5.01.2010

YİNE KUM BONCUK



Bu kolyeyi 31 Aralık günü yaptım. Özellikle gece kıyafeti tamamlamak için, güzel bir seçim olabilir. Bir şeyler yapmak, bunu "ben yaptım" demek o kadar keyif verici bir duygu ki, insanlar bunu hissetmeden nasıl yaşıyorlar anlamıyorum. Gün içinde kafamın içinde bir sürü fikir dolaşıyor, unutmayayım diye bir yerlere yazıyorum. Yeni şeyler denemekse ayrı bir keyif. Dün
birkaç gündür uğraştığım bir işi başardım. Daha doğrusu yöntemi öğrendim. Yöntemi bildikten sonra gerisi tamamen size kalıyor. Hayal gücünün ve yaratıcılığın sınırı yok. Bazıları "aman ne kafa patlatacağım" diye bakıyor bu işlere. Ama asıl nelere kafa patlattıklarını ben merak ediyorum. Etrafta boş boş dolaşan ve hayatından şikayet eden o kadar çok insan var ki. Hayır boş boş ve keyifli yaşasalar, ona da razıyom. Hiç birşey yapmadıkları gibi, bir arabada şikayet edip duruyorlar. Herkes bir şeyler üretmeli diye bir iddam yok, sadece herkes hayatını güzelleştirecek, ruhunu besleyecek bir şeyler yapabilmeli. "Ben yapamam" diye bir cümleyi asla kabul etmiyorum, isteyince yapılabilecek birşeyler mutlaka vardır. İnsanoğlu doğasından mıdır bilinmez mutsuzluklarını, hayata dair şikayetlerini anlata anlata bitiremez. Oysa mutluluğunu, başarılarını paylaşmak sanki kötü birşeymişcesine, anlatmaktan çekinir. Özellikle "mutluyum" lafını yüksek sesle söylemeye korkar, bozulacak kaygısıyla... Biraz fazla gülse "ağlayacak mıyım ne" diye geçiriverir aklından. Zaten içinde bulunduğumuz ortam, özellikle ekonomik krizdi, siyasi tutarsızlıklardı derken kaygılı bir insan olmamıza elverişli, bir de bizler kaygılar yaratarak, kendimizi mutsuz ediyoruz. Birbiri ardına günleri geçiştirmek olmamalı hayat. Evin temiz, dolapların düzenli olması, yeterli olmamalı. Hararetli bir şekilde yan komşuyla diğer komşunun dedikodusunu yapmak yerine, bir iki satır okuyup bunları konuşabilmeli insanlar. Herkes istisnasız çocuklardan ve gençlerden şikayet ediyor.Gelecekten kaygı duyduğunu söylüyor. Oysa bir tohumu önce çimlendirme torfunda özenle çimlendirirsin. Sonra fide poşetlerine şaşırtırsın. Bu arada gübresini, nemini, suyunu eksik etmezsin. Sonra yeterli büyüklüğe geldiğinde saksıya alırsın, ya da toprağa dikersin. Ne kadar özenli beslersen, o da sana o kadar güzel gözükür. Yüzlerce fidenin içinde ilk hangisi çiçek açarsa, bilinki yanındakiler de hemen onu takip eder. Coştum gene bugün. Aslında lafımın özü hayatımıza, etrafımızdakilere, çocuklarımıza, eşimize, işimize ve özellikle kendimize özenli davranalım. Küçük şeylerle mutlu olmayı deneyelim derim...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder