15.12.2017

Yaşasın Cuma


Gece hiç uyuyamadım.Sabaha karşı biraz uykuyu yakalamıştım, alarm sesiyle yataktan fırladım. Bilge uyanmış salonda Efes' le oynuyordu. Kahvaltı niyetine gevreğini kaşıklayıp, kayadan hallice okul çantasını sırtlandı. Servise bindi, bakmayacağını bildiğim halde arkasından el salladım. Eve dönerken sabah ezanı okunuyordu. Hava hala karanlık, sinir bozucu hakkaten çok sinir bozucu. Eve gelip yatağa yapıştım. Koca biz gidiyoruz derken gözümün biri açık el salladım. El sallayarak kaç kalori harcanıyor acep. Bir süre sonra uyandım, etrafı toparladım.İki bölüm dizi izledim. Sabah ritüeli telefon görüşmelerimi yaptım.Ofisi aradım gelmeyeceğimi söyledim, Efes' i sordum ödül kemiği kemiriyormuş ne güzel Koca' yı aradım akşam Bilge' yle sinemaya gideceğimizi haber verdim. Üzerimi değiştirip durağa yürüdüm. Hem bozuk para hem otobüs kartımı hazırladım. Yalnız ben bu kartı edindiğimden beri hiç kartlı otobüse denk gelmedim neyse otobüse binip paramı uzatıp nafile biet bekledikten sonra hangi akla hizmetle karşılıklı kondurduklarını bilemediğim koltuklara baktim.Bir an doğru yön neresiydi diye düşündüm.Şoförün kelini görünce hatırladım. Oturdum,karşıma anneannesinin kucağında en fazla üç yaşinda olduğunu düşündüğüm oğlan çocuğu oturdu. Bir ara oğlan bana abla dedi, pek sevindim teyze filan demedi diye. Gülümseyip ne tatlısın dedim, anneanne suratıma bakti, yanlış bir şey mi söyledim diye şaşırdım gülümseyerek maşallah dedim, kadın yine bir şey söylemeden suratını cama çevirdi. Kendime küfür ettim al sana abla salak dedim bu arada midemdekilerin yukarıya doğru hareket ettiğini fark edip Tunalı' da otobüsten indim.Aniden bugün için kendime 20 bin adım hedefi koydum. Yol üstundeki kitapçıya uğradım, sonra dışarida oturup simit kahve söyledim. Kafedekilerin güneş gören tarafa konuşlandıklarını burnumun direği sızlayınca fark ettim. Hemen yiyip içip kalktım. Gölgelerden sakınıp güneşli kaldırımlardan yürüdüm.Bir sürü forograf çektim. Kırmızı burnumla her zamanki kafeme geldim, daha önce hiç oturmadığım bir köşede boş yer buldum.Otoparka bakıyor,otopark olduğunu da yeni fark ettim.Arabaların fren lambalarını izledim, içeri girebilme ihtimalini hiç aklıma getirmedim.Bu arada 10 bin adım anca atabilmişim. Çok üşüdüğüm ve bugünkü kahve hakkımı doldurduğum için portakal suyu içtim. Anne pogacası diye hiç bir annenin çocuğuna yapamayacağı korkunçlukta bir şey yedim niye yedim ki. Kitabım önümdeydi ama okuyamadı.Yan masada gençler ödev sunumu hazırlıyorlarmış üstelik ingilizce, üstelik ben bile anlayabildiğime göre iyi not alamayacaklar bence😂Ben mi ne yapıyorum telefonumdan blog yazmaya çalışıyor, dışarıdan telefon manyağı ergen izlenimi uyandırıyorum😔Biraz daha ısınayım atacağım kendimi dışarı, yaşasın cuma... buraya kadar okuyanları vallahi öperim 😘😘😘

14.12.2017

Pazartesiymiş gibi

Dün bütün gün pazartesiymiş gibi dolaştım durdum:)) Ofis işlerini baya bir toparladım, malum yarın yaşasın cuma:)
Cumartesi günü için tiyatro biletleri  aldım. Yarın okul çıkışı da Bilge' yle sinemaya gideceğiz. 
Dün Bilge' den az önce eve geldim. Hemen mutfağa girip yemek yapmaya koyuldum. Bilge geldi, yine torbası laf dolu, anlattı da anlattı insanın hayatında ergenliği bir kez yaşıyor olması ne kadar muazzam Yemekler pişerken evi süpürüp sildim. Bir gün önce spora gitmeyi unutmuşum sabah uyanınca fark etmiştim gamsızlığın bu kadarı Çantamı hazırladım, yemekler pişince altlarını kapatıp, spor salonuna gittim. Yine kulaklığımı şarj etmeyi unutmuşum, beynim oyuldu. Salon kalabalıktı, yeni başlayanlar, kikirdeyenler, ter fışkırtanlar...Bir saat kadar spor yapıp, eve uzun yoldan döndüm. O saate etrafa bakarak yürümeyi seviyorum, günün bir nevi muhasebesi gibi bir zaman dilimi benim için. Benden sonra Koca geldi ve Efes'i o çıkarttı. Bizde Bilge' yle yine fen çalıştık, sonra Bilge ışık hızıyla piyano çaldı. Koca dönüşte Efes' i yıkadı. Banyo çıkışı Efes her zaman yaptığı gibi bize küstü. Totosunu dönüp yattı, sabaha unutacağını bildiğim için çok önemsemedim. Kitabın son sayfaları kalmıştı, yatağa girip kitabı da yanıma aldım. Uyumuşum yine:)) Sabah alarm çalana kadar sonunu bir kez daha okudum. Hakan Bıçakçı' nın daha evvel Doğa Tarihi kitabını okumuştum, onu da sevmiştim ama bu kadar değil. Çok tanıdık, çok bildik geldi, sevdim kitabı.
Kanser gibi büyüyen,  başkalaşan şehir ve o şehir hakkında kitap hazırlamak isteyen genç bir editör.Daha dün burada olan ve hepsi birer hatıraya dönüşen evler sokaklar kitapçılar dipten gelen inşaat uğultusu....günbegün gerçeklik algısını yitiren çevresini sesini ve en sonunda yüzünü tanımayan bir Kahraman... (arka kapaktan)

Shirley Jackson' un Biz Hep Şatoda Yaşadık sıradaki kitabım, bir kaç sayfa okudum ilginç. bir okuma olacağa benzer. Fonda Bülent Ortaçgil var.

Kaçtım ben...

13.12.2017

Dün işe gitmedim ya hani, pek güzel oldu. Telefon kulağıma yapışık bir ara nefret ettim kendimden. Öğlene kadar ara ara kitap okuyup dizi izledim. The 100 diye bir diziye başladım. Dünyada nükleer bomba patlatıp içine eden uzun süre bir uzay istasyonunda yaşayan, oranında anasını ağlatınca   dünyaya geri dönmeye çalışan insanlar  falan filan. Başladım ya bitirmezsem olmaz böyle de takıntılarım var işte. Bilge gelmeden dışarı çıktım. Efes' e balık kraker alacaktım elim kolum dolu eve geldim.Bir de Ptt' ye uğrayıp gaz aldım.İlk defa hiç sıra yoktu, pek sevindim. Eve geldim, yeşil mercimek haşladım.Sonra yemeğini yapmaya üşenip uyduruk salatasını yaptım.Bilge geldi.Dili şişmiş çocuğumun okulda,  anlattı da anlattı. Bir ara içim geçmiş Efes ıslak burnuyla beni  dürtünce kendime geldim. Koca gece yarısı döneceğini haber verdi. Köfteyi yaptım, yanına da makarna Bilge karnını doyurdu.İyice Küçük Emrah havasına giren Efes' i dışarı çıkarttım. İki gündür taktı aynı arabanın sol tekeriyle tamponu arasına işiyor. Yapma etme yok.Arabanın sahibi adam o anda çıksa s...tık ne diyeceksin. Sabaha kadar kim bilir kimler neler yapıyor arabana desen olmaz, köpekler böyle haberleşiyor kesin oraya daha önce başka bir köpek işemiştir, benimki başlatmamıştır desen hiç olmaz.Arabanın da sahibinin erkek olduğunu düşünüyorum nedense, kadınsa zaten hiç şansımız yok iki kere s...tık. Tam arabanın yanından geçerken uzaktaki kuyrukları gördüm. Sokak köpüşleri sürü psikolojisinde bize doğru geliyor hemen sağa saptım. Yokuş aşağı vurduk Efes' le.Anlayamadığım bir şey var insanlar neden cam şişeleri kırıp yol kenarlarına atıyorlar. Her yer cam kırıklarıyla dolu, yazık sokaklarda bir sürü kedi köpek var. Hiç düşünmüyorlar.
Neyse eve geldik, Bilge Efes' in ayaklarını yıkadı, ben bulaşıkları yerleştirdim.Sabahtan beri köşe kapmaca oynadığım çamaşırları yerleştirdim.Bir ara hiç işe gitmesem evden işleri halletsem  mi diye düşündüm.Tüm gün eşofmanla dolaştığımı fark edip bu fikirden vazgeçtim. Bilge' nin haftaya fen yazılısı varmış, biraz çalışalım dedim.Kitabı aldım şok oldum.Geçen yazılıda biyoloji gibi bir şeyler vardı.Solunum sistemi falan ama bunlar kuvvete yani fizik konularına geçmişler.Tövbeler okuyarak,elli kere dönüp bakarak konuları tekrarladık.Kuvvet biriminin Newton olduğunu felan hatırladım. Kuvvetin de F ile gösterildiğini:))
 Sonra Bilge piyano çaldı ben kitabıma gömüldüm.Kitabı çok sevdim Uyku Sersemi ama ne zaman elime alsam birkaç sayfa sonra uykum geliyor. Kitaptaki kahramanın etkisi var sanırım bunda:) Derken üst komşudan kavga sesleri geldi.Aynı anda piyano sustu, Bilge,ben ve Efes kulakları diktik tabi en çok Efes dikti allahtan çok uzatmadılar. Bilge' yi azat edince telefona sardı, ben yine okurken uyudum. Bir ara yanımda Bilge' nin ayak ucumda da Efes'in yattığını fark ettim. Zavallı Koca sığışamamış tabi yatağa, Bilge' nin odasında yatmış, sabah gördüm. Gece oldukça geç geldi sanırım, sabah baktım uyanmıyor, Efes' i gezdirip, mamasını suyunu tazeleyip Koca' nın yanına bırakıp ofise geldim. Biriken işlerle uğraşıyorum, bugün böyle geçer...

Fotoğraftaki kitap oldukça ilginç, bitirmek üzereyim, detayları yazarım...

12.12.2017

Tembel Salı

Sabah erkenden uyanıp Koca' yı iş için şehir dışına uğurladım.Sonra Bilge' yi okula yolladım.Black Mirror' ün son bölümünü izledim. Efes' le uzun bir yürüyüş yaptık.Hava soğuk ama güneşli, yerler çiğ doluydu. Bu yürüyüş çok iyi geldi. Şimdi evdeyim bugün işe gitmeyeceğim. Hakan Bıçakçı' nın Uyku Sersemi kitabına başladım. Akşama köfte yapayım diyorum. Efes uyukluyor. Belki de yanına kıvrılırım ya da bir kahve yapayım...

11.12.2017

Bir varmış, bir yokmuş...

Geçen hafta kızlar geldi, kıpır kıpır bir hafta geçirdik. Kızlar yazdan büyümüşler, dillenmişler.
Havanın el verdiğince dışarı çıktık, evde Efes onları oyaladı:)) Bilge uyuz, hâlâ ilk ve tek torun tahtının sallanmasından endişeli:((  Ama zor arkadaş Allah kardeşime de bütün ikiz annelerine de çokça güç ve sabır versin.

Kızlar uyurken kitap okuyacak zaman buldum, yatmadan öncede birkaç bölüm Black Mirror izledim.

Edip Cansever'in Yerçekimli Karanfil kitabını almıştım, şiirler nasıl güzel, nasıl dokunaklı.
İsahag Uygur Eskiciyan Konteryner Zaafı öykü sevmeme rağmen sevemedim bu öyküleri, allahtan kitap inceydi.
Gerd Ruebenstrunk Fuar Alanında Patlama Bilge için aldığım bir polisiyeydi, çok güzel çizimler de var kitapta, sevdim. Bilge daha okumadı :))
Ketil Bjarnstad Müzik Uğruna  çok güzeldi, çok beğendim.Yazarın diğer kitaplarına da bakacağım.
Ayla Şenel Yüksekten Paraşütsüz dün akşam başladım ve bitti.Çok eğlenceli ve keyifliydi.

Sanırım hedefimi tamamlayacağım:)) Bu ara hep ama hep okumak istiyorum. Upuzun liste yaptım, yıl sona ermeden yapmam gerekenleri sıraladım. Bugün ağacı süsleyeceğiz, seviyorum  bu zamanları.

Bu arada ofisteyim ve yazıyı tamamlayana kadar elli kere bölündüm, bu günlük böyle olsun, iyi bakın kendinize...

2.12.2017

Canım cuma, azıcık cumartesi

Dün her zamanki sinema programımı akşam üzerine kaydırdım.Bilge beraber bir filme gidelim dedi.Sen Kiminle Dans Ediyorsun filminin fragmanını izletti, yaş sınırı uygun ve Binnur Kaya da olunca olur dedim. Okul çıkışından önce Dost' a uğradım, daha bir gün evvel netten bir dolu kitap almamışım gibi bir sürü kitap aldım.pişman değilim. Bilge' yi okuldan aldım, canı sıkkındı. Müzik öğretmeniyle papaz olmuşlar, konuştuk...konuştuk...Sinemaya biraz erken gittik biletlerimizi aldık seans saatini bekledik. Biraz daha sakinleşti.Filmi üç kişi izledik. Film fragmandaki kadardı en komik kısımlar fragmanda verilmiş zaten. Bol argo, küfür olunca Bilge çokça kahkaha attı.Bir ara içim geçmiş, çok uzun değildi allahtan, herkes mutlu bitti.Çıkışta saç kurutma makinası almaya gittik.Eski makina sonunda bozuldu on yıldır bizimleydi Uzatmadan aldık çıktık.Bir iki mağaza dolaşıp eve geldik.Bizim arkamızdan Koca' yla Efes geldi. Yemekti bulaşıktı derken bir film izledik.filmin adını unuttum. Angelina Jolie oynuyordu abartılı sarışın bir tv. muhabiriydi, sonra kahin olduğuna inandıkları evsiz bir adam buna perşembe günü öleceksin filan dedi. Sonra olaylar olaylar... Kitabım bitmek üzere Selçuk Altun sayesinde daha evvel kelime dağarcığıma eklenen bibliyofil den sonra bu kitapla da estet kavramıyla tanıştım. Gerçi bu kitapta yazarımız ziyadesiyle uçmuş, kurguyu oldukça abartmış. Bilge' yi piyano dersinde beklerken bitiririm diye düşünüyorum.
Hadi iyi bakın kendinize, keyifli bir hafta sonu olsun...

30.11.2017

Sevgili Perşembe


Günaydın, sekiz saat uyumuşum,ne güzel uyandım. Dün araba olmayınca Efes' i İ.' ye emanet edip eve geldi. Sabahtan evin her tarafına kurumak üzere serpiştirdiğim çamaşırları toplayıp yerleştirdim. Bir posta daha çamaşır yıkadım. Bilge geldi, telefonda nahoş bir konuşma yapmıştık. Aldım karşıma anne konuşması yaptım evet hep ben konuştum. Daha sakin bir insan olmasının onun yararına olduğunu açıklamaya çalıştım.Anladı sanki, uygulama nasıl olur şüpheliyim hâlâ :( Barış anlaşmamızın nişanesi olarak birlikte kek yaptık. Ortalığı adam edeyim , kesirlerin üzerinden geçelim  kırkımdan sonra matematik seveceğim sanırım derken spora gitmedim. Bu akşam telafi ederim artık. Kitabımı bitirdim. Pennac' ın yazarlığına bir kez daha hayran kaldım. Bu sabahta ilk elli sayfasına aldığımda okumaya başladığım Selçuk Altun ' un Ardıç Ağacının Altında kitabına devam ettim. Öğlen için kendime  mercimek çorbası yaptım. Akşama Allah kerim:))

Ofise geldim,  sabah rutini olan telefon ibadetimi gerçekleştirdim. annemle ve arkadaşımla. Hava yine pek güzel ve akıl çelecek kadar aydınlık. Fonda Nina Simone var. Gününüz güzel geçsin.

29.11.2017

Çarşambamsı


Ay bu gün hiç yazasım yok ama taktım ya her gün yazacağım diye çamura yatmayayım şimdi. Dün spor dönüşü, Efes'i de ben gezdirince saat dokuz gibi uyumuşum. Dört buçukta uyandım, hemen kitaba gömüldüm. Az kaldı, bugün biter sanırım. Hava bu sabah güneşli, pırıl pırıl. Aslında atsam kendimi dışarıya diye düşünmedim değil ama çok iş var ofiste. Haftaya kızlar geliyor. İşlerimi toparlayayım da kafam burada kalmasın. Dün kitap siparişi verdim, sanırım yılbaşına kadar okuyacak kitaplarımı aldım diyordum ama Algan Sezgintüredi' nin son kitabı çıkmış, cuma günü onu da alırım tamamdır:)) Goodreads hedefimi zor yakalayacak gibi görünüyorum. 120 kitap okuma hedefi koymuştum, 111' deyim:)) Aslında yakalayabilirim de:))
Dün This İs Us ve Black Mirror'den birer bölüm izledim. Evde yapılacaklarla ilgili milyonucnu listemi yaptım. Etkinliklere baktım, bize uygun bir şey bulamadım. Belki sinemaya gideriz. Efes etrafımda dört dönüyor ama ödül maması dışında bir şey vermiyorum, belki birazcık peynir, birazcık elma hepsi bu kadar:))
Ofiste herkes grip umarım bize bulaştırmazlar, olabildiğince uzak duruyorum. Gideyim de şu işleri halledeyim, iyi bakın kendinize...

28.11.2017

Yağmurlu Salı

Sabah Bilge' yle binadan çıkarken şakır şakır yağan yağmuru görünce ben eve gidip şemsiyeleri aldım. Servis beklediğimiz yere doğru yürümeye başladık. Bilge anne sana bir sır anlatayım mı dedi. Sen bilirsin dedim. ne tatlıyım değil mi merakımı hiç çaktırmadım. Arkadaşım E' nin babasını dolandırmışlar, ...TL' lerini altı haneli bir rakam almışlar. E. çok üzülüyor, annesin arabasını filan satacaklarmış dedi.Üzüldüm, E' ye söyle annesi babası çözer bu işi, canını sıkmasın dedim. Bizim ki anne bizi de dolandırırlar mı? diye sordu. İmkansız dedim, şaşkın niye ki dedi. O kadar paramız yok ki dedim. Ha...iyiymiş o zaman dedi:)) Sonra bereler de ki ponponun nereden çıktığını anlattı. youtube dan öğrenmiş. Servis geldi, sabah sohbetimiz sona erdi. O okula ben eve geldim. Efes bu sabah daha iyi görünüyor. Dün ödümü koparttı, kafasını kaldıramıyordu. Veterineri aradım, biraz bekleyelim daha kötü olursa ben gelir bakarım dedi. Allahtan daha kötü olmadı. Yanına yatıp, soğuk ayaklarımı ısıttım. Kitabımı okudum, yarım saat geçti kahvaltı hazırlamaya başlamalı derken kitapta hiç beklemediğim biri öldürüldü. Ben şok birazdan okumaya devam edeceğim. Dün akşam spora gittim, bir saatten fazla çalıştım, çok yoruldum ama iyi geldi. Akşam erkenden uyuya kalmışım. Bu arada kilo vermem bir aydır durdu. 71 de takıldım. Vücudumu şaşırtmam filan gerekiyormuş. tamda bu havadayım hani. bakalım, biraz araştırmalı, okumalı...

Black Mirror oldukça ilginç, iki bölüm izledim. Birbirinden bağımsız bölümler. Hatta bölüm yönetmenleri de farklı sanırım.
 Bilge' nin Türkçe yazılısı bugünmüş, bakalım, ne yapacak...Akşama ne pişirmeli, hiç bilmiyorum. Annem dün fizik tedaviye giderken evin anahtarını almayı unutmuş. Kapıda kalmış, şaşkın beni aradı. İlk defa başıma böyle bir şey geliyor derken içim cız etti. Şu fizik tedavi işi bir bitseydi, kadının sinirleri bozuldu resmen.
Neyse ben kitabımın devamını okumaya gidiyorum, iyi bakın kendinize...

27.11.2017

Cumartesi, Pazar Azıcık da Pazartesi

Cumartesi erkenden uyandım, hep birlikte kahvaltı yaptık. Koca Efes' i gezdirip eve bıraktı,  ben de çamaşırlar, bulaşıklar derken öğleni ettim. Bilge' yi piyano dersine bıraktım, yine parka konuşlandım. Biraz kitap okudum,  sıkıldım yürüdüm, yürüdüm... derken bir park daha keşfettim, yeni açılan belediyenin bir sahnesine kestirme bir yol olduğunu da böylelikle fark ettim:)) Geri döndüm, Bilge' yi aldım. Dost' a uğradık Türkçe dersi için soru bankası ve Angela Nanetti' nin Mistral kitabını aldık.
Eve döndük, yemek faslının ardından Türkçe yazılısına çalışayım dedi. Allahım deli oldum, ünite ses olayları. Bir olaylar, bir olaylar, ünlüler ünsüzler, büyük sesli uyumu uymayan bizden değildirler. Ünlü benzeşmesi, türemesi olmadı düşmesi... İki saat sonra kafam balona, Bilge' de aptala dönmüştü. Akşam olmuştu zaten, "Dare To be Wild" diye bir film izledik. Koca sevmedi, Bilge' yle ben sonuna kadar izledik çizimler ve bitkiler çok hoştu. 
Pazar sabah erken uyandım, biraz kitap okudum, kahvaltıyı hazırladım. Kahvaltı bitip, bulaşıkları toparladığımda saat ondu. Hazırlanıp sonunda kuaföre gittim. Kimseler yoktu, hemen boyamı yaptılar. Öğlen olmadan bu işi de halledince sıra korkunçlu Türkçe yazılısına hazırlanmaya geldi. Bilge' ye niye daha önce bunları anlamadığını söylemedin diye sitem ettim. Koca bir kartona tek tek kuralları yazdık. Biraz anlar gibi oldu, bu arada bir taraftan da öğlen yemeğini hazırladık. Yoğurtlu kereviz salatasını o hazırlayınca yedi pek sevindim. Yemeğin ardından pazara gitmek için hazırlanırken Bilge' de takıldı peşime. Yol boyu sevdiği şarkıları dinletti bana. Hemen pazar işini halledip eve döndük. Açık hava iyi geldi dedik, biraz daha test çözdük. Bugün ne yapar bilemiyorum artık:(( Bilge uyumadan daha önce üç kez başlayıp okuyamadığı Jule Verne' in Balonla Beş Hafta sını sesli okumaya başladım. Merakla dinliyor, sevdi sanki. O uyuduktan sonra Alias Grace' i bitirdim. Oldukça ilginçti. Black Mirror izlemeye başladım ama ilk bölümün yarısında uyumuşum, bugün tekrar başlarım. Dün dolapları düzeltirken nakış iplikleri buldum rengarenk. Kulaklığımı bu iplerle kaplamaya başladım, az kaldı bitince paylaşırım, çok cici oldu.
Bu sabah Bilge' yi okula gönderdikten sonra Efes' in durgun olduğunu fark ettim. Dışarı çıkarken kapının önüne kustu. Dün dünyaları yemiş ve hazmedememiş sanırım. Şimdi de biraz durgun. gerçi kedileri kovaladı :)) İçim gitti bir daha ne kadar  gözlerini belertirse belertsin ıvır kıvır vermeyeceğim. Kararım kesin... İyi bir hafta olsun...

25.11.2017

Canım Cuma

Sabah ofise gelip ortalığı uyduruktan toparladım. Hep gittiğim sinemanın internet sitesine girip hangi filme gidebilirim diye baktım.Başka Sinema kuşağında izlemediğim film kalmamış.Mecbur vizyon 
filmlerine baktım.Wonder a gitmeye karar verdim.Hazırlandım çıktım.11:15 seansına yanımda yedi sekiz kişiyle girdim.Film çok güzeldi, çok duygusaldı.
Film bitince biraz dolaşayım dedim.Mağazalar tıklım tıklımdı.Sonradan çark etti, black friday diye bir şey uydurmuşlar.Neyse Dost' a uğradım.Muzip Tanrı' yı alacaktım, uzun süredir yok dediler.İnternetten alırım dedim, kitapların arasında dolaşırken Selçuk Altun' un son kitabı Ardıç Ağacının Altında ya rastladım.
Onu ve üç aylık edebiyat dergisi Roman Kahramanları nı alıp, kasada da sizde black,pink,red ya da regarenk bir friday yok mu diye iğrenç bir espiri yaptım. Dost kasiyerlerinin en nefret ettiği ve hatta tiksindiği  soru bu sanırım: indirim yok mu 
İğrenç espiri anlayışımı da yanıma alarak kafeye gittim.Rahat koltukların olduğu yeri boş görünce sessizce hafaya zıplayıp oturdum.Aylardır yapmadığım bir şey yapıp tiramusu ve filtre kahve aldım.Yan masadaki yapış yapış gençlerin selfi çekme çabalarına şöyle bir bakıp tiramusuyu gömdüm.Kitaba  bir bakayım derken ilk elli sayfayı okumuşum.Dergide de Roald Dahl özel dosyası vardı ona da bir göz gezdirdim , kahvemin son yudumlarını da içip kalktım.
Yollar tıklım tıklım, hava soğuk ama güzeldi.Bilge' nin okulunun bahçesine bayılıyorum. Bilge' nin bir dünya para verip aldığı kulaklıklarını bunun mikrofonu yok diye benim kıytırık kulaklığımla değiştirmesinden kıllandığım ama yine de itiraz etmediğim  dünyanın en rahatsız edici kulaklığıyla müzik dinledim. Bahçede sek sek çizgileri vardı, onlarda hopladım zıpladım.Labirent çizmişler, doğru yolları buldum.Akşam güneşine yüzümü döndüm, muhtemelen gözlerimi kısıp bi dünya kaz ayağı yaptım kendime ve yarım saat çok huzurlu geçti.Zil çaldı Bilge geldi.Taştan hallice çantasını sırtlandım.Önce ona yemek yedirdim, sonra biraz yürüyüp eve öyle gitmeye karar verdik.Ay bu çocuk büyümüş, bir espiriler, bir büyük tavırlar bayıldım.Filmi anlattım yol boyu, yolumuzun üzerinde Efes' in veterineri var, ona uğradık.Ayak üstü sohbet ettik.Efes' i çekiştirdik, kahkahalarımız havada uçuştu.Hava da iyice kararınca taksiye atlayıp eve geldik.Efes garibim bizden çok sonra Koca'yla işten geldi. Kuduramadı bile vurdu kafayı yattı.uzun zamandır 15 bin adımı görmemiştim, ben de Efes'in yanına kıvrıldım...

23.11.2017

Çok hızlı geldin sanki perşembe


Masamın üstü çok kalabalık. Kalabalığın arasından Efes' i görüyorum. Kapının önünden etrafı izliyor. Uzaklara bakıp, dalıp gidiyor hatta o kadar uzağa gidiyor ki,  dışarıda gözünü karartmış kedi, burnunun dibine gelince fark edip kıyameti kopartıyor. Kocaman bir saksı var camın önünde, belki toparlanır diye Koca bir arkadaşından  limon ağacı getirmişti.Bence geldiğinde zaten ölmüştü ama dibine  hurma çekirdeği atmış onlar çıktı. Efes' de saksının yanına yatıp suratını toprağa dayayarak etrafı izliyor. Ağız göz toprak içinde kalıyor. Ben de saksının bir kısmına çenesinin sığacağı kadar bir örtü koydum. Gösterdim, anlamadı diye düşünüyordum ama biraz önce baktım örtünün üstüne koymuş çenesini. belkide adam toprağa dokunmak istiyordu neyse . Aramızda garip bir iletişim var. Canı bir şey yemek istediğinde mutlaka benim yanıma geliyor. Ben onun tedarikçisiyim. Dışarıdan geldiğimizde Koca' yla hatta Bilge' yle patilerini yıkamak için banyoya gittiğinde , küvete kendi başına giriyor. Ben ne yaparsam yapayım sadece iki patisini küvetin kenarına koyuyor, koca kıçını benim kaldırıp küvete koymamı bekliyor:)) Akşamları bizimkiler tv' de gürültülü bir şeyler izliyorlarsa benim yanıma geliyor. Ben kitap okurken, yanıma kıvrılıyor. Tam kışlık zaten, sıcacık...

Geçen akşam gezmesinden dönerken hava kararmıştı. Yanımıza yirmili yaşlarda olduğunu düşündüğüm bir kız yanaştı. Ben de sizinle yürüyebilir miyim? diye sordu. Olur dedim, etrafa baktım bir sorun mu var dedim yok dedi kulaklıklarını taktı, yanımızda yürüdü. Ben etrafa baktıkça, Efes' te dönüp dönüp bakmaya başladı. Sonra ben buraya giriyorum teşekkürler deyip yol üstündeki binaya girdi. Ben yine sağıma soluma baktım, belki de karanlıkta tedirgin olmuştur kim bilir dedim. bizi de tedirgin etmeseydi iyiydi tabi. Sağım solum sobe kıvamında geldik Efes' le eve.

Dün eve gidince bir güzel sildim süpürdüm her yanı.seviyorum bu domestik hallerimi, arada bir olunca:)) Spora gittim, banyoyu paklama  ve toz alma işi bugüne kaldı. Hâlâ kuaföre gitmedim, saçlarım gri oldu neredeyse.Aslında dipleri kaşınmasa  çok da umursamayacağım ama beyazlar çıktıkça bitlemiş gibi kaşınıyorum.çocukken iki defa bitlenmiştim net hatırlıyorum Hafta sonu halletmeli...
Fournier' in Kuzeyli Annem i sabah bitirdim. Asla Kimseyi Öldürmedi Benim Babam ı okurken kafamdaki  anne figüründen çok farklı değildi Kuzeyli Annem. 
Dün kargom geldi, manevi ablam Leylakdalım yollamış. Pennac' ın Küçük Yazı Satıcısı  kitabını yollayacaktı, bahçelerinden mis gibi bademler ve tabi Bilge' yi boş geçmemiş her zamanki gibi güzel bir hediye koymuş. Çok seviyorum bu kadını hep kendimi iyi ve özel hissetmeme sebep oluyor...

Dün Yorgos Lanthimos ' un Dogtooth filmini izledim. Çok ilginç bir filmdi. Pek çok şeyi düşündürdü. Bir bölüm de This İs Us izledim. Hafta sonu neşeli bir şeyler izlemek istiyorum var mı tavsiyesi olan? Bu arada fonda Cem Adrian  Hani bazen diyor...kaçtım ben...

22.11.2017

Soğuk, Ekmek ve Kitap

Çarşambaya bir yakıştırma bulamadım:)) Dün öğleden sonra Efes'le eve gittik. Bizden sonra Bilge geldi. Efes' le tepiştiler, çok komiktiler. Çamaşır makinesini çalıştırdım, evde kepek unu varmış, hemen ekmek hamuru mayaladım. Ben spordan gelene kadar  çamaşırlar bitmiş, hamur kabarmıştı. Ekmekleri fırına atıp, çamaşırları astım. Koca akşam yemeği hazırladı. Onlar yerken ben de pazardan aldığım yeşil domateslerle turşu yaptım. Biraz da yemek yapayım diyordum ama baktım Koca pek bir hevesli mutfakta dolanıyor, orayı burayı düzeltiyor, hiç bozmayım diyerek hemen mutfaktan sıvıştım. Bilge' ye Türkçe testleri vermiştim, sonuçları kontrol ederken çok yanlışı çıktı. Ben deli oldum, o umursamadı. Sonlara doğru soruları hep yanlış çıkanlar babama sorarak işaretlemiştim dedi. Ben de babana bile güvenmeyeceksin o vakit diye kükredim. O kalktı piyano çaldı, Ben soğuyan ekmeklerin tadına baktım. Birini Efes' le anında gömdük. Nasıl iştahla yiyor anlatamam. Sabah yarım ekmek  kalmıştı onu da paylaştık artık:)) Bugün marketten biraz un stoklamalı.
Dün Bir bölüm This İs Us ve bir bölüm Alias Grace izledim. Erken yatmayayım diye yarı uyur yarı uyanık Jean-Louis Fournier ' in  Kuzeyli Annem kitabına başladım. Fournier külliyatını tamamladım sanıyordum ama sunuş yazısından bir kitabını atladığımı fark ettim. Muzip Tanrı. Onu da bu yıl bitmeden araya sıkıştırmalı.

Hava soğudu, sabahları buz gibi. Bu sabah Efes küçük bir ejderha gibi ağzından dumanlar çıkartıyordu:)) Bu arada son bir haftadır üst komşudan gelen seslere kulak kabartmak zorunda kalıyorum. En iyi ihtimalle evde bir canavar besliyorlar çocuklarından sonra, en kötü ihtimalle su borularında ciddi bir sorun var. Beni uykumdan uyandıran sesin onları rahatsız etmemesi tuhaf. Kapı gıcırtısından, çocuk çığlığından daha korkunçlu bir ses.

Ama hakkını yemeyeyim saatim sekiz saat uyuduğumu gösteriyor, uzun zamandır bu kadar uzun uyumamıştım. Sabah çıkmadan yemek mevzusunun bir kısmını hallettim sayılır. Mantar çorbası ve sote yaptım. Akşama bir de pilav yaparım  oh mis. Hâlâ dolapta kabak tatlısı var, sanırım çok uzun bir süre kabak görmek istemiyorum:(( Öğleye  kadar işle ilgili sevimsiz telefon görüşmeleri yapmam gerekiyor. alacak verecek işleri hadi ben kaçtım.

21.11.2017

Salım sallanalım

Tam sallanan koltukta oturup, kitap okurken, kahve yudumlamalık bir hava var. Ofise gelirken yağmurla karışık kar yağdı.  Efes sabah yine sırılsıklam geldi, bir güzel kuruladım, ofise biraz daha  havlu getirmeli.
 Dün akşam spor salonundan o kadar yorgun geldim ki, bir tek yemek yapabildim. Sonra sekiz gibi uyumuş kalmışım. Gece iki gibi uyandım. Cin gibiyim, zerre uykum yok. Sağa dön sola dön baktım olacak gibi değil. Salona geçtim kitabımı aldım, sabaha karşı tekrar uyumuşum.Alarm sesiyle zıpladım. Kitabın bir kaç sayfası kalmıştı, biraz önce bitirdim. Ursula K.Le Guin kesinlikle fantastik edebiyatın kraliçesi. Okumaya başladığım her kitabında ayrı şaşırıp, ayrı hayran kalıyorum.
Dün iki bölüm This İs Us izledim, birazdan da kalan iki bölümü izlemeyi planlıyorum. Bugün eve gidince biraz yemek yapmalı, akşam çok aceleye geliyor. Ay çok sevimsizim, kaçıyorum ben...

20.11.2017

Pazartesim...

Bu sabah yağmur var buralarda, kapalı,  bildiğin kış havası. Olacak artık değil mi? Dün evden pazara gitmek için çıktım sadece. Hava güzeldi, alışverişi tamamlayınca Koca geldi aldı beni. İyi de oldu, elim kolum çok doluydu. Bilge' yle kek yaptık, ardından kısır yaptık. Sonra artık iyice ev halkına karışmakta olan kabağı parçalamaya başladım. Koca ' da geldi, bir tarafından da o daldı. Yarısını bir komşuya verelim teklifimi reddedip koca bir kazan kabak tatlısı pişirdi. Allahtan sabah birazını ofise getirmeye ikna oldu:)) Bu hafta spora iki gün gittim diye boşa üzülmüşüm, bildiğin kol kaslarım ağrıyor bu sabah:))
Serüven Gezegeni ' ne sabah devam edebildim. Ursula' nın yarattığı fantastik dünyanın  içinde buldum kendimi. Yabansoylular, İzcanlılar... bakalım neler olacak.

Bu arada hafta sonu Bilge' nin el tırnaklarının uzadığını fark ettim uzun süredir ilk defa. Yani tırnak yemeyi bırakmış gibi görünüyor, pek sevindim. Öptüm parmaklarının ucundan, o da sevindi sanki.
Efes sabah yürüyüşünden sırılsıklam geldi. Havluyla kuruttum, hatta yoğurdum. Şimdi tekli koltuğa nasıl sığdığına hâlâ şaşırıyorum kıvrılmış uyuyor. Çocuklar ofisten çabuk çıktılar bu sabah. Biraz ortalığı toparlayayım This İs Us izleyeceğim. Bugün kendimi youtube' nin ellerine bıraktım. Ne çıkarsa bahtıma dedim. Sevdandır dedi annem aldırma...çalıyor...iyi haftalar olsun...

18.11.2017

Canım Cuma, Biricik Cumartesi

Cuma sabahtan Bilge' yi okula yolladım.Baktım Koca uyuyor ben de yarım kalan öykümü okumaya devam ettim.Bitince kahvaltı hazırlamak için kalktım.Bu arada Koca' da uyandı.Derken telefonum çaldı.Bilge' nin arkadaşı E.arıyordu.Korkarak açtım.E.acayip telaşlı bir sesle Bilge' nin oğlanlardan biriyle kavga ettiğini ve ciddi hırpalandığını ve okula gelirsem iyi olacağını söyledi, telefonu kapattı.Hemen Bilge' yi aradım.Ağlak bir sesle açtı telefonu.uzun uzun anlattı ama sesinin tonundan ben mevzunun kendi çözemeyeceği bir sey olmadığını anladım.Sınıf ögretmenini bulmasıni söyledim.Aradan biraz zaman geçti orada öğretmenlik yapan bir arkadaşım aradı.Gelmene gerek yok dedi.E.nin anlattıklarını anlatıp nasil göründügünü sordum, darbe almiş ama kalici hasar yok diye şakaya vurdu arkadaşım.Ofise geldim.Aradan iki saat geçti aradım ögle yemegine çıkartayım seni dedim, yok ben iyiyim sen sinemaya gitmeyecek miydin, oraya git merak etme dedi.  11.20 seansına yetiştim, aynı salonun aynı sırasındaki her zamanki yerime bilet aldım.Salon açılınca diğer haftalardan daha kalabalık bir seyirciyle izledik filmi. Kutsal Geyiğin Ölümü acayip bir filmdi. Gerçi yönetmenin tarzıyla ilgili önceden tuyo almıştım lakin hiç tahmin edememişim.İki saat sonra sersemlemiş bir kafayla sinemdan çıktım.
Hemen kahve içmeye gittim, kitabımı da okuyayım dedim ama mümkün olmadı.Yan masada anneanne, teyze ve torun olduklarını düşündüğüm üç kabarık saçlı geveze kadın yüzünden kahvem bile tatsız geldi. Bari biraz yürüyüp adım sayımı tamamlayım dedim.Hava da nasıl güzel.Önce Dost' a ardından Yky yayınlarına uğradım. Sonra yola vurdum kendimi. Ağaçların asırlık gövdeleri, gökyüzüne doğru uzanan dalları, dallarında ışıkla fingirdeyen yapraklar.Işığın her yaprakta bıraktığı ayrı bir iz derken hafifçe esen rüzgarla başımdan aşağı düşen doğal konfetiler. Yakında en edepsiz hallerine bürünecek ağaçları uzun uzun seyrettim, içim ısındı, kendimi  iyi hissettim.Bilge' nin dersi bitti, onu alıp yemeğe götürdüm.Çıkışta bindiğimiz taksinin şoförü Bilge' yle sohbetimizi bir süre dinledikten sonra yolun yarısında nasıl bir gelecek bekliyor bu çocukları dedi, konuştuk, konuştuk ve tabi ülkeyi kurtaramadık.Ben inerken  hayırlı işler diledim, o iyi günler diledi. Akşam yan gelip dizi seyretmekle geçti.Sabah yine erkenden zıpladım, kitabımı bitirdim. Kahvaltının ardından Efes' le uzunca bir yürüyüş yaptık.Eve dönünce Bilge' yle hazırlanıp piyano dersine gittik. O derse girdi, ben yine parka gittim.Ursula'mın Sürgün Gezegeni kitabına başladım. Hava geçen haftaki kadar sıcak değildi.Bu sefer uyuya kalmadım.Etrafta güvercinler dolanıyordu.Yanıma bir sokak köpeği yanaştı, onu sevdim biraz.Ders bitince Bilge' yle dolaştık, yorulunca eve geldik. Film filan izleriz diyoruz.Bakalım artık...

16.11.2017

Kuzum Perşembe


Evvelki günden yaprak çıkartıp suya koymuştum. Eve erken giderim diyordum ama başaramadım. Böyle olunca eve yürüyerek gideyim, spora gitmeyim ve yaprağı sarıp anca pişirebileceğime kanaat getirdim. Hava nefisti, bir tek papuçlarım yürüyüş için pek akıllıca değildi. Yaklaşık dört kilometre evle ofis arası. Tadını çıkarta çıkarta yürüdüm. Eve geldiğimde Bilge çoktan gelmişti. Yaprak içini hazırlayıp, tv' nin karşısına kuruldum. Dizi izleyip, bir tencere yaprak sardım. Yaprak pişerken, ezogelin çorbası yaptım. Derken akşam oldu zaten. Koca Efes' le geldi. Akşam yemeği, bulaşık derken, Bilge yatmaya gitti. Patenli Kız ı okumaya devam ediyoruz, o ayrıca bir kitap daha okuyor. On sayfa kadar okudum, uyuya kalmışız. Sabaha karşı dört gibi kalktım. Roman Gibi yi bitirdim. Muhteşem bir kitaptı, kesinlikle başucumda duracak, dönem dönem açıp okuyacağım, o kadar sevdim. Bu arada dün Sevgili Leylakdalım Daniel Pennac' ın baskısı kalmamış polisiyelerinden birini kitaplığında buldu ve bana yollayacağını söyledi. Evet evet seviyorum bu kadını, hem de aşırı:))

Bugün öykü okumaya devam ederim. This is Us ' ın izlemediğim bölümlerine bakarım diye düşünüyorum. Ev bangır bangır bağırıyor. Efes' in tüy öbekleri ayrık otu misali evi kaplamış durumunda. Kirli çamaşır sepeti dipsiz bir kuyu olduğumu sanma diyor. Kurumuş lakin katlanamamış  çamaşırlarda bu komün hayatından hiç memnun değiliz diyorlar. 
Neyse limonlu çay, kitap ve fonda MFÖ... kaçtım.

15.11.2017

Canım Çarşamba


Olacağı buydu, başlık bulmaktan/bulamamktan nefret ediyorum. En abuk başlıklara hazır olun:))

Bu sabah saçlarımdaki beyazlara baktım, aynanın önünde. Allahtan kısa saçlıyım biraz o taraf biraz bu tarafa serpeledim saçlarımı fena olmadı ama hafta sonu boyatmak şart oldu. Bir ara kafamdan artık boyatmasam gri kullansam fikri şöyle bir geçti, ama kovaladım daha zamanı değil. Bilge ingilizce yazılısından yüz almış, şaşırmamış ama gururlu bir edayla söyledi.Üstelik öğretmeni yüz aldığı için panduf gibi çok şirin bir çorap almış. Tebrik etmiş. Çok sevinmiş, İngilizce benim hiç çalıştırmadığım, kendi haline bıraktığım tek ders. Öğretmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördüm. Öğretmenime yılbaşı hediyesi alsak olur mu? dedi. Olmaz mı, hem de çok iyi olur dedim. Dün Roman Gibi' ye başlamıştım ya , kitaplığı düzeltirken Ne Denizsiz, Ne Tütünsüz' e de başladım. Kesin bu kitabı kapağı yüzünden almışımdır, iki öykü okuyuverdim yatmadan.
Roman Gibi bambaşka, hani hep deriz ya çocuğum okumayı sevmiyor işte bunun sebeplerini Pennac alaycı ve etkileyici diliyle öyle güzel ortaya döküyor ki, elimden bırakamadım. Sabah yine erkenden uyanıp baya okudum.

"Akşam vakti, büyüleyici bir masalın tam ortasındaki bir çocuğa, kerameti kendinden menkul bir gerekçe göstererek okumayı kesip yatması gerektiğini hiçbir zaman anlatamazsınız"
Bunu Kafka söylüyor; eminim küçük Franz yaşamının bütün gecelerini matematik çalışarak geçirseydi, babasını daha çok sevindirirdi." (sayfa 46) Aşırı tavsiyemdir.

Fonda Ezginin Günlüğü var, limonlu çay ve kitap...kaçtım ben...






14.11.2017

Sevgili Salı


Sabahın kör gözünde uyandım. Kitabın son sayfalarını da okuyup, bitirdim. Çok eğlenceli, kolay okunan bir kitaptı. Daniel Pennac' ın Roman Gibi kitabına başladım. Sonra tekrar uyumuşum . Altı çeyrekte tuhaf bir rüyanın ortasında telefonun alarm sesiyle yataktan fırladım. Bilge' yi kaldırdım, yine Bilge en yavaş moduna almıştı kendini. Neyse toparlandı, servise bindirdim. Eve geldim biraz daha kitap okuyayım derken Koca uyandı. O kahvaltı hazırlarken ben öğlen için kendime kısır yaptım. Tam işimi bitirmek üzereyken oturma odasından garip bir ses geldi. Baktım Efes kusmuş. Ortalığı temizledim, sonra halının üzerinde duran Koca' nın  ıslak çoraplarını görünce niye kustuğunu anladım. Kesin çorabı yemeye kalktı. Kahvaltının ardından Koca Efes' i gezdirmeye götürünce ben yatakları düzeltip, örtülerini örttüm. Akşama ne pişirmeli ilahi sorusu beynimde dolanırken, buzluktan et çıkarttım. Öğlene bakarım artık. Dün sporda kollarımı zorlamışım, bugün hiç kaldıramıyorum:)) Dün annemin komşularından birinin öldüğünü öğrendim. Yaklaşık sekiz yıldır kanserle savaşıyordu, kırk beşinde var yoktu. Bir tarafım acılarından kurtuldu derken, bir tarafım çok üzüldü.
Havada pek sevimsiz bugün.
 Fonda Jordi Savall var. 
Kitap okurum diyorum, belki biraz da dizi izlerim,
Öyle işte...

13.11.2017

Tembel Pazar

Aslında cumartesiden de bahsetmeli. Öğlen Bilge' yi piyano dersine bırakıp, yakındaki parka gittim. Güneş gören bir banka konuşlandım. Kitabımı okumaya başladım, gelirken aldığım mandalinalardan yedim.Oturduğum bankın arkasında yere serpilen ekmek kırıntılarını afiyetle yiyen güvercinlerin kanat sesleri derken bildiğiniz içim geçmiş ve uyumuşum:)) Kafam sağa doğru düşünce uyandım. Kendi halime güldüm. Kendilerine doğru delice koşan çocuğu görünce, kuşlar kafamın üzerinden hızla uçtular. Kitabımın son sayfalarını da okuduktan sonra, Bilge' yi almaya gittim. Öğretmeniyle biraz konuştuk. Çıkışta sağda solda oyalandık, çok gecikmeden eve geldik. Akşamı iki film izleyerek bitirdik. İlki Balerin ve Afacan Mucit  animasyondu, çok şirindi. İkincisi ev halkının ısrarıyla Valerian Ve Bin Gezegen İmparatorluğu   oldu. Ne kadar uzun bir filmdi, bir ara hiç bitmeyecek sandım, ziyadesiyle fantastik bir filmdi. Bu arada hediye gelen şarabıma, şaraplıkta yer açmak için Şirince şaraplarımdan birini açmıştım. Karadut nasıl güzel bir şeysin derken, gecenin bir yarısı oldu. Sabah erken kalkanı vururum dedim. Bilin bakalım ne oldu? tabi ki ben erkenden uyandım:(( kendimi de vuramadım güzel bir kahvaltının ardından ben mutfağı pakladım, Koca evi süpürdü tek taş alsa ancak bu kadar sevinirdim. Bilge' yle fen çalıştık. Hücre , çekirdek, organeller... Endoplazmik retukulum insanın defalarca söyleyesi geliyor. Ardından iskelet sistemine geçtik, eklemler, kaslar, 206 kemik inanasım gelmiyor. Bitti sandınız değil mi? Sosyal bilgilerden de yazılı varmış. Çöl iklimi, kutup iklimi, tunduralar ardından meridyenler, paraleller ve söyleyemediğimiz Greenwich...Bilge' nin niye yeşil cadı demişler sorusu :))En sonunda ikimizde beyinlerimizin ısındığını kanaat getirince dağıldık evin içinde mümkün olduğu kadar yani. Ben yeni kitaba başladım. Elvan Sayar' ın Kendimi Hep Şaşırtırım Zaten kitabı elimden düşmedi. Çok eğlenceli bir kitap, iyi geldi vallahi. Bugün biter. Akşama kadar okuyup dururken, günlük adım hedefimin çeyreğine vardığımı fark ettim. Birkaç sokak aşağıdaki pazarı görüyordum gideyim dedim, kalktım gittim. Güya pek bir şey almayacaktım, elim kolum dolu geldim. Baktım iki bin adımım kalmış. Hadi Efes gezelim dedim fazladan bir bin adımla döndüm:)) Sonra İstanbul' dan gelen bir arkadaşımızla dışarıda görüşmeye karar veren Koca hızını alamayıp, misafiri olmayan akşam yemeğine getirdi. Bilge' yle o yok diye yeşil mercimekli bulgur pilavını  Koca hiç sevmez gömmüştük. Neyse Efes misafiri yalayıp yutmaya çalışırken yazık pek sevindi eve gelen giden yok ya ondan sanırım biz de  yemek hazırladık. Onlar yemek yerken ben de aldıkları kestaneleri çizip pişirdim.Granit tavada süper oluyor bu arada . Ben hiç kestane sevmem , Koca bu yüzden güzel çizemediğimi söyleyip durdu bir tava dolusu kestaneyi yutarken...Neyse misafiri kalacağı yere bırakmaya gitti, ben de uyumadan biraz daha okudum. Sabah erkenden uyanıp bir saat daha okudum. Sonrası Bilge' yi kaldır, servise bindir. Dönerken kavga eden iki kediyi kovaladım, korku filmi gibiydiler. Öğlen için tavuk pişirdim, salata yaptım. Kahvaltı için de bol yeşillikli bir sandviç hazırladım. Ortalığı toparladım. Koca uyandı, işe geldik. Hava pastırmadan vazgeçmiş görünüyor. Birazdan annemi arayacağım. Normalde ofise gelirken arıyorum ama ameliyattan beri uyku düzeni şaştı galiba aradığımda uyukluyor oluyor ve gördüğü acayip rüyaları anlatıyor:)) Biraz daha geç aramak daha evla olacak :)) Ay ne kadar uzattım, fonda yine İncesaz var, seviyorum ki...

11.11.2017

*Umudun Öteki Yüzü


Dün 12 matinesinde dört kişi izledik Umudun Öteki Yüzü filmini. Fena değildi, sırf müzikleri için bile izlenirdi. Çıkışta biraz dolaştım. Sevdiğim kafe tıklım tıklımdı. Dışarıda zar zor yer buldum. Kitap okumaya çalıştım ama çok başarılı olamadım.Resmen kalabalık uğulduyordu.Toparlanıp çıktım. Kitapçıya uğradım, dergi aldım. Dolaşa dolaşa okula geldim. Bahçedeki banklardan birine oturup kitabımi okudum. Çantama ara öğün için koyduğum elmamı yedim. Bilge çıkınca ders kitaplariyla dolu aşırı ağir çantasını yüklendim, önce ofise uğrayıp sonra eve geldik. Yemek faslının ardından dizi izledik. Drop Dead Diva' yı izlemeye başladık.En son içim şişti kalktım yattim😊


9.11.2017

Öyle işte...


Sürünerek kalktım bu sabah. Bilge yine slow motion olarak,yedi ömrümü. Servise bindirip yolladım, eve geldim yarım saat kadar kitap okudum. Sonra kalktım, kahvaltı hazırladım, bulaşıkları yerleştirdim. Öğle yemeğimi ayarladım. Dün ofiste çok atarlanmıştım pişman değilim ama kendi sesimi duymak istemiyorum. Bugün bulaşmadım kimseye.
 Kedilerin mamaları bitmiş, dün Efes' in mamasından vermiştim. Bunu gören Efes efendi, tabağını silip süpürmüştü. Hemen mama sipariş ettim, bizimkine de ödül çubuklarıyla, şampuan aldım. Öğlen olmadan getirdiler, pek sevindim.Kediler daha çok sevindi:)) 
Kitap sardı, birazdan kahvemi yapıp okumaya devam edeceğim. 
Tüyap' a giden arkadaşları kıskanıyorum, bienale gidenlere karşı hissiyatım çatlama raddesinde:))
Annemle kardeşim geçimsiz karı kocalara döndüler annemin ameliyatından beri. hangisi ararsa öbürünü çekiştiriyoruz. Arayı düzeltince kesin beni gömecekler:))
Bugün fonda Alpay var...
ay çok sıkıcıyım...
iyi ki yarın cuma...

8.11.2017

Sevgili Çarşamba


Bu sabah saatten çok önce uyandım. Dün spordan sonra dizim ağrıyordu, bir saat kadar buz koymuştum, yokladım ağrı kalmamış, pek bir sevindim. Kitabımı aldım elime, biraz okudum. Elflerin Yaşamı oldukça ilginç ama yavaş ilerliyor. Cümleleri sindirerek gitmek gerekiyor, o yüzden bence oldukça özel bir okuma.
Bilge' yi uyandırdım, mıy mıy hazırlandı, çantasını kontrol etmesini kaç kez söyledim bilmiyorum bilerek yaptım dünkü unutma mevzusundan sonra. Servise bırakırken sokakta tombiş kediler gördü, onları sevdi. Ben çok cesaret edemiyorum, kedi milletinin sağı solu pek belli olmadığı için:) Eve geldim kitap okumaya devam ettim, sonra Koca uyandı, Efesle kudurdular. Her sabah bunu yazıyorum ama sahiden çok komikler. Efes onu hepimizden farklı seviyor. Antibiyotik içirmek/içirememek vukuatımızdan sonra  yemek masasında Koca varsa yaklaşmıyor demiştim ya, bu durum çok komik bir hal alıyor. Bazı sabahlar unutuyor galiba, gelip dizime bütün salyalarını bırakarak yiyecek isterken, öbür sabah çağırınca dahi gelmiyor. Sabah merakla bekliyoruz gelecek mi, gelmeyecek mi diye:))
Dün hiçbir şey yapamadım. ayın bu zamanlarından nefret ediyorum. Ödemelerin ard arda geldiği, tahsilatların olmadığı ve benim sek sek oynadığım zamanlar. Dün avaz avaz bağırmamak için zor tuttum kendimi.Bu memlekette ticaret yapabilmek akıllı adam işi değil. Bugün biraz daha rahatım çığlık atmak isteği yok en azından. Akşama taze fasulye pişirmeli, yanına da pilav. Kafa hiç durmuyor, ticaretin zorluklarından dem vururken, akşam yemeğini düşünürken buluyorum kendimi. Duruyor mu hayır dün Bilge matematik testine takıldı fen testi kaldı, onuda bugün aradan çıkartmalı, elindeki kitapta çok uzadı bugün biterse iyi olur. Kulaklığı şarja takmalı, neydi dün spor salonunda çalan şarkı nazar olsam değmem sana. Buna bir gün daha dayanamam...Bugün fonda  Hüsnü Arkan var....Dün takip listemi güncelledim. Artık paylaşım yapmayan arkadaşları listeden çıkarttım. Maalesef çok kimse kalmadı, ne yapalım kalan sağlar bizimdir değil mi:))

7.11.2017

Salı


Daha mı sevimli salı günleri, hani pazartesiden sonra hayatın devam ettiğini gösteriyor gibi...Bu gece neredeyse saat başı uyandım. Bu sabah Bilge' yi servise bırakırken patisinin biri havada sekeleyen bir sokak köpeği gördük. Bilge peşinden koştu belki ayağına bir şey batmıştır çıkartayım dedi... Hiç korkmuyor ama köpüş korktu tabi, patinin biri havada fırladı gitti. Yanıma gelip veteriner olunca ne yapacağımı bilirim dedi. Sabah hayvanları besleyen emekli albayımız görür mutlaka, kliniğe götürür ben görürsem söylerim de dedim. Sevindi iyi ki albay amca var dedi. Evet iyi ki var, keşke her mahallede olsa, gerçi şimdilerde onlarında hali hal değil. Eve geçerken bakındım ama göremedim.

Dün Muriel Barbery' nin Elflerin Yaşamı kitabına başladım. Büyülü bir anlatıya benziyor, elli sayfa kadar okudum. Spora gittim, eve geldim bizimkilere yemek hazırladım. Bugüne yemek yapmayı unuttum:)) Biraz erken gitmeli... Hava bu sabah güneşli. Bilge cüzdanını yanına almayı unutmuş, aradı. O arada yakın arkadaşı E. ben hallederim anneni yorma dedi. Yerim ben bu çocuğu.
Jungle filmini izlemeye başladım, işler girdi araya, bugün izlerim diyorum. Bugün yine fonda İncesaz var...

6.11.2017

Hafta Sonu


Cumartesi sabahtan öğleye kadar evin içinde koşturdum durdum. Bilge'yle hazırlanıp piyano dersine gittik. O dersteyken ben de kitap okudum. Melike Uzun' un Soğuk ve Temiz kitabına başladım. Oldukça ilginç bir anlatıydı. Pazar akşam üzeri bitirdim.
Ders çıkışı alışverişe gittik. Bilge kendine kazaklar almaya kalktı. İçinden en beğendiğini alabileceğini söyledim, baştan da para konusunda limit koymuştum. Artık kadın bölümünden giyindiği için pek bahtiyar lakin beni dipsiz kuyu falan sanıyor. Onu da alayım, bunu da alayım. Neyse içinden en beğendiğini aldı. Eve geldik, poşeti attı bir kenara. Bu konu da bir şeyler yapmalı...



Akşam tiyatroya gittik. Tek kişilik  Patric Süskınd' ın Kontrabas oyununu Olcay Kavuzlu yorumuyla izledik. Çok iyi bir performanstı. Ziraat Sahnesi' nde ilk kez oyun izledik, küçük ama sevimli bir sahne. Oyunu Bilge' de sevince, adım Bahtiyar, döndük eve:))


Pazar günü hava yağmurluydu, bütün gün evdeydik. Koca kahvaltı hazırladı, ben evi pakladım, Bilge ders çalıştı sınavları var, Efes evin her köşesinde vurdu kafayı yattı:)) Biraz dizi izledim, biraz resim çiziktirdim, Koca bir film izliyordu Hitler' in bir şekilde günümüze dönmesiyle ilgili arada ona baktım.  Bilge 'yle yüzünü temizlemesi sivilceleri için  karşılığında kitap okuma pazarlığımız sonucu  yirmi sayfa kadar sesli okudum:)) hâlâ bunu seviyor olmasına şaşıyorum:)) Sonrasında da uyumuşuz zaten.

Bu sabah yine yağmur var, Bilge' ye zorla içlik giydirdim:)) Ben ayaklarımda çizmeler, kafamda berem balıkçı Fadime kıvamındayım. İncesaz var bu sabah çalma listemde. İyi bir hafta olsun...

4.11.2017

"İşe Yarar Bir Şey"



Cuma günü "İşe Yarar Bir Şey" filmine gitmeye karar vermiştim.12 matinesine giderim diyordum cuma olunca saatler degişmiş.14 matinesine gittim.16:20' de Bilge' nin dersi bitiyor.Belki birkaç dakika gecikebilirim diye haber verdim Bilge' ye. Başka Sinema fillmerinde ara verilmiyormuş. İyi de oldu, film hiç bölünmedi.Muhteşem bir seyirdi, böyle güzel bir film uzun zamandır izlememiştim. Sinema çıkışı son hızla okula gittim. Beş dakika kala okuldaydım.Bilge çıkınca birlikte yemeğe gittik. Çıkışta biraz dolaştık ve eve geldik. Cinayet Sınıfı Başkanı' nı bitirdim.Hiç beğenmedim. Biraz dizi izleyip yattım.


3.11.2017

Yaşasın Cuma


Bir çocuk anacak bu kadar babaya benzer. Hafif bir soğuk algınlığı geçiriyor. Allahım nasıl abartmalar, nasıl kaprisler.Neyse okula gitti uflaya puflaya...Biraz kitap okudum. Ayşe Erbulak' ın Cinayet Sınıfı Başkanı kitabına başladım.  O arada Koca uyandı, Efes' le tepiştiler, çok komiktiler.

Kahvaltının ardından hazırlanıp ofise geldim. Bugün sinemaya gitmeye karar verdim, seans saatleri değişmiş ama bana uyacak. Cumartesi akşamı için tiyatro bileti aldım. Dün d&r ' dan aldığım kitapların eksikleri geldi. Ben yine bir sevindim:)) İşleri toparlayıp çıkacağım, iyi bakın kendinize...

2.11.2017

Elektrikli Testere Hayali:))

Evet böyle bir hayalim var. Bir arkadaşımızın Ayaş' ta babası sebze üretimi yapıyor. Hasat zamanlarında hafta başı hep bir şeyler yollar. Görünce sevinmediğim tek şey kabak. Üstelik kocaman. Üstelik evde kabağa pek meyleden yok. Tatlısını yapıp ofise götürürsem bizimkiler gömer ama vakit ayırmak lazım, bir de doğramak. O kısımda elektrikli testere hayali kuruyorum. Oduncu tipi ya da katil tipi dışında ev tipi olan var mı acaba. Neyse bulacağız bir çaresini:))

Hava iyiden iyiye soğudu buralarda. Tabi mevsim geçişi dediğimiz olay bir anda olunca bünye bir şaşıyor. Koca hasta, Bilge gece iki gibi boğazım ağrıyor diye beni uyandırdı. İlaç içti, ufladı pufladı aynı babası geri yattı. Ben de yanına yattım, Efes' te gelip üstümüze yattı kıskanç tospaa tek kişilik yataktan pestil gibi kalktım sabah. Bilge mırın kırın etti, okula gitmeyim diye kırk takla attı. Paketledim, yolladım. Efes' i gezdirirken havanın iyice soğuduğunu bizzat gördüm. Efes'  in işediği yerlerden buharlar çıkıyordu:)) Atkı , bere ve eldiven zamanı gelmiş artık. Dün spor çıkışı da dondum. Akşam Olağan Üstü Bir Gece bitti. Yormayan, güzel bir okuma oldu. Goodreads' ta bu yıl için koyduğum 120 kitaplık okuma hedefimde 103 kitaptayım. Bakalım hedefimi yakalayabilecek miyim? Ekim ayında 245 km. yürümüşüm, ortalama 12557 adım. Bu arada ekim ayında sadece 1 kg. verebildim.  Hedefim yılbaşına 70kg. altında girmek. Haftalık sporu dört güne düşürdüm, şimdilik zorlamıyor. Biraz hareketlerimi değiştirdim, bölgesel ağırlıklı çalışıyorum. Yarın benim yaşasın cumam. Sinemaya gitmeyi düşünüyorum, uzun zamandır tek başıma gitmiyordum. Seanslara bir bakayım, hafta sonu içinde Bilge' yle gidebileceğimiz bir oyun var mı ona bakacağım. Hadi ben kaçtım...

1.11.2017

Yazık...


Doğanın cömertliği, insanın nankörlüğüne rağmen şaşırtıcı değil mi? Beton yığınlarının arasında üç beş ağaç şehre renklerini dağıtıyor.Dallarında kuşlar, seslerini bastıran trafiğe rağmen inatla ötmeye devam ediyorlar. Şehrin ışıkları yüzünden geceleri yıldıza hasret olsa da şehir insanı, özellikle baharda tüy gibi bulutları görüp, gülümseyebiliyor. Her sokağın, her mahallenin, kedisi köpeği var. Sıcakta, soğukta ne yaptıklarını, ne yediklerini içtiklerini, nereye sığındıklarını önemsemediğimiz. Her zaman söylüyorum hayvanları sahiplenmek zorunda değilsiniz, korkabilirsiniz de bunu anlayabilirim. Lakin nefret etmek, zarar vermek, sokağa atmak, belediye kanalıyla toplatmak, şikayet etmek...yazık gerçekten çok yazık, çok üzücü...

31.10.2017

Günaydın


Dün ofiste canım sıkıldı, Efes'i  İ.' ye emanet edip eve erken geldim. Çok uykusuzdum vurdum kafayı yattım bir saat kadar uyumuşum. Bilge gelince kalktım. Ortalığı toparladım, hazırlandım spor salonuna gittim. Çıkışta markete uğradım, eksikleri aldım. Eve döndüm, yemek hazırlıklarına başladım. İ. Efes' i eve  bıraktı, Bilge'yle tepiştiler. Yemekten sonra yine matematik çalıştık obeb/okek kusacağım. Erken uyumayayım diye evin içinde dolanıp durdum, buzdolabını temizledim. Stefan Zweıg' in Olağanüstü Bir Gece kitabına başladım. Sonunda makul bir saatte on gibi uyudum. 

Sabah Bilge okula giderken hava daha aydınlanmamış olmaya başladı. Buz gibi ve karanlık bir havada okula gitmek bence sinir bozucu ama allahtan o takılmıyor. İnsan havaya suya, güneşe kara yaşı ilerledikçe takılıyor galiba. Evden çıkarken güneş doğmuş, hava biraz kırılmıştı. Ofiste sabah tantanasını atlattıktan sonra, çayımı elime alıp bilgisayarın başına oturdum. Canım bu sabah eski Sezen Aksu şarkıları dinlemek istedi, biraz bloglarda gezerim, sonra iş güç...

30.10.2017

Pazar...

Cumartesi yağmaya başlayan yağmur, pazar günü de devam etti. Aslında okulda törene gidecektik ama okul Kızılay' ın göbeğinde olunca gözüm yemedi tüm yolları kapatıyorlar, kuş olup uçmanız gerekiyor. Bilge' nin sınavlarını da düşünüp, pazar günü dışarıya burnumuzu bile çıkartmadık. Uzun kahvaltının ardından, kendimi mutfağa kapattım. Bir sürü yemek yaptım.Dolaptaki tüm sebzeleri çıkarttım. iki patlıcan kalmış, küp küp doğradıktan sonra hafif zeytinyağıyla döküm tavada pişirdim. Hafta içi bir şeylerle birleşir nasıl olsa. Kabaklara geldi sıra, içine kadar olan kısmını aparatla ince ince (makarna kıvamında) soydum. Zeytinyağıyla tavada çevirdim, bugün öğle yemeğim olacak Göbüşleriyle mücverimsi bir şey yaptım, pek güzel oldu, dün gömdük:)) Bilge' ye patates püresi pişirdim, brokoli haşladım. Brokolinin bir kısmı bugün öğle yemeğime kaldı. Koca haftalık kasap alış verişi ile döndü. Kemik suyu kaynattım, bugün Efes' e biraz kemiklerinden vereceğim, iki posta çorba yaparım. Biraz tavuk haşladım, didikledim tavuğu sadece böyle yiyorlar  tavuklu bulgur pilavı yaptım. Efes tavuklardan nasiplendi:)) Pilav da akşam yemeğinde yendi.Biraz kuşbaşı et kavurdum, o da birşeylerle takılır artık. Buzdolabını temizleyecektim bak o kaldı:)) Çamaşır faslı, derken Bilge' yle test çözmece, sonra Koca' ya havale etmece. Sabah ve akşam yürüyüşüne giden Efes' i paklayıp kurulamaca. Bu arada cumartesi Ömür İklim Demir' in Muhtelif Evhamlar Kitabı na başlamıştım. Çok güzel öyküler var içinde. Son iki öykü kaldı, birazdan okurum. İyi bir öykü okumak, bazen iyi bir roman okumaktan daha keyifli, daha doyurucu oluyor. The Dark Tower filmini izledik, fantastik türünde, oldukça iç karartıcıydı bence ama bizimkiler sevdi. Kesin devam filmi çekerler. Ütü yaptım allahtan çok yoktu. Sonra erkenden uyuya kalıp, gecenin bir yarısı uyandım ve sabaha kadar uyuyamadım:((

29.10.2017

Sevgili Cumartesi


Sabah yine erkenden uyandım. Koca kahvaltı etmeden çıktı.cumrtesi günleri ofiste yapıyorlar kahvaltıyı. Bilge' de uyanınca Efes' i alıp çıktık. Efes' i gezdirip, parkta kahvaltı yaptık.Simit, peynir, ayran. Üstünü sıkı giyinmeyen Bilge' ye montumu verdim.Onun şişme yeleğini de ben giydim sığdım valla.  Dönerken yağmur başladı.Eve koştuk, keyifli oldu. Efes' paklayıp, bir posta çamaşır serip, piyano kursu için hazırlanıp çıktık. Bilge dersteyken ben dergi okudum. Çıkışta biraz dolaşıp, yemek yedik. Eve dönerken evvelki gün henüz barkotu gelmemiş kaktüslerin bulunduğu marketten dört tane kaktüs aldık. Karşıdaki çiçekçiden de toprak yüklenip eve geldik. Efes bizi kapıda karşılayıp duvara yapıştırdi. Balık kraker verip gönlünü aldık.Pazartesi, salı Bilge' nin yazılıları var. Önüne testleri yığdım, söylenerek çözmeye başladı. Ben de balkona geçip, kaktüsleri yeni kaplara aktardım. Toprağı azalan saksıların topraklarını tamamladım. Hafta içi iki yıl önce benden çiçek isteyen bir tanıdık bakamıyorum diyerek çiçeği geri yollamış.var böyle manyaklar hayatımda neyse çalı formuna dönmüş çiçeği bir güzel budadım.Budadıklarımı da yeni bir saksıya aktardım belki tutar. Çeri çöpü topladım attım. Pek güzel oldular. Bu arada akşamki oyun için birlikte gideceğim arkadaşımla erken buluşmaya karar verdik. Bilge testleri bitirip "Anne with an "e"" nin son bölümünü de izledikten sonra, "Cadılar Okulu" diye bir dizi izlemeye başladı. Ben de hazırlandim.Koca beni salona bıraktı. Arkadaşımla buluştum iki saat kadar kakara kikiri sohbet ettik.Ardından uzunca bir sıraya girip, hınca hınç dolu bir salona girdik. Oyun hakkında yorum yapmayacağım, zira sevmedim. Çıkışta bindiğim taksinin şoförüyle malum tüm Ankara' lılar olarak gündemimizdeki istifa mevsusunu konuştuk. Eve geldiğimde bizimkiler dört bir yana yayılmışlardı. Efes bile totosunu kaldırıp bakmadı. Hala dizi izliyorlardı🙈 Ben de kitabımı alıp yatağıma kıvrıldım

28.10.2017

Mutlu Cuma...

Cuma haftanın en sevdiğim günü oldu, okullar açıldığından beri.Öğle yemeğinde sabahki kaosta hiçte düşündüğüm gibi hazırlayamadığım siyah fasulye salatamı yedim ve doymadım.Bu arada Koca yavru bir çomar getirdi ofise.Doyurduk, sevdik, nasıl güzel.Efes' le tepişirken bıraktım onları.Markete uğradım, biraz muz aldım doymadımya. Taksiyle Bulvara kadar geldim. Koca' ya hırka almak istiyordum, girdiğim ikinci mağazada buldum.Kendime de bir buluz aldım. Baktım yorulmuşum doğruca sevdiğim kafeye gittim. En rahat koltukların olduğu bölüm boş. Nasıl sevindim.Orta boy kahvemi alıp, kitabımla gömüldüm koltuğa. Teşekkür Ederim ilginç bir kitap. 84 sayfa kahvemle birlikte bitti.
"Ödüller, edebiyat dünyasının en çok tartışılan konularından biridir. Hemen her edebiyat ödülü bir tartışmaya yol açar. Yazar ödülü hak etmiş midir?  Seçici kurul yanlı mı davranmıştır? Son dönem Fransız edebiyatının parlak adlarından Daniel Pennac, Fransa' da büyük ilgi gören bu kitabında alışılmış, basmakalıp ödül töreni konuşmalarının çok ötesinde bir "konuşma" sunuyor okurlarına. Tüm yapıtları için ödüllendirilmiş bir yazar, anlaşmaya göre törene katılanların karşısında kırk beş dakikalık bir konuşma yapmak zorunda. Yazarın konuşması giderek amansız bir ödül eleştirisine dönüşüyor...(arka kapaktan) Can Yayınları/ 2007 baskısı.
Yavaştan toparlanıp kafeden çıktım, karşıdaki çamaşır mağazasına uğradım. Kendime atletler aldım.Eskiden hiç sevmezdim atlet giymeyi ama yaş aldıkça vazgeçilmezim oldular.Malum evde bir de yeni ergenimiz var ona da uygun çamaşır bulunca onlarıda attım sepete.Kasadaki tatlı kızla 
 ergenlik üzerine kısa bir sohbetten sonra okula doğru yollandım.Baktım çıkış saatine daha var, okulun karşısındaki geniş bahçeli cafeye oturdum. Bir çay, bir de soda söyledim.Telefondan Sevgili Funda' nın gazeteduvar daki yazılarının bir kısmını okudum.Bir ara kafede ki uğultuya kafamı kaldırdım, masalara şöyle bir göz gezdirdim, oradaki tek kadın olduğumu fark ettim. Bu arada yan masada oturan polislerin telsiz sesleri kulağımı tirmalayıp duruyordu. Hesabı isteyip çıktım.Okulun bahçesindeki koca çınarlardan birinin altına oturdum, bir muz yiyip okumaya devam ettim. Bu arada bir müşteri aradı. Yazıya hemen geri döneyim diye, adamın pazarlık yapma iştahını kapatıp ilk söylediği rakama olur dedim.kesin daha az söyleseydim demiştir. Bilge okuldan çıktı, önceden hem fikir olduğumuz mağazaya gittik.Ayakkabı almamız on dakika sürdü seviyorum bu çocuğu . Ofise geldik, Efes' i ve Koca' yı alıp eve geldik.Yemekten sonra köpekli bir film izledik filmin adına bakmaya üşenim.Çılgın Köpek gibi bir şeydi. Bu arada Koca Efes' i yıkamıştı.Ben de film izlerken onu tarayarak kuruttum.Mis gibi oldu.bir yastıklık tüy çıktı. Film bitince Bilge odasına geçti, Koca bir film daha açtı ama benim çoktan içim geçmişti😂kalktım yatağıma yattım... 

27.10.2017

İletişim


Sabah evden katil olmadan çıktığım için hâlâ şaşkınım. Bilge yine slow motion modunda bütün sabahımın içine etti. En son evden çıktığımızda servisin beklediğini gördük. Bu arada çantası bende koşuyoruz. Dur, çantanı al, sen koş dedim. Ben niye koşuyorsam. sonra dönüp telefonumu evde unuttum dedi. Yapacak bir şey yok, bugün de telefonsuz yaşa dedim. Söylenerek gitti. Okulda arkadaşından arayıp senin yüzünden unuttum, telefonumu bana getir dediğinde bende ipler koptu.
Neyse hışmımdan bir postada Koca nasiplendi, pasaklılığı sayesinde.
Eve dönerken bina girişindeki panoya ilişti gözüm. Kim olduklarını tam çıkaramadığım iki komşu birbirlerine büyük harfli notlar bırakmışlar. NE BİÇİM ARABA PARK ETMEK BU  ardından başka bir kağıtta PARK ETTİĞİM YERDE YARI AÇIK LOGAR KAPAĞI VAR KÖR MÜSÜN he ben de gördüm o kapağı niye yapmıyorlar diye düşünüyordum. Aynı nota başka birisi yöneticiyle konuşun neye yazıyonuz böyle yazmış:))  eh bu da haklı:)) İş dönüşü notların panodan kaldırıldığını gördüm. Yönetici pazar günü için toplantı çağrısı asmış. Kesin bırakacak kaç zamandır yeniler yapsın diyorlar. Onlar da bizimle birlikte üç aile oluyoruz. Hiç uğraşamam vallahi. Pazar günü evden tüymeli:))

Dün kargom iki kitap eksikle geldi. Salakça ama sanki ben almamışım gibi nasıl seviniyorum kitap kargolarına. Ağzım kulaklarımda paketi açıp, Bilge' yle pıt pıt poşetleri patlattık, Efes' te bize havladı:)) Hemen Daniel Pennac ' ın "Teşekkür Ederim" kitabına başladım. Dün sporumu da yaptım, akşama da ıspanak pişirdim. Bugün Bilge' yi almaya gideceğim öğleden sonra. Ayakkabı bakacağız birlikte. Ben erken gidip sevdiğim kafede bir kaç saat geçirmeyi planlıyorum. Kitabım, büyük boy kahvem ve sadece kendim:)) Kaçtım ben, iyi bakın kendinize...

26.10.2017

"Tembelliğin İnanılmaz Hafifliği "


Önceki gün spor salonunda adını bilmediğim, ayaklarımla otuz kilo ağırlığı ileri doğru itip, çekmeye  çalışırken içimden bir ses çok yoruldummmm diye feryat figan bağırıyordu. Biran duraksayınca hoca geldi ne oldu  dedi. Ben eve gidiyorum dedim. Kahkahayı bastı biraz mide çalışman lazım dedi. Senin miden benimkini döver, otur sen çalış diyemedim. Olur olur yarın çalışırım diyerek son sürat eve geldim. Yine akşam erkenden uyuya kalıp, gecenin bir yarısı uyandım. Sabaha kadar evin içinde dolandım. Sabah için ofiste millete erken gelin demiştim, toplantı yapacağız. Nefret ederim toplantılardan, eski patronlarımdan biri her sabah toplantı yapardı, deli ederdi hepimizi. Bizimkilerin hali hal değildi, bir ayar gerekiyordu. Sabah göz altı halkalarımla en erken ben ofise geldim. Neyse ardımdan çocuklar da geldi, tatlı sert, çok uzatmadan konuştum. Tamamlar ,haklısınlar havada uçuştu. Bakalım ne kadar idare edecek. Öğlen Efes'le eve geldik. Dizi açtım, uzandım kanepeye Bilge gelene kadar kıpırdamadım. Bilge geldi, spora gitmiyor musun? diye sordu. Cık dedim bugün dinleneceğim. Şaşırdı, dört aydır sürekli gittiğim için.
Kitabımı aldım elime tekrar, gerçekten çok ilginç bir kitap. Son yirmi sayfası kaldı, onu da birazdan kahvemi yudumlarken okumayı planlıyorum.Bu yıl okuduğum en ilginç kitaplar listesinde ilk sırayı alabilir.

36 yaşındaki Guylain Vignolles kağıt geri dönüşüm fabrikasındaki işinden nefret eden, yalnız ve mutsuz bir adamdır. Hayatı, sıkça sohbet ettiği küçük kırmızı balığıyla birlikte yaşadığı ev ve çalıştığı fabrika arasında geçer. Görevi kitapları paramparça eden korkunç makine Zerstor 500' kullanmaktır. Çalıştığı işletmede iki dostu vardır, biri ürkünç makinenin ayaklarını yediği Guiseppe, diğeri ise sadece aleksandrin hece vezniyle kurduğu cümlelerle konuşan bekçi Yvon Grimbert. Kitapları yok etmekten duyduğu vicdan azabından kurtulmanın yolunu her gün bindiği banliyö treninde, Şey' den söküp aldığı birbirinden bağımsız kitap sayfalarını yüksek sesle okumakta bulan Guylain, tekdüze hayatının akışının  vagonda bulduğu o akıllı bellekle birlikte değişeceği umuduna kapılır. Minik aletin içindeki metinlerin yazarının peşine düşen bu umutsuz şehirli adamın küçük hayatı büyük bir dönemecin eşiğindedir artık..." (arka kapaktan)

Sabah çok güzel ve dinlenmiş uyandım. Efes kadar olmasa da sağımı solumu gerip, esnetmeye çalıştım:)) Bilge' yi yollayıp, öğlen için kendime yemek hazırlayıp paketledim. Koca uyandı, kahvaltı yapıp ofise geldik. Hafta sonu arkadaşımla tiyatroya gideceğim. Bilge ve Koca' ya izlemeleri için bugün bir iki film seçeyim. Önceki gün nette kitap siparişi vermiştim on tane kadar:)) bugün teslim edileceği mesajı geldi, pek bir sevindim. Hadi ben kaçtım, iyi bakın kendinize...


25.10.2017

Sonbahar


Bilge' yi servise bırakırken geceden yağan yağmur kokusunu içime çektim. Bir türlü bitmeyen karşı inşaatın ortalığa bıraktığı kum ve toprağın oluşturduğu çamur birikintisinin üzerinden zıplarken okkalı bir küfür ettim. Eve geldim, yemek yaptım. Sabah az biraz enerjim oluyor. Bu ara mevsimden galiba gerçekten enerjim çok düşük.  akşamları spordan gelince oturduğum yerde uyuya kalıyorum:)) Sanırım haftada üç güne düşürsem en azından bir süre iyi olacak. Geçenlerde mahalledeki kırtasiyeye uğramıştım. Sahibi sitem etti, hiç gelmiyorsunuz diye. Çok pahalıya satıyorsun çünkü diyemedim, İki edebiyat dergisi, bir de sanat dergisi alıp çıktım. İlginç, yeni ya da hiç tanımadığım, hiç bilmediğim yeni yazarlara, şairlere ve ressamlara rastlarım belki dedim. Edebiyat dergisinin biri  bitmek üzere, bir iki güzel öykü okudum, şiirler maalesef çok kötüydü. hâlâ umudum var.

6,27 Treni' ni okumaya devam ediyorum, araya başka okumalar girince ona haksızlık oldu, baştan başladım.

Dışarıya bakınca kasvetli gri havayı; sarı, kızıl, kahverengi  ve adını koyamadığım yeşilin pek çok tonundaki yapraklarıyla renklendiren ağaçları gördükçe, bir gün sonbaharı seveceğimi hiç düşünmediğimi fark ediyorum. Yolda yürürken ayaklarının altında hışırdayan ses ve bir ağacın altından geçerken başımın üstüne düşen konfetiler gibi yapraklar ne güzel. Dışarıda üşüyüp, içeri girince kalorifer peteğinden yayılan sıcaklık mutluluk verici. Bir bardak çay, bir fincan kahve ve dumanı tüten çorba daha lezzetli sanki. Tadını çıkartmalı...

24.10.2017

Gündoğumu


Dün öğleden sonra önce doktora uğradım, kontrolüm vardı. Bir sorun yok, her şey yolunda. Eve geldim, ardımdan Bilge geldi. Allahım bu ergenlik sanırım insanoğlunun geçirdiği en salak dönem. Bilge' yi ödevleri ve dünyanın en salak ergen sorunlarıyla baş başa bırakıp spor salonuna gittim. Bir buçuk saat kadar kaldım. Dönerken  Bilge arayıp marketten alınacakları listesi verdi. Hadi gönlü olsun dedim, istediklerini aldım. Eve geldim, bir türlü dibini göremediğim kirli sepetini bir posta daha çamaşır makinesine doldurdum hâlâ  kirli çamaşır var.  Akşam yemeğini hazırlamaya başladım, öbür güne yemek pişirdim. Bilge' nin matematik ödevinden yapamadığı soruların üzerinden, geçtik. Yarına iki sözlüsü varmış. Din ve sosyal bilimlerden. İkisini de yarım yamalak çalıştı. Bahanesi ders kaçırdım oldu. Vallahi umursamadım, kendi problemi hiç beni ilgilendirmiyor. Yemekten sonra, çamaşırları serip yattım. Gecenin bir yarısı uyandım. Sabaha kadar dayanamayıp, Leylak Dalımın kitabını bitirdim. Çocukluğumu düşündüm, babam anıların arasından çıkıp, oturdu yüreğime...Biraz dalmışım, telefonun alarmıyla zıpladım yataktan. Bilge' yi kaldırdım, okula gitmemek için kusmaya vardırana kadar süper bir performans sergiledi. Son anda servise yetiştik. Servise bindirdikten sonra kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım. Fotoğraf renk cümbüşünü anlatmakta çok yetersiz kalıyor. Uzun uzun baktım, gözlerimde yaşlarla eve geldim. Efes geldi yanıma yattı. Bazen hüzün güzeldir ya öyle bir sabahtı işte...

23.10.2017

Hafta Sonu


Pazar sabah yine erkenden uyandım. Aldım elime kitabımı bizimkiler kalkana kadar okudum. Ev ahalisi ayaklanınca kalktım kahvaltıyı hazırladık. Uzun kahvaltının ardından baktım mutfakta yapayalnız kalmışım. Radyomu açıp, domestik bir kadın haline büründüm. Zeytinyağlı fasulye ve mantar sote pişirdim. Pancar turşusu yaptım. Mutfağı toparlayıp, yatak odasına geçtim. Çamaşırlarla cebelleştim. Bir makine çamaşır yıkayıp astım. Yeni çamaşırlara bakıp, ütü işini de yarına erteledim yine. Koca' ya ayakkabı almaya Kızılay' a indik. Adam içimdeki alış veriş seven kadını öldürdü. Öncesinde Dost Kitabevi' ne uğradık. Sevgili Leylakdalı' ımın kitabını aldım. Nasıl güzel anlatamam. Eve dönünce hemen kitaba başladım.Baktım kaptırdım gidiyorum, dur yavaş yavaş tadını çıkartarak okuyacağım dedim. Bilge' yle biraz ders çalıştık. Baktım uflayıp pufluyor azat ettim. Goodreads' te ona da sayfa açtık. 2017 için on dört kitap hedefi koydu. Baktım okuduğu kitapları taratıyor:)) yedi kitabı kalmış, bu arada  Zeynep Cemali' nin "Patenli Kız" ına başladık. Kitaplığını elden geçirdi, okumadığı kitapları ayırdı. Onu böyle görmek çok güzeldi. Piyano çalıştı, sonra dizi izledik birlikte. Derken uykum geldi, aldım kitabımı yatağıma geçtim. Bir iki sayfanın ardından uykuya yenik düşmüşüm:))

22.10.2017

Gün 21

 Sabah erkenden uyandım, bir bölüm Blacklist izledim.Koca işe gitti, ben de Efes' i alıp sokaklara düştüm.Kah koştuk, kah yürüdük güzel havanın tadını çıkarttık.Eve geldik Bilge hala uyuyordu. Efes' i küvete soktum artık kendi küvetin içine giriyor.Patilerini yıkadım, kuruladım.Ardından küveti temizledim. O kadar yorulmuşum ki kahvaltımı bir tepsiye koyup salonda bir bölüm daha izledim. Koca' nın toplayıp yatak odasında sıradağlar oluşturduğu çamaşırların bir kısmını yerleştirdim.Özellikle siyahların tüy rulosuyla üzerinden geçmek gerekecek, ütüleneceklerle bir araya koyup yarın görüşmek üzere kaldırdım.Bilge japon balığı suratıyla uyandı.Kahvaltı yaptı, piyano dersine gittik.O dersteyken bir saat kitap okudum. Çıkışta önce yemek yedik, Bilge' ye pantolon aldık en son market alışverişini de yapıp eve geldik.Biraz dinlendikten sonra evi süpürdüm, mutfağı toparladım.Bilge bu arada ödevlerini yapıp film izledi. Akşam elli kere kontrol edip iki kişilik olduğuna emin olduğum önceki bilet vukaatımdan sonra bale biletlerini çantaya atıp Opera Sahnesi' ne gittik.
Bach Alaturka/ Danzon Bale' sini izledik. Aslında daha çok modern dans gibiydi. İyi geldi, çok uzun da sürmedi.Dokuz buçukta evdeydik. Kitap kurken uyuya kalmışım.

Bu yazı şalanjın son yazısıydı.Bundan sonra bu disiplinde yazar mıyım bilemiyorum ama elimden geleni yapacağım.

21.10.2017

18/19/20 Günler


Çarşamba sabah yine doğal rutinimizde başladı. Bilge' yi okula yolladım, ben ofise gittim.İşleri toparladım, annemin ameliyatıyla ilgili internette bakmamaya çalıştım.Dizi izledim.Yeni bir kitaba başladım.Efes' i gezdirdim.İ.' yi sıkı sıkı tembihledim.Eve gelince el bagajlarımızı hazırladım, bir sürü telefon görüşmesi yaptım.Bilge geldi, inatla yemek yemedi. Sonra Koca geldi, maaile havalimanına gittik.Arabada köpek var diye güvenlikte durdurulduk. Kimliklerimize bakma bahanesiyle Efes' i sevdiler 😊 Bizimkilerle vedalaşıp, alana girdik.Sonrası malum. Oradn geç, onu çıkar bir daha geç derken sonunda kapıya geldik.Beklerken Bilge acıktım dedi tabi.Ona yiyecek, bana kahve derken uçak saati geldi.Tıklım tıklım bir yolculuktu. Uçakların kutsal aletler olduğuna bir kez daha kanaat getirdim. Aslında korkmuyorum ama inene kadar bir nevi hatim indirdim😊 Erkek kardeşim bizi karşıladı Antalya' da. Annem ne gerek vardı deyip durdu bütün gece. Çok geç yattık,sabah erkenden hastahaneye gittik.Öğlen ameliyata anca alındı odya getirilmesi iki saati buldu. Bu yaşına kadar ki ilk ciddi ameliyatı olan ve ilk kez narkoz olan annemin ayılma süreci fenaydı. Bu arada anladık ki annemde ağrı eşiği diye eşik yokmuş.Ortalığı yıktı ağrım var diye. İnsan kendini çok çaresiz hisssediyor.Sürekli ağzımda bir geçecek lafı geveleyip durdum.İki saat sonra toparlandı.Doktora naz yaptı .Doktoru çok iyi ama sagolsun. Sakin bir gece geçirdik.Ben yanında kaldım.Sabah erkenden de çıkarttılar.Eve getirdik, çok daha iyiydi. Beraber yemek yedik, annemi kardeşime ve komşulara emanet edip uçağa yetşmek için Bilge' yle yollar düştük. Uçakta uyukladim.Alandan eve gelirken kafam düşüyordu.Efes bizi görünce havalara uçtu. Akşam yemeğini yediten sonra,oturdugum yerde uyuya kalmışım.

18.10.2017

GÜN 17



Sabah her zamanki gibi kalk, hazırla, yedir, yolla rutinin ardından mutfakta aldım soluğu. Akşamdan ertelediğim yayla çorbasını yaptım. Çorbayı karıştırırken bir taraftan da kitabımı okudum. kuş kadar kitap bitmedi bir türlü. Ardından kahvaltı ve ofise geliş. Kulağım sürekli telefonda, annem doktorla konuşacaktı. Erkek kardeşim aradı, omzunda yırtık varmış, acilen ameliyat olman gerek demiş. Perşembe sabaha ameliyatı ayarlamışlar. Annemle de konuştuk, gelme dedi. Efes' i alıp hava almaya çıkarttım. Dönüşte Bilge' yle ikimize uçak bileti aldım, çarşamba gidip cuma döneceğiz. Bilge' yi bırakmaya gönlüm elvermedi. Bilge' yle aynı anda eve girdik. Durumu anlattım, anneannenin iyi olduğuna ikna olduktan sonra gideceğiz diye sevindi:)) Ortalığı toparladım, spor salonuna gittim. Dönüşte sallana sallana eve geldim. Efes gözümün içine baktı ama gezdirecek hiç halim yoktu. Bilge' ye yemek hazırladım, Koca geldi Efes' i gezdirdi. O da yemek yedikten sonra mutfağı toparlayıp kendimi yatağa attım kitap yine bitmedi. 11534 adımla gün bitti.

17.10.2017

GÜN 16



Sabah her zamanki rutiniyle başladı. Kahvaltı, Bilge' yi servise bindirme derken,  evi toplama telaşı.
Annem sabahtan doktora gidecekti, omzu ağrıyordu. Emar, röntgen çekilmiş, sonuçlar yarın belli olacakmış. Annem bu konularda hiç soğuk kanlı değil, kime çektiğim belli:))

Efes' e ve kedilere mama siparişi verdim. Normalde firmanın merkezi Ankara olduğu için en geç iki saat sonra getiriyorlar. Akşam oldu gelen giden olmadı, aradım telefona bir kadın cevap verdi. Sesinin tonundan konuşmamızın iyi gitmeyeceğini anladım. hemcinslerimden bazen gerçekten nefret ediyorum. Ben derdimi anlattım, evde hiç mama kalmadı dedim. Karşı taraf gayet rahat olabilir dedi. Akşam dokuza kadar siparişinizi teslim ederiz dedi. Ofis adresini vermiştim dokuza kadar kim bekleyecek bunları. Neyse sakin olayım dedim. Sabah erken getirmezlerse siparişimi iptal edip paramı iade etmelerini söyledim. Hemen ses tonu yumuşadı, kusura bakmayınlar havada uçuştu. Arkadaş niye illa parmak sallamam gerekiyor, anlamıyorum. Ofiste biraz maması varmış, onu  yanıma aldım. Koca Efes' le beni eve bıraktı. Bilge gelmiş ve odasının her bir yerine üstünden çıkarttıklarını atmış, elinde telefon oyuna gömüşmüş. Derin bir nefes aldım, bakışlarımdan anladı galiba, hemen kalkıp odasını toparladı. Ben hemen mutfağa geçtim. Bilge' ye ton balıklı salata yaptım, o karnını doyururken türlü pişirdim. Yarma haşladım. Baktım dolapta bir poşet patlıcan var arkadaşlarımızın Ayaş' ta bahçesi var, oradan gelmiş patlıcanları dilimleyip tost makinesinde pişirdim. Dolaba kaldırdım, bir ara bir şeyler yaparım. Efes' i taradım, evi süpürdüm, arada Efes'in tüylerini de çektirdim süpürgeyle. Unutmuş süpürgeyi, önce kaçmaya kalktı, sonra sere serpe yattı. Bilge ödevlerinin başına geçti, ben de hazırlanıp spora gittim. Dönüşte markete uğrayıp eksikleri aldım. Poşetleri eve bırakıp, Efes' le tekrar çıktım. Yirmi dakika kadar gezdik. Eve gelince çamaşır makinesini çalıştırdım. Bilge çorbayı bekleyemeyeceğini söyleyince yarmaları yoğurtla karıştırıp yedi, türlüye burun kıvırdı. Mutfak masasında matematik ödevlerini kontrol ederken, hepsini salladığını fark ettim. Sonra cevapları arkadaşlarından telefonla aldığını itiraf etti. Kızmaya bile halim kalmamıştı. Sil baştan tekrar yaptı, obeb, okek falan filan, kusacaktım neredeyse. Baktı ben bir şey söylemiyorum, içine oturdu galiba , bir özür mırıldandı ağzının içinden. O çantasını hazırlarken Koca geldi. Filmlerdeki Türk polisi gibi. O yemek yerken ben sonunda duşa girebildim. Çıktığımda bulaşıkları makineye koyup çalıştırdığını görünce, yemin ederim mutluluktan ağlayacaktım. Çamaşırları astım, kuruyanları sepete tıkaladım. Çorbayı sabaha yaparım dedim, dolaba kaldırdım. Kitabımı elime aldım, yirmi sayfa anca okumuşumdur, 12.000 adımla gün bitti.