9.12.2009

YIL BİTERKEN...





Bu defter ve kalemi bu yıl edindim. Sevdiğim şiirler, yazılar, resimler, dilekler hep buraya yazılıyor. Kalemimi de çok seviyorum. Ona 0,7 uç takmak bana öğrenciliğimi hatırlatıyor. Normalde kurşun kalem kullanmayı daha çok severdim, bu kalemi görüp alıncaya kadar.Hayatım boyunca hep böyle defterlerim oldu elbette. Olmalı da bence, bu defterler insanın kişisel gelişiminin en iyi takipçisi. Bu defter otuzlu yaşlarımı temsil edecek benim için. Artık yenisi kırk yaşıma mı olur bilemiyorum. Bu yıl zor bir yıldı bizim için. Yılın başından itibaren hayatımıza dair zor kararlar vermemiz gerekti. Yıllarca yaşadığımız şehri bırakıp, yaşamak için aklımın ucundan bile geçmeyen Ankara'ya yerleştik. Yeni bir iş kurduk. Yeni bir şehir, yeni bir iş, yeni insanlar üçgeninde boğuşmaya başladık. Sıkıntılar yaşadık, hala da yaşamaya devam ediyoruz. Tanıdığım, alışık olduğum insanlardan uzak olmak, aslında bana iyi geldi diyebilirim. Bu şehirde geçmişe dair bağlarım yok belki ama, geleceğe dair sağlam bağlar oluşturma çabasındayım. Bilge' yi yetiştirmek için mükemmel bir şehir olduğunu düşünüyorum. Koca yaptığı işte her zaman olduğu gibi " dürüstlüğünü öven" bir çevre edindi. Çok çalışıyor, çok sıkıntı çekiyor ama bunlar hep güzel bir gelecek için. Ben de ofis işlerini çekip çevirip, hobilerime vakit ayıdım bu sene. Polimer kil, kurdela nakışı, seramik hamuru, akrilik boyalar gibi bir çok yeni merak eklendi, dağarcığıma. Bol bol okumaya, güzel müzikler dinlemeye ve iyi filmler seyretmeye çalıştım. Bu arada Ankara' yı keşfetmeye çalışıyoruz, hala kaybolabiliyoruz, görmediğimiz bir çok yeri var daha... Bu yıl olanları düşünüyordum; bizim taşınmamız, Sibel' in düğünü, Bilge 'nin tam zamanlı kreşe gitmesi, yengemi kaybetmemiz, bu bloğun hayat bulması ve en son erkek kardeşimin askere gidişi... Ne çok şey yaşamışız... Yapılacaklar listeme bakıyorum, en son 16,09,2009 da güncellemeşim. 15 madde yazmışım, çoğu gelecekle ve parayla ilgili dilekler. Ama enteresan iki maddem gerçekleşmiş. Bu sevindirici, zaten listemde sevindirici, çünkü yapamayacağım hiç birşeyi yazmamışım. Kendime pişmanlık duymamayı çok önce öğrettim. Belki de bundandır. Gelecek yıl bana 33 yaşımı getirecek, kızıma da 4 yaşını. Tabi koca da 34 olacak. Sayılar beni hiç korkutmadı, okul hayatım boyunca hep benden büyüklerle birlikte oldum, belki de bundandır, kendimi hep yaşlı hissedişim... Bir 18 yaşımı iple çekmiştim, nedendir bilinmez. Özgürlükle falan alakası yok, farklı bir duyguydu bu, birey olmakla ilgiliydi sanırım...Çocuk sahibi olmadan önce hep otuz yaşımı baz aldım."Otuzdan önce anne olmalyım" diye bir düşüncem oldu ki, Allah'tan bunu 29'um da başardım:) Hiç çocukluk arkadaşım olmadı, hep özenirim çocukluk arkadaşı olanlara. Hiç normal bir kiloda olmadım, hep balık etliydim (şu günlerde balina demek daha doğru), özendim dal gibilere. Hayatımın büyük bir kısmında sigara içtim, yaklaşık 4 yıldır içmiyorum ve bununla gurur duyuyorum. Yabancı dil bilmemek ve dört yıllık bir üniversite diploması sahibi olmamak, hep uktedir içimde. İnsanları hep çok severim, hep çok vericiyimdir, sırf bu yüzden hayal kırıklığına uğramayım diye, sınırlı sayıda insan sokuyorum hayatıma. Sulu gözlüyümdür, hemncecik ağlayabilirim (anneliğin yan etkisi diye düşünüyorum). Gevezeyimdir, bıktıracak kadar. Dağınığımdır, kocayı ve kendimi isyan ettirecek kadar. Şımartılmayı severim, bir de takdir edilmeyi. Hele bir de koca yaparsa bunları, anında tavan yaparım:) Endişeliyimdir, bazen psikopatlık sınırına dayanır endişelerim. Gülümsemeyi ve gülümsetmeyi severim, bir de etrafta gördüğüm bitkilerin latince isimlerini söylemeyi. Bir evlat, eş, abla ve anneyim... Aslında hayattan çok ama çok büyük bir beklentim yok. Etrafımdakileri nasıl mutlu edeceğimi de çok iyi biliyorum. Mesela bir ev sahibi olduğumda, annem çok mutlu olacak. Kız kardeşim, ona olan (az miktarda ki) borcumu ödediğimde, erkek kardeşim yemin törenine gittiğimde, kocam sesimi yükseltmeyi bıraktığımda çok ama çok mutlu olacaklar... Bilge' yi mutlu etmek için özel bir çaba sarf etmem gerekmiyor zaten. Birbirimizin gözlerine bakıp, kıkırdayabiliyoruz...Bu yazı böyle uzar gider aslında... Sonuç olarak yeni yıl için dileklerimi başka bir yazıya bıraktım. Ama yüreğimde ki en büyük dilek; kimse umudunu yitirmesin olur. Herkes Pandora' nın hikayesini bilir, geriye kalan umuda herkes sahip çıksın isterim.Aşağıdaki satırlar sanırım Can Yücel' indi. Aklıma geldi şimdi, yazayım dedim.

Bir deniz anasıdır umut

taa suların altında

açılır, kapanır,

açılır, kapanır

kapanır

açılır...

1 yorum:

  1. Ne kadar samimi yazmışsınız..Tebrik ederim, umudunuzu hiçbir zaman yitirmemeniz dileğiyle..

    YanıtlaSil