13.08.2010

YEŞİL KOLYE



Bugünlerde rengarenk takılar yapmak istiyorum. Elim yeşil, turuncu, sarı boncuklara gidiyor. Çok beğenerek almıştım bu yeşil boncukları. Tahta iki boncuğumu hoplata zıplata boncukla kapladım. Yapanlar bilir tahta boncuğu ortasına koyup, etrafını kum boncuklarla iğneyle örüyorsunuz. Tabi bu işlem sırasında tahta boncuk hoplayıp zıplıyor etrafa. İki kaplanmış boncuk için dört beş tane tahta boncuk zıplayarak odanın derinliklerine kaçtı. Bu da temizlik yaparken hiç ummadığınız yerden çıkıp sizi mutlu edebilecek bir hadise oluyor:)) İpe dizili boncukları büyük bir beceriyle naylon ipinize aktarıyorsunuz. Aslında çok basit bir yöntemi var. Boncukların ipinden kendi ipinize kestirme bir yol yapıyorsunuz. Ama ipin ucu kaçarsa vay halinize:)) neyse bitirdim sonunda, biraz uzun olmuş ama olsun. Herkes ben gibi orta boylu değil ya, dal gibi uzun ablalar da var...
Akşam yine günbatımında eve gittik. Duş, yemek, uyuya kalan Bilge üçlemesinin ardından Dostoyevski beni affetsin "Delikanlı" kitabı bir kenarda duruken, yeni aldığım "Ateşböceği Yolu" kitabına gömüldüm. Bu arada "film izleyelim" diyen kocayı kıramayarak Cup Out filmini izlemeye başladık. Kola, çekirdek derken ben ikinci yarıda uyuya kaldım:)) Koca çok beğenmiş, bense yorum yapmıyorum. İlk bölümü vasattı diyebiliyorum.
Bu sabah Bilge babasına bin türlü dil dökerek aldırttığı (oyuncak kontenjanı bitmişti bu ay) itfaiye arabasıyla oynuyor dışarıda. Ben de Leylak Ablamın hediyesi Onur Caymaz' ın " Yaz Tarifesi" kitabından şiirler okuyorum, limonlu çayımla...

ROMANTİK

uzun bir romanmış hayat, öyle dediler
hani şu ciltlerce yazılmış büyük klasiklerden
yeniden okumak gerekir her cümleyi
değişik şeyler anlaşılır bazen
aynı sözcüklerden

tek şarkısı için bir kaseti almaya benzer
filmin en heyecanlı yerinde
bir çocuk çıkıp, herkes için kovboya küfreder
yırtarak perdeyi viran evlere
kimi kadınlar sadece güzel olmakla övünürler
kimileri kadın
boynundaki deniz yıldızı kolyeyle sen
sinemadaki çıkış kapısıydın

ne zamandı anımsamıyorum
bir balık kaçmıştı odamdaki akvaryumdan
yeni sular bulmuştu demek
yeni yaşamlar çıkarmıştı kıyıcı sessiziliğinden

çilek reçeli kokuyordun bahar sabahı
yokslluğa yeni bir umut bakışındaki meydan
Leman Sam' ı bilirsin
güler gibi olur hüzünlü şarkılar söylerken
neşeyle sevincin ortak arkadaşı
ince krizantem
o meydandan başlayan devrim
düşürüyor içimdeki devrik kralı

ne romandı anımsamıyorum
uzun bir zamanmış hayat öyle dediler.
ONUR CAYMAZ

1 yorum:

  1. Bunu Onur Caymaz'a yazacağım, çok mutlu olacak:)) Bu şiiri ben de çok severim...

    YanıtlaSil