9.01.2014

Dün

 Dün Bilge'yi okula bırakıp ofise geldim. On yüzbin telefon görüşmesi yaptım. evrakları toparladım. Yeşil çayımı demledim. Akılma haftalar önce aldığım metal uçlar geldi. Donmuş killerimi yumuşatıp, bilgisayarımın başına kuruldum. Sherlock Holmes' un 3. sezonu başlamış. Hem onu izledim, hem yukarıdaki ucu yaptım. Killerle o kadar uğraştırdı ki, başka bir şey yapmaya zaman kalmadı. Öğle tatilinden sonra gözüm saatte ptt' te gittim. Gaz almak için sıraya girdim. Bir sürü oflayıp puflama dinledim, hatta eşlik ettim. Ardından Koşa koşa Bilge' nin çıkışına yetiştim. Doğruca keman dersine gittik. Dersten sonra resim malzemesi almak için gittiğimiz büyük kırtasiyeye uğradık.
Darı ambarına düşmüş iki tavuk şeklinde elimiz kolumuz dolu çıktık. Karnımız zil çalıyordu, Akman' a uğradık. Çantalarımız koltuğa sığmayınca yan tarafta oturanlardan sandalyeyi almak için izin istedim. İki bey oturuyordu. İkisi de gümüş saçlı ve jilet gibi takım elbiselerinin içinde Türk filminden fırlamış gibiydiler. Birisi hemen sordu "küçük hanım mı uğraşıyor kemanla efendim? " ben "evet " dedim. "Ne zamandır neşrediyor" "bir buçuk yıl olmak üzere" İkisinin yüzünde kocaman gülümseme. Diğeri mail adresimi istedi " çok mühim keman parçaları var bende, size yollayayım" dedi. Elleri titreyerek adresimi yazdı. Ben masama döndüm, onlar bozalarını içmeye koyuldular. Bilge bana dönüp" ne kadar tatlılar değil mi, kemanı görmeseler konuşmazlardı sanırım "dedi. Ardından ekledi "keman çalmak  ne güzel bir şey":))

1 yorum:

  1. Bayıldım.
    Bilge kız a maşallah tabi size de. Asortik ten dooru geldim.

    Öperiz.
    Keyifli anne

    YanıtlaSil