28.09.2015

Sonunda Okul Açıldı


"Dinsizin hakkından imansız gelir" diye büyüklerimiz boşuna söylememişler. "Okuldan nefret ediyorum" diye tatile giren çocuk kişisi dört ay tatil yapınca sonlara doğru "okul açılsın artık" diye dolandı durdu:)) Sabahın köründe uyanmış gözümün içine bakıyordu. Hazırlandı erkenden, götürüp okula bıraktıık.
Biraz önce de gittim okuldan aldım. Çantası kitap dolu, elinde kırtasiye listesi... Onları da alıp ofise geldik. Biraz soluklanıp evde "kitap kaplama partisi" vereceğiz:))
Okul boyanmış, biraz elden geçmiş, güzel olmuş... Birinci sınıflar, ürkek etrafa bakıyorlardı. Bilge'ler son sınıf, kocaman göründüler gözüme.
Keyifli bir yıl olur umarım bütün çocuklar için...

16.09.2015

Eylül

 Eylül ayının ortasında bu başlığı atmak garip mi oldu bilmiyorum:)) Beni tanıyanlar bilir eylülle aram iyi değildir. Hatta uzunca bir süre kendisine küsmüşlüğüm de vardır. Yıllar önce bir eylül ayında kaybettim babamı. Ondan sonra da eylül tüm hüzünleri taktı peşine geldi. Neyse zaman yavaş yavaş tüm acıların üzerini örtüyor, keşke "daha az özlemek" diye bir duygu da bulabilseydi...
Ankara' nın uzun kışının gelmesine neredeyse yarım mevsim kalmışken, her güzel hava bana bir armağan gibi gelir bundan böyle. Pazar günü tüm öğleden sonra Mogan' daydık. Geveze ördekleri saymazsak göl çok güzeldi. Ayakkabılarımızı çıkarttık, çimlerin üzerinde dolaştık. Toprağı hissettim, yaşadığımı... Kitap okudum, resim yaptım, uçurtma uçurmaya çalışan Bilge' yi ve babasını izledim, yüzümü gökyüzüne çevirip bulutları izledim... İyi geldi ziyadesiyle...
Evde zaman buldukça killerimle oynamaya devam ediyorum. Kim bilir belki bir gün ağacın altına bir kedi yapmayı başarabilirim:))

Biliyorum kendime döndüm... Kendime iyi gelmeyi umuyorum...

12.09.2015

Günler geçerken


Birisi kalbimi ellerinin arasına almış, sıkıştırıp duruyor sanki. Okuduklarıma, izlediklerime inanmak istemiyorum. Dilimde hep "bu kadarını da yapamazlar" lafı ama gözümüzün içine soka soka yapıyorlar işte. Gencecik insanların ölümlerinden nemalanıyorlar. Milleti birbirine kırdırıyorlar. 
Annem telefonda sıkı sıkı tembih ediyor "kalabalık yerlere gitmeyin" diye. "Bir şey olmaz" diyorum ama Bilge' yi derse götürürken ne kadar tedirgin olduğumu fark ediyorum. Takside şoförle konuşmamızı dinleyen Bilge' nin "insanlar neden kitap evi yakar" sorusuna cevap veremiyorum". 
Bige' nin dersten çıkmasını beklerken yıllardır tanıdığım iki laf silahşörünün gündemle ilgili saçma tartışmalarına dahil olmamak için kitabıma gömülüyorum.Sosyal medyada herkesin klavyesinden bela ve nefret fışkırıyor. Sonuna da "barış istiyoruz" deniyor. Bu kadar nefretin sonundaki barış hiç umut vadetmiyor. Sanırım toptan depresyonun dibini görmemizi, mutsuzluktan ölmemizi istiyorlar. 
Ne yapmalı, nasıl yapmalı bilmiyorum ama böyle olmayacağını biliyorum. Kitaplarıma, boyalarıma sıkı sıkı tutunmaya çalışıyorum...

1.09.2015

Özet akışı

 Uzun zamandır burada yaptıklarımı paylaşmamışım. Bugün biraz son yaptığım takılardan bahsedeyim istedim. Yıllardır polimer kille uğraşırım. Yeni bir şeyler arayışım hep sürmüştür. Sevimli şeyler yapmak çok benlik değil gibi gelirdi hep. Ama bu sevimli balıklar, kediler, baykuş falan ortaya çıkınca çok keyifli olduğunu fark ettim. Kesin çizgileri olmamalıymış insanın bu konularda. Şu gerçeği de fark ettim, yaptığın ürünün boyutu ne kadar küçülürse, çalışmak, detay vermek o kadar zor oluyor. Görünüşte minik ve basit olduğuna bakmayın sahiden zorluyor insanı.
 Aslında farklı bir şey daha doğrusu desen yapmaya çalışırken, bunlar çıktı ortaya. Çini gibi, keyifli ve güzel oldular sanki. Dün gece başka renk de yaptım ama bu rengin güzelliği bambaşka. Bugün fırınlayacağım. Umarım rengi bozulmaz.
Bu minik evlerse en çok keyif aldıklarımdan. Önce renkli ev fikri ortaya çıktı, sonra minik bir bulut, sonra küçük bir ağaç, onun arkadaşları, yerde yapraklar...
En büyük sıkıntı yardımcı malzemeler. Nasıl bir kordon olmalı, hatta kordon mu, zincir mi bir sürü soruyla geliyor tasarlama aşaması. Kafamda biri sürü fikir var. Acele etmeden, özenerek yapmak istiyorum.
Bez çanta boyama fikri de onlardan biri. Özellikle yaz günlerinde  bez çanta kullanmayı seviyorum. 
Bu küçük çantaları internette görüp aldım. İlkini böyle boyadım. Tekstil kalemi ve akrilik boya kullandım. İtiraf edeyim çok zahmetli, tek tek uğraşmak çok vakit alıyor.Belkide daha az detay çalışmak lazım.
Selçuk Altun' un "Annemin Öğretmediği Şarkılar" kitabına başladım. Başı biraz karışıktı ama ilerledikçe her şey yerine oturmaya başladı. Özlemişim Selçuk Altun okumayı. 
İyi bakın kendinize...