7.04.2010

ESKİDEN BİR DOST...

Önce bu poposu görünen filden bahsedeyim. Bu fil arkadaşın bir eşi daha var evde ve uzun süredir bizimle birlikteler. Bilge eline almak şöyle dursun, yüzlerine bile bakmıyordu ta ki düne kadar. Bu ay ki "Meraklı Minik"dergisinde fillere ağırlık verilmiş. Bunu gören Bilge durur mu, o da fillere ayrı bir sevgiyle bağrına bastı, bir de dergini verdiği fil ailesi posterini baş ucumuzdaki duvarına itinayla yapıştırdık.

Bu ağzı açık ayran delisi duruş sizi şaşırtmasın zira kızım "sessiz çığlık" atıyor. Aslında dışarıda yapmamak gerek bence. Sinek, minek kaçar (minek?.) Esnerken ağzına kelebek kaçan birisini tanımıştım bir zamanlar (sahiden)...

Bu da çığlık sonrası kikirdeme halimiz, bir de çikolata ritüelimiz. Hergün bir tane yiyoruz böyle. Çok seviyor çikolata yemeyi, sınırını da biliyor. Belki bu yüzden bol bol "mutluluk hormonu" salgılıyordur diye teselli ummak da bana kalıyor...



Bu güzel gerdan benim en eski dostuma ait, kolye tasarım ve yapım da tabiki bana:)) Arkadaşım A. Kayseri de yaşıyor, daha evvel bahsetmiştim ondan. Bizim dostluğumuz üniversite yıllarımıza dayanır. Çok karnımı doyurmuşluğu vardır, çok güzellik, hüzün ve hasret paylaşmışlığımız...Bir haftadır Ankara' daydı. Amcasının vefatı üzerine geldiler, dün ancak görüşebildik. Dün sabahtan gidip, onu Güven Park' tan aldım. Ofise geldik, geçmişten, anılardan acele acele konuştuk, vakit dar olunca. Ne güzel oldu, ne iyi geldi ruhuma. Yaptıklarıma bayıldı, hep fotoğraflarını görüyordu, yakından görünce, çok etkilendi. Neyi eline alsa, neye gözü kaysa ona hediye etmeye çalıştım. En sonunda "yeter, beni mahçup ediyorsun" dedi. Bense kızdım, oysa ona benden birşeyler vermek beni ne kadar mutlu etti. Ona bir sürü kolye, annesine (seneler evvel beni evlerinde çok güzel ağırlamışlığı vardır) peçete halkaları, polimer kille süslediğim bir vazo ve kurdela nakışından bir broş yolladım. ( yani arkadaşlar bana gelen aile boyu dolu çıkar) Akşama kadar oturduk. Öğrenciyken de oturur uzun uzun konuşur, arka arka sigara yakardık. Dün gene doyumsuz sohbetimize A. nın sigarası eşilk etti. Ben yıllar oluyor bırakalı. Her tarafı açtım ama gene de günün sonunda bende bir geniz yanmasıyla birlikte, burun akıntısı başaldı. Tabi başağrısı ve göz yanması eşliğinde. Eyvah dedim hasta oluyorum, polenlere attım suçu. Ama galiba sigara dumanı beni mahvetti. Sabah uyandığımda çok iyiydim, bir tek sol gözümde dünden beri devam eden bir batma hissi var. Sabahtan damla damlattım ama hala devam ediyor. Nerdeyse tek gözle yazıyorum diyebilirim. Neyse umarım arkdaşım da bırakır bir gün sigarayı. Geçmişte belli bir zaman dilimini birlikte yaşadığınız bir insanla, aradan 15 yıl geçmesine rağmen kaldığınız yerden devam edebilmek ne kadar güzel bir duygu.Bu arada bu haftanın ortasına geldik ama ben hiç birşey yapmadım. Elimde ki kitap da bitmedi. Ne çok zorladı beni, tam uykuluk. Ama huyum batsın, illaki bitecek. Bu arada gene kış var bozkırda bugün. Havaya tek gözümle bakıp, birazdan segili Leylak Dalı' nın bloğuna bakıp, güzel bir Antalya manzarası görürüm diye düşünürken, gülümsüyorum...
P.S: Arkadaşım A' la geçtiğimiz ağustos ayı sonunda bir-iki saatliğine çok kısa görüşmüştük. Beni görünce spor yapmamın çok işe yaradığını, hatlarımın ortaya çıktığını söyledi. Tartıda 3 kg. bir azalma var, ama nerdeyse iki beden inceldim. Belli olmadığını düşünüyorum, böyle söyleyince sevindim. Sloganım "spora devam, bırakmak yok"...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder