25.12.2009

İNGİLİZCE ÖĞRENMEK

Hep uktedir içimde İngilizce konuşamamak. Yıllarca süren eğitim hayatım boyunca bana verilen
İngilizce dersleri hep birbirinin tekrarı olduğu için malesef "what is your name" den öteye geçemedi. Bir dönem öğrenmek için kendimce çabaladım ama bu çaba vakit ayırıp bir kurs şekline dönmediği için sonuçsuz kaldı. Bu arada benim gibi bir çok insanın ortak özelliği az çok anlamak, ama konuşamamak. Bu da bir nevi kara mizah gibi. Nerden bu konuya geldim, Bilge kreşte İngilizce öğreniyor ya. Artık çıt çıt değil, çok net teacher diyoruz. Akşam da taklit ederek kedi ve köpeğin İngilizce karşılıklarını anlattı bana. Bu arada göz, burun, zürafa ve kurabiyenin karşılıklarını da öğrendik ve hiç unutmuyoruz. Evde bunu geliştirmek için neler yapabileceğim konusunu biraz araştırayım diyorum. Dün akşam ben aldım Bilge'yi kreşten. Eve geldik. Lüfer vardı, güzelce buğulama şeklinde fırına verdim. Bilge parmak patates istedi. Ben patateslerle uğraşırken oda kolları sıvayıp brokolileri yıkadı. Nerdeyse yüzme öğrenecek kıvama geldiklerinde, haşlanmak üzere zar zor elinden alabildim. Çok güzel ve keyifle balık yedi. Brokolileri ise kendince canavar olup sildi süpürdü. En güzeli ise "yemeğimi bitirdim mutlu oldun mu?" sorusu oldu. Akşam koca geç saate kadar çalıştığı için balık partimize yetişemedi. Gerçi biz ona da ayırmıştık. Bilge odasında film seyretti bende "House" u izledim. Sonrasında bende gene tavuk halleri:)) Bilge' nin "baba geldiiiiiiii" çığlığıyla uyandım. Biraz kitap okumaya çalıştım bu arada gene uyumuşum. Koca da Bilge' nin odasında uyumuş. Sabaha karşı aynı anda uyanıp yerimize yattık. Sabah spora gittim. Fitnes seanslarımı belirledim. Bu arada ya evdeki tartı bozuk ya da kilo vermişim. İki kilo kadar ama olsun bence sevindirici. Bugün çok güzel bir sibirya kurdu gördüm mavi gözleriyle bana baktı ve ben bir gün bahçeli bir evimin olmasını diledim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder