30.05.2016

Günaydın


Günaydın, buralarda hava buz.Bahar yine kayıplarda. Alerjim tavan gün içinde alerji ilaçlarıyla ayakta duruyorum.Açık havada dolaşamıyorum korkudan. Bilge benden daha sağlam Allahtan.



Geçen hafta nörolog yazar Oliver Sacks 'ın "Karısını Şapka Sanan Adam" kitabını okudum. Çok etkileyiciydi. Diğer kitaplarını da mutlaka okumak istiyorum."Somut zamanda "kayıp" olan bir insanın varlığını oturtabileceği, kendini var kılabileceği bir yer var mıdır? Varlığının farkında bile olmadan kullandığımız duyularımızın küçük bir kısmını kaybettiğimizde neler olabilir? Profesör Sacks 'tan romantik tavırlı, geniş ve açık uçlu yaklaşımlarla örülmüş"ciddi" bir kitap. Sıradan her insan için "zihinsel" bir yolculuk, nöroloji ile ilgilenenler içinse kaçınılmaz kaynak." (arka kapaktan)


Cumartesi günü Bilge'yle YKY uğradık. Sedat Girgin'in çizimleri ve Nazım Hikmetin şiirlerinin buluştuğu "Üç Şiir" kitabını aldık. "Yaşamaya Dair, Ceviz Ağacı ve Masalların Masalı" Çok güzel bir çalışma olmuş. Sedat Girgin son dönemin en iyi çizerlerinden bence ve şiirlerin hakkını vermiş. Mutlaka edinin, kitaplığınızın en güzel yerini hak ediyor derim.

Onun dışında evde toparlanmaya çalışma odamdan başladım. Korktuğum kadar zor olmayacak sanırım. Kutu kutu pense şeklinde devam ediyoruz:))

Güzel bir hafta diliyorum, iyi bakın kendinize...                                                                                                                                                                                  

23.05.2016

Günaydın


Buraya yazamayınca eksik hissediyorum. Haftanın beş günü Bilge' yle koşturuyoruz müzik dersinde. Sınav tarihi haziran sonu olarak açıklandı. Ben tutuşurken Bilge derin bir nefes alıp "sonunda" dedi. Kıyamam ya o da ben de artık bitsin istiyoruz. Eşyaların neredeyse hepsini kafamda yerleştirdim. Atılacaklar, verilecekler gruplaması arasında dolanıp duruyorum. Sınav bitene kadar anca toparlanabilecekmişiz  gibi görünüyor. Hayırlısı bakalım.

Hafta sonu Bilge'yle "Angry Birds" filmini sinemada izledik. Çok komikti. Baya güldük, iyi geldi.

Akşamda Opera' da "Leyla ile Mecnun" temsiline gittik. Opera Azarice' ydi. Keyifliydi.

Havaların bir ısınıp bir soğuması beni mahvetti. Bahar alerjim yüzünden sürekli ilaç kullanıyorum o da yarı uyur gezmeme sebep oluyor:(( Bu sene daha hafif atlatıyorum gibi sanki, geçen sene sürünmüştüm.

Bilge boş zaman bulunca hemen resim yapıyor. Yukarıdaki fotoğrafta geçen haftadan. Müzik dersi çıkışı yağmur hafifleyene kadar atölyede beklerken yaptı. Çok seri ve kendinden emin yapıyor üstelik bir yere bakmadan. Çok kıskanıyorum:)))

Neyse şimdilik bizden bu kadar, fırsat bulunca tekrar yazarım. İyi bakın kendinize...



9.05.2016

Günler Günleri Kovalarken


Günler günleri müthiş bir hızla kovalıyor. Akşam eve nasıl girdiğimi, nerede yatıp nerede kalktığımı bilmiyorum. Aslında bu koşuşturmanın güzel bir nedeni var. Günlerdir ev bakıyoruz. Bir ev için  anlaştık, kaporamızı verdik bu hafta içinde tapumuzu alacağız. İki sene önce niyetlenmiş ama denk getiremeyip şuan oturduğumuz evi kiralamıştık, sırf ofise yakın diye. Şimdiye kadar oturduğum evler arasında en eski ve en bakımsız olanıydı. Ev sahibi çok rahat kötü karakteri oynayabilecek yetenekte olunca "kötü ev ve ev sahibi, bize kendi evimizi aldırdı:))

Şimdi taşınma telaşı var sırada. Pek çok eşyadan da kurtulmayı düşünüyorum. Koltukların döşemeleri değişecek, yeni perdeler alınacak, halılar yıkamaya gidecek diye liste uzayıp gidiyor ama olsun, kendi evimizde olacağız.

Bilge' nin sınavı yaklaşıyor, neredeyse her gün derse gidiyoruz. Bilge' de iyice asıldı. Hayırlısı olur inşallah.

Keyifli bir hafta diliyorum iyi bakın kendinize...


2.05.2016

Hafta Sonu


Cuma günü Bilge' nin okulunda "İzcilik Yemin Töreni" vardı. Bu sene başlayanlar fularlarını aldılar. Bilge gibi iki yıldır devam edenler bir yıldız, önceki seneden olanlar ikinci yıldızlarını aldılar. Bilge' nin bu sene sınav hazırlığı koşuşturmasında araya sıkıştırdığı, en çok keyif aldığı etkinlik oldu.

Cumartesi sabahtan Şinasi Sahnesi' ne gittik. Tiyatro rengarenkti. "Küçük Hanımlar Küçük Beyler 12. Uluslararası Çocuk Tiyatroları Festivali " kapsamında "Canım Ailem" oyununu izledik. Çok güzeldi, hem komik hem çok duygusaldı. Bütün salon ayakta alkışladık zaten. "Canım Ailem tam adı gibi güzel bir aileyi anlatıyor. Futbol düşkünü, bol çocuklu bir aile. Çocuklarından biri down sendromlu. İyi bir kaleci olmak isteyen Metin' in ailesi hep yanında, ona hep destek. Oyuncuları kutlamak gerek, gerçekten o güzel ve samimi duyguyu bize geçirdiler.




Çıkışta yemek yedik , kedileri sevdik. Bilge' yi kursa bıraktım, ben dolaştım biraz. Kitap aldım, ofise geldim. Bilge'nin dersi bitene kadar oyalandım. Bilge' yi alıp eve geldik.
"Star Wars" son filmini ben izlemiştim, bizimkiler düblajlı izlemek izliyorlardı. Akşam onu izledik.
Sabah da "Denizin Ortasında" filmini izledik. Bir de animasyon izlediler ama çok ilgimi çekmedi.


Thomas Mann' in "Büyülü Dağ" ının 1. cildini bitirdim. Zor ama iyi bir okumaydı benim için. İkinci cilde haftaya başlayacağım. Elimde "Sıradan Kadınlar Düşü" var. Samuel Beckett' ın kitabı. O da zor bir okuma olacak gibi görünüyor. Bu arada dayanamayıp Ferit Edgü' nün "Görsel Yolculuklar" kitabına da hafiften başlamış olabilirim. Ulysses Moore' un 10. kitabı da elimde. Böyle yazınca "yuhhhh" dedirtiyor farkındayım. Ama ilahi soruya yanıt veriyorum "birbirine karışmıyorlar". Hepsinin konusu çok farklı. Birine takılıp ötekini es geçmez, arasını uzatmazsanız bence keyifli bile oluyor.

Bilge desenini çok güzel geliştirdi. Evet kıskanıyorum, onun gibi kaygısız cesurca ve yoğunlaşarak hiçbir şey düşünmeden resim yapmak isterdim.

Bizden havadisler böyle, iyi haftalar diliyorum...