14.10.2009

SONBAHARIN SON DEMLERİ




Yukarıda ki fotoğraf bahçemizden. Bozkırda bundan sonra zor görürüm böyle çiçekleri. Bu sabah kahverengi bir Ankara' ya uyandım. Yağmur yağacak. Zamanıdır da zaten, ekim ayı ortalarındayız. Bu gün sesim daha bir tanıdık geldi kulağıma. Gece de güzel bir uyku çektim. Ne kadar kahverengi de olsa hava, yüreğim masmavi bugün ( sümüklü ve öksürüklü ama olsun). Hafif bir rüzgar var dışarıda. Birazdan fatura yatırmaya çıkacağım. Sanırım mevsimleri sevmeyi öğreniyorum burda. Sonbahar da gökyüzünde güneşi gördüğümde "kıymetli bir gün" oluveriyor. Kışı da seveceğim özellikle de kar yağdığında. Daha bir sarılacağım yanımdakilere. Kazaklar, atkılar, bereler örülerek, yanında sıcak çayım ve kitaplarımla kış gecelerini dolduracak. Hafta sonları tiyatro, sinema Allah ne verdiyse. Kahverengi bozkır kışının en güzel tarafı günlerin kısa olması galiba. Spor salonuna başlayacağım ama sağlık raporu almam gerekiyor. İyileşmeyi bekliyorum. İki gündür güzel bir kolye yapıyorum kum boncuktan bu gün bitiririm diye düşünüyorum. Geri kalan zamanımı okuyarak geçirmeyi planlıyorum. Bu gün insanın nefes alırken boğazının acımamasının ne kadar güzel bir duygu olduğunu ve böyle nefes alabilmenin kıymetini fark ettim. Cemal Süreya' nın bir şiirini paylaşmak istiyorum. Gene söylüyorum aman hasta olmayın...

İKİ KALP
İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol.
Merdivenlerin oraya koşuyorum,
Beklemek gövde gösterisi zamanın;
Çok erken gelmişim seni bulamıyorum
Bir şeyin provası yapılıyor sanki.
Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
CEMAL SÜREYA

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder