22.02.2016

Ocak Sonu- Şubat Ayı Okumaları

Çok keyifli kitaplar okudum.(böyle hepsi bir arada olunca ayrı bir keyif alıyorum) Şansım ya da seçimler ya da tavsiyeler diyeyim bir araya gelince güzel okuma listelerim oluştu. Lafı hiç dolandırmadan son okumalarımdan bahsedeyim:))

"Deccal' in Hatırı" Sevinç Kuşları-1 serisi olarak ilk kitap. Daha önce Sezgin Kaymaz'ın bir kitabını okumuştum (Kün) çok beğenmiştim. İletişim Yayınları/2014 1. Baskı/428 sayfa
Sevgili Leylak Dalı'nın kitaplığından geldi bana. Segin Kaymaz' ın alaycı dili, karakter kalabalıklığı, akıl tutulmaları, akıllara zarar kurgu. Çok sevdim bu kitabı, diğer ikisi de okunacaklar arasında.

"Gracıe Allen Cinayeti" S.S Van Dine ait bir polisiye. Labirent Yayınları' nın "Pipo Serisi" nden.2012 1. Baskı/144 sayfa. Arada ufak polisiyeler okumayı seviyorum, biraz soluklanmak gibi oluyor. Bu kitap çok iyi bir polisiye olmasa da işin açıkçası sonunu önceden tahmin edemedim:))

"Var Olmanın Dayanılmaz Ağırlığı" Nikola Tesla' nın aforizmarından oluşuyor kitap ve ilk cümle şöyle "Her şeyden çok kitaplar sevdim" Aylak Adam yayınlarından basılmış. 2015 1. Baskı. 78 sayfa

"Oğullar ve Rencide Ruhlar"  Alper Canıgüz' e ait bir kitap. Bu yazarın okuduğum üçüncü kitabı ve en çok bu kitabı sevdim. Polisiye, mizah ve fantastik bir harmanlama diyebilirim. İletişim yayınları/2014 17. Baskı /204 sayfa

"Kuş Kadın"  Finy Petra' nın okuduğum ilk kitabı ve lütfen başka kitapları da dilimize çevrilsin. Çeviriyi de bu kitapta olduğu gibi Sevgi Can Yağcı Aksel yapsın. Tek kelimeyle yüreğinize dokunan, müthiş etkileyici bir roman. Macar edebiyatına olan hayranlığım bir kez daha arttı. Kesinlikle okuyun, okumalısınız derim:)) Aylak Adam Yayınları/2016 1. Basım 235 sayfa

"Bülbülü Öldürmek"  Harper Lee. Benim için çok geç kalınmış bir okuma. Çok etkilendim. Scout  Finch unutmayacağım karakterler arasında yerini aldı tabi Atticus'la birlikte. Hâlâ okumadıysanız okuma listelerinizin başına alın derim. Sel Yayıncılık/2015 8. Baskı/357 sayfa

"Değişen Dünyada Bir Sanatçı"  Kazuo Ishiguro. "Beni Asla Bırakma" dan sonra bambaşka bir yazar okudum bu kitapla. Şaşırmadım dersem yalan olur ama bu son kitabı beklentimin altında kaldı.
Yky/2015 1. baskı/162 sayfa

"Ev Anası"  Birgül Özcan. Evdeki kitaplar kule formunu almaya başladı, onlar bitmeden kitap almayacağım dememin üzerinden daha yirmi dört saat geçmeden, yanıma kitap almayı unuttuğumu görüp aldım bu kitabı. İlahi bir durum vardı sanki:)) Bilge' yi beklerken okumaya başlayıp öbür sabah bitirdim. Bayıldım, üstelik yazarın aynı isimli bloğuda var, onu da takip etmeye başladım. Yolu açık olsun gerçekten çok başarılı...

Şimdilik benden bu kadar, kitaplar  en güvenilir sığınaklardan, unutmayın ...

Pazartesi...


Hafta sonu arkadaş sohbeti, Bilge beklemeli ve bol okumalı geçti...Zaten sinirlerimiz harap durumda.

Herkes şehrin merkezine inmeye korkuyor, insanlar birbirine şüpheyle bakıyor. Bir taraftan hayat devam ediyor, devam etmesi gerekiyor...
Hafta sonu önce Harper Lee' nin  ardından Umberto Eco ' nun ölüm haberleri geldi...

 "Yeni Soyadının Hikâyesi" ni elimden bırakamadım. En sonunda gözlerim iyice acımaya başlamışken bitirdim. Yine çok güzeldi... Bittiğinde derin bir nefes aldım. Böyle zamanlarda can simidi gibi edebiyat...

Neyse benden bu sabah başka bir şey çıkmayacak, zorlamanın anlamı yok. İyi bakın kendinize...




15.02.2016

Hafta Sonu


Cumartesi o kadar yorulmuşum ki akşam eve geldiğimde ters düştüm. Aslında çok koşturmadım da ama havadan mı nedir kötü hissettim. Erken yattım, erken kalktım. Bilge'yle kitap okuduk, film izledik. Babamız yemek yaptı, pek güzeldi. Öğleden sonra müzik dersine bıraktık Bilge'yi, biz kahve içmeye gittik. Her yer vıcık vıcık, kırmızı balon, kırmızı kalp, kırmızı gül doluydu. Ziyadesiyle samimiyetsizdi. Neyse girmeyim hiç bu konuya. Zaten ben dün "Dünya Öykü Günü" nü kutladım. Harika bir kitap bitirdim. Evanası bloğunun sahibesi Birgül Özcan'ın aynı adlı "Ev Anası" kitabını okudum. Çok ama çok keyifliydi. Kesinlikle okumalısınız derim. Detaylardan sonra bahsedeceğim.
Bloğunu da takibe aldım boş kaldıkça tüm arşivini okurum artık. O kadar sevdim yani:))

Keyifli bir hafta olsun, iyi bakın kendinize...

9.02.2016

Hafta Sonu

 Hafta sonu dışarısı bembeyaz uyandık. Ders zamanına kadar yolların açık olduğu haberi geldi. Ben evi toparladım, Bilge resim yaptı. Sonra sıkıca giyinip yola koyulduk. (Foto bir gün sonrası, karları eriten güneşli bir gündü) Bilge' yi derse bırakıp, ağır adımlarla her zaman gittiğim kafeye yöneldim.
Harper Lee' nin "Bülbülü Öldürmek" kitabına başladım ve o ilahi soru okudukça beynimde dolandı "Neden daha önce okumadım?" İkinci kahveyi de bitirince, yavaştan toparlandım. Geze dolana Bilge' yi almaya gittim. Çıkışta yemek yedikten sonra doğruca Opera Sahnesi' ne gittik. Son anda bilet aldığım için balkonun arkadan bir önceki sırasında yer bulmuştum. "Güneşin Sesi Mozart"konseri. Nasıl olsa konser diyerek arka tarafta olmak sorun olmaz demiştik. Konser muhteşemdi, "Müzikli Anlatı" şeklindeydi. Orkestra muhteşemdi, Koro ve solistler de öyle. Her defasında ağzımızı açık bırakan dekor yine harikaydı. Anlatı 2 perdeden oluşuyordu. İlk bölümde "Saraydan Kız Kaçırma, Figaro' nun Düğünü" ikinci bölümde " Don Giovanni ve Sihirli Flüt" . Küçük bölümler şeklinde , tadımlık sunuldu. Tek sorun ilk bölüm çok uzundu ve içerisi aşırı sıcaktı. Hatta Bilge dahil pek çok insan kazaklarını çıkartıp tişörtle kaldı:)) Bilge arada "gözlerim kapanıyor" dese de "Sihirli Flüt" te önce Gece Kraliçesi' nin " Der Hölle" siyle şok oldu, ardından   Papageno ve Papagena ' nın "Pa Pa" düetiyle sahneye kilitlendi. Ellerimiz kızarana kadar ayakta alkışladık. Eve geldiğimizde hâlâ Gece Kraliçe'sinden bahsediyordu.

Bu arada Bilge' nin sınava hazırlık programına şan dersleri de dahil oldu. Haftada bir gün yarım saat ders alıyor. Harika bir öğretmeni var ve Bilge ona bayıldı. Diyafram egzersizleri yapıyor, bol bol da A Capella dinliyor ve dinletiyor. Bu arada A Capella'nın bu kadar iyi olduğunu bilmiyordum. Özellikle "Boğaziçi A Capella" grubunu dinleyin derim. Yabancılardan da "Pentatonix" grubu muazzam.

Karların çoğu eridi, erimeyenlerse buz oldu. Penguen adımlarıyla yürüyoruz. Birkaç gündür güneşin olması bile güzel.

Okulu hiç özlemediğini söylen Bilge dün oyun oynamaktan, yanına koyduğum yiyeceklere elini bile sürmemiş:))
Belki bugün okul çıkışı sergiye gideriz. ÇSM' de "Don Kişot' un İzleri" sergisi var, bitmeden gezmeli
İyi bakın kendinize...

3.02.2016

Geçen Hafta


Ocak ayını da gözlerinden öpüp uğurladık. Geçen hafta iki akşam Opera Sahnesi' ndeydik. Bu sezon bir türlü bilet bulamadığım "Ali Baba &40" operasına gittik.
 Çok güzel ve keyifliydi. Rengarenk kostümler, orkestranın canlı müziği, ağız açtıran dekor ve başarılı performanslar... Nefisti.
 Bilge iki perde olunca genelde ikinci perdenin sonuna doğru uyuklamaya başlıyor. Bu operada cin gibiydi, yalnız şöyle dedi " anne Türkçe olunca da sözler çok anlaşılmıyor operada:)))"
 Ardından perşembe günü "Akdeniz Esintisi" balesini izlemeye gittik. Gencecik insanları böyle başarılı görmek hem müthiş bir coşku uyandırıyor ben de hem de çok duygulanıyorum.
 Arkamızdaki sırada dansçıların aileleri olduğunu düşündüğüm bir grup vardı, en az onlar kadar ben de heyecanlandım.
Bale üç perdeydi. Her perdede farklı bir kareografi sergilendi. İnsan bale izlerken azim-disiplin ve çok çalışmayı görüyor.Tam bir estetik ziyafet. Bilge bayıldı ve sürekli "annee havada uçuyorlar resmen" dedi durdu:))

Neyse haftayı yarıladık ama olsun keyifli geçsin diyerek kaçayım...

Not: Fotoğrafları netten aldım, zira fotoğraf çekmek yasak...