16.02.2010

UÇAN ADAM


Cumartesi günüyle ilgili, bugün yazmak istemiştim. Ankara Sanat Tiyatrosu'nda "Uçan Adam" ı seyrettik. Müzikli danslı, güzel bir çocuk oyunuydu. Bilge ilgiyle izledi. Saat 12 ye doğru evden çıktık, Kolej' den Kızılay' a kadar yürüdük. Aslında mesafe kısa ama Bilge' yle uzayabiliyor:) Belki yağmur yağar diye bir elinde mor şemsiyesi, sırtında çantası "baaak dede oldum şemsiyemle" diyerek yürüdük. Hiç şikayet etmedi. Yolda iki kız balon verdiler, bence vermeseler daha iyi olurdu. Bütün gün ben taşıdım o balonu, ne kadar patlar diye umut etsem de sonunda cebren patlatmak zorunda kaldım:)) Önce biletimizi aldık. Bu arada mutlaka söylemem lazım, gişedeki bayan çok ama çok güler yüzlü. Baktık daha bir saat var çıktık biraz dolaştık, biraz malzemem eksikti onları aldık, Bilge' ye birşeyler alıp döndük. Çok usluydu kızım, sabırsızlanıp mızmızlık yapan çocuklara, dudağını bükerek baktı. Arkamızda beş yaşında bir kız vardı sürekli bizi takip ediyordu. Bir ara ayaklarını benim koltuğa vurunca annesi "teyze rahatsız olur, yapma" dedi, çok bilmiş hanımefendi " teyze değil ki, anne o bir kere" dedi. Biz tabi güldük, bu arada arkamızdaki sohbete istemeden de olsa şaşakınlıkla kulak misafiri oldum. Birbirini tanımayan iki kadın oyun başlayana kadar ki süre içinde ( yaklaşık 8-10dk) tüm hayat hikayelerini paylaştılar. Birinin 3,5 yaşında bir oğlu olduğunu ve kocasından boşandığını, babanın çok ilgisiz olduğunu, çocuğun kreşe gittiğini ve yalnız bir anne olmanın tüm zorluklarını ondan, diğer 5 yaşında kızı olan anneden de iyi bir evliliği olduğunu, ama işsiz kaldığı için kızını kreşten aldığını , evde kendi ilgilendiğini ve bu durumun tüm zorluklarını da ondan dinledim. Nasıl rahat konuştular şaştım kaldım, birbirlerinden telefon numaralarını alır arkadaş olurlar diye bekledim ama almadılar galiba. Gerçi oyunun sonuna doğru cüzdanımı kaybettiğim için yana döne aranıyordum. Allah' tan herkes çıkınca koltukların altında buldum. Bizim milletimize has birşey bence bu, paylaşmaya daha açık bir milletiz. Özellikle de hayatın zorluklarını, mutsuzluklarımızı. Kötü birşey mi, bence değil ama bu tarz konular çocukların yanında konuşulmamalı. Çünkü ikisinin de çocuğu can kulağıyla dinliyorlardı annelerini. Neyse uzatmayım oyun çok güzeldi, Ankara Sanat Tiyatrosu' nun sıcacık ve samimi bir ortamı var, tavsiye ediyorum. Uygun bir zamanda da "Karpuzun İçindeki Masal" oyununa gideceğiz. Akşam kişisel bakım yaptık kızımla, önce banyo ardından manikür pedikür derken vücut losyonunda boğulma, saç kurutma, dudak parlatma baya zamanımızı aldı. Kış olimpiyatlarını seyrederken uyuya kalmışız. Koca gelince uyandım, Bilge' yi yerine yatırmış. Bir türlü yatağında uyutamıyorum. Masal okuma, filim izleme hepsi nafile illa sağda solda uyuyacak. (bana çekmiş) Böyle olunca da uyku saatini sabitleyemiyoruz. Bakalım bununula ilgili bir kaç şey var kafamda, umarım işe yarar. Son zamanlarda günlerim Bilge' ye birşeyleri yaptırmak ya da vazgeçirmekle ilgili planlar düşünüp, uygulamaya koymakla geçiyor:)))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder