28.02.2014

Haftayı Bitirirken

Sabah kalktığımda "şehir bugün hiç uyanmayacak gibi" dedim. Şubata yakışır sisli puslu havamız. Şükredip, seviniyorum."yaşasın cuma" bugün. Dün evi toparlamaya pek niyetliydim ama olmadı, olamadı. Şöyle üzerinden yalancıktan geçtim:)) Jean Rhys' ın "Ayrılıktan Sonra" kitabına başladım. Yemek faslından sonra, banyo faslı ve Halk Tv' de Yılmaz Özdil'i izledim. Ne güzel adamsın Yılmaz Özdil, iyi ki varsın.
Hafta sonu kurs maratonunda koşturacağız. Ama öncesinde bu akşam  ÇSM' de Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu Konseri' ne gideceğiz. Kendinize iyi bakın, keyifli bir hafta sonu geçirin...

26.02.2014

Huzurum...

Gece kaçta yatarsam yatayım sabaha doğru uyanıyorum. Parmaklarımın ucunda evin içinde dolanıyorum. Önce Koca'nın yastığa ve yorgana gömdüğü kafasını düzeltiyorum. Bilge' nin odasına giriyorum. Üstü genelde açık oluyor, yorganı usulca üzerine örtüyorum. Mutfak camından sisli puslu şehre bakıp, bir süre dinliyorum. Her şey sessiz. Şehir, ev, eşyalar muhteşem bir sessizlik içinde. Saatime bakıyorum, rutinin başlamasına daha varsa, salona geçiyorum. Çiçeklerime bakıyorum. Sulamam gerekenleri sulayıp, fısıltıyla yeni çıkan filizlerle ya da yeni açan çiçeklerle konuşuyorum. Tekrar yatak odasına geçiyorum, içerisi görebileceğim kadar aydınlanmışsa kitabımı alıp, dün gece kaldığım yerden devam ediyorum, günün en güzel zamanını yaşıyorum, telefonun sinir bozucu alarmı çalana kadar. Yavaşça Bilge'nin yanına süzülüyorum, üşümüş ayaklarımı ayaklarına değdiriyorum. Bir taraftan gülümseyip, bir taraftan homurdanarak ve çokça beni yorarak yataktan kalkıyor. Bilge kahvaltısını yapmaya otururken Koca' yı bin nazla kaldırıyorum. Evden en son ben çıkıyorum. Dışarıda yağmur yağıyor, huzuruma cila niyetine...

25.02.2014

Şubat kitapları

Bu ay okuduğum kitaplardan ayrıntılı bahsedecek zamanım olmadı. Bugün kısa kısa yazayım istedim.
İlk kitabım Ayfer Tunç' tan "Dünya Ağrısı". Ayfer Tunç' un okuduğum kitapları arasında  beğenmediğim  yok zaten. O bambaşka bir yazar, ruhunuza dokunuşu çok farklı. Daha önce bahsetmiştim, daha detaylı bilgiyi Bibliyomanyaklarda da bulabilirsiniz. "Dünya Ağrısı kelimelerle sıkılmış bir yumuruk" (arka kapaktan)
İkinci kitabım okuma grubumuzla okuduğum Jean-Paul Sartre' den "Bulantı". Aslında grupla okuduğum kitaplar biraz dayatma, bolca sıkıcı oluyor. Bu kitap farklı hissettirdi, oldukça etkileyiciydi.
Üçüncü kitap Mehmet Anıl' dan "Forbes Cinayetleri". İtiraf edeyim ne zaman aldığımı hatırlamıyorum ama büyük ihtimalle indirimden aldım. Çok ilginç bir kitaptı.Pek çok cümleyi defterime aktarmışım. Başlığına bakıp  cinayet romanı diye düşünmeyin. "Babam kışın giyilen yünlü çamaşır gibiymiş Hâkim, hayatımdaki önemini ancak yokluğunda anladım. Ve hep üşüdüm. " "İnsanların alışmak diye bir yeteneği olmasaydı, her yakını ölen ya da sevdiğinden ayrılan bunalımdan çıkamaz, intihar ederdi. Neslimizin devamını, üreme dürtümüze değil, bu özelliğimize borçluyuz" (kitaptan alıntılar)
Dördüncü kitabım "Yıldız Erdal' dan "Tuz Buz Anjelika".  Bu kitabıda muhtemelen indirimden almışım.Başlıklar altında, deneme tarzında yazılar var. Bazıları çok etkileyici. Başlıkta bahsi geçen Ajelika Krılova.
Beşinci Kitabım "Albert Camus' tan "Yabancı".Bu kitapta yine okuma grubumuzla belirlediğimiz bir kitap. Son iki sayfaya kadar çok sıkılarak okudum. Ama son sayfaları çok etkileyiciydi. Okuduğuma memnun oldum."...Albert Camus politik söylemlerle sesini yükseltmedi ama fısıldayarak bile depremler yarattı, çağdaşlarını derinden etkiledi" (arka kapaktan)
Şu an elimde Melisa Kesmez' in "Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz" kitabı var. Kısacık ama etkileyici öykülerden oluşuyor. Çok beğendim. Çok etkileyici, kelimelerine , cümlelerine, anlatımına bayıldım. Elimden bırakamıyorum, akşama bitiririm diye düşünüyorum.
Herkese  keyifli okumalar diliyorum...

24.02.2014

Dolu Dolu Hafta Sonu






Harika bir hafta sonu geçirdik. Cuma akşamı Ankara Sanat Tiyatrosu ' nda "Halktan Biri" oyununu izlemeye gittim.
AST' de tiyatro izlemek benim için ayrı bir keyif. İçeri girince tadilat yapılmış olduğunu gördüm. İçeriye kafeterya eklemişler. Önce bir şaşırdım. Tanıdık havası kaybolmuş gibi geldi.Ardından kapılar açılınca bildik AST çıktı ortaya, çok sevindim.Bu arada AST 50. yılını kutluyor.


Salon tıklım tıklımdı. İzleyici harikaydı, pür dikkat oyunu izledik.Oyun muhteşemdi. 

 Mehmet Atay ve Mahir İpek oynuyordu. Büyük bir beklentiyle gitmiştim zaten, hayal kırıklığına uğramadım.Ayakta dakikalarca alkışladık. Tiyatrodan çıktığımda kendimi çok iyi ve şanslı hissettim.
 Ankara'da yaşayan arkadaşlar, sakın kaçırmayın derim.
 Cumartesi öğlen yine AST' de "Aslanın Buyruğu Tilkinin Kuyruğu" oyununa gittik.
 Salon yine tıklım tıklımdı, çocuklar çok fenaydı. Arada sahneyi yerle bir edecekler diye endişelendim:))
 Bilge pür dikkat izledi. En sonunda arkada oturan çocuğa çok sinirlendiğinden, sürekli koltuğunu tekmelediğinden, ayıp olur diye bir şey söylemediğinden dem vurdu:((
 Çıkışta yakalayabildiğimiz oyuncuyla fotoğraf çektirdik:))
Kursa yakın olduğu için keman dersi saatine rahatça yetiştik. Çıkışta geze dolana çerçeveciye gittik. Paspartu kartonları aldım renk renk. Bir demet papatya aldık, mis kokulu. En son kestaneci gören Bilge "alalım" diye tutturdu. Kestane sevgisi depreşti. Bir avuç kestaneye beş lira verdik. Bindiğimiz taksinin şoförüne zorla iki tane anca ikram etti:)) Akşam eve gelip yemek yapmaya koyuldum. Bilge' nin kuzeni geldi. "Hadi şarap içelim" fikri benden çıktı ama ikinci kadehin sonunda resmen sızmışım. Ne güzel uyumuşum. Sabah kahvaltısı neredeyse bruncha dönmek üzereyken, hazırlanıp kursa gittik. Bilge' yi ingilizce kursuna bıraktım. Kuzen tiyatro kursuna, ben de tezhibe girdim. (çok kursiyer bir aileyiz farkındayım) ama bir baktım malzemelerimin yarısını evde unutmuşum. Artık kızlarla sohbet ederek akşamı ettim. Bilge' nin okul ödevleri olmadığı için çok mutlu oldum. Kek yapmayı unutunca sabahın köründe kalkıp kek yaptım:)) Bilge' yi okula bırakıp ofise geldik. Kahvaltı faslından sonra çocukları ve Koca'yı işe gönderdim. Bugün çok yoğun bir gün, bir sürü işim var ama olsun keyfim yerinde. Haftamız güzel olsun, ben kaçtım...

21.02.2014

Haftayı bitirirken

Geldik haftanın sonuna.Kardeşim hastahaneden çıkıp eve geçti. Allah anneme sabır ve güç versin diyorum. Kadıncağız direk kelime tasarrufuna geçti. Telefonda ağzından bir kaç kelam alana kadar, kırk takla atıyorum. Havalar çok acayip. Dün Bilge'yle okuldan gelene kadar kan ter içinde kaldık. Üstelik üzerimizde montlarımız vardı. Ortalık seçim afişleriyle dolu. Özellikle muhtar adaylarının artistik pozlarının afişlerini koca direklerin arasına nasıl asabildiklerini hayretle izliyorum.Gündemde Yasaklar, saçma sapanlıklar devam ediyor.Yolda anketörler durduruyor sürekli. Her gün satırlar dolusu işe, elemanları göndermeme rağmen ortalıkta para olmayışı acayip bir ironi. Dışarıdan geveze kuşların sesi geliyor. Lalelerden biri açmak üzere. Balıklardan birini sabah ölü buldum. Geldiğinden beri bir garipti zaten. Akvaryumdan dışarı zıplamaya çalışıyordu. Umarım diğerleri ölmez. Bilge görmeden yerine yenisini almalıyım. Dün akşam Mehmet Anıl' ın Forbes Cinayetleri' ni bitirdim. İlginç bir kitaptı. Aylık okuma grubumuzla kararlaştırdığımız Albert Camus' un Yabancı' sına başladım. İlk yirmi sayfa okudum, hiç sarmadı:( Allahtan ince bir kitap...
Bilge' yle  bir kaç gün önce okumaya başladığımız "Jane Eyre " in sonuna doğru uyuya kaldı. Ben dayanamayıp kitabı bitirdim. Sabahta okula giderken sonunu anlattım. "İyi bari güzel bitmiş" dedi:))
Hafta içi tiyatro biletleri aldım. İki oyunda Ankara Sanat Tiyatrosu' nda. İlki "Halktan Biri" Mehmet Atay ve Mahir İpek oynuyor. Bu oyuna yalnız gidiyorum. Cumartesi günüde Bilge' yle "Aslanın Buyruğu Tilkinin Kuyruğu oyununa gidiyoruz. Yaşasın tiyatro diyor, güzel bir hafta sonu diliyorum.

20.02.2014

Yeni kolye, bir de hediye:))

 Baya uğraştım bu kolye ucu için. Metalin doldurulacak kısmı geniş olunca, sağlam olsun diye çabaladım. Sonra her zamanki minnak güllerle doldurdum içini.
Buda bir arkadaşımın yılbaşı için yaptırdığı kalemliği yolladı. Akvaryumlu kalemlik. İçine üç tane balık aldık. Işıklı mışıklı çok cici bir şey. Bilge el koymak için çok çabaladı ama vermedim:)) Çeşmesi bilem var ay çok görmemiş oldum farkındayım ama çok şirin değil mi:))

19.02.2014

Dün

 Dün sabah bir hafta önce aldığımız çiğdemler açmıştı.Sarı sarı kafalarını uzatmışlar bana bakıyorlardı. Gönül elbette karlı bir tepede görmek istiyor ama kitaplığımda da güzelliğine doyum olmadı. Sabırla laleleri bekliyoruz. Önceki hafta sinema günümüzde Bilge'yi zorla "Eyvah Eyvah 3"sokup, beş karış suratla çıkınca, bu hafta "Lego Filmi" kaçınılmazdı. Okul çıkışı gittik.
Bilge' de süper bir cırcır böceği edası vardı, aman aman. Bu edayla başlayan inceden bir baş ağrısı, ağır ve çizik 3D gözlükleriyle katmerlendi. Sinemanın en tepesinde ve ufacık salonun basıklığı ise tuz ve biber oldu üstüne. İzleyici kitlesinin eşli ve çocuksuz vaziyeti, film başlamadan bir kaç kez biletlerimize bakmama sebep oldu. Filmin ilk beş dakikasından sonra ben tosur tosur uyumuşum. Arada gözümü açtığımda legodan Batman' ın saçma sapan konuşmalarını hatırlıyorum. Bu arada Bilge kahkahalar falan atıyor. Neyse filme ara verilince "gidip patlamış mısır alayımda onunla oyalan bari, bu ne uyuyup duruyorsun "dedi:)) Çıkışta ağzımda iğrenç patlamış mısır tadı, filmin uzunluğundan tuvalete gitme isteği ve burnumun üstünde saatler sonra geçecek gözlük izi kaldı:((( Bilge' ye sorarsanız "film pek güzeldi", bana hiç sormayın:))

17.02.2014

Hafta Sonu

 Cumartesi günü yağmurlu havayı görünce çok sevinmiştim ama uzun sürmedi. Bu sabah yine güllük gülüistanlık ortalık. Bu kız baya uzamış değil mi:))
 Cumartesi bale kursundan. Isınma hareketleri yaparak bana hava atıyor.
 Öğretmeni "hava atıyorsun bari doğru at" diyerek düzeltiyor.
 Bilge' nin son modifiye çalışması:) Kanatlar ve kafasında tacıyla atımız:))
 İlk tezhib çalışmam sonunda bitti. Yaklaşık iki ay sürdü ama benim tembelliğimden ve yoğunluğumdan uzadı. Bir çok hata var ama ben çok beğendim. Çerçevelenmeye  gidecek.
 Yeni başlayacağım deseni dün seçtik.
Şöhlere geçirdim, haftaya boyamaya başlayacağım.
Dün farklı bir uygulama yaptık. "Aherleme" denen bir yöntemi denedik. Şöhler kağıtları, çay ve kahveye boyadık. Kurduktan sonra şap ve yumurta akıyla kapladık.İyice kuruyunca hafta içi "mühürleme" yapacağız. O da kağıdın yüzeyini pürüzsüz bir camla (kitap ağırlığı kullanacağım) ezerek olacak sanırım. Yalnız bunları yaparken tek kare fotoğraf çekmek aklıma gelmemiş. Bitmiş hallerini fotoğraflarım artık. Bu işlem kağıdı ve deseni korumaya ve ömrünü uzatmaya yarıyormuş. 
Erkek kardeşimin geçirdiği kazadan bahsetmiştim önceki yazımda. Ameliyat oldu, bugün taburcu oluyor. Bir sürü vida ve dikişi var ama olsun buna da şükür diyoruz. 
Güzel bir haftamız olsun...

13.02.2014

Garip duygular...

İnsan kötü bir haber aldığında önce yüreğinde acı bir sızı hissediyor. Sonra bu durum karşısında ne yapabileceğini düşünürken garip bir şey oluyor."Ya daha kötüsü olsaydı" diye düşünürken, daha kötü senaryolar film şeridi edasında, gözünün önünden geçiyor. "Buna da şükür "dedirtiyor. Sanırım insanın kendini teselli ve tedavi yöntemindeki en yaratıcı yol bu. Yanlış anlamayın yöntemi küçümsemiyorum, iyi ki var böyle bir yöntem, yoksa akıl sağlığımız nice olurdu?
Onu motorun üstünde ilk gördüğümde tüylerim diken diken olmuştu. Annem "çok dikkatli sürüyor, kaskı hep takılı, endişe etme "demişti. Bırakın motoru, araba kullanmayı bile sevmeyen, gerilen ben; böyle bir tutkuyu anlamıyor olabilirim diye düşünmüştüm. Birde her ne kadar doğduğu günü hatırlasam da koskoca adam oldu sonuçta otuzlarına yaklaştı, beni mi dinleyecek. Seçimlerine saygı duymak lazım diye düşünmüştüm. Düne kadar. Dün kaza yaptığı haberi geldi. Motordan düşmüş. Bacağında  bir kaç kırık var. Şuanda ameliyatta, benim kulağım telefonda. Annem "gelme ne yapacaksın" dedi. Nişanlısı da başında. En son telefonda "iyileşince iki motoru da satacağım bir daha asla binmem "dedi. ( bu arada evet iki motoru var) İşin en dramatik tarafı mayıs sonunda düğünü var:( ama olsun buna da şükür. Akşam Bilge dayısıyla konuştu, saçında kocaman kelebekli tacıyla. Sonra bana kırıklarla ilgili bin tane, cevabını bilmediğim soru sordu. Sonra "çok çok kötü bir durum değil, az kötü bir durum değil mi" diye sordu. Gülümseyip kafamı salladım, yöntemi bulmasına sevinerek...

11.02.2014

FANTASTİK DÜNYA

"Kendi masalını kendin yaz" diyor Fantastik Dünya' nın kapağında.
 Çizimleri çok güzel, çok naif. İşbankası Yayınlarından çıkmış. 
 Bilge'yle görür görmez vurulduk.
 Baskısı, tasarımı harika.
 İçinde tüm masal kahramanları var neredeyse ve bir sürü masal...
 Ve sonunda "Sonsuza Kadar Mutlu" kısmı var, masalların en güzel kısmı...

"Son" kısmı yüreklendirici. 
Ortalık darmaduman. Her yerde ses kayıtları, yolsuzluklar, yok artık dedirtecek olaylar. Bunlara hâlâ kulaklarını tıkayanlar, gözlerini kapatanlar. Umudumuza sarılmak en büyük dayanağımız ama gerçekçi olmak kavramı da sinsice kapıda bize bakıyor. Nasıl masal yazılır ki bu durumda?

10.02.2014

Tatili bitirdik

 Ben bu tatilden bir şey anlamadım, baştan alabilir miyiz ? Tamam geçti gitti. İnsanın normal hayatına dönmesi de güzel bir yerde diyerek teselli buluyorum. Bilge tüm tatili neredeyse fotoğraftaki gibi geçirdi ama merak etmeyin hiç şikayet etmedi. Şikayetçi olan benim:(
 Hafta sonu okuma grubumuzla aylık toplantımız vardı. Kitabımız Jean-Paul Sartre' nin Bulantı kitabıydı. Varoluşçuluk felsefesi üzerine konuştuk. Sartre' nin okuduğum ilk kitabıydı. Oldukça ilgi çekiciydi. Gerçi "Varlık ve Hiçlik" asıl ilginç olanı ama kalınlığını görünce korktum, belki ilerleyen zamanlarda okurum:))
Tezhib dersleri iyi gidiyor, çalıştığım desen bitmek üzere son kontür çizgilerini geçiyorum. Bibliyomanyaklar' da tanıtımını okuyup, okunacak bir yığın kitabım olmasına rağmen dayanamayıp Ayfer Tunç' un son kitabı "Dünya Ağrısı" na başladım.Bu akşam yarılarım gibime geliyor. Bilge sabah oflaya puflaya okula gitti. Birazdan gidip alacağım. Bakalım neler yumurtlayacak:)) Güzel bir hafta diliyorum hepimize...

6.02.2014

Keyifli kaçamaklar

 Bilge'yle yalnız kalabildiğimiz bir kaç günü iyi değerlendirdik.Bol bol gezdik, alışveriş yaptık.
 Sinemaya uçarak gittik:))
Filmimiz "Karlar Ülkesi" ydi, yine bir Disney harikası, 3D kalitesi' de güzeldi. Film boyunca iki kova mısır yedikten sonra, gün boyu dişlerimizden mısır temizledik:)) En çok kardan adam Olaf' a bayıldım, çok şekerdi sıpa. Hızımızı alamayıp evde de bir sürü film seyrettik. Bugün ev yine kalabalıklaşacak, hafta sonu tekrar normal hayatımıza dönmeyi umuyorum, bizim için dua edin:))

3.02.2014

Tatil sürerken

Efendim tatilin ilk yarısı bitti, ben hâlâ bir şey anlamadım. Uzun süredir yorulmadığım kadar çok yoruldum. Bir daha ki tatilde evde oturmak yok, kendimi en yakın yere atacağım. Kaldıramayacağım hiç bir işe bulaşmayacağım. Böyle bir şey yapmaya kalkarsam biri beni silkelesin lütfen. Bunca zamandır yapabildiğim en güzel şey "Ruhlar Evi" ni bitirmek oldu. Harika bir kitaptı. Şiddetle tavsiye ediyorum.Şimdilik kaçtım, hadi kendinize iyi bakın...