20.10.2009

İYİKİ DOĞDUN SİBEL



Doğduğun günü hatırlıyorum. Ev de doğum yapmıştı annem, kalabalıktı ev. Erkek evlat bekleyen babam, önce biraz bozulsa da kız oluşuna, sonradan oğlu olunca (ele avuca sığmaz) çok dua etti "iyi ki kızlarım var" diye. Hiç ağlamayan, yaramazlık yapmayan, dağınık olmayan bir velettin. Hiç haylazlık anısı hatırlamıyorum ikimize dair. Oturup bir gün özenlice babamın sana getirdiği bir sürü tokayı kesişini, buna annemin kızmayışını hatırlıyorum. Bir de bacağına çaydanlığın devrildiğinde babamın hızla seni hastaneye götürüşünü ve anneme kıyameti koparışını. Okula gitmeden İstiklal Marşı'nı ezbere okuduğunu da hatırlıyorum. Sonra büyüdük ben üniversiteye gittim ve döndükten sonra, sen benim en iyi arkadaşım oldun. Ondan sonra anılarımız başladı sanki. Sonra sen üniversiteye başladın Allahtan aynı şehirde okudun. Hem de uzunca bir süre. Sonra ben evlendim. Koca da bende seni hep evin bir parçası, kızımız gibi gördük. Hep destek olmaya çalıştık, elimizden geldiğince. Sonra babamı kaybettik. Acı çekmeyi, babasız yaşamayı ve annemi idare etmeyi öğrendik. Sonra Bilge doğdu. Sen onu ilk kucağına alanlardandın. İlk "Sibel" dedi, gururla herkese anlattın. Ve sonunda evlendin, kocanın yaşadığı şehre taşındın. Sanırım ilk kez ayrı geçiriyoruz doğum gününü. Ama şartlar yan yana olamasak da kalplerimizin bir arada olabileceğini, öğretti bize. Sabah kalkınca çok suratsız olursun, bir de bir şeye kızınca. Çok çabuk bozulursun, etten püften şeylere. Cimrisindir de bu arada. Ama canımsın, kanımsın. Herşeyden öte, babamdan yadigarsın. Seni çok ama çok seviyoruz. Çoğu zaman eleştirip, kızdırsam da seni, hep hayata karşı sağlam durman için. Senin saçının bir teli zarar görse, ben burda kahrolurum. İyiki doğmuşsun, iyiki varsın. Hep mutlu ol, sağlıklı, huzurlu olasın.Uzunca bir ömür diliyorum ve gözlerinden öpüyorum...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder