28.01.2016

Filmler, filmler


Bu soğuk havalarda yapılacak en güzel şeylerden biri kitap okumak, diğeri film izlemek bence.
Bu ay izleyebildiğim filmleri buraya aktarayım istedim. Malum Oscar' da yaklaşıyor. Hepsini izlemeye çalışacağım diye düşünüyorum ama çok umutlu adaylıklar yok sanki:(( O yüzden araya başka filmlerde koydum yoksa sıkıntıdan patlayabilirdim.

İlk film Atlara Fısıldayan Adam  1998 ABD yapımı bir film. Yönetmen koltuğunda Robert Redford var. Oyuncular;  yine Redford, S.Johonson, Kate Basworth var. Tv' de denk geldik. Oldukça duygusal bir film. Yaralı bir at ve en az onun kadar yaralı bir kız çocuğunun, ailesinin hikâyesi.

Brooklyn 2015 İrlanda Yapımı. Yönetmen; Jhon Crowley. Oyuncular Saorise Ronan, Domhnall Geelson, Emory Choen... Oscar adayları listesinden izledim. Konu olarak çok etkileyici değildi, ama dönem, oyunculuk etkileyiciydi.

Marslı  2015 ABD yapımı bir film. Yönetmen Ridley Scott. Oyuncular; Matt Damon, Jessica Chastian... Yine Oscar adayları listesinden izledim. Aslında iki kez izledim. İlki çok parça pönçük ve görüntü kalitesi çok kötü izlemiştim. Sonra bizimkilerle dvd' den izledik. Andy Weir' in "The Martian "adlı kitabından uyarlanmış bir film. Kitap geçen yılın en sevilen bilim kurgu kitaplarından. Konu malum Marsta unutulan (kazara canım) astronot Mark' ın kurtarılma öyküsü. Aslında çoğu yeri komik hatta bu komik durumlar bir süre sonra sinir bozucu bile oluyor(Mars'tasın arkadaş deyip duruyorsun). Ama güzel bir filmdi. Bilge bayıldı mesela:))

Stajyer 2015 ABD yapımı. Yönetmen koltuğunda Nancy Meyers var. Robert De Niro, Anne Hathaway oyuncular arasında. Son zamanlarda izlediğim en iyi romantik komedilerden biriydi. "Çok yaşa De Niro "dedim. Ailecek bayıldık.

Dünyanın Tüm Sabahları  1991 Fransız yapımı. Yönetmen; Alain Corneau. Oyuncular; Gerard  Depardieu, Anne Brochet, Caroline Sihol... Tek kelimeyle tam bir müzik ziyafetiydi. Müziklerini canım Jordi Savall yapmış. üstelik yedi Oscar'lı bir film. Başka da bir şey demiyorum.

Room 2015 İrlanda yapımı. Yönetmen ; Lenny Abrahamson. Oyuncular Brie Larson, Jacob Trembley, Sean Bridgers. Oscar adayları listesinden izledim. Jacob Trembley' in oyunculuğunu asla unutmayacağım. Diğer oyuncular bu çocuğun gölgesinde kalmış. Sırf bu oyunculuk için izlenir derim.

Casuslar Köprüsü 2015 ABD yapımı yönetmen Steven Spielberg . Oyuncular Tom Hanks, Mark Rylance , Scott Shepherd... Yine Oscar adayları listesinden izledim ama sıkıldım izlerken. Bol bol ara verdim:(

Kardeşim Benim 2016 Türk yapımı. Yönetmen Mert Baykal. Burak Özçivit, Murat Boz, Aslı Enver oyuncular arasında. Bilge' yle geçenlerde sinemada fragmanını izlemiştik. Vizyona girince Bilge "gidelim" dedi. Fragman çok komikti, gidelim gideriz dedim ama bütün komik kısımlar fragman kadarmış. Kötü demiyorum, yaz, deniz, Urla görüntüleri ne güzeldi. Bilge bayıldı mesela:))


Şimdilik bu kadar, ben biraz çalışayım değil mi ya:)) iyi bakın kendinize...


25.01.2016

Hafa Sonu

 Hafta sonu çok ama çok soğuktu. Sürekli dilimden  "dondum" lafı döküldü durdu. Bilge' yi kursa bıraktıktan sonra hafif yağan kara aldanıp Şinasi Sahnesi' ne kadar yürüdüm. Tiyatro çok kalabalıktı.
 "Grönholm Metodu" oyunun izledim. O gün özel bir gündü, salonda işitme ve görme engelli pek çok seyirci vardı.Oyun görme engelliler için sesli betimlemeli, işitme engelliler için işaret diliyle çeviri eşliğinde sergilendi. Çok duygulandım, özellikle oyunun sonunda işitme engelli seyirciler ayakta ve elleri havada (alkışlama işareti) coşkuları görülmeye değerdi. Umarım daha çok örnekleri olur.
Çıkışta yine "donuyorum" fon müziğimle Bilge' yi almaya gittim. Çıkışta Avm' ye gideriz sözümü rüşvet vererek bir gün sonraya erteledim. Eve geldiğimizde bizden mutlusu yoktur diye düşünürken netten aldığım kitaplarımın geldiğini görünce uçtum havalara:))

Pazar günü bol okumalı, az gezmeli, çok üşümeli geçti. "Yaz gelsin" demek için çok erken ama... geleydi ne güzel olurdu...

Neyse güzel bir hafta olsun...iyi bakın kendinize...




19.01.2016

Ocak ayı okumaları


Ne güzel göründüler hepsi bir arada. Aslında ay daha bitmeden ne alaka diyebilirsiniz, ama upuzun paylaşımlar olmasın istedim. Geri kalanları da başka bir yazıyla paylaşırım.

İlk kitabım 2015' den sarkan "Uzak Kış, Kayıp Güz" Tuncer Erdem' den. Yılın ilk günlerinde bitirdim.
Çok keyifli çizimler, çok dokunaklı cümlelerle kitaplığımda diğer kitapları da okunmak üzere yerini aldı." Tuncer Erdem' den desenli bir roman. Hayata, geçip giden zamana, dünyanın bütün yalnızlıklarına şiirsel bir dokunuş. Issız bozkırlar, tenha yollar, hayvanlar ve bitkiler, gidenler ve kalanlar... Eşyanın tabiatı ya da tabiatın şeyleri üstüne kederli bir uzun mektup..." (arka kapaktan) YKY/2015/189 sayfa

"Boğaziçi' nde Balık" Gündüz Vassaf' ın okuduğum ilk kitabı. Beklediğimden çok daha etkileyiciydi.Özellikle arşivlik resimlere bakmaya doyamadım.
"Boğaziçi'n de Balık Boğazı ve Boğazın sularında yaşayan balıkları başkahramanı seçerken tarihten, mitolojiden, gündelik yaşamdan beslenen insanoğlunun her yeri fethetme hırsını hicveden, şiirli, bilimkurgusal, gerçeküstü öyküler ve öykülere eşlik eden resimlerle okuru gerçekle düş sınırında okuru capcanlı bir yolculuğa çıkarıyor" (arka kapaktan) YKY/2014/194 sayfa

"Mo' nun Gizemi" Gülten Dayıoğlu. Uzun zamandır okuduğum ilk Gülten Dayıoğlu kitabı ve büyük ihtimalle uzun zaman daha okumayacağım:(( Çocuk kitaplarını seviyorum, masalsı , gizemli dünyaya bayılıyorum ama ergen kitapları... yok benlik değilmiş bunu da deneyimlemiş oldum.
"Mo' nun Gizemi" Gülten Dayıoğlu. Avusturalya' ya gidiyordum. Uçakta her haliyle garip ve gizemli, genç bir adamla tanıştım. Kendisi genetik mühendisiydi. Onunla insan kopyalama olgusu üzerine, ürperti verici konuşmalar yaptık. Daha sonra o bana roman yazmam için yürek hoplatıcı bir serüven aktardı. Bu serüveni birbirlerine tutkulu bir aşkla bağlı olan defne ve Burç adında liseli iki genç yaşamıştı...."(arka kapaktan)Altın Kitaplar/2015/38. baskı/288 sayfa

"Daha Da Fazla Kumkurdu" Asa Lind. Gönül rahatlığıyla diyorum ki ister çocuğunuz olsun, ister olmasın ama bu seriyi mutlaka okuyun. Bırakın Kumkurdu sarıp sarmalasın sizi. Dönüp dönüp tekrar okuyun. Çok tanıdık, çok bildik ve sıcacık.
"Meraklı ve biraz haşarı Zackarina ile altın parıltılı ve eşsiz Kumkurdu, deniz kenarında yine küçük maceralara atılıyorlar. Zackarina kaybettiği sevgili köpeğini arıyor, zamanla yarışıyor, bsiklet hırsızlarının peşine düşüyor, evden kaçıyor, gece yatısına gidiyor, elma topluyor...ve büyüyor. Kumkurdu' da her zaman olduğu gibi yanı başında " (arka kapaktan) Pegasus/2015/110 sayfa

"Seyrek Yağmur" Barış Bıçakçı. Uzun zamandır beklediğim kitaptı. Barış Bıçakçı' nın sarsılmaz bir yeri var okuma dünyamda. Yine dolambaçsız, yine yalın ama çok etkili yazmış. Rıfat o kadar bildik ki...
" Rıfat zamanımızın bir kahramanı gibi, bir niteliksiz adam gibi, bir "R." gibi, geziyor hayatın içinde. Hayat arada Rıfat' ın dükkanına da uğruyor. Rıfat filmleri, kitapları, hayalleri, fikirleri, dertleri, mes' eleleri de geziyor.Ortaya sorulmuş soruları üzerine alınıyor, bazı. Neyin peşinde bu adam?
Rıfat bir hikâyenin içinde midir, anlamaya çalışıyor, insanın  bir hikâyenin içinde olduğunu anlamasının yolunu arıyor...
Seyrek yağmura şemsiye açılır mı?" (arka kapaktan) İletişim/2016/100 sayfa

"Karanlığın Sol Eli" Ursula K. Le Guın. Geçen yıl "Yerdeniz" serisine bayılmıştır. Bu yılda okuyabildiğim kadar Ursula kitabı okumaya kararlıyım. Bu kitap çok ilginçti. Yine yazar olmanın nasıl olağanüstü bir durum olduğunu anladım. Muhteşem kurgusuna yine ve yine hayran kaldım. Yerdeniz' de olduğu gibi ilk sayfalarda kişileri, dünyayı, kurguyu anlayamadım ama sonrasında yavaş yavaş düğümler çözüldü ve bu çözülüşü okumak çok keyifli bir deneyimdi.Bu arada özellikle yazarın önsözü de başlı başına çok etkileyici.  Sen çok yaşa Ursula diyorum...
"Bilimkurgunun en önemli iki ödülü olan Hugo ve Nebula' yı kazanarak  kısa zamanda türünün klasikleri arasına giren Karanlığın Sol Eli, dünyamıza çok benzeyen Kış adlı bir gezegende geçmektedir. Bu gezegende yılın en sıcak zamanlarında bile yarı-kutup iklimi yaşanmaktadır ve tüm sakinleri çift cinsiyetlidir (androjen) Cinsel kimliğin statü ya da güç aracı olarak kullanılmadığı bu gezegende kişiler yılın belli döneminde o anki hormonal durumlarına göre erkek ya da kadın olmaktadırlar. Öyle ki birkaç çocuk doğurmuş bir ana, daha sonra başka çocukların babası olabilmektedir. "Arkadaşlık" ve "sevgililik" arasındaki "boşluk" anlamsızlaşmış; insan düşüncesini belirleyen düalizm eğilimi azalmıştır... Bir gün Kış' a uzaydan bir erkek elçi gelir ve onların da katılmasını istediği bir gezegenler birliğinden söz eder.... Zihni kapasitesini zorlayan hayaller kurmayı hâlâ sevenler için (arka kapaktan) /Ayrıntı Yayınları/2015/9. baskı/256 sayfa


Kitap dolu günlerimiz olsun, diyerek kaçıyorum...



18.01.2016

Hafta Sonu

Keyifli bir hafta sonu oldu. Araya küçük kaçamaklar bile sıkıştırdık. İlk kaçamağı Bilge ve ben arkadaşlarımızla buluşarak yaptık.Pek keyifliydi, sonrasında Bilge' yi kursa bıraktım.

 Cuma gecesi Opera Sahnesi' nde MDT' den "Fındıkkıran" ı izledik. Müthiş bir dekor, kostümler, danslar harikaydı. Ankara'da yaşayan arkadaşlar kesinlikle izlemeli derim.
"Kalem Kitabı" yılbaşı hediyem. çok afilli. Özellikle yazarların çalışma masalarının fotoğrafları çok güzel.Keyifle okuyacağım.

Tatile bir hafta kaldı, Bilge' de tüm ayarlar bitik vaziyette:)) Sabah yataktan kazıdım. "Okula gitmeyeceğim, ders çalışmayacağım, bana ne, sana ne..." cümleleri havada uçuşuyor.

Birde bu sene karneye derslerin not olarak geçmesi durumu var. Kafası buna bir türlü basmamıştı, e-okulda karneyi görene kadar:)))
Neyse tatil iyidir, insana iyi gelir diyelim, keyifli haftalar olsun...

15.01.2016

Kediler,kediler...


İnsanın bir kedi resmi ya da kedi fotosu, hele hele de kedi videosu görüp gülümsememesi mümkün mü? Bence değil:))

 Daha önce dört beş ay kadar bir kedi sahiplenmiştik. Çok fenaydı ama.Bilge küçüktü ve kolları kedi tırmığı doluydu. Kendini hiç sevdirmezdi. Bir bahar günü balkondan firar etti. Aradık taradık bulamadık.


 Özellikle bu yıl ofisi mesken tutan kedilerden bahsetmiştim." Bulut" acayip bir kedi. Kendisiyle kedi türüne olan duygularım değişiyor. Çok iyi huylu bir kedi. Veterinerimiz de aynı şeyi söylüyor. "Çok şanslısınız " diyor.

  Bu arkadaşta "Arsız" gerçekten isminin hakkını veriyor. Ofisin en alakasız yerlerinde kendisini görmek mümkün.


Buda "Boncuk" tu sanırım, Bir iki kedi daha vardı. Bulut geldiğinden beri "Arsız" dışında uğrayan pek yok. Sanırım bizim ki efelendi. Yine de dışarıya bir kap mama, bir kap su mutlaka koyuyoruz. Kedi mamasını köpekler, güvercinler, hatta serçeler bile yiyor. Bir iki de kutu koyuyoruz gece girip uyusunlar diye. Gerçi kağıt toplayanlar inatla kutuları alıyorlar ama :((

Siz de sokak hayvanlarıyla ilgilenin,sahip çıkın falan demiyorum, zaten içinizde varsa bir lokma yemek koyarsınız kapınızın önüne.

Bugün "yaşasın cuma" akşama operaya gidiyoruz. "Fındıkkıran "modern dans gösterisini izleyeceğiz.
Ankara buzzzz ama güneş var. Keyifli bir hafta sonu olsun...

11.01.2016

Hafta Sonu

 
Hafta sonu çok keyifliydi. Bol bol dinlendim. Evi toparladım, çamaşırları kaldırdım, ütü dağından küçük ovalar yaptım:))

 Cumartesi Bilge' yi kursa bırakıp, Şinasi Sahne'sine gittim. "Cehennem " oyununu izledim.
 Oldukça ilginç bir oyundu. İzlerken  Nabokov' un "Lolita" sını okurken hissettiklerimin aynısı hissettim.Oyun bittiğinde ayakta alkışladım. Güzel miydi sorusuna evet diyemem ama kesinlikle çok etkileyiciydi. "Cehennem düşüncelerimizi kollayan yaşamı gerçeklikten koparan ve şiddet dürtüsünü tetikleyen  sanal dünyamızı da ele geçirme boyutlarını bilim kurgu atmosferinde tartışıyor." (oyun tanıtımından)
Yönetmen ve baş rol Metin Belgin 'e aitti. Sesi beynimde "kimdi, kimdi" diye dolanırken uzunca bir süre saç sakal beyazlamış görüntüyle uyuşmadı.
Neyse "tiyatro candır" diyerek çıkışta  kendimi yolara vurdum. Dost' a uğrayıp Barış Bıçakçı' nın son kitabı "Seyrek Yağmur" u aldım.

Yavaş yavaş okuyorum, hiç bitmesin istiyorum:) zaten yüz sayfa:((
Bugün hava çok kötü. Gri ve ağır. İşleri toparlayıp,neşeli bir film izlemeli.
Aslında yazacak çok şey vardı ama uçtu gitti kafamdan. Güzel bir hafta olsun, diyerek kaçayım.




6.01.2016

Yılın ilk günleri

Yılı maaile uğurladık, teyzemlerle birlikteydik.Gecenin sonunda  annemi de alıp eve geldik. Üç dört gün annemle beraber ve işten uzakta olmak iyi geldi. Hava çok soğuktu, bilen bilir Ankara' nın korkunç ayazı bıçak gibi kesiyordu. Kar yağdı, ardından yağmur. Bu sabah dışarı çıkınca hava ılımış, usul usul yağan yağmur...derin bir nefes aldım, iyi geldi:))
Annem gitti, uzun kalmayı sevmez zaten. Dün ofise geldim, bir yığın iş, bir yığın liste, üstünü çizdikçe sevinebilirim:))
Ofiste kedi nüfusu artıyor. Bilge' nin okul dönüşünde kapının önünde toplanıyorlar:)) Birisi yatılı kalıyordu, son gelenle kavga ettiler ve son gelen hakimiyetini ilan etti. Diğerine dışarıda yer yaptık, o da orada takılıyor. Çalışırken arada "gırrr" sesini duyup kıskandığımı itiraf etmeliyim.
Bu yılın ilk okumalarına başladım. Gündüz Vassaf'tan "Boğaziçi' nde Balık" oldukça ilginç bir kitap. Çok hoş çizimler var içinde."Can Almanak 2015" tam arşivlik. Her gün bir kaç sayfa okuyorum.
"Daha da Fazla Kumkurdu" serinin son kitabı. Bilge'yle okuyoruz. Hiç bitsin istemiyorum. Bu arada bir de Gülten Dayıoğlu' nun "Mo' nun Gizemi" girdi araya. Bir ara arkadaşımın kızı çok sevdiğini söylemişti. Ben de almış bir kenara koymuşum. Başı ilginçti bakalım bitmeden bir şey yazmayım:))

Neyse haftanın ortası oldu ama yine de güzel bir hafta olsun diyebilirim sanırım...