11.04.2014

Haftayı bitiriken

Bu hafta koşturmaktan, üstelik sıfır enerjiyle koşturmaktan helak oldum. Bilge' nin faaliyetleri haftama damga vurdu. Bu çocuk hepsine nasıl yetişecek bilemiyorum. Önce okulla başlayayım. 23 Nisan için öğretmen bir şey yapmayacağız dediğinde havalara uçmuştum. Son anda kim kanına girdiyse" folklor gösterisi yapacağız dedi. Geçen senede yaptıkları için kıyafetler hazır nasıl olsa, çocuklar biliyorlar bla bla... Ama biz geçen sene aynı okulda değildik ki. Hadi bakalım kıyafet arama derdi. Neyse dün bir arkadaş iki kıyafet getirdi, bu sorunu çözdüm. Bir tek Bilge folklor oynarken yeterince üst kısmını sallamıyormuş, onu çözeceğiz:(((
İkinci sorun keman öğretmeni konser vereceğiz diye tutturdu. Konser diye diye Bilge' yi neredeyse kemandan soğutuyordu. Sonunda barış imzaladılar ama 26 nisanda konser var. Süslü püslü bir elbise aldık. Hanımefendinin istediği ayakkabıları hala bulamadık. Ciddi ayakkabı sorunsalımız var. Bu hafta sonu çözülmeyi bekliyor:((
Bale için yıl sonu gösterisi hazırlıyorlar. Allahtan kostümleri öğretmen hazırlıyor. Bizimki baş rol havasında ama çalışma sonrası her bir yanı ağrıyor. İki günde kendine anca geliyor.
Son demde ingilizce kursu var. Onlarda yıl sonu için ingilizce oyun çıkartacaklarımış.Öğretmeni "Ben her şeyi hallederim siz merak etmeyin, çocukları repliklerine çalıştırın yeter" dedi. Durum bundan ibaret, vay halime. Bilge' ye gelince o durumdan şikayetçi değil. Bir tek okuldaki gösteri yıkıcı bir etki yaptı üzerinde, o etkide kıyafetle silindi.
Gelelim enginara, ne alaka:)) Benim gibi otuzundan sonra sebze yemeye başlayıp, kerevizle, enginarla tanışırsanız, aile fertlerine bin takla atarak yedirirsiniz/yediremezsiniz. Kerevizi patates diye Bilge' ye yutturuyorum(Koca inatla yemiyor) ama enginar konusunda çaresizdim. Faidelerini anlatmak da kar etmiyordu. Kız kardeş tavsiyesiyle enginarı çiğ olarak yedirmeyi başarabildim. Salatalara koyuyorum, akşam atıştırmalığı olarak dilimleyip ağızlarına tıkalıyorum. İtirazsız yiyorlar. Bu başarımdan dolayı çok bahtiyarım.
Bu ara kitap okuma hızım arttı. Bir kaç kitap bir arada okudum.İlk kitap yine gecikmiş bir okuma benim için. Ferenc Malnar' da " Pal Sokağı Çocukları". Nemecsek yüreğimi dağladı gitti. Craig Sılvey' in "Çemberin Dışındakiler" ini okudum, çok yorucu bir kitaptı, çok sevmedim. Kitaptan aklımda bir tek azgın opussumlar (keseli sıçan türü) kaldı. Sahaftan aldığım 1968 basımı Pearl S. Buck 'ın "Yeni Yıl" kitabı güzeldi. Çabucak bitiverdi. Kitaptaki imla ve çeviri hataları bile güzeldi. Araya Ömer Hayyam' ın "Rubailer"ini sıkıştırdım. Aslında her gün rastgele bir sayfa açıp yeniden yeniden okuyabileceğiniz güzellikte bu rubailer. Lafın özü Hayyam'dan bugüne değişen hiçbir şey yok. Son kitap benim için yeni bir yazar olan Selçuk Altun' dan "Sol Omzuna Güneşi Asmadan Gelme" su gibiydi, başladım ve bitti. Oktay Rıfat şiirlerini okuma isteğiyle birlikte keyifli bir okumaydı. Bu hafta bir sürü filmde izledim. En çok Iloılo ve Kuzgun filmleri güzeldi.
Hayyam' dan bir rubai ile bu haftayı bitireyim, kendinize iyi bakın.Hafta sonunuz güzel olsun.
"Ey özünün sırlarına akıl ermeyen,
Suçumuza, duamıza önem vermeyen;
Günahtan sarhoştum, ama dilekten ayık,
Umudumu rahmetine bağlamışım ben."
Dayanamadım bir tane daha yazacağım:))
"Her sabah yeni bir gün doğarken
Bir gün de eksilir ömürden
Her şafak bir hırsız gibidir
Elinde bir fenerle gelen"

2 yorum:

  1. Ülen bebenin canına okudunuz diyecem ama bebeyi tanıyorum, kendi sizden heveslidir :)
    Ve ayrıca Bilge bir numaralı arkadaşına benzemiş, benim de belden aşağım ve yukarım hiç senkron tutmaz, üstü oynatsam altı durur, altı oynatsam üstü durur. Yöntemi varsa bana da öğretin kurban olam, arada bir oynaaasım geliyor :)

    YanıtlaSil
  2. Çocukların peşinde zavallı anneleriz:-) Bizimkinin de yarın sudoku yarışması var, ben çıkamıyorum, Can işte olacak, annem Yalova'ya dayımın yedisine gidiyor ne yapacağım bilmem. Neyse ki öğretmenlerini tavlıyor, anam beni sana kattı diye yanından ayrılmayacak artık:-)

    YanıtlaSil