9.11.2012

Haftayı Bitirirken

 Bu haftayı da öpüp alnından koydum. Mutfakta bolca zaman geçirdim. Çok şikayet ettim, çok yoruldum ama sonunda bir dolu ganimetim oldu. En son bu sabah domateslerin kalan kısmıyla kahvaltılık sos yaptım. Koca pek beğendi. Bilge artık lahana sarması seviyor, bugün de kabak püresinin ön hazırlığını bitirdim akşam tamamlayacağım. İki gündür usul usul yağan yağmur, bana çok iyi geldi. Normalde yağmur sevmeyenlerdenim ama bu güzellikte uzun süredir yürümemiştim. Dün sinema çıkışı uzun bir yürüyüş yaptım, hatta durup bu fotoğrafı bile çektim, çok hoşuma gitti.
 Bu arda son sürat kitap okumaya devam. Bu kitaplar aslında geçen haftadan, birikmeden paylaşayım istedim
Zira iki kitap daha bitti, bunlardan sonra:))
Bu iki kitabı kütüphaneden almıştım.  İlki " Dünyanın Uğultusu" Behçet Çelik' e ait. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Kitapta altını çizmeye değer bir çok cümle vardı. Ama bütünlük olarak düşündüğümde çok erkek hikayesi olarak geldi bana.Üstüne sonunun saçma sapan havada kalması, aldığım bütün tadı götürdü:((
"İster inan, iter inanma. Aynı nehre bir daha girilir. Bir daha yanıp tutuşulur. Daha önce yaşananlar görmezden gelinir, geceler boyu kaçan uykular, kurgular, kuruntular...Hiçbir uğultu çalınmaz kulağa-sadece kalbin ritmi-"...(arka kapaktan)
İkinci kitap Ayfer Tunç'tan "Kapak Kızı" çok güzeldi. Daha önce ki kitaplarında olduğu gibi yine yanıltmadı beni.
"Karlı bir kış günü, Ankara' dan İstanbul' a giden bir trenin yemek vagonu. Birbirini tanımayan üç kişi; bankacı Ersin, radyo programcısı Selda ve yemekli vagonun garsonu Bünyamin. Kapak Kızı, işte bu üç kişinin romanı. Aynı zamanda orada olmayan bir başkasının da; bir dergide çıplak fotoğrafları yayınlanan Ayın Kızı Şebnem'in..."(arka kapaktan.)
Gelelim dünkü sinema kaçamağıma, şimdiden söyleyeyim bu artık ben de alışkanlık olacak eminim. Bilge'yi okula bırakıp koştur koştur sinemaya gittim. Görevli yüzünden filmin başını kaçırdım.Arkamda çok gıcık bir grup vardı ama olsun. Bahman Ghobadi' nin daha önce "Kaplumbağlar da Uçar" ve "Sarhoş Atlar Zamanı" filmlerini izlemiştim. Bu filmi de az çok tahmin ediyordum, ama karar verdim Ghobadi filmlerini bundan sonra evde izleyeceğim. Arkamdaki salakların yorumları, yersiz gülmeleri beni sinir etti.Madem böyle yapacaksınız gelmeyin kardeşim, benimde tadımı kaçırmayın.  Ben de Yılmaz Erdoğan' ı çok sonra tanıdım,
ne kadar farklı görünüyordu. Ortamdan dolayı mı bilmiyorum ama yönetmenin diğer filmlerindeki tadı bulamadım. Sinema çıkışı yakındaki alışveriş merkezine uğradım, alışveriş yaptım neşem yerine geldi, sonra da yağmur altında uzunca yürüdüm. Yürürken kafamda hep yazdım, yazdım ama eve gelince hepsini unuttum:))
Bu haftanın en güzel haberi İmza:Kızın kitabımızın ayın 17'sinde satışa sunulacağı haberiydi. Aslında 10 Kasım  itibariyle bloglarınızda paylaşabilirsiniz denmişti ama hafta sonu yazmadığım için dayanamayıp paylaştım, affola:))
Güzel bir hafta olması dileğiyle...

3 yorum:

  1. genelde bu tipler tiyatroda çok oluyor grup geliyorlar başadıktan son dakika sonra hoppp kıkırdamalar başlıyor esneler falan sinir oluyorum bende saygı yok kiii yani
    bol hamarat bi haftaydı diyosun bende haftasonu koşturucam iş ev yemek ütü falan bide dersler ödevler
    sağlık versin allah ne diyelim sevgiler ışıl

    YanıtlaSil
  2. Ne güzel bir hafta, ne güzel uğraşlar... Öptüüüm :)

    YanıtlaSil
  3. Baştaki fotoğraf harika, o yolda yürüyüş yapmak eminim çok keyiflidir,evet kitap için ben de çok heyecanlıyım :)

    YanıtlaSil