11.12.2009

CAN SIKICI BİR SABAH...


Hala sıfır üretim modundayım, eskilerden bir fotoğraf ekledim o yüzden. Sabah yağmurlu bir Ankara sabahında, koştur koştur plates seansı için salona gittim. Benimle birlikte 5-6 kişi kapıdaki seansın bugün iptal edildiği yazısını okuduk. Herkes söylendi ben de dahil. Madem böyle durumlarda aramayacaklardı, neden kayıt sırasında cep numarama kadar aldılar? Sinir oldum attım kendimi dışarıya. Hemen bir dolmuşa bindim, arka koltuğa oturdum. Baktım dudaklarım çatlamış, ellerimde keçe gibi. Dudaklarıma parlatıcı, ellerime kremimi sürüp çantamı kapattığımda, yan koltukta oturan adamın bana baktığını fark ettim. Bakışlarından "kadın milleti işte ne olacak" cümlesini okudum. Hemen "araba kullnırken yapmıyorum, naber" ifadesi takındım ve yeni başladığım kitaba gömüldüm. Mario Levi' yi çok severim. İlk "Bir şehre gidememek" kitabını okumuştum. Uzun cümlelerinin, bazen başını sonunu kaybetsem de, duygusallığı ve naifliği beni hep etkilemiştir. Yıllar oluyor bu kitabı okuyalı ve o sıralar TRT radyosunda sesini duyalı. Pazar sabahlarıydı sanırım yabancı müzik temalı bir program yapıyordu. En az yazıları kadar naif sesi, mükemmel Türkçesiyle güzel bir programdı. Şimdi "Madam Floridis Dönmeyebilir" kitabına başladım." Şimdilerde Yeditepe Üniversitesi' nde öğretim görevlisi " diye yazıyor, kitabın ilk sayfasında. Bozkır kışının kasvetinden mi, yılın sona ermesinden mi, nedendir bilmiyorum ama ruh halimi tanımlayan kelime "hüzün" bugünlerde. O yüzden iyi bir seçim oldu, bu kitap. Biran evvel şu taşınma işinin hallolmasını istiyorum. Ben ne kadar telaş edersem, koca o kadar rahat davranıyor bu konuda. Bende artık "nötür" olma kararı aldım. Güya hafta sonu halledecek. Bakacağız artık. Bilge bu günlerde kaçta yatarsa yatsın, ne kadar yorgun olursa olsun, gece 4 sularında gelip yanımıza yatıyor. Eskiden biz istesekde yatmaz, kendi odasına giderdi. Odasında onu rahatsız eden bir şey olsa, başta orda yatmaz heralde. Doğaldır belki arada böyle olması, bilemiyorum ki. Bularda yağmurlu havada, gökyüzü kafanıza inmeden , şemsiyenizle yürüyebileceğinizi fark ettim. Zira Antalya ' da genelde yedi kat ıslanırsınız. Öylesine deli yağar yağmur...

2 yorum:

  1. Demek sizde de taşınma durumları söz konusu. Umarım sakin ve rahatça halledersiniz.

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederim benim ki seninkinden daha kolay görünüyor aslında ama başına gelince sinir ediyor insanı sen daha iyi anlarsın tabi

    YanıtlaSil