4.01.2010

YENİ YIL VE BİZ

Perşembe günü öğlden sonrası için teyzemlere gitme düşüncemiz, işlerin yoğunluğundan akşam trafiğine kaldı. Çiçeğimizi, şarabımızı ve tatlımızı alma işi de eklenince Çankaya' dan Etimesgut' a bir saati geçti varmamız. Yolda Bilge uymakla uyanmak arasında gitti geldi. Ben de başağrısı için ilaç almamaya dirensem de dayanamayıp aldım. Teyzeme geldiğimiz de 20,00 civarıydı. Teyzemin çok sevdiği H. Teyze ve ailesinin geleceğini öğrendiğimiz de ben çok sevindim. H. Teyzeyle yazın sergisinde tanışmıştım. Acayip becerikli bir hatundur. Takı, seramik, resim ve daha birçok şeyle uğraşır. Eşi A. Bey de asker. Bir de oğulları vardı. Kendisi sanal alemde karşıladı yılı:)) Oraya gittiğimizde Bilge arabadaki uyku halinden dolayı huzursuzdu bir de misafirleri görünce iyice "mıy mıy" bir hale geldi. Teyzemin hazırladıklarının yanına H. Teyzenin getirdikleri de eklenince akıllara zarar bir masa oldu. Bilge yemeği güzel yedi, ardından Eren' in odasında bilgisayarda filim seyretti. Bu arada hafiften ateşi olduğunu fark ettim. Yarım saat arayla ölçtüm 37,5 civarıydı. Baktım artış yok endişelenmedim. Aradan baya saat geçtiği için ağrı kesicinin etkisi geçmiştir diye Yakutla başladım demlenmeye. Ardından hayatımda ilk kez vişne ve çilek şarapları içtim. Vişne şarabı çok güzeldi , ama çilek şarabında likör havası vardı. Beyazla devam etti masadakiler. Ben bozmadım kırmızıyı. Bu arada Eren kafayı buldu , ama gerçekten buldu. Ve bana sardı. İlk kez bana abla diyip abuk sabuk bir sürü şey anlattı. Tabi sırları bende saklı:)) Kafam Bilge' nin ateşiyle dolu olsada ortam çok güzeldi. İnsanlar çok espiriliydi. Özellikle A. Bey' in kibar kibar anlattığı espiriler, ardından H. Teyzenin " A. ne zaman geç kalsa eve, tırsıyorum acaba Ergenekondan falan mı aldılar acaba" diye gündemi de yakalayan espirilerle girdik yeni yıla. 02,30 gibi eve geldik. Üç gün boyunca normal, dijital ve kulaktan ölçen derecelerle ateşini takip ettik Bilge' nin. Hangisi daha az ölçerse o " favori derecemiz" oldu. Cuma günü hava çok güzeldi. Ama ateşten dolayı çıkarmadık Bilge' yi. Cumartesi ateşi kalmamıştı ama gene garanti olsun diye Pazar günü sinemaya götürdük. "Alvin ve Sincaplar 2" ye gittik. Baba beni sinir etti. "Ne kötü bir film " yorumları yapıp durdu. O kadar sinir oldum ki " üç tane sincap ( düzeltti 6 tane diye) hopladı, zıpladı, şarkı söyledi, dans etti, aşık oldu, aile bağlarının önemini vurguladı... Daha ne yapsalardı, ne bekliyordun ki?" demek zorunda kaldım. Bilge' yle karar aldık sinemaya ikimiz gideceğiz bundan sonra:))))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder