26.04.2010

AH GÜZEL İSTANBUL...

Gezdik, gördük ve geldik, bu 3G' nin özetini yapmaya çalışayım. ( bu arada yazmayı çok özlemişim) Perşembe sabah çıktık yola, akşam üzeri vardık İstanbul' a. kardeşimi ve eşini alıp, feci İstanbul trafiğinde saatler harcayarak geldik evlerine. İlk kez kaldık evlerinde ve bizi çok güzel ağırladılar. Gerçi en son kardeşim gece geç yatıp, sabah erkenden zıpladığımız için "uyku problemimiz "olduğu teşhisini koydu ama, idare ettiler artık:)) 23 Nisan günü gösteri yapan bu çocukları yakaladık ama zaten Bilge 23 nisan şarkısı öğrenmişti ve avaz avaz söylüyordu.

İstanbul' a 3. gidişimdi ve en keyifli gidiş oldu. Bilge Kadıköy' de balık ekmek yerken gördüğü vapurlara bakıp "gemi bizi çağırıyor, deniz bizi çağırıyor" diyince bindik vapura. Benim de ilk binişimdi ama Bilge' nin sevinç çığlıkları görülmeye değerdi.


Yer gök mavi, arkamızda martılar... denizi ne kadar özlediğimi birkez daha anladım...

Manolya diye sayıklarken ilk kez pembe manolya gördüm. görüntüsü çok güzeldi ama kokmuyordu. Bir tarafta kocaman erguvanlar, bir tarafta beyaz keçi sakalları hayran hayran baktım. Antalya' ya gidince çıldırmazsam iyidir.



Ve yakalarız umarım dediğim "lale devri" ni yakaladık. Refüjler dahil her yer çocuk boyu lale İstanbul' da...



Bilge hoplaya, zıplaya ve tabiki koklaya kaoklaya gezdi dolaştı. Bol bol arabada uyuya kaldı. Hava çok sıcaktı, nerdeyse hep kısa kollu kıyafetlerle dolaştık.





Bu yolculuk kısa da olsa hepimizin yüzünde güller açtırdı. Keyifli bir üç gün olduğu için yol yorgunluğu gözümüze gözükmedi ve döndük bozkırımıza. Giydik tişörtün üzerine hırkamızı, etrafta ki iki gram yeşilikle avunuyoruz...





1 yorum:

  1. Sefanız olsuuuun:))))
    Yalnız Antalya'da bahar bitiyor neredeyse yaz geliyor acele edin:))

    YanıtlaSil