikten sonra "iyi yapmışsın" dedi. Bu arada asıl üzücü olan etrafta başka insanlar da vardı ve kimse ağzını açıp hiçbir şey söylemedi. Neden böyle bu çocuklar? Ofisin karşısında Anadolu Lisesi var otobüs beklerken kapını ağzında duruyorlar. Bağrış çağrış, ben dehşetle bakıyorum onlara. Kim bunların sorumlusu? Anneleri babaları mı? Eğitim sistemi mi? Teknolojinin bu kadar hızlı gelişmesi mi? Her şeyin çok rahat ekranlarda görülmesi mi? Dejenere olmanın sorumlusu kim? Bu çocukların kalplerinde birazcık sevgi, birazcık şefkat yok mu? Nereye gitti bu duygular bilemiyorum. Dün Kafka' nın "defterler" kitabında ki şu bölüm üzerine baya düşündüm. "Cennet' te yaşamak üzere yaratılmıştık ve Cennet bize hizmet etmek için düzenlenmişti. Sonra yazgımız değiştirildi; Cennet' in yazgısında da bir değişiklik oldu mu, bu hiçbir yerde belirtilmiyor" gerçektende enteresan geldi.Hiç böyle düşünmemiştim. Yaşadığımız hayata bakarsak herkes ve herşey birbirine bir şekilde bağlı. Birilerinin başına gelenler bir şekilde diğerlerinide etkiliyor. Kaderci olmaktan yana bir insan değilim, ama inançlıyım. Bu da beni hayata karşı daha sıkı bağlarla tutuyor. Adem' le Havva yasak meyveyi hiç yemeselerdi neler olurdu acaba? Belki de yemeleri gerekiyordu. Sonuçta seçim yapıp, karar verme yetisine sahibiz değil mi? Şöyle bir düşünüyorum ve derin bir ah çekiyorum ( bu arada daha güzel nefes alıyorum bu gün) "Ah koca hayat her günü mazileştirip, bir kenara koyduğumuz hayat" diyorum ve etrafımıza biraz iyilik tohumları serpelim diyorum. Kim bunu sorumlusu diye sorduğumuz soruların yanıtları ne olursa olsun, bir şekilde hepimizin payı olduğunu fark ediyorum. Kendinize ve etrafınızdakilere iyi bakın...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder