12.03.2010

BAHARI KOKLAMAK...

Akşam 17:00 civarı Koca bizi kapıda bıraktı bir arızaya gitti. Bizde eve çok yakın parkta aldık soluğu. Çiçekli ağaçlar, oynayan çocuklar ve ılık bir hava. Çıkarttık kabanını, keyifle sallandık, kaydık, taşları avuçladık. Çok hoşuna gitti, umarım bugün de hava güzel olur o saatlerde ve gene gidebiliriz. Akşam nerdeyse hiçbir şey yapmadım. Yemek faslından sonra dinmeyen baş ağrım için uyumaya çalıştım. Bilge tepemde hopladı zıpladı tam uykuya daldığım sırada beni nasıl uyandırdı, ne ara mutfağa gittik hatırlamıyorum. "Acıktım" diye çığlık atarken, kendimi Bilge' ye bağırırken buldum. O sırada koca gelip bana bağırıp Bilge' yi götürdü. Geri dönüp yatağıma yattığım da olayları idrak edebildim ve canım çok sıkıldı. Ne yapıp edip Bilge' den önce uyumamaya karar verdim. Çocuk nerden bilsin "uyku sersemliği" ni. Sabah platese gittim, koca koca kadınlar çeneleriyle hocayı deli ettiler. Böylelikle gayet gergin bir seans geçirdim. Şimdi de ofise geldim. Canım hiçbir şey yapmak istemiyor. Tembellik yapmak isteği değil, hiçbir şey yapmama isteği, tuhaf değil mi?

1 yorum:

  1. Bu aralar herkes böyle merak etme, bahar çarpıyor hepimizi, enerjiyi sıfırlıyor. Bu arada geçen yazılarından birinde arpa çiçeğinden bahsediyordun. Belli işte Antalya'da yaşamış olduğu dedim, doğal frezyaya Antalya'dan başka yerde arpa çiçeği demezler çünkü. Ne kokar ama missss!.. Geçen çiçekçiden aldım bir demet frezya, kokusu bile yoktu. Antalya'yı çok özledim:(
    Sevgiyle kal...

    YanıtlaSil