11.01.2010

SARMAŞIP DOLAŞTIK

Hafta sonunu en iyi anlatan başlık bu. Hep böyle burun buruna, yanak yanağaydık. Cumartesi sabah doktora gittik. Bademciklerimiz şişmiş ve antibiyotik kullanmaya başladık. Özellikle dün gece rahat bir uyku çekti. Tabi otomatik olarak bende uyuyabildim. Belki ateş yapar demişti doktor ama ateşimiz çıkmadı. İştahı pek yoktu. Güneşten eser olmayan hafta sonunda park bahçe hayalimiz de suya düştü. Biz de daha evvel bizi ziyarete gelen kocanın akrabalarına gittik. O zamanda "çok tatlı insanlar" olduklarını düşünmüştüm. Dün bu fikrim iyice pekişti. Gene deli bir masaya oturduk. Yedik, içtik, sohbet derken akşamı ettik. Eve gelince Bilge' nin karnını doyurup, ilaçlarını verdim. Sonra o Madagaskar 2' yi seyrederken, ben kitap okudum. İkimizde uyuya kalmışız. Koca yerleştirdi bizi yerlerimize ve deliksiz bir uyku... Sabahta öksürerek uyanmadığı için çok mutlu oldum. Saçlarına boncuklar taktık, dünkü misafirlik ganimetleri onlar. Yakında fotoğraflarım. Bugün yıl sonu işleriyle uğraşıyorum, öğleden sonra spor, falan filan yapacağım:)) pek bir "pazartesi sendromlu" hissediyorum. Dünkü Habertürk Gazetesinde Fatih Altaylı'nın köşe yazısını okudunuz mu. Adamcağızın babası rahatsızlanmış, ambulansla hastahaneye kaldırmışlar. Yoğun bakımda olduğu için hergün beş dakika görmesine izin veriyorlarmış. Hastahanede beklemeyin bir şey olursa biz ararız demişler. Gün içinde bir telefon gelmiş. Babasının ismini söyleyip yakınımısınız diyince bacaklarımın bağı çözüldü kötü bir haber diye diyor. Ardından telefon açan bayan ambulans hizmetlerinde indirim yapıyoruz falan tarzında bir şeyler anlatmaya çalışmış. Adam şok, manyakmısınız siz ambulans hizmetinin indirimi mi olur, aklınız fikriniz yok mu diyerek kapatmış telefonu. Yazının sonunda ayıp mı ettim acaba diyordu. Gene burası Türkiye dedirten bir olay bence. Koyun can derdinde, kasap et. İnsanların hiçbir şeye saygıları kalmadı. Aklıma kreşten gelen telefonlar geldi. Her arayışlarında alomdan sonra" merak etmeyin kızınız iyi, şunun için arıyorum" cümlesinden sonra uzun bir soluk verişin ardından, hal hatır sorarız. Yani insanlar iş için bile olsa karşıdakinin yerine bir saniyeliğine kendilerini koymalılar. "Aşk" bitmek üzere, bu arada Atlas Dergisi' nin bu ayki "Türkiye'deki Şelaler "eki çok güzel. Tavsiye ederim. Bu arada dün gittiğimiz evdeki "kocaman küçük kız" (4.sınıfa gidiyor) tam bir Queen hayranıydı, bayıldım. Bende bugün bol bol dinleyeceğim:)))

1 yorum: