12.03.2015

"Akran Zorbalığı"

 Kazancakis'in yarattığı  ve Antoni Quinn' in can verdiği "Zorba" nın sahilde diğer kahramanla sirtaki yapığı sahne ne güzeldir, ne naif. Bildiğim en masum "zorba"dır, Kazancakis' in kahramanı. Bunları düşündüm dün okulun kıytırık salonunda bir avuç kadınla rehberlik öğretmenlerinin verdiği semineri dinlerken.. Yağmurdan ıslak paçalarımın verdiği ürpertinin, konuyla birleşerek yarattığı hissiyat sinir bozucuydu. Konumuz "Akran zorbalığı" olunca sandım ki o salon dolup taşacak. Ama anladığım kadarıyla gelenler çocuğu zorbalığa uğrayan velilerin bir kısmıydı. Ben de öyleydim. Geçen seneden beri Bilge' nin sınıfında hiperaktivite sorunu olan bir çocukla sürekli sorun yaşıyoruz. En son geçen hafta Bilge okula gitmek istemeyip, hastalık numarası yapınca olay iyice çığırından çıktı. Önceki hafta yine rehberlik öğretmenleri öfke kontrolü üzerine sınıfta ders verirlerken bu ikisini konuşturmuşlar. Ders sonunda çocuk teneffüste Bilge' yi sıkıştırmış ve "yarın okula gelirsen ağzını burnunu dağıtırım" demiş. Bilge bunu ağlayarak anlattı. Babasıyla okula gidip öğretmeniyle konuştuk. Bize biraz bekleyelim ben size haber vereceğim dedi. Dün böyle bir seminer olduğunu öğrenince ben de işi gücü bıraktım seminere gittim.Anladığımı anlatacak olursam;
1- Hiperaktivitesi çocuğun zorbalığının gerekçesi olabiliyormuş.
2- Hiperaktivitesi olan bir çocuğun tedavisi tamamen ailesinin vicdanına bırakılıyormuş.
3- Her yedi çocuktan birisi akran zorbalığına maruz kalıyormuş.
4- İlkokullarda disiplin suçu olmadığı için caydırıcı hiçbir cezası yokmuş.
5- Ailelerle konuşmak dışında ellerinden bir şey gelmiyormuş.
6- Sistemli bir takipte yokmuş, bugün bir olay oluyor, çocuklarla konuşuluyor ve tataaaa her şey yolundaymış gibi yapılmaya devam ediliyormuş.

Mevzuyu ilk duyduğumda aptalca bir şey yaptım ve Bilge' ye kızdım. "Niye kendini korumuyorsun "dedim, " o çocuğun kırmadın kafasını ki seni rahat bıraksın" dedim ve en komiği "teakwando yapıyorsun güya " dedim. Çocuğum bana döndü "saçmalama anne müsabakada mıyız nasıl zarar vereyim ben ona " dedi.
Durumdan haberdar olan diğer velilerden biri  bana "çocuktur canım üzülme bu kadar onlar aralarında hallederler " dedi. Buz gibi oldu içim. "Senin oğlun hiç sorun yaşadı mı bu çocukla" dediğimde "benimki onun hakkından geliyor, o yüzden dokunamıyor" dedi. Allahım şaka gibiler.
Neyse bu sabah yine rehberlik servisinde uzun uzun konuştuk. Diğer çocuğun ailesiyle de konuşacaklarını söylediler ama çok şey beklemememi ima ettiler.
Bilge' ye gelince o çocuktan uzak durduğunu ve konuşmadığını söylüyor.
Sabahtan beri düşünüyorum, sınıfını ya da okulunu değiştirmek tek çözümmüş gibi görünüyor ama böyle insanlarla hayatı boyunca hep karşılaşacak. Nereye kadar kaçabilir, bir şekilde baş etmeyi öğrenmesi gerekiyor. Belkide çocuğuma en büyük kötülüğü ben yaptım. Hep doğadaki hiç bir canlının canını yakmaya hakkın yok diyerek, sevgi dolu,iyilik dolu, başkalarına karşı saygılı olması gerektiğini  söyleyerek büyüttüm...sanırım  çok büyük hata yaptım...bilmiyorum...sinirlerim altüst oldu...

2 yorum:

  1. Bazen ben de aynı şeyi tekrarlıyorum kendime. Hep kimseye zarar vermemesini, sadece uzak kalmasını salık verdim. Ama üstüne üstüne gittiklerinde çaresiz bıraktım oğlumu... Şimdilerde ise sadece kendini korumasını söylüyorum. Bu nereye kadar devam eder bilmiyorum...
    İnşallah konuyla ilgili siz de bir çözüm bulabilirsiniz. Akran zorbalığı hakikaten zor bir durum. Yine karşınızda bir çocuk var çünkü... Keşke tüm aileler bu konuda duyarlı olabilse :(

    YanıtlaSil
  2. Benimkisi de çok çekti . Görmezden gel, uzak dur tavsiyelerim de işe yaramadı bildiğin taciz edip duruyor. En sonunda iki tane patlat deme noktasına geldik. Öyle demedik tabi ama sanırım bayağı yakın fikirleri vermiş olabiliriz..

    Okul değiştirmek de istemedik, sorunları olunca kaçmayı öğretmiş oluruz gibi geldi. İnsan kendisini çok çaresiz hissediyor bu durumlarda:-(

    YanıtlaSil