15.08.2017

Birbirini kovalayan düşünceler...



Daniel Pennac'ın "Bedenin Güncesini" dün bitirdim, kafamın içinde bir sürü düşünce fıldır fıldır dönüyor. Okumadıysanız kesinlikle okumalısınız ben çok etkilendim. İnsan zaman geçtikçe nasıl değişiyor ben bir günce tutmadım, en azından birbirini takip eden günceler yok elimde. En uzun burası var ama itiraf etmek gerekirse, ne kadar samimi olsam da burası buz dağının görünen kısmı. Her duygu paylaşılabilir mi ya da paylaşılmalı mı? Bu soruya çok net hayır diyorum. Mahremiyet bence önemli.

Değişime gelince eskiden ne kadar rahat bir insanmışım diyorum, uzunca iç çekip. On gün sonraki ödemeden tutun da, Bilge' nin üç yıl sonra gireceği aptal sınava, apartmanın bitmeyen matolamasından annemin dizi nasıl olacağa kadar her şeye takılıp kalabiliyorum. Kalabalık ve kapalı ortamlarda nefes alamıyorum, asansöre zorunlu olmadıkça binmiyorum. Kuaförde saçımı boyatıyorum koşa koşa eve gelip kendim yıkıyorum, bir sürü sesin birbirine karıştığı ortamlardan çok rahatsız oluyorum...Bir ara çok tırstım panik atak ya da ankisiyete  bozukluğu falan mı diye. Beni rahatlatan şeyler bulmaya çalışıyorum, kitap okumak en büyük sığınağım . Bazen nasıl bu kadar çok okuyabiliyorsun diye soruyorlar, gerçekten seviyorum ve sevdiğiniz şeyleri yaparken azı olmaz bence. Sabahları spor salonunda geçirdiğim tamamen kendime ayırdığım iki saat benim için muazzam. Resim yapıyorum ama resim yapmak özünde kaygılı bir iş zaten:)) film izliyorum, hayatı belli bir düzende yaşamaya çalışıyorum. Bilge' yle ilgileniyorum, onu sıkmadan, boğmadan... zamanın hızla geçtiğini fark ediyorum, insanlardan uzak durmaya çalışıyorum, gündemi takip etmiyorum, bedenimi dinlememeye çalışıyorum. Bir şeyler üretmek bu aralar  sadece yorucu görünüyor gözüme. Aslında ben mutlu bir insanım, insanlar "hayat sana güzel "diyorlar, evet ben güzelleştirdikçe hayat bana güzel. Bu hayatın içinde hüzün de var, mutsuzlukta, umutta var, sevgide. Hayatta böyle bir harman bana kalırsa.

Aslında başka şeyler yazacaktım, mesela ofisin önü binanın otoparkı. Otopark dediğim beş araba ıkın sıkın anca sığan bir otopark(büyük şehirde lüks bile sayılır, millet kıç kadar yola park ediyor). Neyse yukarıda Eskişehirli bir bey var tahminimce emekli.Hiç işe gidiyormuş hali yok. Geçen kış arabası bozulunca, bizimkiler servis numarası falan vermişler, memlekete her gidiş gelişinde kocaman bir ekmek getirir. Benim masadan kafamı kaldırıp bakınca gözüme hep onun arabası ilişiyor. Önceki hafta baktım eşiyle arabaya örtü örtüyorlar. Amerikan bezinde güneşlik gibi bir şey. Antalya' da sık görürüm. Derken aradan iki gün geçti adamın eşi bir hışımla kapıya geldi "örtüm nerede" Efes çıldırdı nasıl havlıyor kadına, neyse Bilge Efes'i aldı arkaya götürdü. Kadına döndüm tekrar"arabanın örtüsü yok "dedi.Tam ağzımı açacağım "bana ne senin örtünden diye"Adamla göz göze geldik, bana sanki mahçup bakmış gibi geldi, bir de memleketten gelen ekmeklerin hatırı var. "aaa evet yok " salakça "sabah görmüştüm ama" dedim.  Kadın "ellerimle dikmiştim, o kadar bağlamıştım...kim alır ki..inşallah ihtiyacı olan birisi almıştır" diyerek gitti. "ihtiyacı olan birisi mi" diye düşündüm???? tövbe...tövbe...Akşamına yeni bir örtüyle geçtiler arabanın başına. Kadın örtüyü bildiğin modifiye etmiş. Jantlara bağlanacak ipler, camlara köşelerden iğnelikler Allah sizi inandırsın arabadan soğudum, bu duruma maruz kalan insan evladı  her yere yürüyerek gider. Bir kç gün akşam üstleri hava bulutluydu adamcağız o örtüyü tak çıkar ömründen ömür öğüttü bence. Bu arada bende örtüyü göremeyince bir panik, çocuklar havayı ,işaret ediyorlar:)) Peki bu elim olaydan ne anladım; emekli adamı büyük şehirde bırakmayacaksın, yazık günah yahu. Yapacak bir şeyleri olmalı insanın...


Farkındayım yazı uzayıp belirsiz bir yöne doğru gitmeye başladı. Buraya kadar sabırla okuyan arkadaşların gözlerinden öperim, okumayanları da öpmem ne yapayım:)) kendinize çok iyi bakın...

9.08.2017

Öyle işte...




Hayatım boyunca ne zaman zayıftım diye düşündüğümde, ergenlik dönemimden önce yaklaşık ilk on yaşım boyunca annemle "ye " kavgası yaptık. Sonrasındaki on sene büyümekle geçti zayıf değildim, kemiklerim iriydi ve hatta balık etliydim, sonraki on sene de çocuk doğurdum ve bunun arkasına sığındım ve son on yılımda çocuğum neredeyse boyuma ulaştı ben doğuma girmeden önceki kilodaydım ve annem artık "yeme" diyordu:)) Annemin ki aslında en masumuydu, bir insana saldırmanın ya da onu incitmenin en kolay yolu bence kilosuyla ilgili eleştiride bulunmak. Bir sürü diyet denedim, spora başladım, bıraktım. Yedim pişman oldum, yine yedim. Alışveriş yapmak kabus gibi olmaya başladı, birileriyle bir araya gelmek daha büyük kabus. Tabi yaşım ilerlediği için gerçekten kilo vermem zorlaştı. Efes'in gelmesiyle bütün gün masa başı hareketsiz hayatım biraz hareketlendi. Sonrasında uzun yıllardan sonra bu ramazanda yirmi gün kadar oruç tuttum. İnanın nefsime hakim olabildiğim için o kadar mutlu oldum ki anlatamam. Tatil dönüşü spor salonuna tekrar kaydoldum. Haftada beş gün düzenli gidiyorum. Telefonumu ofiste bırakıyorum. Kulağımda çalma listem her sabah iki saati kendime ayırıyorum. Normalde ilk ay hep sıkılaşır kilo veremezdim. Yolun başındayım ama yavaş yavaş da olsa kilo vermeye başladım. Beslenme düzenimi de tamamen değiştirdim. Çok araştırıyorum, çok okuyorum. Bana zarar verecek hiçbir şeyi bünyeme sokmamaya çabalıyorum. Her şey bir yana iyi hissediyorum. Vücudumun her bir yanı ağrıyor ama iyi hissediyorum, üç ana, iki ara öğün yiyorum, erken yatıp erken kalkıyorum. Bir tek öğleden sonra kitap okurken uyuya kalıyorum 15-20 dakika kadar:))

30 Haziranda başladım 82 kg. dım şu an 76,5 yim, dediğim gibi yavaş yavaş ama geri gelmeyecek kilolar vermek istiyorum. İlk başladığımda yağ oranım %38 çıkmıştı bu çok yüksek bir rakam. Ayın 16 sında ölçümlerim yapılacak, sürece bakacağım.

Bilge tatilden sıkılmaya başladı, "okul açılsa artık" diyor. Efes dükkanı iyice sahiplendi kapımızın önünden kuş uçurtmuyor adı "deli köpeğe" çıktı. Güzel kitaplar okuyorum bu yılki hedefim 120 kitaptı 82 sini okudum, sanırım hedefimi yakalayacağım.

Öyle işte, kendinize çok ama çok iyi bakın...

24.07.2017

Kitaplar filan...

Yazın miskinliği her bir tarafımızı sarmış durumda:)) Oyun oynamaya bile üşeniyorlar... mecbur olmadıkça dışarı çıkmıyoruz. Dört ayaklı olan mecbur çişe çıkıyor ama iyi ayaklı tamamen sermiş durumda:)) Ama ben öyle miyim ? valla değilim, her gün spor salonuna gidiyorum, hopluyorum zıplıyorum, kan ter içinde (abartmıyorum) kalıyorum... sonra oturduğum yerde uyuya kalıyorum. Yine en iyi yaptığım şey bol bol okumak oldu.


Arundhati Roy okumayı hele ki "Küçük Şeylerin Tanrısı" nı nasıl atlamışım deyince Leylak Dalım (son kitabı çok güzel diye konuşurken bu gerçeği fark ettik) hemen gidip iki kitabı da aldım. Kesinlikle etkileyici bir kitap ama okuması zor, bir de yukarıda bahsettiğim durumdan ötürü bir hafta sürdü okumam ama çok güzeldi. Araya biraz çerez okumalar koyup, son kitaba başlayacağım.


 Fener Balığı/Nuray Atacık yine Leylak Dalı tavsiyesi. Maceraperest Kitaplar' dan çıkmış. Yayın evi bu boyutta kitaplar basıyor ama vallahi gözlerim pörtledi okurken. İlk roman için çok başarılı ama son yüz sayfa gereksiz olmuş bence:((


Sezgin Kaymaz candır benim için. Gerçi son kitabı Farfara' yı okuduktan sonra uzun sür okumam diyordum, o denli bayıltmıştı, lakin kız kardeş Haydarpaşa Kitap Günlerin' de Sezgin Kaymaz'ın imza gününe gidip, fotoğraf çektirip, bana nispet yapınca, ayıp olmasın diye galiba ( ya da Segin Kaymaz kitaplarıyla benim sayemde tanıştığı ya da sadece kardeşim olduğu için) Uzunharmanlar' da Bir Davetsiz Misafir kitabını imzalatmış. Tekrar barıştık yazarla, bir günde okudum:))



Ve Allende' m kitap yazar da ben okumaz mıyım diyerek aldım Japon Sevgili' yi. Tam bir hayal kırıklığı oldu benim için. Büyülü gerçekçiliği bir tarafa bıraktığı için  bir önceki kitabı (Cinayet Oyunları) da bir garip gelmişti. En çok bu kitabı okurken uyuya kaldım, o kadar yani...


En son kitap siparişimde polisiye kitaplar aldım, üstelik ilk kez okuyacağım yazarlar seçtim. İlk İntikam' da onlardan biriydi. Deniz Gürsoy anladığım kadarıyla iyi bir gurme bu konuda kitapları var. Bu kitapta da araya yemek tarifleri serpiştirmiş falan ama polisiye olarak beklentim olmamasına rağmen, sevmedim...




Bu aralar hiç bir şey izleyemiyorum ama bu dizi var ya tek kelimeyle müthiş bir dizi. Henüz ikinci sezonu yayınlanmadı diye her gün bir bölüm izliyorum bitmesin diye. Mutlaka ama mutlaka izleyin derim.

Şimdilik biz de durumlar böyle, iyi bakın kendinize...

18.07.2017

Rutin iyidir...

 Bugünlerde her şey ağır rutininde ağır ağır ilerliyor. Rutin demek bir nevi her şey yolunda, şükür demek. Bu yavaşlığa sabahları bir saat kadar spor salonu kattım. Beş gün kahvaltıdan bir saat sonra ofisin yakınındaki salona gidiyorum, geçen kışta gitmiştim. Ara vermemek gerek aslında, iş yüzünden ara vermiştim sonrada umursamadım. Ama annem sağ olsun "bacakların kafam kadar olmuş "deyince farz oldu. İlk zamanlar fıskiye gibi ter attım, gerçi hala atıyorum, kalbim kulaklarımda atıyor gibi. Akşam üzeri kaşım gözüm kayıyor ama iyi oldu kafamı dinliyorum kilo da vermeye başladım daha ne olsun değil mi:)) Bu arada salyangozlu kabı Paşabahçe' den aldım, kaktüsle sukulenti de Sakarya' dan. Önce sığmaz sanmıştım ama bir arkadaşım daha yapmıştı baktım sığıyor ben de diktim güzelce:)) diğerlerini yanında yerini aldı.
 Çocuklara gelince Bilge bu ara ergenlik atarları dağıtıyor etrafına. Kendine büyük gelen elbiseler giyiyor mesela. Ben çocuk muyum falan diyor bolca ama mevzu Efes' le kudurmak olunca hepsini unutuyor. Bakıyorum kolunun yarısı Efesin ağzının içinde:))



Efes' e gelince sıcaklar bu ara onu çok bunaltıyor. Her fırsatta patilerini yıkıyorum, serinletmeye çalışıyorum ve hatta kendisine bir vantilatör bile tahsis ettim. Oysa evdeysek gölgem gibi beni takip ediyor, nerede kitap okuyorsam biliyor ki orası serin gelip kıvrılıyor yanıma. Bu ara sadece kitap okyabiliyorum, başkada bir şey yaptığım yok. Bizim rutinimiz böyle... iyi bakın kendinize...

29.06.2017

Tatil


Bayramdan birkaç gün önce Antalya' ya gitmek için yola koyulduk. Kız kardeş ve ikizler bizden önce gitmişti ve hatta teyzemler ve Leblebi' de. Leblebi' den daha evvel bahsetmiştim, teyzemlerin barınaktan sahiplendikleri tazımsı (kırma) dişi yaklaşık üç yaşında bir köpüş. İşin açıkçası kafamda bir türlü kurgu oluştu gitmeden önce. Orada olacaklara orada çözüm buluruz diye düşünüp yola çıkmadan bir kaç saat evvel Efes' i doyurdum. Koca arabanın arka koltuğunu evin salonuna çevirdi. Minderler, yastıklar ( bkz. ortadaki foto) Aslında arabaya alışık Efes nihayetinde bizimle her gün işe gelip gidiyor ama oldukça kısa bir mesafe bu. Biraz tedirgin olmakla birlikte oldukça sakin bir yolculuk geçirdi ve kusmadı. Arabada kusmak köpeklerin kaderidir endişesini direk sildi kafamdan.
Annemin evin önünde arabadan inip dur ben tutayım falan diyene kadar üst kata çıkıp Leblebi' nin havlamalarına aldırmadan onun yemek kabını silip süpürdü, ardından suyunu içip bizim kata geldi. Kızlarla tanıştırmak için kullandığım taze pidenin de yarısını gömdükten sonra dil dışarıda klimanın karşısına dar attı kendini.


Gelene kadar kızlara hayal edemeyeceğim kadar iyi davrandı, Leblebi' nin havlamalarına iç geçirip totosunu döndü ve maması dışında her şeyi ama her şeyi yedi:))




Denizle tanışmasına gelince ilk günü patilerini suya sokarak ve denize uzun uzun bakarak geçirdi.
İkinci gün Alfasının (Koca kişisi) peşinden denize girdi ve yüzebildiğini keşfetti lakin hepimizde heyecandan derin pati dövmeleri oluşturdu:))

Ertesi gün ikizleri yolcu edip plaja gittik ve Efes ' in içindeki ot yiyen ineğe, sinek kovalayan kurbağaya bir de balık eklendi. İnanın abartmıyorum, bir ara  kıyıya yakın giden balıkçı teknesi yönünü değiştirdi. O kadar açıldı, belki selam çaktı:) Ağzında top sürekli denizin içinde gitti geldi. en sonunda topu patlatıp biraz ötemizde en son yıllar önce gördüğüm yöntemle denizin içinde soğumaya bırakılmış karpuzu top zannedip ona doğru fırlayınca tasmasını takmam zorunda kaldık. Bu sefer Bilge denizde yüzerken kıyameti koparttı. Bence aynen şöyle diyordu "Alfa kızı yüzüyor neden ben yüzemiyorummm havvvvvvv" gibi. Bilge kıyamadı çıktı denizden:))

Havalar çok deli ısınınca gitmedik bir daha denize. Dün de döndük. Dönüş yolculuğumuzda güzeldi. Sorunsuz oldu. Ne öğrendim derseniz, fazla endişeli olmamak gerek ve tabi ki köpeğinize güvenmek gerek. Sonuçta biz onun sürüsüyüz ve o bizi gerçekten çok ama çok seviyor.

İyi bakın kendinize ve nolur kapıya en azından bir kap su koyun sokaktaki canlar için...

19.06.2017

Tatil başlayınca


Uzun zaman olmuş yazmayalı. Bu sene yıllardan sonra oruç tuttum yirmi gün kadar, tatili de üzerine ekleyince burayı ihmal ettim. Hafta içi de Antalya yollarına düşeceğiz bayram için. Fırsat bulmuşken bir cee yapayım dedim.
Bu arada yine bir sürü kitap okudum, film izledim. Kitapları yan taraftaki listeye ekledim.

Filmlerden de öyle çok güzel diyebileceğim bir şey yoktu. Bilge'yle birlikte izleyecek filmler bulmaya çalışıyorum bunun da etkisi var sanırım:((

Efes'le ilk uzun yolumuz olacak, bakalım neler yaşayacağız. Denizi görünce ne yapacak çok merak ediyorum. Bilge özellikle bu sabah havayı görünce "Antalya' dan dönmesek" demeye başladı. Cidden gelmeyen bir mevsim var ve insanın ruhunu boğuyor. Antalya iyi gelecek diye düşünüyorum...

Neyse şimdiden iyi bayramlar diliyorum, çok iyi bakın kendinize, sevdiklerinize...

30.05.2017

Düşünceler Falan Filan

Bugün cumaymış gibi geliyor sanırım yorgunluktan. Geçen hafta ofiste yalnızdım, bu hafta da yalnız olacağım gibi görünüyor. Neyse bu konuya takılıp canımı sıkmayacağım.
Bilge dün okuldan aradı, "yarın okula gitmeyim" dedi. Olmaz dedim daha iki hafta var okulun kapanmasına, sınavlar bitti tamam ama okul orası yahu kafana göre gitmemezlik yapamazsın (tabi arada yapıyorsun ama hep yapamazsın) dedim. Babayı kafaya almaya çalıştı, olmadı küstü, olmadı sitem etti. Sabah sürünerek kalkıp, kendini slow motion moduna aldı, beni çileden çıkartıp okula gitti.Sonra okuldan arayıp sadece beş kişiyiz sınıfta dedi (yirmi kişilik sınıf) iyi tadını çıkart o zaman dedim. Sinir oldum bu nasıl iş arkadaş, iki hafta var daha. Bu çocuklar okulu nasıl ciddiye alacaklar, anlamıyorum insanları... hiç saygıları yok.

Efes' le uzun uzun bakışıyoruz, yemek masasında hep yanıma yaklaşıp dizlerimin üzerine ağzının tüm suyunu akıtıyor. Olmadı burnuyla dürtüyor kaçamak lokmalar vereyim diye:)) kıyamayacağımı ve vereceğimi bilerek. Üç dakika sonra parçalayacağını bilerek yeni oyuncaklar alıyorum Bilge kızıyor, ama o kadar seviniyor ki Efes, sonra da parçalıyor:)) Kudurmak  ve poposunu ısırmak için Bilge' yi, tapmak için Koca' yı, karnını doyurmak ve totosunu koymak için benim yanımı tercih ediyor. Bir de uzun uzun bakışmak için... Ne çok ihtiyacımız varmış diyorum, iyi ki seni kapımıza bağlayıp tüydüler. Sen gelene kadar hiç farkında değilmişim, değilmişiz... Kendi yatağında bir türlü yatmayan, hadi yattı diyelim sabaha karşı bizim yatağın ayak ucuna kıvrılan Bilge, geçen gece evde Efes' le kaldı. Odasına güle oynaya gidip, sabaha kadar deliksiz uyuyor. Bazen okulda ona sorulan garip sorulardan kafası karışmış geliyor. Her zamanki köpek giren eve melek girmez, ayy köpek pis olur, en sonuncusu bombaydı, kardeşim olmadığı için köpeğimiz varmış öyle diyorlar... Konuşuyoruz allahtan kocaman bir yüreği var, pek çok şeyin kendisi çok farkında... sadece şaşkın, insanlar onu şaşırtmaya başladı:((

Mehmet Güleryüz' ün "Güleryüzlü Sohbetler "kitabını okuyorum. Abidin Dino'yla başlıyor sohbetler, Mehmet Bey sorular soruyor, konukları cevaplıyor. Ressamlar, yazarlar, fotoğrafçılar. Bitirince daha detaylı yazarım Ara Güler' le sohbetin bir yerinde ( kitap yanımda değil tam kelimeler bunlar değil) medeniyetten bahsederlerken Ara Güler diyor ki "dünya üzerindeki yamyamlar yaklaşık 25,000 insan yemiştir ama düşünsene Hitler diye bir i..ne çıkıyor 4 milyon insanı öldürüyor  bu nasıl bir medeniyet" diyor. Okuduğumdan beri kafamda dolanıyor bu cümleler...ne kadar haklı, ne kadar farkında... Bilmek, öğrenmek bir şey yapamasan da farkında olmak çok önemli bence.

Bazen buraya yazmak için oturduğumda, tıkanıp kalıyorum, yazacak elbette çok şey var ama hiçbiri ele ele tutuşan cümleler haline dönüşmüyor. Bazen de yukarıdaki gibi biraz oradan biraz buradan oluyor.  Son sözüm şudur: Ne zaman yaz gelecek ama ya:))))

22.05.2017

Tembelliğin ardından

Geçen hafta Koca yine İstanbul' a gitti. Bir haftalık bir eğitim için. Bence kafa dinlemeye gitti:)) Ben evdeydim. Ofise gitmedim. Önceki seferki gibi, şunu yapacağım bunu yapacağım demedim. Sabah ve akşam Efes'le uzun yürüyüşler yaptık. Arada Bilge' de bize katıldı. Hava kış gibi olunca kanepede Bilge'yle Efes' i aramıza alıp kitaplarımızı okuduk, sıcacık:))

Bilge'yle Dogs Purpose filmini izledik, çok güzeldi. Xander Cape'in Dönüşü filmini arkadaşları izlemiş izleyelim dedi, ben uyuyup uyanıp izledim, o tamamını izledi:)) The Eagle Huntress belgeselini yine birlikte izledik, güzeldi ama çok uzundu. Ben Logan ı izledim, daha ne kadar uzayacak bu seri acaba:(( Person Of İntrest dizisinin son sezonunu izlememiştim, onu bitirdim. Taboo ya başlayacağım bugün.

Eve Dönmenin Yolları/A.Zambra : Uzun zamandır listemdeydi, iyi oldu okuduğum. Yazarın tarzı belli, güzeldi.

Hep Yuvaya Dönmek/Ursula K. Le Guin : Ursula' nın fantastik dünyasını okumak hayret vericiydi. İnanılmazdı, bambaşka bir dünya, bambaşka bir dil ve kültürü okudum. Muhteşemdi.

Farfara/Sezgin Kaymaz : Sezgin Kaymaz' ın  son kitabı.Kız kardeşle birlikte okuyalım dedik. Ben önce bitirdim sanırım:)) Kolay okunuyor ama çok sevedim.

Flash Gordon 1 cilt/ Mac Raboy : Dost' ta gezerken çizgi roman raflarında gezerken aldım bu kitabı. 1948-1951 arası gazete köşesinin derlemesi. Çizimler çok güzel aslında Flash Gordon ' un yaratıcısı Alex Raymond. Çok sonra Mac Raboy  devam ediyor. Bilge! de okumak istiyor.

19 Mayısta Anıtkabir'e gittik Bilge'yle. Çok güzel ve coşkuluydu. Hafta sonu da alışverişe gittik. Bilge "hayat çok pahalı" dedi.
Okulun kapanmasını şafak hesaplayan asker misali gün gün sayıyor. Bu sabah iki hafta kaldı diye uçarak gitti okula:))

Haftamız güzel geçsin...

8.05.2017

Geçen Hafta

Size de sanki kış çok çabuk geçmiş gibi geliyor mu? Sanki mayıs değil de daha mart ayında olmalıymışız gibi hissediyorum. Okulun kapanmasına bir ay kaldı:(( Tatil filan planlamak lazım, belki erken rezervasyon... bilemedim yani.

Neyse hafta içi evdeki halıları yıkanması için gönderdim. Özellikle sabaha karşı evde bir yengeç yaşıyormuş gibi tıkır tıkır Efes'in yürüyüş sesleriyle uyanıyorum. Yalnız fark ettim ki bu çocuk benden de fena uyuyor/ uyumuyor. Tüm gece en az üç kez su içmeye gidip, önce Bilge' nin odasını, sonra bizi kontrol edip, kanepeye kıvrılıyor:))
Haftanın özetine geçersem
* İşi hiç asmadım:)
* Stefan Zweıg /Satranç /İşbankası/ İlk Zweıg okumamdı bir klasik olmanın hakkını vermiş
* Kul/Seray Şahiner//Can/ Daha evvel Antabus' u okuyup çok beğenmiştim. Bu kitapta  Mercan' ın hikâyesi bildik, samimi gelmişti ama sonuna doğru tekrarlar, rutinler...içim şişti keşke bu kadar uzatmasaymış.
* Hiçe Doğru/Hüsnü Arkan/Kırmızıkedi/ Hüsnü Arkan' ın şiir kitabı.İlk kez şiirlerini okudum. Yazarlığını daha çok sevdim, sesi , şarkıları hep gönlümde yer etti ama şairliğini sevemedim. Şiirleri ağır ve zor geldi.
* The OA/ 2016 Netflix yapımı ilginç bir dizi izlemeye başladım ilk sezonun son iki bölümü kaldı. Doğaüstü/ gizem türü bir dizi, sonu nereye varacak merak ediyorum
*Collateral Beauty/ 2016 yapımı  Will Smith, Kate Winslet ve en çok sevdiğim Helen Mirren baş rollerde. Güzel, duygusal bir filmdi
* Casting Jonbenet/ İlginç bir filmdi altı yaşında çocuk güzellik yarışmasında birinci olduktan sonra öldürülen Jon Benet  Ramsey cinayetinin yirmi yıl sonra farklı bakış açılarından  farklı bir tarzda değerlendirilmesini izliyoruz. Garip  bir filmdi.
*Hacettepe Ün. Ank. Dev.Kons. Bale Anasanat Dalı Temsili/ Cumartesi akşam Bilge'yle  Gittik. Opera sahnesindeydi. Çoğunluğu çocukların aileleri olan bir izleyici kitlesiyle ve onların heyecanlarıyla izledik. 6. sınıflardan mezunlara aynı sahnede muazzam bir görsel bir ziyafetti. Bir kez daha özellikle klasik balenin bambaşka bir güzelliği olduğunu gördük. Azim bambaşka, böyle insanlar görmek çok umut verici.
* Son Tango/ Sevgili Leylak Dalımla pazar günü Akün Sahnesi'  nde izledik. Beklentimizin altındaydı ama bu sene seçeneklerimizi düşününce hiç yoktan iyidir dedik. Rdından kahve içtik, dost sohbeti özlemişim, iyi geldi:))
*Hep Yuvaya Dönmek/ Ursula K.Leguin/ Kitabı yarıladım, sanırım hayatım boyunca okuyacağım en ilginç okumalardan biri olacak. Leguin' in fantastik dünyası inanılmaz. Bu hafta bitiririm umarım.
*Roman Kahramanları/ Üç aylık Edebiyat Dergisi/ Düzenli takip ettiğim tek edebiyat dergisi. Nisan/ Haziran sayısı Franz Kafka üzerine çok ciddi bir külliyat içeriyor. Ufak ufak okuyorum.

Keyifli ve bereketli bir hafta diliyorum hepimize...

2.05.2017

Mayıs

Saydım tam altı gün okula gitmedi Bilge. Erken tatil oldu bu altı gün. Lakin sabah yataktan kazıyarak ve söylenerek gönderdim okula. Hava bir kaç gündür bunaltacak kadar sıcaktı. Dün akşamüzeri açık balkon camından burnunu çıkartan Efes' in yağmuru kokladığını görünce bir rahatladım. Bahar kokulu yağmur sabaha kadar yağdı. Mis gibi oldu ortalık.

Nisan ayı bereketli geçti çok güzel kitaplar okudum.İlk defa bir ayda on beş kitap bitirdim.

1- Karanlık Kız -Elena Ferrante / Çok güzeldi Napli Romanları Serisinin bir bölümü gibi aynı tadı bıraktı bende.

2-Kızıl Dosya-A.C Doyle/ Sherlock Holmes denilince ben de akan sular duruyor. İlk hikayeyi bir de İthaki basımıyla okudum:))

3-Zaman Yeli- Gürsel Korat/ İlk Gürsel Korat okumamdı. Bir türlü içime sinmedi. Kısacık kitap elimde bir kaç gün süründü.

4-Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler/E. Favilli-F.Cavallo/  100 asi  ve başarılı dünyaca tanınmış kızın muhteşem illüstrasyonlarla desteklenmiş hikayeleri. Bilge okuyor şuan . Çok keyifli bir kitap.

5-Dağın Öteki Yüzü/Erendiz Atasü/ İlginç bir roman dili, tarihle sarmalanmış güzel bir kitaptı.

6-Alacaeren/ N.Meriç/ İlk Nezihe Meriç okumamdı, tamamlanmamış hissi uyandırdı. Dili güzeldi.

7-Vejetaryen/ Han Kang/ Çok çok ilginç bir okumaydı. Zaten bu Uzak Doğulu yazarlar garip bir duygu bırakıyorlar insanda. Kesinlikle okunmalı

8-Görsel Yolculuklar/ Ferit Edgü/ Yaklaşık altı ayda okudum. Muhteşem bir seçki. Ferit Edgü'ye bir kez daha hayran oldum.

9-Baykuşun Günü/L. Sciascio / Okunacaklar arasında uzun zamandır bekliyordu. Öylesine bir okuma oldu. Sicilya, mafya, cinayet falan.

10-Küçük Çekmece Okyanusu/ Rıfat Ilgaz/ Bilge' yle birlikte okuduk. Rıfat Ilgaz' ın keyifli kaleminden tadımlık küçük bir kitaptı.

11-Yolculuk Nereye/Zafer Şenocak/ Yeni yazarlar, yeni kitaplar tanımak için yaptığım listeden bir kitaptı. Yormadı beni, sevdim.

12-Bonzai/ A. Zambra/Ağaçların Özel Hayatı' ıyla tarzını bildiğim yazar bu kitapta da şaşırtmadı beni. Yine ilginç bir okuma oldu.

13-Rüya Arızaları/H. Ertuğ Uçar/ Yine yaptığım yeni listemden bir kitaptı farklı bir anlatı ve öyküler ve tabi ki rüyalar. İlginçti.

14-Yüzler/Emrah Polat/ Köpek Adamlar' ı çok sevmiştim. O dönem bu kitabı da aramış ama baskısı olmadığını görüp üzülmüştüm. Yazar tekrar elden geçirmiş ve İletişim 'den tekrar basılmış. Yine bizim semt var romanda (Seyranbağları) burnumun ucunda yaşanmış gibi:)) Ama Köpek Adamlar daha iyiydi sanki.

15-Kabil Disco 1/Nicolas Wild/Afganistan'da Kaçırılmamayı Nasıl Başardım. Çizer 2005 'te Afganistan' ın yeni anayasasını çizgi romanını hazırlamaya oraya gider ve orada başına gelenleri dönüşte çizgi roman haline getirir. sanırım üç cilt. Bu ilk cildi, Keyifli bir çizgi romandı.

Hafta sonu Bilge'yle sinemaya gittik. Bilge yaş sınırın altında kalınca gişedekilerin tavsiyesiyle "on üç yaşındayım" dedi:(( Filmin ilki çok komikti ve ikincisini 3d izleme şansını kaçırmak istemedik.  (Galaksinin koruyucuları 2) çok komikti valla değdi.

İyi bir hafta diliyorum...

21.04.2017

Öyle işte...


Bu sabah kış gibi bir sabaha uyandık. Bizim ev dik bir yokuşun yamacında ve sağında solunda yeni yapılan inşaatlar olunca bildiğiniz çamur akıyordu. Koca' ya Efes' i ofisin orada gezdirelim dedim. Ama nerede beni dinleyen adam ve köpek. Sırılsıklam geldi arabanın yanına ben aşağı inince. Baktım patileri hazırlıyor üzerime atlayacak benden çıktığına inanamadığım bir sesle" yapma "dedim. Efes' te inanmadı benim söylediğime ve benden uzaklaştı.)) Bu arada sabah Bilge' yi okula gönderirken penceresin önündeki çiçekleri görüp başımı önüme eğdim. Pirimulaları yine soldurmuşum. Bir gün sulamazsan ölü numarası yapıyorlar. Suyu görünce toparlanıyorlar allahtan:))



Bu şehre bahar çok güzel geliyor. Özellikle kafamı kaldırıp bu güzelliği görünce milyonuncu kez bir daha anladım. Mis gibi içime çektim havayı. Bazen eve yürümeyi gözüm yemediğinde taksiden erken inip etrafa bakarak, tadını çıkartarak yürüyorum eve. Bilge'yle Efes' i gezdirirken yeni çıkan çimleri görünce Efes çıldırıyor. Büyük bir iştahla hapur hupur yiyor. İlkinde karnı ağrıyordur falan desek de bu her gün olunca Bilge Efes' in içinde bir keçi yaşadığına kanaat getirdi:))
Bu zamanlar tüy dökme zamanıymış,   evdeki tüylerden rahat bir yorgan çıkardı:)) Bitmek üzere sanırım bu arada süper bir şey keşfettim( bunu daha önce mutlaka yapan olmuştur.) Elektrik süpürgesinin perde ayarında Efes' i süpürebiliyorum. Önce  biraz korktu ama sonra çok hoşuna gitti. Veterinerde bir zararı olmadığını söyledi. Bomba oldu yani:))
 Evde terlikleri kaldırmıyoruz artık herkes terliğinde köpek izleri olmasına alıştı. O kadar seviyor ki bütün terlikleri toplayıp kemirmeyi:)) Geçen hafta hiç sevmediğim, bitince de oh bitti diye yere koyduğum kitabı , geri dönüşte bin parçaya ayrılmış buldum. Bir kaç gün sonra Efes' i Bilge' nin kurşun kalemini yerken yakaladım:))  Uzun uzun gözlerinin içine bakarak konuşup üstüne basa basa hayır dedim. Umarım işe yarar:))
Hayır demişken referandum sonuçlarına şaşırdım mı hayır, üzüldüm hem de çok. Topladım bir sürü kitap biraz ondan, biraz bundan bir dolu okuma yapıyorum. Bir süre sonra normale dönerim. Kız kardeş bana sürpriz yapıp kitap listemi yürütüp bana almış. Çok duygulandım.

Yani çiçek açmış ağaçtan, ottan böcekten, köpek süpürmekten, kız kardeş sürprizlerinden, kitaplarıma bakıp çok zengin gibi hissederek, kızıma, kocama sarılıp huzuru bulmaya çalışıyorum.

İyi bakın kendinize...

17.04.2017

Özet akışı



Uzun zaman oldu yazmayalı. Koca işle ilgili bir seminer için İstanbul' a gitti. Ben de evde kaldım bu bir hafta . Güya bahar temizliği falan yaparım , okurum, izlerim, dinlerim oh mis gibi diyordum. Tabi yalan oldu. Sabah evin iki cephesinde de aynı kişinin yaptırdığı iki inşaatın gürültüsüyle uyanmak, gün boyu beyin delinmesi derken günleri kotarmak şeklinde geçti gitti zaman.

Evin huzuru tabi ki güzel ama hayatınızın rutinini bozmamak gerek. Bilge bugün tatil diye havalara uçtu. Birlikte ofise geldik, Efes' te minderinde yatıyor. Ben kulaklarımı tıkadım, işleri toparlamaya çalışıyorum. iyi bakın kendinize...

27.03.2017

Hafta Sonu


"Ankara'ya bir gecede bahar gelir" gibi bir cümleyle bu sihirli dokunuştan bahseder Ayla Kutlu Zaman da Eskir kitabında. Cumartesi sabah işte tam böyle bir sabahtı. Ağaçların çoğu uyanmış, çiçekli elbiselerini giymişlerdi. Öğleden sonra ilk defa Efes' i evde bir saat yalnız bırakıp Bilge'yle dışarı çıktık. Çıkarken de sıkı sıkı tembihledik "evi yeme diye" :)) Geldiğimizde uyukluyordu, ödül mamalarından almıştık, afiyetle yedi:))

 Bilge' ye bu maketi doğum günü için almıştım. Bacasında küçük bir güneş paneli var, pazar sabahı fır fır dönüyordu:)) sanki elektriği icat ettik, öyle bir sevinç:))



Geçen hafta Bilge "Küçük Kadınlar" kitabını okumuştu, cuma akşamı da 1949 yapımı filmini izledik. Pür dikkat izledi. Jo' ya hayran oldu, keşke Beth ölmeseydi dedi. kıyamam...

Pazar sabahtan piyano dersine gittik. Dönerken bir arkadaşının Kurtuluş Parkı' nda bisiklet sürdüğünü öğrenince biz de gidelim diye tutturdu. Dayanamadık, gittik. Efes'i de götürdük. Park adeta köpek cennetiydi. Nasıl güzellerdi. Tabi hepsi eğitimli, tasmasız nasıl güzel oynuyorlar. Biz cesaret edemedik bırakmaya ama yine de oynadı, koklaştı:)) Eve döndüğümüzde yorgunlukta bir köşede sızdım...

Keyifli bir hafta diliyorum.

24.03.2017

Okuduklarım

Okuduklarımı biriktirmeden yazayım diyorum, olmuyor. Neyse güzel kitaplar okudum bu ay.

Bakele/Sezgin Kaymaz/April Yayıncılık: Sezgin Kaymaz' ın bu kitabı da ufak bölümlerden oluşuyor. Kimisi komik, kimisi hüzünlü ama bütünü samimi, akıcı. Sevdim, bu yıl yazarın tüm kitaplarını okuyabilir miyim bilemiyorum ama elimden geldiğince okumaya çalışacağım.





Yüzünde Bir Yer/Sema Kaygusuz/Metis : Sema Kaygusuz benim için bambaşka bir yazar. Bu kitap çok farklı bir okuma oldu.  Hüznün miras olabileceği, incir ağacı dili, Hızır, Dersim...Çok beğendim, mutlaka okunmalı.



Kıymetli Şeylerin Tanzimi/Sezen Ünlüönen /İletişim: Yazarın sanırım ilk kitabı, ben de tesadüfen aldım. İlginç bir kişi sarmalı var kitapta. Önce kimliklere takılmıştım bir süre sonra bunu bir kenara koyup okudum. Dili zorlamıyor, okunması kolay. Beni yormadı, güzel bir kitaptı.



Gülhisarlı Terziler/ Hüsnü Arkan/ Kırmızıkedi: Hüsnü Arkan' ın bu kitabına bayıldım. Naif, bol okumalı, bol kitaplı.Çoktan unuttuğumuz usta/çırak ilişkileri ve hüzün... Çok beğendim.


Karakol Cinayetleri/Armağan Tunaboylu/ Maceraperest Kitaplar: Yine en tiksinç kahramanımız Metin Çakır iş başında. Bir önceki kitabı okurken sıkılmıştım ama bu öyle değildi, Keyifle okudum.Arada soluklanmalık oldu. İyi geldi.

Carrıe Snyder' ın Kız Koşucu kitabını okuyorum, belki bir kitap daha sığar mart ayına. Bakacağız artık. Bol okumalı günler dileyerek kaçıyorum:)))

20.03.2017

Hafta sonu

 Geçen hafta çok yoğun geçti. Hem işler çok yoğundu hem Bilge' min doğum günüydü. Kocaman bir 11 oldu. Baş döndürücü bir hızla büyüyor ...bir tarafı hep büyümek istiyor, bir tarafı hep çocuk kalıyor:)) Aslında bu konuyu ayrıca bir yazmalı:))

Operada ve tiyatroda izlenecek bir şeyler bulmak çok zor. Cuma ve cumartesi akşam ya da pazar gündüz olması lazım. Öteki türlü Bilge' nin okulu sebebiyle gidemiyoruz. Öncesinde cuma gününden bahsedeyim. ArtAnkara' yı ziyaret ettik. Çok güzel işler vardı. Güzel bir etkinlik olmuş. Sevgili Füsun Ürkün' le tanıştım nasıl güzel bir insan resimlerine bir kez daha hayran oldum ve tabi sevgili Leylak Dalının kulaklarını çınlattım. (Onun tavsiyesiyle tanıdım)


Cumartesi günü Opera Sahnesi' nde "Ankara 1923" konserini dinledik. İlk kez bu kadar büyük bir orkestrayı ve koroyu  canlı dinledim.


 Pazar sabahı ödevler el birliği ile yapıldı:)) Piyano dersine gittik. Çıkışta bir şeyler yedikten sonra yine Opera Sahnesi' ne gittik. Bilge' nin piyano öğretmeninin de rol aldığı IV. Murat oyunu izledik. Öncesinde öğretmeni Bilge'ye kulisi gezdirdi, oyuncularla tanıştırdı. Bilge bayıldı, sahne arkası ne demekmiş gördü.



Oyunu oldukça muhafazakar bir seyirci topluluğu ile izledik. Mehter Marşı eşiliğinde gelen yeniçeri ve sipahiler ayakta alkışlandı derken çocuk yaşta padişah olan IV. Murat' ın etrafındaki entrikalar, dönen dolaplar... Halkın korktukça sultanına daha çok bağlı olacağını düşünen padişahın yasakları, akıl almaz fermanları... İkinci perdede salonun yarısı boşalmıştı. IV. Murat' ın trajik hayatı, halka yasakladığı her şeyi yapması, astığı astık, kestiği kestik hali ve aklını yitirmesi... Yazık seyirci büyük bir hüsrana uğradı. Arkamızda kapalı iki hanımın konuşması kulağıma geldi." Gerçek olabilir mi sence" diğeri "yok be adı üstünde tiyatro yalandır yalan" dedi. Yani ülkenin geldiği durumu izledik ama çok uzundu üç saat. Bir de Mehter Marşı çok dinlemeye gelmiyor bence hala kulaklarımda çınlıyor:))

Tiyatro candır diyorum ve kaçıyorum iyi bakın kendinize...

14.03.2017

Günaydın


Bu sabah kar yağıyor, tam da bahar havasına girmişken. Fotoğraf hafta sonundan ne güzeller değil mi:)) Efes' i gezdirirken gözüm hep ağaç dallarında. İg' de millet hep bahar dalları paylaşıyor. Bizimkilerde tık yok bu sabah dedim "akıllı ağaçlar, biliyorlar bozkırı"...
Efes sabah burnuna düşen kar tanelerini kokluyordu...Neler hissediyor acaba?
Okulda resim yarışması varmış. Geleceğimi çiziyorum gibi bir şey. Bilge kafasından geçenleri anlatıyor."  Bir sürü kedi köpek var etrafta, ağaçlar ağaçlarda kuşlar. Elimde doktor aletleri veteriner olmuşum hasta köpekçiğe bakıyorum. Sonra elbise tasarlıyorum, tasarımlarımı almak isteyenler hayvanları görüp bayılıyorlar, sahiplenmek için sıraya giriyorlar. Ne güzel değil mi"diyor,  "Çok güzel, hem de çok güzel"diyorum "35*50 kartona sığdırabilir miyim "diyor "dene bakalım, sığar bence" diyorum ...umut garip duygu, hiç beklemediğin bir anda ortaya çıkıveren...sıcacık...sarıp sarmalayan...

8.03.2017

Okuduklarım

Kuş Eppeği/Levent Cantek/İletişim  Kuş Eppeği, kuş ekmeği, kuş lokması demekmiş. Yazarlardan, şairlerden sinemaya oradan sahnelere, çizerlere kimler yok ki bu kitapta ama eppek kıvamında, keyifli bir kitap, çizimler ayrıca güzel.

Sibop/Barış Başarır/Can  Dost' da dolaşırken gözüme takıldı ve aldım. Yazarı il kez okudum. Keyifli bir dili var ama sanki fazla uzun, bilemedim...


Bir Delinin Güncesi/Aslı Erdoğan/Everest Aslı Erdoğan  bu yıl külliyatını tamamlamak istediğim yazarlardan. Bu kitap Radikal Gazetesi zamanındaki köşe yazılarını içeriyor. Bu tarz derlemeler keyifli olmuyor arka arkaya tokat yemiş hissi uyandırıyor, bir de unuttuklarınızı hatırlatıp unutmaktan utandırıyor. Öyle yani, dilerseniz okuyun diyeyim ne diyeyim...

Kadınlar Gülmemeli/ Remzi Karabulut/Aylak Adam  Kapağına bayılarak aldım aslında öykü kitaplarına temkinli yaklaşıyorum, bazen çok yorucu olabiliyorlar. Yazarı hiç bilmiyordum ama ilk öyküden yakaladı beni, güzel gerçekten güzel öyküler. Öykü severlere tavsiye edilir.


Rüzgargülü/Ursula K.Le Guin/ Ayrıntı Ursula' nın külliyatını bu seneden ziyade ömrümün yetmesini diliyorum:)) Bu kitapta öyküleri var. Uzun öyküler var, kısa öyküler var ve her biri ayrıca roman olabilirmiş tadı bırakıyor. Okuması kesinlikle kolay değil ama bittiği andaki  tadı bambaşka.

Kitaplarla dolsun yaşamınız...

6.03.2017

Kırk oldum...

Geçmişe dönüp baktığımda, uzun bir yol olduğunu görüyorum. Bilge' yi okula yollamışım. Doğum günü planı hiç yapmam zaten. Hele bir de kırk olmuşken asla:)) Kahvemi yudumlarken düşünmeye başlıyorum. Babamla Koca' nın akşama ellerinde iki ayrı pastayla gelme ihtimalleri olmadığını biliyorum. Annem allahtan şal örmeyi bıraktı her doğum günümde:)) Şimdilerde hemen kendi yaşıyla orantılayıp, beni bir kenara bırakıp "iyiyim şükür " diyor. "Şükür " diyorum. Kız kardeş mutlaka özel bir şeyler yapar. Erkek kardeş otuz oldu ama biz hâlâ onu evin en ufağı gördüğümüz için araması bile yeter. Koca' nı özel bir şeyler planlamakla alakası yok, en son yıllar önce gelen hediyeyi kız kardeş yolladı sanınca ben şansımı zaten kaybettim:))  Babamı çok özlediğimi düşünüyorum. Ben onun küçük kızıydım...Sesini, kokusunu hatırlamaya çalışıyorum. Balkon serin aslında ama Efes ayaklarımın üzerine kıvrılmış...sıcacık... Telefon çalıyor Bilge arıyor. Sınıfındaki çocuklarla bana doğum günü şarkısı söylüyorlar hep bir ağızdan. Çok tatlılar, evet ağlıyorum:))
 Ofise geliyoruz bu arada ig' den bir sürü güzel dilek ve kutlama mesajları geliyor ağzım kulaklarımda. Ofiste çocuklar kutluyor derken masamda bir paket buluyorum. Dün gelmiş. Ah Leylak Dalım hediye yollamış, evet yine ağlıyorum:))

Öğleden sonra Bilge' yi almaya gidiyorum. Yemek planımız var. Bir arkadaşım da bize eşlik ediyor. Çok fena yağmur yağıyor, Bilge' yle sağlam ıslanıyoruz. Bu arada kız kardeş sürekli mesaj yazıyor "eve gittiniz mi " diye. Sonra dökülüyor "6 numaralı komşuna uğra" diyor. Bilge' yle gözümüzü kapatıp düşünüyoruz altı numara kimdi diye. Binaya sırılsıklam girip altı numaralı komşunun zilini çalıyoruz. Kocaman bir çiçek ve bir kutu çikolatayı bağrımıza basıp eve geliyoruz. Gözlerime inanamıyorum erkek kardeş yollamış, evet yine ağlıyorum:)))

Akşama Koca elinde pastayla geliyor, Bilge gülerek 4 ve 0 rakamlarından mumları yerleştiriyor pastaya. Dileğimi diliyorum ve mumlara üflüyoruz...

27.02.2017

Hafta Sonu



Hafta sonu hava pek bir güzeldi. Hiç şubat ayı ve Ankara havası değildi. Biz gariban bozkırlılar sevindik tabi. Attık kendimizi dışarı, kemiklerimiz ısındı, gönlümüz şenlendi.
Evi de temizledim mis gibi. Buharlı temizlik şeysi aldım, foş foşşşşş camları bir güzel sildim, banyo tuvalet mis gibi oldu. Efes bana yanaşmadı pek ama iyi oldu iyi... Pazar günü göl kenarına falan gideriz derken yağmurlu bir sabaha uyandık. Göl kenarı yalan oldu, biz Bilge' yle piyano dersine gidip geldik. Sonrası evde yan gel yuvarlan oldu. Ben kitabımı bitirdim. Bilge'yle Asa Lind' in Ellika Tomson' un Keşif Günlüğü' ne başladık. Çok güzel...


Ben de bu sabah Ursula K. Le Guin ' in "Rüzgargülü" ne başladım. Öyküler var içinde daha çok başındayım yazarım ilerledikçe.
Bilge'yle telefonlarımıza ingilizce öğreten bir program indirdik.  Günlük belli bir aşamayı geçmek gerekiyor. Minik minik hatırlatmalar yapıyor, yanlış yapınca tühh olmadı bak falan diyor:)) sevdik  biz(duolingo) , denemek isterseniz tavsiye ederiz.
Günlük on bin adımı tamamlamaya çalışıyorum. Üç gündür fire vermedim. Zormuş gibi görünüyor ama çok hareketsiz yaşıyoruz, yapmak lazım.
Faideli bilgiler de verdiğime göre ben artık kaçayım. İyi bakın kendinize...

24.02.2017

Haftanın Özeti



Bu haftaya yetişemedim...olmadı:(( Şöyle bir özet geçeyim;

* Oscar 2017 aday filmlerinin son beş filmi kalmıştı içim şişti bıraktım izlemeyi. Her filmde aynı abiler ve ablalar da ayrıca tüy dikti, vermiyorum kimseye ödül bu sene dermişim:))

* Şipşak Hayaller Dükkanı' nı bitirdik Bilge' yle sonu biraz sardı gibi ikinci kitabı da okuyacağız ama bir süre sonra

* Talihsiz Serüvenler Dizisi' nin 6. kitabına başladık her zamanki gibi "yazık bu çocuklara" diyerek:))

* Hafta sonu bir sürü duygusal ve köpenkli film izledik. En çok "Güzel ve Sebestian" ı sevdik, izleyin güzel valla:))

* Başar Başarır ' ın Sibop kitabını okudum, komikti falan ama bitmedi bir türlü:((

* Efes' le yemek işinin akşam bölümü tamam, eve gözleri dönmüş geliyor ve mama kabını silip süpürüyor. ve lakin sabahları bir iki lokma yedikten sonra poposunu dönüyor mama kabına. Ben de yanıma alıyorum kalan mamayı, ofiste veriyorum. Varsın düzenli bir köpenk olmasın ne yapayım. Zaten gezmeye çıkarttığımda da o beni gezdiriyor:(( Hayır Koca tasmasız gezdiriyor nasıl oluyor bu iş anlamadım:))

* Hava bir güzel cemre düşmüş belli, güneşi görüp seviniyoruz:))

Keyifli bir hafta sonu diliyorum, iyi bakın kendinize...

16.02.2017

Okuduklarım

 Haftanın sonu gene geldi, güdük şubat ya ondan, bir de kış olacak o kadar değil mi?
Haftayı okuduklarımla kapatayım.
Bırak Üzülsünler/ Özge Samancı: Türkiye' de Büyümek... Bunu yazar ve çizersin beğenilmez mi? Hepimizden bir parça, hatta eş dost ve düşman bile orada. Pek bir güzel, içten de canım benim niye o kadar pahalı.49 TL ben gibi kitaba verdiği paraya hiç acımayan bir tipin bile kaşını kaldırdı havaya. Neyse güzel olmuş, yolu açık olsun. Bu arada Bilge' de kaptı elimden ergenliğe kadar olan kısmı okuyup önce bol bol gülüp ardından "yazııık" demeye başlayınca bıraktı. "Büyüyünce okurum "dedi:))
 Ah Mercimeğim/ Mustafa Çiftçi: Daha evvel "Bozkırda Altmışaltı" yı okuyup çok beğenmiştim. Ah Mercimeğim' i görünce hemen aldım. Bir oturuşta bitti zaten. Naif duygular, Bozkır adabı, Bozkır şivesi, çok güzel...çok keyifli.
Bugün Bize Kim Geldi/Sezgin Kaymaz: Ben bu kitaba bayıldım, tadı damağımda kaldı. Daha önce de bahsetmiştim pazar öğleden sonramız bu kitapla geçti, ben okudum bizimkiler dinledi...Gül gül kırıldık, ne iyi geldi anlatamam. Kesinlikle okuyun derim, başkada bişiycik demem:))

İyi bakın kendinize...

14.02.2017

Bu aralar...


Bu aralar "vicdansız anne" yi oynuyorum:)) Efes' in yeme düzenini ayarlamaya çalışıyorum. Veterinerin dediği ölçüde ve şekilde mama  vermeye çalışıyorum. Ortalıkta sürekli bir mama kabı olsun istemiyorum. Niye mi, çünkü hem öyle daha düzenli olur dediler hem de mama çok kötü kokuyor,:(( o kadar da para veriyorum... Bilge bir ara tadına bakıcam diye tutturdu ama midesi almadı sanırım artık lafını etmiyor...
Daha önceki köpeğime de hep kuru mama vermiştim. Daha az tüy döküyor, daha sağlıklı oluyor. Hem kıtır kıtır dişlere de iyi, lakin  hani şu köpek bakışı var ya... bildiniz siz onu. Bizimkiler dayanamıyor. Sokakta geçende balık artıkları görüp kaşla göz arası yutuvermiş bizimki. Eve bi geldim Koca küsmüş köpek etrafında fink atıyor,  bizimki yüz vermiyor. Noldu, ne bitti deyince Koca anlattı olanları bir de çok kızdım burnunun üstüne parmağımla hayır, hayır yaptım dedi. ( Veteriner böyle yapın demişti) Neyse çok dayanamadı barıştılar, güreştiler, yalaştılar... Bizim ki pazar günü "ben balık alıp geleyim dedi" Allah allah dedim, vicdanlı adam işte. Bir de yeni süpürge aldık animal olanlardan Bir ara tv de pırlanta reklamı gördük "vay anasını bizim süpürgeden ucuzmuş " diye güldük. Ben süpürgeyle güreş tutarken (yalnız nasıl bir şeydir arkadaş, nasıl kuvvetli, kolum koptu) Koca' da kaya levreklerini pişirdi. Yeşillikleri bana yıkatıp, yine masayı bana kurdurdu. Tabi süpürgenin büyüsüne kapılmışım yaptım hepsini... Yalnız kulağıma geldi eşe dosta sevgililer günü hediyesi süpürge aldım diyormuş. Sevgiler günü hediyesi ne ya... soracağım hesabını:)) Tabi Efes götürdü balıkları löp löp. Sabah baktım parkede sıvı bir şeyler var. Çiş mi kusmuk mu derken, kusmuk olduğuna karar verip( kokladım ögg) fetvamı duyurdum. Mama dışında yemek yok bu bebeye dedim. Sabah biz kahvaltı yaparken onun da mamasını koyuyorum. Yüzüne bakmıyor, yanına oturup elinle yedireceksin illa. Allahım ya erkek değil mi, hepsi hizmet bekliyor. Bu sabah çok kararlıydım. " gözünün içine baktım yedin yedin, yemezsen akşama kadar bir şey yok  sana " dedim. Biraz o yedi, çokça ben yedirdim:)) Kalktık geldik ofise. Koca' ya çaktırmadan geçen gün fleksi tasma aldım buna, öteki tasma kısa bence. Dolaşsın oğlan şöyle geniş geniş dedim. Çok pahalıymış ama olsun napalım, çaktırmayalım. Tasma denemesine çıktık, çek bırak derken bizim oğlan beni de peşinden çekince benim bacak geride kaldı. Diz kapağım nasıl ağrıyor, bildiğin yürürken bacağım aksıyor. Anneme yalan söyledim, ip atlarken oldu diye. Eczacıya da öyle dedim.Gerçi cüsseme bakıp pek inanmadı sanki.  Bir kremle, ağrı kesici verdi, oh mis gibi iyi geldi. Bir bizimkilere doğrusunu söyledim olay anını anlattım falan, çok güldüler... Çok güldük demişken Sezgin Kaymaz' ın "Bugün Bize Kim Geldi" kitabının neredeyse tamamını sesli okuyup, birlikte gülüp birlikte hüzünlendik...Bilge "başka da bişiycik demem" diyerek gülüyor:) Bilge'yle Şipşak Hayaller Dükkanı Serisinin ilk kitabına,  Bir Bavul Yıldız' a başlamıştık. O biraz geri de kaldı ama bu hafta biter sanırım. Bilge çok sevmedi gibi, son anda sarmazsa diğer kitapları okuyacağını sanmıyorum. Bir tek kitabın kahramanı oğlanın da köpeğinin olması hoşuna gitti...

Bu sabah güneş vardı ama hava buz gibiydi ve havada uçuşan saydam şeyleri görünce Efes' le baka kaldık. Yoldan geçen amca "kar mı bu "dedi, "galiba" diyebildim. Güneşli havada kar, bunu da  gördü gözlerim:))

Oscar adayları filmleri izlemeye devam ediyorum, yaklaşık on film izledim. cık, yok yani çok sıkıcılar... öyle yani bilemiyorum belki diğerleri güzeldir:((

Hadi ben kaçıyorum, iyi bakın kendinize Sezgin Kaymaz' ın dediği gibi "en sevdiğinize emanet olun"...

9.02.2017

Okuduklarım...

 Okuduklarım iyice birikmeden şurada dursun:)
Denizadamı/Carl-Johan Vallgren:  Yazarın daha önce Bir Garip Aşk Öyküsü' nü okumuştum onu da çok sevmiştim lakin Denizadamı bambaşka. Uzun zamandır bu kadar güzel bir anlatı okumamıştım. Çok duygusal, fantastik ama bir o kadar da gerçek. kesinlikle tavsiyemdir, okuyun...


Sabahattin Ali/Değirmen : Değirmen 16 öyküden oluşuyor ve Değirmen öyküsü sizi kalbinizden vuruyor. Romanlarını daha çok severim ama öyküleri de güzeldi.

Mihaly Hoppal/ Şamanlar ve Semboller:  Meraklısı için çok hoş bir kaynak. Kaya resimleriyle Şamanlar arasındaki ilişkiyi inceleyen farklı yorumları sunan, sırf görselleri için bile alınabilecek bir kitap.

Eksik Bir Şey/ Sami Özbil : Yazarın okuduğum ilk kitabı. Akıcı bir dili var. Arka kapaktaki "dedem istihbaratçı, amcam solcularla çatışan komando, babam muhbir..." cümlesini okuduktan sonra almaya karar verdim. Doğan tesadüfen ölmüş annesinin geçmişinin çok daha gizemli olduğunu öğrenir. Bu gizemi çözmeye çalışırken yaşadıklarını anlatıyor. Güzeldi, yormadı beni...


Kutup Yıldızı/ Brian Selznıck:  Yazarı hiç bilmediğimi sanıyordum kapaktaki Hugo Cabret ve Buluşu' nun yaratıcısından sözünü görene kadar. Yazarın karakalem resimleri hikayeyi destekliyor. babasını arayan Ben' in hikayesi oldukça etkileyici. Kitabın kalınlığı gözünüzü korkutmasın, çok çabuk okunuyor.


Başlama Yeri/ Ursula K.Le Guin: Ursula külliyatını bu yıl tamamlayabilir miyim çok emin değilim, çünkü çok kitabı var. Bu kitapta da diğerlerinde de olduğu gibi ilk elli sayfa konuya girene kadar zorlandım, sonrası su gibi aktı. Tadı güzeldi ama bir sürü soru işareti bıraktı kafamda.. Olsun Ursula candır:))

Bol okumalı günleriniz olsun...