12.04.2010

YOLLARDA BİR PAZAR GÜNÜ...

Cumartesi günü Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi' ne gittik ve ikimiz de üye olduk. Bununla ilgili detayları daha sonra anlatacağım. Yollara düşme fikri beni ve Kocayı sevindirdiği kadar aslında Bilge' yi etkilemedi, başta. Pazar günü iş için Nallıhan' a gitmemiz gerekti. Kış başında da gitmiştik ve ordaki insanlar" baharda buraları görmeniz lazım" demişlerdi, biz de takıldık kocaya, düştük yollara...

Hava çok kapalıydı, nerdeyse hiç güneş yoktu. Nallıhan Ankara' ya 160 km. uzaklıkta. İpek yolu üzerinde küçük, uzak bir ilçe. Fotoğrafta ki yere "Kuşcenneti" diyorlar, 160' ın üstünde kuşun uğrak yeriymiş. Biz kuş görmedik ama arkadaki, üç dört rengin hakim oldu dağ mı, tepe mi bilemedim, yükseltide ki katmanlar çok güzeldi. Toprağın da bozkırda böyle renk renk olduğunu görüyorsunuz. Davutoğlan' da burası, önünde de bu gölet var.


Ara ara yabani çiçeklerle dolu tarlalar gördük...

Birisinde durup fotoğraf çekelim dedik. Ama Bilge "doğanın sesi"nden korktu. Sahiden trafik sesinden, insan sesinden korkmayan kızım, sessizliğin ortasında ki kuş ve böcek seslerinden korktu. "Maymun var galiba burda" dedi:))))



Anlatmaya çalışsak da, duymamış böylesi saf bir sessizliği, baktık huzursuz oldu, saksılar için yeni yağmur yiyip kaparmış topraktan bir poşet doldurup, yola devam ettik.




İçimiz her gördüğümüz yeşil tarla da yeşerdi...





Ama yol genelde böyleydi, yani daha bahar oralara pek gelmemişti. Gittiğimiz yerin arkasında Nallı Suyu denen çayı gördük. Uçurtma uçurmayı planlamıştık, bir de Beypazarı' na uğramayı ama vaktimiz kalmadı, malesef yapamadık:(...







Bu da kel alaka, ama komşuma yaptığım polimer kilden hav havlar, çok cici oldular...
Bugün de gökte hiç güneş yok ama olsun çiçekli ağaçlar var en azından. Güneş kaçıp, yağmur yağsa da bahar, toprağa , ağaçlara çoktan düştü. Bir tek havanın haberi yok bundan, onun da olur elbet:)))















1 yorum:

  1. Demek siz de kütüphaneli oldunuz. Kim bilir belki karşılaşırız orada. Bu arada çocuklar nasıl alışkın değil mi şehrin gürültüsüne. Çok üzüldüm ben Bilge'nin doğanın sessizliğinden ürkmesine. Keşke imkan olsa çocuklarımızı o yeşilliklerde çiceklerin ortasında büyütebilsek

    YanıtlaSil