31.12.2014

Mutlu Yıllar

 Akşam biraz  kötüydüm erken yattım ve sabah gün ağarmadan kalktım. Gerçi gün en grisinden. Belki gece kar yağmıştır umuduyla uykudaki şehre baktım.Yağmamış beki bugün yağar. Yılın muhasebesini yapmak için harika bir zaman dilimini yakaladığımı fark ettim. Bu yıl için en büyük minnettarlığım ailemin ve sevdiklerimin arsında bir kayıp yaşamamış olmaktı. Genel anlamda sevimsiz, akıl tutulmalarıyla dolu bir yıldı ama yanında sevdiğim insanları götürmemiş olmasına ya da büyük bir sağlık problemiyle karşılaştırmamasına şükrediyorum.
Bu senenin en güzel olayı Defne ve Derin' in aramıza katılarak beni teyze yapması mucizesi geliyor.
Muhteşem bir duygu bu, tarifi yok. Erkek kardeşimin son anda büyük bir hata yapmaktan dönmüş olması ayrıca şükür dualarımın başında geliyor. Allah ona gönlüne göre bir eş versin.
Bilge büyümeye devam ediyor. Bizde onunla birlikte büyüyüp, olgunlaşıyoruz. Mutlu bir çocuk olduğunu düşünüyorum, hep de mutlu olmasını diliyorum. Bütün çocuklar mutlu olsun. Hüzünle, kederle başlamasınlar hayata.
Sabah "Günlerin Getirdiği" ni bitirdim. Diğer Isabel Allende kitaplarında hissettiklerimle aynı şeyleri bir kez daha yaşayıp, mutlu oldum. Onun kalemine, yüreğine, duygularına bir kez daha hayran kaldım. Yukarıda görülen küçük kule yılın son kitap siparişi, okumadığım diğer iki kitabı ve bir çocuk kitabını aldım. En çok onu merak ediyorum.
Dün biraz dağıttık kızımla, birazdan okulda yılbaşı partisine gideceğim. Sonrasında Kızılay' a gidelim, yılbaşı .ışıltısını içimize çekelim diye düşünüyoruz. Dün bir arkadaşına hediye almaya diye çıkıp, unutarak geri dönmüşüz:)) Bugün o işi hallederiz. Akşamda yılbaşı yemeğine davetliyiz. Aklım annemde olacak. Gelmedi bu sene, yılın bu zamanları yolculuk yapmayı sevmiyor.Ben de onu germek istemedim.
Öncelikle sağlık diliyorum, keyif ve huzur. Akıl dinginliği ve mantıkta dileklerim arasında. Elbette herkes mutlu olsun demek isterim ama hüzün de keder de hayatımızın parçası. Ama onlarda insanca olsun. Mutlu musmutlu yıllar diliyorum...

29.12.2014

Hafta sonu

 Pazar günü Anadolu Medeniyetleri Müzesi' ne gittik. Çok güzeldi ama yarısında pes ettik.
 Bir daha gelmeye karar verdik. Bilge kulağında sesli rehber olduğu için pek bi sakin, pek bi bilmiş dolaştı.
 Ankara' da ilk kez bu kadar çok turist gördüm. Öncelikle yapıya hayran kaldım, kocaman ve büyüleyici.
 Tabi tarihi eserler çok şaşırtıcı ve harikaydı.
Buraya çok fazla fotoğraf koyamadım, zaten bir süre sonra fotoğraf çekmeyi bırakıp, eserlere kapıldım. Bilge en son dijital ekranlardan birinde uzunca bir şeyler okuduktan sonra "eve böyle bişiy lazım "dedi. Zamane bebesi nolacak.
Aslında kafamı bir türlü toparlayamıyorum. Şuan acayip gerginim. Yılbaşı için İstanbul'a geçen hafta bugün gönderdiğim paket yerine varmadı. Kargo firması Aras Kargo. Çağrı merkezi günlerdir defalarca kayıt açtı. Setbaşı şubesi denen yer varlığından çok ciddi şüpheleniyorum telefonlarına bakmıyor. Adres yanlış diye not düşmüşler kontrol ettirdim "evet adres doğru dediler" müşteri hizmetleri numarası sabahtan beri meşgul, canlı destek denen zırvalık şaka gibi. Ya ben Aras kargoyla şirket gönderilerini de yapıyorum. Böyle ciddiyetsizlik, artık terbiyesizlik diyeceğim görmedim duymadım. Bir allahın kulu da dönüş yapmadı. Facebook grubuna da aynı şekilde yadım yalandan telefonunuzu mesaj atın demişler attım arayan gene yok. Yazıklar olsun diyorum ne diyeyim. Neyse bu devirde insanın başına bunlar da geliyormuş haberiniz olsun arkadaşlar

26.12.2014

Bilge' nin "en"leri

 Kendime bu yılın "en"leri listesi yaparken, Bilge' ye yapmadan olmazdı. Dün akşam konuştuk ve bu listeyi hazırladık. En sevdiği, hiç unutamadığı kitap "Küçük Kara Balık" mış ama o zaten okuduğu kitapları çok seviyormuş. Bir tek aklında pek kalmıyormuş okudukları:)
 "Vapurları Seven Çocuk"  da  çok güzelmiş, resimleri de ayrı güzelmiş.
 "Bulut Gözlemcisinin Rehberi " tahmin edebileceğiniz gibi benim kitabım. Bilge' den bana düşmediği için daha okuyamadım. Bilge' de özellikle içindeki resimlere bayıldı. Kafasını gökyüzüne çevirip "hııım bak bunlar kümülüs, şöyle olsaydı sirrüs olurlardı" diye anlatıyor:))

 Dergilere gelince "Süper Penguen" favorimiz. Genelde yatarken okuyor, uykuya geçmeden evvel kahkahalarının havada uçuşmasını izlemek ayrı bir keyif. Zaten o uyuduktan sonra Koca' nın eline geçiyor dergi:))
"Dünyalı" ya yeni başladı, onu da çok sevdi. 

 Türkiye Zeka Vakfı' nın "Oyun Çocuk Dergisi" de Bilge' nin sevdiği dergilerden. Kendini" sudoku canavarı" ilan etti:))
 Filmlere gelince "Hediye Operasyonu" Bilge'nin en sevdiklerinden.  Zaten burada bahsettiğim filmlerin rahat on kere izlenmişliği var:))
 "Karmakarışık" benim de en sevdiklerimden:))
 "Doğal Kahramanlar" sinemada 3D olarak izlediğim en iyi filmlerdendi. "Yaprak adamlar" pek güzeller:))
"Dolphin Tale" İlk filme bayılmıştı, ikinci filmde çocukları büyümüş görmek ayrıca keyifliydi.
Daha pek çok film var, aklımıza ilk gelenler bunlardı.Bu yıl uzun süre beni yakıp kavuran  Monster High çılgınlığı geçti gibi, lastik bileklik örme işi devam ediyor.
 Teakwando' yu çok sevdi. Ara vermeden  devam ediyor, ocak ayı ortalarında kuşak sınavı var.Şimdiden onun heyecanı sardı.
Bu sene gerçekten İngilizce öğrendiğini fark ediyorum,  keyifle gidiyor derslerine. Onun da haftaya starters sınavı var. Ben çok takılmadım ama bizimki bunu da çok ciddiye aldı, sürekli İngilizce çalışıyor.
Kemana gelince, çalışmıyor ama öğretmeni çok takılmıyor. Tutuşunun  içgüdüsel olarak oturduğunu, gerisinin çok sıkıntı olmadığını söylüyor.
 Bilge cephesinde  yılı böyle kapatıyoruz:)) Seneye daha keyifli, daha bereketli ve sağlık sıkıntısı olmayan bir yıl olur umarım.

24.12.2014

Bu yılın kitapları...

Emrah Polat ismini ilk kez "Köpek Adamlar" kitabıyla duymuştum. Kitabın baskısı tükendiği için bir türlü bulamadım. Bu arada yazarın İletişim Yayınları' ndan "Alocu Tilki' nin Serencamı" kitabı çıktı. Dün başladım, sabah bitirdim. Bu kadar dramatik bir konunun, bu kadar etkileyici anlatımı beni büyüledi. Kitapta geçen tanıdık, bildik mekanlar, sanki bir arkadaşım anlatıyor da ben dinliyormuşum hissi yarattı. Demem o ki, Emrah Polat favori yazarlarım arasında yerini aldı, takipteyim:))
Bu sene kitap okuma hedefime ulaşamadım , tahminen 76 kitapla seneyi kapatacağım.Çok güzel kitaplar okudum. Ayla Kutlu' nun kitapları müthişti. "Bir Göçmen Kuştu O" ve "Emir Beyin Kızları" unutamayacağım kitaplar oldu. İsabel Allende' nin bütün kitaplarına hayranım. Özellikle "Paula" beni bitirdi. Bu yıl bitmeden "Günlerin Getirdiği" ni de okursam bir iki kitabı kalacak okumadığım. Mehmet Eroğlu' nun "Fay Kırığı "üçlemesinden sonra "9,75 Santimetrekare" muhteşemdi. Tahsin Yücel' in "Kumru ile Kumru" da en çok etkilendiğim kitaplar arasında.
En ilginç okumalarım arasında Selçuk Altun' un  kitapları, en iyi polisiye yazarımsa Algan Sezgintüredi oldu. Beni en çok şaşırtan Alman yazar Juli Zeh, okuduğum üç kitabında da bana " pes" dedirtti. Kafasının içine ve birikimine hayran kaldım. Geçen sene Yapı Kredi Yayınları' ndan çıkan yeni yazarları çok okumuş, bir iki isim dışında hafızamda yer eden olmamıştı. Bu sene İletişim Yayınları' nın yeni yazarları çok çok daha iyiydi.
Bir taraftan da sanat kitapları, özellikle resim ağırlıklı olmak üzere okumaya özen gösterdim.
Bu sene"Roman Kahramanları", "İstanbul Art News", "Atlas" "Genç Sanat" ve her hafta "Penguen" düzenli takip ettiğim dergilerden oldu.
Bu yazı nasıl sonlanır... umarım seneye daha çok kitap okuyabilirim, kitaplar hayatımızı doldursun, hiç eksik olmasınlar.

22.12.2014

Günaydın

 Yine yorucu bir hafta sonunun ardından pazartesi bile gözüme güzel göründü. Yoruldum dedim ama çok da şikayet etmedim.Cumartesi okuma grubu toplantısı vardı,çok keyifli değildi. Yılbaşı alışverişimi de tamamlayıp eve döndüğümde bitmiş vaziyetteydim.
 Şimdi fotoğrafları yine ters yüklemişim,  valla üşendim tekrar yüklemeye. ÇSM' de çok güzel bir sergi gezdik. (TÜSGAD) Tüm Sanat Galerileri Derneği' nin ilk kez gerçekleştirdiği 1. Ankara Sanat Buluşması Sergisi vardı. Tüm katlar doluydu, çok hoş resimler ve heykeller gördük.Sergi 28 Aralığa kadar devam ediyor.
 Sabahtan Cermodern' e Tasarım Pazarı' na gittik. Güzel tasarımlar vardı ama ben bir miktar hayal kırıklığına uğradım. Güzelim mekan çok daha hoş olabilirdi. Neyse ayrıntılara takılmayayım, nihayetinde güzeldi. Umarım gelenekselleşir ve her sene tekrarları olur.Neredeyse katılan tüm tasarımcılarla tanıştık. Cebimizi zorladık, imkan verdiğince bir şeyler aldık.  Tabi bu arada ben lafa dalıp fotoğraf çekmeyi unuttum:))
"Niye dönüyoruz diye suratını sallandıran Bilge" modeli, bir süre sonra normale döndü:))
Eve döndük, babamız bize yemek hazırladı. Bilge cuma günü tüm ısrarlarıma dayanamayıp söylene söylene ödevlerini bitirdiği için pek rahattı. Umarım haftaya kadar unutmaz bu rahatlığı.
Maktulün Şansı' nı bu sabah bitirdim, yine harikaydı.Bu sefer hiç tahminde bulunamadım sonuyla ilgili, zaten tahmin de edemezmişim okuyunca anladım..
İki kitabım daha var yıl bitmeden okumak istediğim.Okurum sanırım. İki sulu boyam var çerçeveletmek istediğim, onları da aradan çıkartırsam, listemde üstü çizilmemiş bir şey kalmayacak.
Hadi ben kaçtım iyi bir haftamız olsun....

19.12.2014

Yaşasın Cuma !!!!

 "Yaşasın cumaaaa" diye kalktım yataktan, Bilge'yi de öyle kaldırdım. Akşam uykum yok diye diye, çok geç yatmıştı. Başka türlü kaldıramazdım. Gerçi haftayı bitirmiş olmak bile başlı başına "yaşasın" demem için yeterli.Üstelik dün okul çıkışı yeni yıl kartları, çam sakızı çoban armağancıkları aldık. Akşamda paketlerimizi yaptık. Kartlarımızı yazdık.Bir iki şey kaldı eksik, onu da hafta sonu alıp, hafta içi postalayacağım.
Kart yazma, paket yapma, Bilge' nin ödevleri derken, oturduğumda saat baya ilerlemişti. Koca hafta elime ne kağıt, ne kalem, ne boya almadığımı fark ettim. Bugün siyah mukavva almıştım, fırsat bu fırsat diyerek bu ufak mandalayı yaptım. O kadar rahatlatıcı ki hep söylüyorum "terapi" gibi. Planlamadan, düşünmeden sadece pergelle çizilmiş daireleri boyamak,şekillendirmek.Kafamın içindeki her şeyi, iyiyi de kötüyü de o dairelerin içine bırakmak gibi. Siyahın üzerine beyaz kalemle çalışmayı seviyorum dantel gibi, naif bir tarafı var sanki.
Hafta sonu Bilge' nin kursu biraz geç başlayıp, geç bitecek. Benim de kitap grubumla toplantım var. "Sevgili Arsız Ölüm" ü konuşacağız. Bilge ve iki çocuk daha keman ve piyano çalıp, ufak bir dinleti verecekler. Pazar günüyse Cermodern' deyiz. Tasarım pazarı var, orayı gezeceğiz. Hafta sonu keyifli geçsin, iyi tatiller...

18.12.2014

Yorgun...



Acayip yoğun bir hafta geçiriyorum. Hatta dün eve iş bile getirdim. Tabi bünye bu kadar yoğunluğa çok alışık değil, hemen fire verdim. Dün sporu salladım, çok yorgun hissediyorum. Bir süre mesela on dakika boş kalayım hemen kafam düşüyor. Aslında erken uyuyup, geç kalkıyorum ama yok yine yorgunum, yine yorgun.Masamda ve kafamda bi dünya iş var yapılacak. Neyse aralık ayı  bitince rahatlayacağım diyerek teselli buluyorum. Algan Sezgintüredi en favori polisiye yazarım biliyorsunuz. Son kitabı "Maktulün Şansı"nı alalı iki hafta oluyor, tüm merakıma rağmen elimdeki kitaplar bitmeden başlamayacağım dedim. Nihayet dün başladım. Vedat ve Tefo iş başında yine, bakalım neler olacak. Bu arada ikinci kutu antibiyotiğimiz de bitmesine rağmen Bilge tam anlamıyla iyileşemedi. Dün yine doktora götürdüm. Doktor bana sinir olduğunu ciddi hissettirdi. "Çocuk iyi bişiy yok toparlanır biraz rahat bırakın" dedi. "Ama burnu hâlâ akıyor, arada öksürüyor" dedim.  dedim ama gülümsemekten öteye bir cevap alamadım.  Sanırım sırf bu yüzden kış mevsimini sevmiyorum , ha bir de ayaz var. İki gündür aman ne soğuk, anlatamam. Dışarı çıkınca bir nefesim kesiliyor önce, sonra çivi gibi. Ankara ayazından nefret ediyorum.Gri havadan da. Aman ne sevimsiz oldum, hep şikayet hep şikayet ama ne yapayım öyle hissediyorum:(( Ben kaçtım kendinize iyi bakın...

15.12.2014

Hafta Sonu

 Hafta sonu ne kadar çabuk geçti yine anlayamadım. Aslında pazar günü müzeye gidecektik.Koca araba yıkatmaya gidiyorum diyerek üç saatte dönünce kendimizi avm'de bulduk.Bilge uzun zamandır tırmanma duvarı diye tutturuyordu. Muradına erdi.
 Ne zaman ayaklarımı şöyle uzatayım desem, Bilge kedi misali dibimde bitiyor. Pazar günü öğlene kadar kitap okuduk.
Bu arada İletişim Yayınları bu sene ilk kez "Resimli Türkçe Edebiyat Takvimi" çıkartmış.Sayfalarını kopartmaya kıyamayacağım, o kadar güzel ki. Takvimi inceledikçe yapılan çalışmaya, emeğe hayran kaldım. Ciddi mesai harcandığı belli. Bu arada sevdiğim bir çok yazarın yanı sıra sevgili Leylak Dalı ve kardeşi Funda da yer alıyor. Kaçırmayın derim.
 Bilge' ye okuldan ödev vermişler ama bu sefer farklı "Vapurları Seven Çocuk" kitabı okunacak demişler. Aman ne sevindik. Bilge Behiç Ak'la tanışmış oldu böylece.
Istanbul Art News çıktığı günden beri takip ettiğim bir dergi. Dolu dolu, edebiyat, sergi, mimarlık daha pek çok konu var. Keyifle okuyorum.
Latife Tekin' in "Sevgili Arsız Ölüm" ünü bitirdim. Artık sonuna doğru Atiye için "öl artık" deyip durdum, itiraf ediyorum:(( Juli Zeh'in "Oyun Dürtüsü" de bitti, gene acayip bir kitap okudum. Juli Zeh' in kafasının içi ya da bilgi birikimi diyeyim hayranlık uyandırıcı. Her kitabı ayrı bir uzmanlık alanı, böyle olunca şaşırıp kalıyor ve takdir ediyorsunuz.
Nette kitap satış sitelerinin çoğunda güzel indirimler var. Hazır kitap kulemi eritmişken biraz kitap siparişi vereyim:)) Haftamız güzel olsun...

10.12.2014

Film falan...

Bilge' yle geçen hafta niyetlenmiştik "Madagaskar Penguenleri" filmine gitmeye, anca dün gidebildik. Bize en yakın ve sürekli gittiğimiz sinemanın yazları morg konsepti, kışın fin hamamı durumuna döndüğü için oldukça ilginç bir seyirdi benim  için. Filmin ilk beş dakikasından sonra gözlerim ağırlaşmaya başladı. Filmin kabahati yok, tamamen sabahki iş yoğunluğunun ardından gelen sıcak hava dalgası ve karanlığın etkisiyle araya kadar  bendeniz bir güzel uyumuşum.Zaten hep derim "sinemada uyumak kadar keyiflisi yoktur diye"  Işıklar açılınca uyandım. Bilge filmi kısaca özet geçti. İkinci yarıyı zorlanmadan izledim:)) Film çok güzeldi, şansımıza 3D değildi. Kahkahalarımız havada uçuştu, tavsiye ederiz gidin izleyin:)) Sinema çıkışı hava kararmıştı. Yemekleri bir gün önceden hazırlamış anne rahatlığıyla eve geldim. O arada Koca' da geldi. Akşam yemeği faslından sonra Bilge ödevlerinin başına oturdu. Ben kitabımı  aldım elime, sonra biraz çizim yaptım, sonra yine kitap derken uyumuşum. Sabahları ev ne güzel oluyor, sakin ve sıcak.Arada ofise gitmiyorum. Bilge'yi babasıyla okula yollayıp keyif yapıyorum. İyi geliyor. Sene sonu yaklaştıkça yapılacak işler iyice yoğunlaştı. Birde ofisi taşıma işi var. Gerçi o çok mühim değil yan tarafa taşınacağız. Çocuklar biz hallederiz diyorlar ama yinede kafayı meşgul ediyor işte. Neyse ben kaçıyorum,iyi bakın kendinize...

8.12.2014

Ne çabuk geçtin...

Hafta sonu yine çabucak geçti. Hakkını yemeyeyim ama pazar gününü evde uzatabidiğimce uzattım:))
Cumartesi keman dersi çıkışı Bilge "hiç çalışmamıştım ama yine de güzel çaldım " dedi,suratında kocaman bir gülümsemeyle. "Ah be kızım azıcık çalışsan nasıl güzel olacak" lafım dudaklarımdan daha dökülürken "sanki çok vaktim var da" diye yapıştırdı lafı. Okul ödevleri o kadar çok ki, artık sonuna doğru yazısı bozulmaya,yanlışları çoğalmaya başlıyor, özensiz karalamalara dönüşüyor. Çok ödev veren öğretmen çok mu iyidir, böyle bir mantık mı var bilemedim. Gerçi sorun belkide bizim kızın on dakikalık ödevi mızmızlanarak bir saatte yapmasından kaynaklanıyordur,  ufff bilmiyorum öyle işte.Dün sabah ödevleri attı bir kenara güle oynaya resim yaptı. Baş aşağı tv izledi, şarkı söyleyip dans etti. Çocuk olduğunu hissetti bence. Ben de dilediğimce kitap okudum da kitabımı bitiremediğim gibi, Latife Tekin' in "Sevgili Arsız Ölüm" üne başladım. Şöyle bir bakayım diye elime almıştım, bırakamadım.Okuma grubumuzun bu ay ki kitabı.Haftaya toplanacağız.
Hava bugün yağmurlu...havada yağmurun getirdiği bir huzur var.Haftamız güzel olsun...

5.12.2014

Hafta biterken...


Yine haftanın sonu geldi, güzel bir haftaydı. Oyun Dürtüsü' nü daha bitiremedim. Bugün ciddi asılacağım:))
Ankara' ya geldiğimden ve Bilge kurslara başladığından beri neredeyse her sene bende onunla birlikte kurslara gittim. Önce ebru kursuyla başladım. Ebrunun büyüsünün ardından yağlı boyaya devam ettim, sonra karakalem geldi, en son geçen sene tezhip dersi aldım. Daldan dala atladığımı söyleyenler oldu. Yeteneğimi harcadığımı,akademik bir eğitimle müthiş şeyler başarabileceğimi söyleyenler oldu. Benim cevabım hep aynıydı, bunlar denemeler, denemelerim bana hep daha farklı bir görme alanı yarattı, bakışıma başka bir açı kattı. Bu saatten sonra okul gibi bir disipline uyabilmek, en azından şu an için bana çok uzak. Hiç bir zaman ticari olarak bu işi düşünmedim. Bir kaç işimi sattım, alanlar arkadaşlarımdı ama yine de içim sızladı:))
Bu sene ders almamaya karar verdim. Böyle olunca yeni malzemeler alabilme ve denemeye devam etme fırsatı yaratmaya çalışıyorum. Çok fazla yarım iş bırakmamaya, kendimi kasmamaya özen gösteriyorum, nihayetinde kendim için resim yapıyorum. Dün akşam kuru pastel denedim, harika bir şeydi bayıldım, saatlerce uğraştım. Bu yarın belki başka bir şey olur, vazgeçemeyeceğim bir malzeme olur, sırf onu çalışırım ya da böyle harmanlarım bilemiyorum. Bildiğim tek şey sanatın,özellikle resim sanatının  hayatımda hep var olacağı, şekli hiç önemli değil. Yolda yürürken gözlerim ışığı takip edecek, lekeyi,şekli...Gökyüzünde gördüğüm renklere her seferinde şaşırıp, gülümseyeceğim.
Güzel bir hafta olsun diyerek kaçıyorum...

4.12.2014

Oradan buradan...

 Bilge hasta demiştim ya, önceki gün doktora gittik. Doktor geniz akıntısı teşhisimi doğruladı, antibiyotiğe başlattı. O gün okulu da astık:)) Aslında sinemaya gidecektik, hava pek güzeldi, sinemayı haftaya erteledik.
Günün tadını çıkarttık.
 Öksürüğü devam ediyor, bir iki güne toparlanır sanırım. Eskiden yağmuru sevmezdim, kapalı gri bir havadansa yağmurlu bir hava beni mutlu edebiliyor artık.
 Süper Penguen' in ikinci sayısı çıkmış, hemen aldık. Yine çok keyifli. Bilge " bakıyım Erdil (Yaşaroğlu) ne çizmiş bu ay" diyerek açtı dergiyi:))
Akşam Bilge ödevlerini yaparken bende sulu boya yaptım, bitiremedim gerçi ama iyi geldi. Uzun zamandır aklımdaydı eskizini yapmıştım, öylece duruyordu. Renklerine kavuştu:))
Bu sene hiç yılbaşı hazırlığı yapasım yok. Ağacı bile çıkartmadım daha, Bilge' nin de aklına gelmedi sanırım. Likör yapmalıyım, geç bile kaldım. Neyse toparlarım herhalde.Gününüz güzel olsun....

1.12.2014

Hafta sonu...

 Soğuk ve gri bir hafta sonu geçirdik. Aslında evde ayaklarını uzat kitabını oku, olmadı filmini izle, olmadı kıvrıl yat havasıydı... Bu ruh haliyle yollara düştük. Bilge kursa yollandı, ben ekonomiye bir miktar can katıp, "ne kadar kalabalık" diye diye dolandım.
 Çıkışta biraz keyif yapalım dedik, pasta yedik, dedikodu yaptık:)) Bu arada bir haftadır salon kapalı, tadilat vardı gidemedik.Bilge hemen hastalandı, öksürüyor. Akşamdan bir kara turp oyup bal koyma operasyonu yaptım, sabahta bin takla atarak yedirdim. Pöh yazarken bile yoruldum şimdi...
Cuma akşamı da evde film izlerken dolabın dibinde bulduğum seramik tabağı çiziktirdim. Daha bitmedi, ne yapacağıma karar veremedim, dursun bakalım biraz.                                                          
Bu havaları hiç sevmiyorum,enerjim yerlerde sürünüyor.Neyse güzel bir hafta olsun diyelim...

28.11.2014

Yaşasın Cuma...

 Aslında bugünün cuma olduğunu fark etmemiştim. Bilge sabah "ne giysem"diye ortalarda dolaşırken anladım,serbest kıyafet günü ve bugün cuma:))
Dün çok fena bir gündü, neredeyse patlayacak kadar içim şişti. Akşama doğru "Baran" filmini izledim ve bana çok iyi geldi. 2001 İran yapımı Majid Majidi filmi çok güzeldi,içime işledi. Aşkın en naif haliydi diyebilirim.
Film bitince Bilge'yi almaya gittim. Temiz ve soğuk hava daha bir iyi geldi, sakinleştim.
Hikmet Hükümenoğlu' nun "04:00" kitabını bitirdim,çok ilginç bir okumaydı, oldukça fantastikti bir o kadar da duygu dolu.Güzel bir okuma oldu benim için. Sırada ne var diye düşünürken, kulemin en altında kalmış Juli Zeh'in "Oyun Dürtüsü" ne başladım bu sabah. İlk on sayfayı okuduktan sonra bir kez daha anladım ki bu kadın bambaşka bir yazar. Hiç bir kitabı birbirine benzemiyor, bambaşka kurgularla sizi şaşırtıyor. Kendini asla tekrarlamıyor. İlginç bir okuma olacak. Keyifli bir hafta sonu diliyorum...

27.11.2014

Teyzemle konuşuyoruz, "kabağı ne yaptın diye soruyor" aslında bir köşede bir süre dursun istedim ama o kadar büyüktü ki, masanın yarısını kaplıyordu. Okuduğum kitabın en heyecanlı yerinde Koca radyoyu kapatıp en gıcık olduğum tv kanalını ve tiplerini açınca o hırsla mutfağa daldım. Kabağın hakkından geldiğimde sağ kolum tutmuyordu. Teyzem "bizim köyde çok iyi hamur yoğuran bir kadın vardı. Ekmek yapacağımız zaman nasıl yapsak da kızdırsak diye düşünürdük, hırsla daha güzel hamur yoğuruyordu " dedi.
Yalnız dolabın her yeri poşet poşet kabak oldu. Dün birazını tatlı yaptım, bir dilimden bizi doyuracak kadar tatlı çıktı. O sırada çöpü almaya gelen apartman görevlisi ablaya sordum ister mi diye, "olur biz çok severiz" dedi. Aman ne sevindim, poşeti görünce "sana kaldı mı" dedi , "daha bir sürü var " dedim.
Bu kabak nereden çıktı derseniz Emin Amca'nın tarlasından. Bu sene çok bereketli geçmedi hasadı, ama kabaklar almış başını gitmiş. Bir bu kadarda lahana getirdi, onuda turşu yaptım. Biraz daha mutfakta kalsam delirebilirdim. Etrafta kimse de yok verecek,  insan kendini ciddi ciddi asosyal hissediyor:))Bundan sadece böyle durumlarda şikayetçiyim gerçi:))

26.11.2014

"İzcilik"

 Bizim kız izci oldu demiş miydim? Demişimdir illaki, duyduğumda "hah bir bu eksikti" lafını sesli telaffuz etmiştim. İzcilik öğretmeni çocuklar ona "lider" diyorlar " haftada iki gün okul çıkışı iki saatini ayıracak deyince,  "iyi bari" dedim.
Bizimki ilk günden çok sevdi. "her gün bir iyilik yapacağım" dediğinde "olur odanı topla on iyilik etkisinde bir iyilik yapmış olursun bana" yı yemedi tabi, bilmiş bilmiş "iyilik hakkımı sana harcayamam "dedi. Öğretmen dilediği kadar iyilik yapabileceği konusunu aydınlatınca bizimki, iyilik çetelesi tutmaya başladı. Bir bardak su getirip, "ayyy süper bir iyilik bu değil mi" lerden tutup, markette yaşlı amcalara poşetini taşımayı teklif etmelere (kasaya kadar ancak taşıyabilirim ama demeler) sokaklarda elinde kedi maması "pisi pisi" diye doyuracak kedi aramalara kadar vardırdı işi. Bir de İzci Marşı dilinde mırıl mırıl "yollar uzun dikenli taşlı olsadaaaaa....."
Bu arada izcilik toplantısı olduğu günler almaya gittiğimde, sınıftan gelen kahkaha sesleri, çıkışta diğer çocukların "görüşürüz Bilge Abla" demeleri (üçüncü sınıflardan birkaç çocuk varmış) çok güzel oyunlar oynamaları Bilge' ye iyi geldi. İple çekiyor bir sonraki günü.
Asıl beni de bu işin içine sürüklemesine gelince, arada ağzımı bozuyorum (tamam bazen çokça olabiliyor) (evet Bilge' nin yanında da olabiliyor) Bilge hemen atlıyor " Anne izci kötü konuşmaz", "iyi konuşmasın ben izci değilim ki", "anne izci annesi ve yakınları da kötü konuşmaz", "hımm iyi o zaman konuşmayım" diyorum , ne diyeyim başka:)))

24.11.2014

Hafta Sonu

 Hafta sonu rüzgar gibi geçti, sabah sürünerek kalkarken bunu düşündüm. Güzeldi ama bir miktar daha uzun olabilirdi:))Bilge bu aralar tüm  çocuklar gibi bileklik örme çılgınlığına kaptırdı kendini. Onun bir adı var mı bilmiyorum ama hani şu renkli lastiklerden örülenlerden. En son babasının bileğine ölçüyordu, yazık adamın hali pek tuhaftı:))
 Cumartesiden yarım kalanlar pazar kahvaltı sonrası okunuyor. Koca'yla aramızda çok komik diyaloglara vesile Penguen.
 Yeni kitabım Hikmet Hükümenoğlu' nun "04:00" , çok başındayım ama ilginç bir okuma olacak diye düşünüyorum. Cumartesi okuma grubu günümüzdü. İyice azaldık. Kalan sağlar dediğimiz beş kişiyiz. Bence oldukça makul bir sayı ama diğer arkadaşlar bundan rahatsız. Neyse Isabel Allende ' nin "Eva Luna" sını konuştuk. Allende deyince akan sular durur bende, coştum da coştum:)) Gelecek ay için Latife Tekin' den "Sevgili Arsız Ölüm" okunacak kitap olarak belirlendi. Daha önce okumamıştım. Bakıcağız artık.
Pazar gününü muhteşem yapan güzel bir buluşmaydı. Sevgili arkadaşım ve ben sohbetin dibine vururken kızlarımızda keyifli vakit geçirdiler. Böyle güzel insanların etrafımda olması beni çok ,çok mutlu ediyor.
Etrafınızda güzel insanların, dostlarınızın hiç eksik olmaması dileğiyle kaçıyorum. İyi haftalar olsun...