25.05.2010

BAKMAYA DOYAMADIM...

Antalya' ya gidişimizin ertesi günü, Koca dönmeden eski işyerimde aldım soluğu. Antalya yetiştiricilikte "erkenci" olduğu için, sera asında boştu. Ama boş hali bile rengarenkti. Begonvil Antalya' da görmeye çok alışık olduğum bir bitkiydi. Beyazı pek bulunmaz, bir de kırmızısını çok severim.



"Gelin Duvağı" da dendiğini duymuştum. Böyle orkide havasında salınışlarını izledim...

Kamkat benim "küçük adam" dediğim türden. "Süs portakalı" da deniyor. Ben hamileyken ekşi mi ekşi portakallarını yiyordum:) (tüylerim diken diken oldu) Tabi daha küçük olurlar ama bu dışarıda olduğu için sınırlarını baya aşmış:)


Sardunyaların sonu, tagateslerin başıydı. İtiraf edeyim ben sardunya sevmem. Aslında şahsına değil sevgisizliğim. İlk büyük miktarda ürettiğimiz çiçekti ve çok zahmetliydi. Sanırım o kadar zahmetin sonucu beni memnun etmedi:)) gerçi ilk sene biz abartmıştık, sonraki yıllarda çok rahat yetiştirmiştik...



Petunyaların renkleri bende hep hayranlık uyandırır. Bir de balkonda daha çok severim. Sevimsiz soğuk evleri süslerler.




Antalya' nın çiçeği değil tabi horoz ibikleri ama çeşit olsun diye yapılıyor.






Daha bir sürü fotoğraf çektim, bu arada Bilge uyuya kalmıştı, bu sebepten bu güzelliklerin arasına koyamadım. Şu an tepemde ve ben yazıyı sonlandırayım diyorum. Bu arada biz cumaya kadar yine yokuz. İş için önce Gaziantep, ardından da Urfa yapacağız. Kendinize iyi bakın...





2 yorum:

  1. Horoz ibiklerini şimdi burada görünce hatırladım. İlk gördüğümde hem çok şaşırmış hem de çok sevmiştim. Ama şimdi kıskandım ben. Benim de gidesim geldi Antalya'ya

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Umur temmuzda gene gideceğim, gidelim hep birlikte, ne güzel olur...

    YanıtlaSil