29.03.2013

Yeni eğlencemiz...

 Suluboya kalemleri, Bilge'yle yeni eğlencemiz. 
 Kelebeklerle bozduk kafayı, "bunu da çizelim, şunu da, şeklinde çizip duruyoruz"
 Bunlar benim ilk denemelerim
 Bir arkadaşım yapıyordu, biz de heveslendik:))
 Bunlarda Bilge' nin kelebekleri.
 Bir kaç tane daha vardı, onları sınıf panosuna asmışlar.
 Bilge'de deneme çok, bu resimlerde zımparanın üstüne yaptıkları
Zımparanın dokusuna bayılıyor, pastelle tamam da, kuru boyayla yaparken Koca'yla odadan kaçtık, kalemin gırç gırç sesi çok fena. Akşam "Dumankara" yı bitirdim, çizgi roman tadında, güzel bir çalışma olmuş. Ankara daha bir farklı göründü gözüme. Seviyorum ben bu şehri:))

28.03.2013

Hayyam

 Dün çok güzel bir gün geçirdim. Ayın 24'ünde başlayan Çankaya Tek Kişilik Oyunlar Festivali kapsamında Çağdaş Sanatlar Merkezi' nde "Hayyam" oyununu seyrettik. Yazan ve oynayan Melih Yetki'ni ayakta avuçlarımız acıyana kadar alkışladık. Oyun başlamadan önce Dünya Tiyatrolar Günü dolayısıyla pırıl pırıl genç bir kız tiyatro bildirgesi okumak için sahneye çıktı. Sesi billur gibiydi, ama elindeki kağıtlar zangır zangır titriyordu, durup özür diledi. Hemen alkışladık, cesaret vermek için. Gözlerim doldu, nasıl bir heyecandır bu.
 Salon tıklım tıklımdı.
 Ve oyun başladı. Melih Yetkin 12. Yüzyılda tüm baskılara, haksızlıklara, yoz yobaza inat, rubaileri ile sisteme karşı duran Hayyam rolünde "sizi izledim " diyerek başladı. Nazım Hikmet'ten Can babaya, Cemal Sürreya' dan Turgut Uyar'a uzandık. Kulaklarımız, gönlümüz şenlendi.
 Müthiş bir performanstı, tekrar tekrar izlemeyi çok isterim.
Ve Hayyam diyor ki;
kadınlarınız ayağa kalkınca
dünya daha yaşanılır olacak.
Çünkü en çok anneler üzülür ölümlere,
anne olsun olmasın hep kadınlar ağlar
katliamlara, adaletsizliklere...

Oyundaki rubailerin çoğu Nedim Yıldız'ın etkileyici müzikleri eşliğinde  şarkı olarak canlı okundu.
Tek kelimeyle muhteşemdi. Tiyatronun müthiş keyfi ve sanatın güzelliğiyle dolarak çıktık salondan. Sabahtan yağan yağmur, yerini pırıl pırıl bir güneşe bırakmıştı. Yürüyerek ofise geldim.
Günlerdir yolunu gözlediğim (araya hafta sonu girdiği için uzamıştı) kitaplarım gelmiş, uçtum havalar. Karşınızda yeni kulem, hangisinden başlasam? Dumankara göz kırpıyor gerçi alttan alttan:))

27.03.2013

Okuduklarım

 Son okuduğum kitaplardan bahsedeyim bugün. İlk kitap "Herr Sommer'ın Öyküsü" Patrıck Süskınd' a ait.
Sevgili Baykuş Gözüyle bahsetmişti. Gerçekten çok özel bir kitap, çok beğendim.
" Patrıck Süskind bu kitabında, büyümekte olan bir çocuğun gözüyle dünyanın ve insanlığın fotoğrafını çekiyor sanki. Bir çocuk, dünyayı  ve kendini nasıl tanır? Sevgi ve adalet duygusunu nasıl keşfeder?... (arka kapaktan) Bir solukta okudum, resimler ayrıca güzeldi.
 İkinci kitabım Engin Gençtan'ın  "Kızarmış Palamutun Kokusu"  ilginç bir kitaptı,ama  çok sevemedim. " "Terk etmiş olduğum ya da terk etmek üzere olduğum insanlar beni terk etmişlerdi. Burada  ya da geldiğim yerde de olsam, geçmişi yeniden yakalama umudu boş bir beklenti, insan hiçbir şeyi bıraktığı yerde bulamıyor, kızarmış palamutun kokusunu bile... (arka kapaktan)
Son kitabım "Rüya Bekleyen Adam" Filiz Özdem' e ait çok güzel bir roman. Yazarın ilk okuduğum kitabı ve gerçekten çok etkileyiciydi. Su gibi akıp bitiverdi ve çok beğendim.
"Rüya Bekleyen Adam vicdan, şefkat, namus ve kader üzerine yürek burkan bir roman. Ne de olsa "kimsenin hayatı göründüğü gibi değil" "(arka kapaktan)

Kitap dolu günlerimiz olsun.

26.03.2013

Eve Dönüş

Bugün uzun zamandır gitmek istediğim "Eve Dönüş Sarıkamış 1915" filmini izlemeye sinemaya gittim. Son anda yetiştim, bilet alırken arkamdaki iki koltukta dolu görünüyordu. Ama o iki koltuk hikâyeden doluymuş, benden başka kimse yoktu salonda. İlk kez tek başıma sinemada film seyrettim. Filminde etkisiyle bir ara baya bir gerildim. Film çok etkileyiciydi. Uğur Polat, Serdar Orçin, Nergis Öztürk ve diğer oyuncular muhteşemdi. İçim buruldu, bir garip oldum. Çıkışta allak bullak olmuşum, yolumu şaşırdım. Hemen bir taksiye atlatıp ofise geldim. İkinci kez izleyemeyeceğim bir filmdi.

25.03.2013

Hafta Sonu

 Cumartesi sabah kalktığımızda kar yağıyordu hem de lapa lapa. Atölyeye gitmek için dışarı çıktığımızda güneş vardı. Yolda yağmur başladı, dönerken yine kar yağıyordu:))
Pazar günü bizimkilere iki seçenek sundum. Birincisi Kitap fuarına gitmekti ki hemen dudak büzdüler, ikinci seçenek direk devreye girdi. Sinemaya gittik "Hazine Avcısının Maceraları" komik bir filmdi. Dilsiz papağana bayıldım, her eve lazım:) Ama 3D kalitesi çok kötüydü. Bilge fark etmedi, bol bol kahkaha attı. Akşam üzeri eve geldik, yemeği Koca hazırladı, sabah bile hâlâ mutfağı paklamakla uğraştım:)) Bilge' yle bol bol çizim yaptık, birbirimize hava attık. Koca Psb' ye vurdu, televizyonu hiç açmadık. Bilge kitap okurken uyuya kalmışım.Heceleyerek okunan bir öykü, nasıl ninni kıvamında oluyor anlatamam:))
Bugün Garfild modundayım "pazartesileri hiç sevmem" diyerek dolaşıyorum. Hafta sonu millet dinleniyor, ben yoruluyorum.Bir de o kadar karı yiyen badem ağaçlarına bakıp bakıp söyleniyorum "keşke acele etmeseydiniz" diye. Neyse güzel bir haftamız olsun diyeyim, işlerime gömüleyim, araya da bir film sıkıştırırsam benden iyisi şamda kayısı olur (bugün spor salonu ilaçlanıyormuş da))

21.03.2013

Dileklerimiz...

Dün okula Bilge' yi almak için gittim. Öğretmene bir şey soracaktım, sınıfa erken girdim. Öğretmenle konuşurken Bilge'yle göz göze geldik, gözleri hemen buğulandı. Ben yanına gidene kadar bir kaç damla yaş süzülüverdi yanaklarına. Çıkış saati de geldiği için, curcunada dışarıya attık kendimizi. Yol boyunca neden ağladığını söylemedi. Sorularıma" boş ver çocukça bir şey" dedi. Ben daha çok takıldım. Eve gelince anlattı durumu. Sıra arkadaşı bağıra bağıra "umarım ölürsün ve ben bunu görürüm" demiş. Bizimki de "ya bu dileği gerçek olursa" diye üzülüp ağlamış. "Kötü dilekler gerçek olmaz ki" dedim, üstelik yanındaki kızın çocuk olduğu için ne söylediğinin farkında olmadığını anlattım. Düşündü, taşındı "bu dileği kabul olmaz o zaman değil mi" dedi. Uzaklardan doğum günü için gelen hediyeleri uzattım "bak ben hep iyi insanlarla karşılaşmayı diliyorum, sanırım dileklerim gerçek oluyor, tanıdığım en iyi insanlardan biri yollamış sana bunları" dedim. Çok sevindi, boynuma atladı. İçim buruldu, daha neler görecek, ne insanlar çıkacak karşısına diye toplandı bütün endişeli düşünceler kafama. Sonra silkelendim telefona yapıştım,  dost sesi duydum rahatladım. Ne diyeyim, Allah  iyi insanlar çıkartsın karşımıza...

20.03.2013

Sergi Açılışı

 Dün akşam üzeri Bilge' yi okuldan kaçırdım, pek sevindi bu işe. Eve gelip üzerimizi değiştirdik, doğru ÇSM' ye gittik." Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği 43. Yıl Sergisi" nin açılışı vardı.
 Nasıl kalabalıktı, üç katta tıklım tıklımdı. Sanatsever insanları görmek güzeldi elbette, ama kalabalık bizi baya bunalttı.
 Çok güzel resimler vardı, Bilge bayıldı.
 Serginin kataloğu çok güzel ve kapsamlı bir katalog. Tüm resimler var içinde.
 Ama bizimki o kalabalıkta "bunu da çek, şunu çektin mi, ver ben çekeyim"diye dürtükledi durdu beni:))
 Tanıdıklarla görüştük
 Bilge resimlere iyice yakından bakıp,"bu yağlıboya, bu suluboya" yorumları yaptı:))




En sonunda kalabalıktan sıyrılıp alt kattaki kafeye zor attık kendimizi. Bizler kahvelerimizi yudumladık, Bilge meyve suyunu höpürdetti. Sonrasında evimize geldik.Hemen ödevin başına oturdu, bitirir bitirmez doğum günü hediyesi olarak gelen Psb' yi eline aldı. Bir ara beraber yatacak zannettim:))

19.03.2013

Kitaplığımdaki en eski beş kitap

 Salonumda bulunan kitaplığıma bakmak benim en sevdiğim şeyler arasındadır. Bu sabah en eski kitaplarım hangisi diye bakarken, bu liste çıktı ortaya. En eski kitabım "Tanrıların Arabaları" Erich Von Dânıken. Bu kitabı sahaftan aldığımı hatırlıyorum.
 Basım yılı 1973 (benden yaşlı)
 2. Sırada "Böyle Gelmiş Böyle Gitmez-1" Azizi Nesin var. Bu kitabı bir arkadaşım vermişti ve çok etkileyici bir kitaptı.
 Basım yılı 1982 (kızkardeşle yaş)
 3. Sırada "Hüseyin Paşa Çıkmazı No:4" Ali Neyzi var. Bu kitaptan daha önce bahsetmiştim. Tesadüfen Ali Neyzi' nin bir kaç kitabı elime geçti, kitaplığımın göz bebeği onlar.
 Basım yılı 1983 ( o yıllarda hâlâ doğduğum yerde yaşıyordum ve henüz deniz görmemiştim)
 4. Sırada "Geceyi Tanıdım Erostratus" Nazlı Eray. Bu kitabı aldığım günü hatırlıyorum, kapağına bayılmıştım.
 Basım Yılı 1985 ( hayatımız değişmeye başlamış, Antalya' ya taşınma planları yapar olmuştuk)
 5. Sırada "Hero ile Leandros" Mousaıos. Bu kitabı önceden okuduğum bir kitabı ararken almıştım. İyi ki almışım.
Basım yılı 1987 ( artık Akdeniz' i görmüş iyice esmerleşmiştim)

Eskiden sahaflara hiç bakmazdım,sevmezdim okunmuş kitap almayı. İnsanın yaşı ilerledikçe sanırım kitap sevgisi daha çok öne çıkıyor. Kitap kokusu aldığım her yerden, sahaftan, kütüphaneden kitap alabilirim. Yeter ki ucunda kitabın büyülü dünyası olsun. Sizin en eski kitaplarınız neler, baksanıza kitaplıklarınıza paylaşalım ...

18.03.2013

Hafta Sonu

 Öyle dolu dolu bir hafta sonuydu ki, bugün yorgunluktan ölüyorum. Cuma günü Bilge' nin doğum günüydü. Öyle pis bir fırtına da yürüyerek okula gittim ki, saçım başım toz toprak içindeydi. Pastamız geldi, çocuklarla birlikte kutladık. Servis yapacağım derken fotoğraf çekemedim, ama çocuklar ve Bilge çok eğlendiler. Pastamız da nefisti.
 Pazar günü işle ilgili bir fuar vardı, orada biraz görünmemiz gerekiyordu, biz de gittik göründük bol bol yedik içtik.
 Bilge doğum günü hediyesi olarak  kaykay istiyordu. Gittik kaykayı ve  kaskını aldık. Diğer ıvır zıvırlar vardı evde.
 Hemen karşı okulun bahçesinde deneme turları attı:))
 Bilge çok hevesliydi ama hava çok soğuktu
 Denemeleri kısa sürdü diye bozuldu bizimki.
Cumartesi akşam arkadaşım D' yle Stüdyocer' de "Hayvan Çiftliği" ni izlemeye gittik. George Orwell' in kitabı en sevdiklerim arasındadır. Yönetmen de Erdal Beşikçioğlu olunca beklentim çok yüksekti. Sahne, kostümler, müzik ve oyuncular çok iyiydi, ama kitaptaki duyguyu alamadım. Oyunun sonunda arkadaşımla aynı fikirdeydik ama gittiğimize de pişman olmadık, mutlaka izlenmesi gereken bir oyun.
Bugün dökülüyorum, biraz ofiste işlerim var ardından pilatese gideceğim, haftamız güzel olsun diyeyim ve kaçayım...

14.03.2013

Hediyelerimiz...

 Yarın Bilge' nin doğum günü. Bilge okulda yapmamızı istedi. Öğretmenden "olur" u aldık. Bugün hazırlıklarla uğraşıyorum. Dün ofiste çalışırken kargocu elinde paketle geldi. Baktım annemden geliyor. Akşamı bekleyemedim hemen açtım. Annem Bilge'yle bana çok şirin mutfak önlükleri dikmiş.
 Bilge uçtu havalara.
 Benimki nasıl?
Bu arada sabah havanın da bir hediyesi vardı bize. Badem ağacını çiçekli görmek bizi çok mutlu etti. Bundan sonrası bahar artık. Bu sene çok sert bir kış olmadı. Ben de kıştan şikayet etmedim. Bozkırda bahar başka güzel, şimdi gözlerim hep ağaçlarda, onların coşkusunu seyretme zamanı.