28.10.2017

Mutlu Cuma...

Cuma haftanın en sevdiğim günü oldu, okullar açıldığından beri.Öğle yemeğinde sabahki kaosta hiçte düşündüğüm gibi hazırlayamadığım siyah fasulye salatamı yedim ve doymadım.Bu arada Koca yavru bir çomar getirdi ofise.Doyurduk, sevdik, nasıl güzel.Efes' le tepişirken bıraktım onları.Markete uğradım, biraz muz aldım doymadımya. Taksiyle Bulvara kadar geldim. Koca' ya hırka almak istiyordum, girdiğim ikinci mağazada buldum.Kendime de bir buluz aldım. Baktım yorulmuşum doğruca sevdiğim kafeye gittim. En rahat koltukların olduğu bölüm boş. Nasıl sevindim.Orta boy kahvemi alıp, kitabımla gömüldüm koltuğa. Teşekkür Ederim ilginç bir kitap. 84 sayfa kahvemle birlikte bitti.
"Ödüller, edebiyat dünyasının en çok tartışılan konularından biridir. Hemen her edebiyat ödülü bir tartışmaya yol açar. Yazar ödülü hak etmiş midir?  Seçici kurul yanlı mı davranmıştır? Son dönem Fransız edebiyatının parlak adlarından Daniel Pennac, Fransa' da büyük ilgi gören bu kitabında alışılmış, basmakalıp ödül töreni konuşmalarının çok ötesinde bir "konuşma" sunuyor okurlarına. Tüm yapıtları için ödüllendirilmiş bir yazar, anlaşmaya göre törene katılanların karşısında kırk beş dakikalık bir konuşma yapmak zorunda. Yazarın konuşması giderek amansız bir ödül eleştirisine dönüşüyor...(arka kapaktan) Can Yayınları/ 2007 baskısı.
Yavaştan toparlanıp kafeden çıktım, karşıdaki çamaşır mağazasına uğradım. Kendime atletler aldım.Eskiden hiç sevmezdim atlet giymeyi ama yaş aldıkça vazgeçilmezim oldular.Malum evde bir de yeni ergenimiz var ona da uygun çamaşır bulunca onlarıda attım sepete.Kasadaki tatlı kızla 
 ergenlik üzerine kısa bir sohbetten sonra okula doğru yollandım.Baktım çıkış saatine daha var, okulun karşısındaki geniş bahçeli cafeye oturdum. Bir çay, bir de soda söyledim.Telefondan Sevgili Funda' nın gazeteduvar daki yazılarının bir kısmını okudum.Bir ara kafede ki uğultuya kafamı kaldırdım, masalara şöyle bir göz gezdirdim, oradaki tek kadın olduğumu fark ettim. Bu arada yan masada oturan polislerin telsiz sesleri kulağımı tirmalayıp duruyordu. Hesabı isteyip çıktım.Okulun bahçesindeki koca çınarlardan birinin altına oturdum, bir muz yiyip okumaya devam ettim. Bu arada bir müşteri aradı. Yazıya hemen geri döneyim diye, adamın pazarlık yapma iştahını kapatıp ilk söylediği rakama olur dedim.kesin daha az söyleseydim demiştir. Bilge okuldan çıktı, önceden hem fikir olduğumuz mağazaya gittik.Ayakkabı almamız on dakika sürdü seviyorum bu çocuğu . Ofise geldik, Efes' i ve Koca' yı alıp eve geldik.Yemekten sonra köpekli bir film izledik filmin adına bakmaya üşenim.Çılgın Köpek gibi bir şeydi. Bu arada Koca Efes' i yıkamıştı.Ben de film izlerken onu tarayarak kuruttum.Mis gibi oldu.bir yastıklık tüy çıktı. Film bitince Bilge odasına geçti, Koca bir film daha açtı ama benim çoktan içim geçmişti😂kalktım yatağıma yattım... 

2 yorum:

  1. Atlet konusu bende de yaş alma ibaresi :) Eskiden hiç hazetmezdim, fazlalık gelirdi. Şimdi sırtımı tutuyor diyorum :)
    Hey gidi günler heeeyyy :)))

    Haftasonunuz mutlu geçsin ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ya Şebnemcim hey gidi günler:))

      Sil