13.02.2018

Sendromlu pazartesi

Cuma günü "yaşasın cumaaa"diye öyle çok bağırdım ki, sonrasında ki  iki gün neredeyse evden dışarıya çıkmadım. Cumartesi günü Efes yedi, kustu, daha çok yedi yine kustu bu döngüyü altıncı seferde kırdım, mama kabının kaldırdım.Telefonla aradığım veterinere başka belirtilerin olmadığını söyleyince, biraz takip edin bakalım dedi. Belki belirtilerden biri olan ishal vardır da adam eve yapamıyordur diye düşünüp, yağmurun altında ikimizde ıslak öte dönene kadar dolaştık.İshal filan değilmiş. Hatta yanımıza yaklaşıp "sevebilir miyiz"diye soran genç tayfaya öyle bir havladı ki, ödleri koptu. Hayır belki insanların anladığı gibi "ne sevmesi lan...ıstiriyim da gör" mü diyor ya da " ben de sizi seveyi mi" diyor bilemiyorum ki:)) Neyse cumartesi Efes'i gece dahil takiple geçti. Sabah keyifli uyandı. Hemen mama kabını koydum, temkinli yaklaştı akıllı çocuuum o günden beri kusmadı. Evde yalnız bırakmayı gözümüz yemedi, evde herkes yan gel yat modundaydı. Bir ara Koca' yı pazara sürükledim, pazarımız küçük ama taze taze her şey. Sonrası otları ayır, sar sarmala dolaba koy derken gün bitti zaten. Lahana almıştım turşu yapmak için onu da pazartesi gününe bıraktım. J.R.R. Tolkien' in Tom Bombadil' in Maceraları kitabını almıştım. Ciltli, ufacık sevimli bir kitap. Onu bitirdim.

Pazartesi Bilge okula biz ofise yollandık. Efes daha iyi görünüyor ama artık bakışlarıyla ve dizime akıttığı salyalarıyla beni kandırmasına izin vermeyeceğim. Yediklerine çok dikkat edecek:))

Öğleye kadar işler yoğundu. Market alışverişi yapıp eve geldik. Evde her şey her yerdeydi. Şöyle bir baktım ve Bilge okuldan gelene kadar  Netflix' i açıp Grace&Frankie ' yi izledim. Bilge gelince onu  kandırıp evi süpürttüm, atarlanıp odasını da toparlattım. Ben de kendimi spora gitmeye ikna edemeyip, mutfağı toparladım. Akşam yemeğini ve bugünün yemeklerini hazırladım. Annemle, teyzemle, kız kardeşle ve bir arkadaşımla uzun uzun telefonda konuştum. Haydar Karataş' ın Ejma' nın Rüyası na başladım, keşke öykü değilde roman olsaymış arka arkaya bir hüzünden diğerine atlamak pek hoş değildi. Balkonda geçenlerde bitlendiğini fark ettiğim bir saksı papatyama arapsabunlu su fısfıslamıştım. Bitler gitmiş ama sağındaki ve solundaki çiçekli bitkilerimin  (mecburen onlara da sıkmıştım) çiçeklerinin rengi alacalı bulacalı olmuş:)) Neyse toparlarlar sanırım. Kış günü de bitin ne işi var ona da ayrıca bir şaşırdım. Çamaşır işini de bugüne bıraktım.

Garfield' ın bile pazartesi sendromu var. Bir filmin de kral oluyordu da pazartesi günlerini kaldırmıştı:)) Bu arada fark ettim ki kendimi ikna etmekte yorucu olmayan konularda çok iyiyim.
Neyse çok uzattım, iyi bakın kendinize....

2 yorum:

  1. Annemin de temizlik için beni beklerken dizi seyrettiğinden şüpheleniyorum! :)p

    YanıtlaSil