21.01.2010

MUCİZE ARAMAK...


Evet yine firkete, taktım galiba ben bu işe. Ama takılmayacak gibi deği ki, çok keyifli. Fotoğraf iyi çıkmadı, yenisini de çekemedim. Aslında olacak güzel bir gerdan, takacaksın, çekeceksin:))) Ne yapalım, böyle idare edeceğiz artık. Döneyim mucize aramak başlığına. Dün Bilge' nin fotoğrfalarına bakarken kapıldım ilk bu düşünceye. Ardından evde, uzun uzun seyrettim onu. İlk doopler ultrasonda ki görüntülerini izlerken annem şok olmuştu "daha neler göreceğiz" diye. Sonra tekmeleri ve doğumu. Sanki benim karnımda büyümedi de, leylekler getirdi. O kadar farklı bir duygu ki bu, tarife kelimelerin yeteceğini sanmıyorum. Dört yıldır gözümüzün önünde, büyümesini izliyoruz. Özellikle uyurken, küçük ellerine, burnuna, mis gibi bebek tenine, yani herşeyine hayran hayran bakıyorum. Dün dank etti kafama, fark ettim bu büyük bir mucize. Yaradana bir kez daha hayran oldum, minnetle. Hayatımızı sıradan diye adlandırıp, günlerimizi birbirinin hep aynı geçirip durduğumuzdan şikayet ediyoruz. Mucizelerin, doğa üstü olayların çok uzak geçmişte kaldığını düşünüyoruz. Ne yazık herşey, burnumuzun ucunda belki de görmüyoruz, görmesini bilmiyoruz. Önümüze sunulan doğa, içindeki varlıklar ve biz insanlar (bize rağmen) birer mucize değil miyiz? Bunu iyice düşünmek gerek...
MUCİZE
Başı kaldır, bak bir göğe
mucize de laf mı söyle?
eserleri gören göze
her gördüğü bir mucize
Muharrem Taç

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder