29.06.2010

EVRAKA, EVRAKA...

Sonunda Bilge' yi sakinleştirecek bir şey buldum, "çamur". Şarıl şurul yağan yağmurun ıslattığı bahçedeki toprak sabah imdadımıza yetişti. Sabah keyifli uyanan Bilge, evden çıkmamızla huysuzluğuna başladı. Günlerdir aynı sırayla başlıyor. "Bu ayakkabıları giymeyeceğim, gezmeye gitmek istiyorum, arabaya binmek istemiyorum ühüüüüüüüüü" diye başlayıp, bir şekilde sakinleşiyordu. Bu sabah bir türlü susturamadık, sakinleşir diye üstüne gitmedik.

Bu arada biz de depoda bir parça arıyoruz, bir müşteri gelip alacak. O kadar basit bir parça ki bedelsiz vereceğiz, ama parçayı bulamıyoruz. Bir an çığlık atmak istedim. Ağlayan Bilge' yi kucağıma aldım, gezme günlerimizin hafta sonu olduğunu anlattım, her sabah böyle yapınca bizi çok üzdüğünü söyledim. Ya ağlamaktan yorulmuştu ya da insafa geldi ve sustu. Bu arada parçayı da buldum:)) Çantasından oyuncaklarını çıkarttık. Komşumuzun bir iki fide diktiği yan taraftaki bakımsız bahçeyi keşfettik. Oturdu oraya başladı çamurla oynamaya, bana ayakkabılarını temizlemek kaldı ama iyi oldu, sakinleşti, keyif aldı:)) Küçükken mahallede çamurla oynayan çocuklara ne kadar özendiğimi hatırladım.

Keşke çocukların açık havada vakit geçirebilecekleri adam gibi alanlar olsa. Çocuk parkları kırık dökük salıncaklarla, güvenli olmayan kaydıraklarla dolu. Hiç bir işi doğru yapamayan idareciler, insanlar spor yapsınlar diye koydukları aletleri bu parkların içine yerleştiriyorlar. Çocuklarda bunların tepesinde tabi. Etraf zaten çekirdek kabukları başta olmak üzere envay çeşit çöple dolu. Park keyfi diye bir şey yok, böyle zamanlarda keşke bahçeli bir evim olsa diye iç çekiyorum:(

Apartmanlar dip dibe ve sanki kağıttan yapılmış gibi, yukardaki öksürse, aşağıdaki duyuyor. Balkona çıkınca karşıdaki komşuyla nerdeyse burun buruna geliyorsunuz. Adamın tipi de biraz bozuksa, işkillenip duruyorsunuz. Aynı anda balkona çıkmamak için fırsat kolluyorsunuz. Oturup çay falan içmekse hayal oluyor. Ne çok şikayet ettim değil mi? Bu arada parklara, apartmanlara ardından da havaya isyanı mı dile getirerek, artık yaz gelsin lütfen diyerek ayrılıyorum...




2 yorum:

  1. o kadar haklısınız ki ben çocuklarımı lojmanda büyüttüm o kadar özgür büyüdülerki şimdi büyük şehirler de yaşayan çocuklar akvaryumdaki balıklar gibi dış dünyayı pencereden gözlüyorlar..bilgeyi kocaman öpüyorum sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  2. sevgili Bilge, ne güzel söylemişsiniz, umarım bu günleri de aramayız diyorum, biz de öpüyoruz...

    YanıtlaSil