15.07.2011

HAYVAN SEVGİSİ

Evliliğimizin ilk yıllarında, çocuk fikri aklımızın ucundan bile geçmezken eve bir saksı çiçeği aldık.
O zamanlar adını bilmediğim ficus benjaminine Mıstık adını verdik. Mıstık ne yerini ne bizi sevdi. Köşesinde sessiz sedasız yapraklarını döktü. O sıralar babamın bir muhabbet kuşu vardı. Nasıl güzel bir kuştu. Konuşuyor, hopluyor zıplıyordu (abartmıyorum). Biz bir hevesle bir yavru muhabbet kuşu aldık. Adını hatırlamıyorum, bırakın konuşmayı "cik" bile demiyordu. Ne yaptıysak yaklaşmadı bize. Kütüphanenin tepesinde günlerce baktı etrafa. Camlar açıkken bile uçup kaçmadı. Tabi tüm saygımızı kaybettik kendisine. Bu arada komik bir pekines olan Aleks geldi beni buldu. Beni buldu diyorum çünkü gerçekten öyle oldu. İngiltere'den bir heves getirilmiş, evin hanımı istemeyince kapı önüne konmuştu. Onu ilk gördüğümde "ne kadar çirkin" diye düşünmüştüm.Onu tasmasından tutup 60 m2, balkonu olmayan, üst katında eşimin abdestli namazlı ailesinin yaşadığı evimize getirirken terden sırılsıklam olmuştum. Eve bırakıp işe gitmiş, bu arada en acıklı hikayeyi kocama anlatıp eve bir köpek getirdiğimi söylemiştim. Eve döndüğümde Aleks bahçede kayınpederin tepesinde şebeklik ediyordu. Tam dört sene yaşadı bizimle. Onunla sokak köpekleriyle, dolmuş şoförleriyle, hayvan sevmeyen insanlarla dalaşmayı öğrendim. Sabahın kör gözünde yağmur yaş demeden dolaşmayı, işten koşa koşa gelip akşamın karanlığında ağaç diplerinde "ne olur yap artık kakanı" diye yalvarmayı öğrendim. Hasta olduğumda sabaha kadar başımda beklediğini, babam öldüğünde dizlerimin dibinden ayrılmadığını, Bilge' nin karnımdaki tekmesini duyunca patisiyle karnımı eşelemeye çalışıp havladığını, eve girmeye çalışan hırsızları kovaladığını bilirim. Sonra Bilge doğdu, ilk zamanlar Bilge' yi ne zaman kaldırsam, onu beşiğinde yatarken buldum. Kucağımda bebek, elimde köpek gezdirirken insanların gerizekalılık sınırlarını zorlayan tüm sorularına cevap verdim, kınayan bakışları eşliğinde. Ama hiçbirini umursamadım. Bilge iki yaşına geldiğinde Aleks'e etmediğini bırakmamaya başladı. Onun gözünde oyuncak bir köpek oldu çıktı. Aleks durgunlaştı, köşesinde uzun süre uyuklamaya, tüy dökmeye başladı. Veterineri aynı zamanda iyi de bir arkadaşımdı "çok mutsuz, bence ona iyi bir yuva bulalım" dedi. İyi bir yuva bulduk, onu seven insanlarla birlikte İzmir' de yaşıyor şimdi. Onu mutlu etmek için belki birşeyler yapabilirdim, belki yeterince çabalamadım, belki bir apartman dairesinde (taşınmıştık bu arada) köpek bakmanın zorlukları canıma tak etmişti, bilemiyorum ama ondan vazgeçtim.
Bilge' nin hayvanları sevmesinde, onlara asla korkuyla yaklaşmamasında en büyük pay onun.
Şimdi akşama kadar başımı şişiren bir muhabbet kuşumuz, evde de tabiatından beklemeyeceğim kadar hızlı, kıpır kıpır bir kaplumbağamız var. Bilge akşam eve gittiğimizde akvaryumundan alıp kuruluyor, sonra yatağın üstünde kıpır kıpır bir kovalamaca başlıyor.O kadar hızlı hareket ediyor ki, onun bu haline Bilge' nin kahkahaları eşlik ediyor.
Bir ara kedi almayı çok düşündük. Sokakta çok sevmesine rağmen Bilge pek oralı olmadı. Ben de ısrar etmedim. Çocukların bir hayvanla büyümesi, doğal bir sevgiyi öğrenmesi açısından çok önemli. Tabi bir hayvana bakmanın sorumluluğu, maddi manevi tüm yükünü taşıyabilmeniz, onunla herşeyi paylaşabilmeniz gerek. Bunu yapamayacaksanız hiç böyle birşeye kalkışmamanız gerekli.
Hayatınızdaki herşeyi sevmeniz diliyorum...

2 yorum:

  1. Gülümseyerek okudum yazınızı. Siz anlatırken gözümün önünde canlandı yazdıklarınız. Bende hayvanları çok seviyorum. Hep bir köpek istedim. Ama köpek bakmayı beceremedik. Daha doğrusu tuvalet eğitimi beni mahfetti. Sonra kediye karar kıldık. 7.5 yaşında benim kedim. Benim diyorum oğlum (kendisi 15 yaşındadır) canı istediği zaman sorumluluğunu alıyor ya da zorla mama veriyor. Genelde benim olduğum yerde mutlaka ya karşımda, ya da yanımda oturur. Yatakta ya ayakucumda yada burnumun dibinde uyur. Benim kedim, benim gibi özgür ruhlu. Kendi istemeyince kimseye kendini sevdirmez. Köpek bambaşka. Sevgisi, sadakati... Bir pet alırken mutlaka çok iyi düşünmek gerek....

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Dilek ben de gülümseyerek okudum yorumunu. Hayvan sevgisi bambaşka ama dediğin gibi sahiplenirken çok iyi düşünmek gerekiyor

    YanıtlaSil