30.10.2019

Pazartesi Görünümlü Çarşamba

Uzun bir hafta sonu gibi oldu son birkaç gün. Cuma günü yoga dersim iptal oldu. Cuma sabahları benden çok çok ileri bir grup var, onların dersine devam edeceğim.Diğer gruplar, başlangıç seviyesinde. Zaten Bilge' yle haftada bir bu derse girdiğimiz için, ikinci dersimin seviyesi farklı olsun istiyorum. Benim kendi grubum üç dört kişi oluyorduk ama son haftalarda onlarda gelmeyince dersler iptal olmaya başladı. Sinir oluyorum insanların disiplinsizliğine...

Philippe Claudel' in Kokular kitabının ilk beş sayfasını okur okumaz kız kardeşe mesaj yazdım. Muazzam bir kitap seçmişiz diye.On beş kitaplık bir ortak okuma listemiz var. Mart ayına kadar tamamlayacağız. Kitap gerçekten uzun zamandır okuduğum en iyi kitaplardan biri oldu. Kokuların hatırlattığı anılar, kokularla dolu bir hayat, nefis bir anlatım. Aşırı tavsiye ederim.
The Kominsky Method' un 2. sezonunu izledim. Bu sezon sanki daha da güzeldi. Koca 2. sezonu benimle izleyince, ilk sezona başladı. İlk sezonu bir de onunla izledim, battaniyemi örerken...

Kefir mayaladım, badem ıslattım, güya sütünü yapacaktım. Sabah kabuklarını soymaya başlayınca bizimkiler üçer beşer götürdü:)) Yeşil mercimek, börülce ve kırmızı fasulye filizlendireceğim, onları ıslattım. Yemek yaptım derken dün bütün gün mutfakta geçti.Akşama kadar evden çıkmadık. Stefan Zweig' in Leporella kitabını okudum. Kitapta iki öykü vardı. Bir oturuşta bitti zaten...

Bu sabahta Çehov' un Bozkır ına başladım. Evet tutuştum:))sene başında kendime  137 kitap okuma hedefi koymuştum, 103. kitabımı yeni bitirdim. Bu ara elimde hep kitapla dolaşıyorum, bulduğum her fırsatta okuyorum. Derdim tabi ki kendimle. Bakalım ne yapabileceğim...


25.10.2019

Cuma...

Güzel bir hafta oldu. Dün akşam Opera Sahnesi'nde Romeo &Juliet balesiyle haftamız taçlandı.
Bu sezonunun bizim için ilk temsiliydi. Bilge' yle gittik ve iyi ki gitmişiz  dedik. Çok güzeldi. Havada uçuşan dansçıların,  ayakları yere değmedi. O kadar iyi geldi ki bu seyir,  iki saatliğine her şeyi unuttum. İlaç gibi geldi. Bilge akşamdan beri dilinden düşürmedi.
Bu hafta en çok bu kızçeyi izledim. Youtube' a Liziqi yazınca kanalına ulaşıyorsunuz. Yemyeşil bir doğanın içinde sanırım büyükannesiyle yaşıyor. Peşinden ayrılmayan köpekleri ve bir ufak kuzusu var. Ekiyor, topluyor, pişiriyor...

Han Kang' ın Vejetaryen i üzerinde uzun süre etkisini hissettirmişti. Fuarda yeni kitabını görünce Bilge bana aldı:)) Çocuk Geliyor birazdan bitecek. Sonunu sabaha sakladım. Yine insanı darmadağın eden bir kitap, okuyun derim...

Ben kitap okurken, bu adamda böyle uyukluyor...Yerimden kıpırdamıyorum, rahatı bozulmasın diye...

Bitmeyen battaniyem var benim. Daha önce bahsettim mi hatırlamıyorum. Gezi sırasında  başlamıştım, rengarenk, kocaman bir, şey. Lakin çeyreği anca bitti. Onu çıkarttım, akşamları örüyorum ufak ufak...

Lavanta keseleri yapıp, bazaların altına, giysi dolaplarına sıkıştırdım...Mis oldu...

Havuç ve sarımsak fermentelemiştim. Dün açtım havuç çok iyi olmuş, sarımsak pek sevimli olmamış, biraz daha bekleyince iyi olur belki...

Keyifli bir hafta sonu olsun...

21.10.2019

Hafta Başlarken...

Bilge kitap fuarı için gün sayıyordu. Biriktirdiği parasını cebine koyup, erkenden fuara gittik. En sevdiği yayınevinin standında soluğu aldık. Bulamadığı sayıları orada bulabileceğini zanneden çocuğum, bende daha çok çeşit var diyerek suratını sallandırdı. Ben son birkaç yıldır fuara gitmiyordum. Dün neden gitmediğimi bir kez daha anladım. Tezgahlara rahatça bakamıyorsunuz,sorgular gibi yaklaşan görevliler, elinize ben yazdım diye tutuşturulan kitaplar, ee almıyor musunuz diyen arsız sorular... Korkmayın dokunun kitaplara, lafından siz hiç Frida Kahlo' yu duydunuz mu? ya kadar vardı konuşmalar. Bilge bir kaç standa kafa dengi insanlar bulup eni konu sohbet etti. Ben çaktırmadan onları dinledim, pek güzeldi. Günün en keyifli zamanıydı.

Mimar kuzenim yeni bir ofis açtı, aslında baya da oldu. Uğrayamamıştık, Bilge' yle onun yanına uğradık.Biraz da orada oturup, eve geldik. Çok yorulmuşuz. Bilge kitaplarını yerleştirdi. Ben devrildim, uyumuş kalmışım. Akşam gezmesi için Efes tepeme dikilip, ıslak burnuyla dürtükleyince uyandım. Parka götürdük. İki saat köpeklerle oynadık, keyifli bir sohbetin ardından eve geldik. 


Cumartesi günü mis gibi hava vardı. Bilge piyano dersindeyken, parkta keyif yaptım. 
Ders bitince Bilge' yle kahve içmeye gittik. Ardından yoga stüdyosuna geldik. Ergen farkındalığı atölyesi için workshopa katıldık. Üç aile, dört çocuktuk. Hocamız çok tatlı bir hanımdı. Güzel zaman geçirdik. Devamında sekiz haftalık bir program var ama Bilge devam etmek istemediğini söyledi. Olayın meditasyon kısmı Bilge' ye çok gerçekçi gelmiyor. Zaten yogaya geliyoruz, gerekli değil deyince bir şey diyemedim. Sonuçta o katılacaktı. Seçim onun...İlginç bir tecrübe oldu...

Stefan Themerson/Sardalyanın Gizemi' ni bitirdim. Uzun zamandır bir kitabı bu kadar merakla okumamıştım. Oldukça ilginç bir kitap. Kolay okunmasa  da kurgusu etkileyiciydi.

Müslüm filmini izledim. Sinemada izlememiştim. Timuçin Esen' e bir kez daha hayran oldum. Çok çok yetenekli. Zerrin Tekindor önce gözümü tırmalasa da, sonra alıştım. Güzel bir film olmuş, beklediğimden çok çok iyiydi.

Keyifli bir hafta olsun...

17.10.2019

Perşembe

Bu aralar Efes yakalayanın elinde kalıyor ya da totosunda ya da ayak ucunda:)) Çocuğu ısıtıcı olarak kullanıyoruz. Tam kıvrılıyor yatıyor, bi bakıyorum Bilge yanına uzanmış ayaklarını ısıtıyor:)) Gerçi şikayetçi görünmüyor...

Bu aralar yine pek bir şeylere yetişemiyorum. Ev aldı başını gidiyor, yakalamak lazım...

Saı günü yogaya gittik. Ben en kötüsü matımın üstünde kıvrılır, dersin ahengini bozmam diye derse başladım, sonunda kadar tüm hareketleri yaptım ve çok şükür bir sıkıntım kalmadı. Gerçi ilaçta kullandım ama yoga da bence iyi geldi.Çok iyi hissettim.

Bilge' nin malum sınav senesi. Neredeyse tüm arkadaşları okul sonrası dershaneye gidiyor ve bezmiş bir halde dolaşıyorlar. Sabah 8:30 ' da okul başlıyor 15:05 ' e kadar sürüyor. Sonrası bir de bu koşturmayı eklemeyelim dedik. Birlikte çalışıyoruz, tıkandığımız yerde özel derslerle takviye ederiz diye düşündük. Şimdilik iyi gidiyor.

Veli toplantısı fena değildi. Sınıf öğretmeni sınavla ilgili neredeyse bizim gibi düşünüyor. Çocukları çok zorlamayın dedi. Ama velilerdeki hırsı görmelisiniz, sanki hepsi dahi doğurmuş havasında.Neyse uzatmayayım.

B ilge bir kitap sitesinden yüklüce bir sipariş vermiş. Yurtiçi kargoyala gelecek diye mesaj geldi, oh iyi ne güzel derken aynı gün üç mesaj geldi. Siparişiniz yola çıktı, siparişiniz teslim edilecek bla bla . Akşam sekize kadar çocuklar ofisteydi. Gelen giden olmamış, sabah beklenen mesaj siparişiniz teslim edilemedi. Kan beynime sıçradı, yaklaşık son beş siparişimi bu şekilde şubeden gidip alıyorum. O kadar da pis bir yerdeki arabayı koyacak yer yok, işlek bir trafiğin ortasında. Hem niye ben kapımdan alamıyorum değil mi canım? Aradım hemen bant kaydı çıktı çalışma saatlerimiz 09:00/18:00 diyor kibar bir kadın.(karşımda olsa kavga da edilmez bununla  diye düşünüyor insan) Saatim 08:59. Sabırla 09:02' de aradım, telefona çıkan adama açtım ağzımı yumdum gözümü. O da dinledi garibim. Bugün yollayayım, kaça kadar açıksınız  dedi. sakın ha ben gelir alırım dedim. Öğlen gittim Bilge' nin ilkokulda hiç sevmediği bir kız vardı, onun ağbeyi. Temiz yüzlü bir çocuk bana gülümsüyor. Sabah sana mı kaydım? dedim, evet abla dedi. Utandım vallahi, ama çabuk toparladım. Haksız mıyım dedim, tabi ki haklısın dedi... ama dellenmesem iyiydi yahu...

Dün sabah az erken çıktık Bilge' yi okula bırakmak için. İlerlemeyen trafikte tüylerimiz diken diken ( Efes bile kirpiye dönmüştü abartmıyorum valahi) ilk dersin ortasında ancak okula varabildik.( okulla ev araı 5 km.) Kulağımda öğretmenin toplantıdaki sesi, çocuklarınızı zamanında okula yollayın. Olur canım getirelim de trafiği ne yapacağız. Bizim ki geç kağıdıyla, idari ceza almış. Görevlinin çayına şeker atıp, çocukların okunmayan yazılarını deşifre etmişler. Tek tesellisi onunla birlikte beş kişi daha varmış geç kalan:))İkinci derse girmiş. ( gerçi iyi olmuş seviniyordu geç kaldım, ilk ders kaynadı diye)

Bu sabah daha da erken çıktık, sanırım görevlilerle birlikte Bilge okulu açtı. O kadar çabuk geldik ki...Neyse buna da takılmayacağım...

Stefan Themerson/ Sardalyanın Gizemi kitabına başladık. Çok ilginç bir kitap, meraktan ölüyorum, nasıl ilerleyip , nasıl sonuçlanacak diye...

Efes sabah gezmesinde kaka için bir oturdu allahım nasıl bir şey, bu gözlerim yerinden oynadı. Bir poşetle nefesimi tutarak zor toparladım. Ne yedin oğlum, gizli gizli bir şeyler mi yuttun derken, karşıdaki yaşlı amca bize bakıp  suratını buruşturdu...Gülümsedim kocaman, günaydın dedim bağıra bağıra, arkasını döndü gitti:)...

Hava bildiğin pastırma yazı, at kendini dışarı diye bağırıyor. Çok işim var ama, hem kitabı bitireyim...

iyi bakın kendinize...

14.10.2019

Pazartesi

Pazar sabah erkenden  teyzemlerin bahçeye gittik. Leblebi' yi bayadır görmüyordum. Koca kız çok tatlı. Efes' le birbirlerini görmezden geldiler:)) Efes çok sevindi, bahçenin her bir yanını gezdi. Yeşil biber, salatalık yedi. Ödül çubuğunu gömdü:)) (niye yaptı anlamadım)

Bahçe son demlerini yaşıyor. Biber topladık bolca, yeşil domateslerden de aldım fermente yaparım diye. Maydanozlar da pek güzeldi, bir poşette maydanoz topladım.

Kız kardeşle ortak okumalarımızdan Geceleri Sessizdir Tahran kitabını bitirdim. Çok güzel ve etkileyici bir kitap. Devrimden sonra Humeyni iktidarı sonucu ülkelerini terk edip Almanya'ya yerleşen bir ailenin hikayesi. Kurgusu çok güzel, kitap bölüm bölüm on senelik aralıklarla ve her bölümde ailenin başka bir üyesinin ağzından akıyor. Okuyun derim.

Perşembe gününden beri korkunç karın ağrıları çekiyorum. Salgın varmış, cuma günü yogaya da gidemedim. Bir türlü toparlayamadım, tam geçti diyorum tekrar başlıyor. Sinir oldum.

Bu öğlen veli toplantısı varmış. Hafta başı, öğlen arası kim gelir bilemiyorum ama fırsat bu fırsat sakin sakin öğretmenleri görürüm diye uğrayacağım. Çıkışta da Bilge' yle döneriz.

Güzel bir hafta olsun...

10.10.2019

Perşembe

Patti Smith' in daha evvel Çoluk Çocuk kitabını okumuştum.Geçenlerde kitapçıda görüp almıştım bu kitabı. Kitap sade ve kısa. Aslında bir yazım hikayesi. Yazarın Paris yolculuğu sırasında bir mezar taşında  Devoument (Adanmışlık) kelimesini görüp, bunun üzerini bir öykü yazmasının hikayesi. Sonunda neden yazıyoruz ? sorusuna hep bir ağızdan haykırıyor koro ;öylece yaşayıp gidemeyiz diyor. Bu son cümle, tüm kitabı özetliyor.

Shıda Bazyar 'ın Geceleri Sessizdir Tahran kitabına başladım. Kitabın sayfa düzenlemesi ve puntoları ilk elli sayfada beni zorladı, ama insan alışıyor galiba:))

Bilge Momo' yu okuyor. Önce o okusun diye ben el atmadım:))

Kitap listesi yapmış, sabah sevimli sevimli sepetimi alır mısın? dedi:)) Alırım çocuk, almaz mıyım...


7.10.2019

Hafta sonu

Keyifli bir hafta sonu geçirdik.Cumartesi günü baya erken uyanınca balkondaki saksıların eksilen topraklarını tamamladım. Çiçeklerin diplerini kabarttım, mis gibi oldular.
 Piyano dersinden sonra yola koyulduk Bilge' yle.Havada yağmur kokusu. Hedefimiz Şinasi Sahnesi. Ayaklarımızın altında ezilen kuru yapraklar,haşırt huşurt sesleri kulaklarımızda...
Oyuna girmeden yemek yedik. Biraz erken gişeye gidip biletlerimizi aldık. Bekleme salonundaki rahat koltuklara kurulduk. Bilge kendi kitabını okudu, ben Afet' i bitirdim. Kitap sahiden ilginçti.

 Kontrabas oyununu geçen yıl Ziraat Sahnesi' nde izleyip çok beğenmiştim. Son anda bilet aldığımız oyun iptal olunca tekrar izleyelim dedik. Olcay Kavuzlu' ya bir kez daha hayran kaldık. Sahnede devleşti ve onun sayesinde Bilge' nın ağzından şu sözleri duydum ; anne tiyatro ne güzel bir şey, geçen yıl izledik ama ilk kez izlemiş gibi oldum  dedi. (ölsem de gam yemem,kesin)
 Bilge' nın manga tutkusu malum. Hafta sonu elime bu sevimli mangayı tutuşturdu. Made İn Abbyss. Çizimleri çok güzel, çok detaylı. Manga okumak pek benlik değil. Arka kapaktan öne doğru okumak, bir de sağdan sola doğru okumak beni çok zorluyor.Ama güzeldi.

Pazar günü hava yine yağmurluydu.Mutfaktan uzun süre çıkamadım. Lahana sarması yapayım demiştim. Tabi lahanalar kocaman olunca, geri kalanı fermenteledim. İçini de fazla yapmışım, dolapta kırmızı biber varmış onları doldurdum. O arada pırasa alıp pişirmeyi unuttuğumu fark ettim. Onu da pişirdim. Oldu bana üç yemek. Biber dolmasını zorlayabilirim ama lahana ve pırasa bana kalır. Yani bugün yine yemek yapmam gerekecek:((

Bilge' nın kışlıklarını çıkarttık. Küçülenleri ayırdık. Efes' e bir iki kazağı onardım :) mis gibi oldu.
Akşam üzeri park, dört ayaklı canlar, sohbet derken üşüyünce eve döndük.

Patti Simith' in Adanmışlık kitabına başladım. Uyuya kalmışım, sabah yeniden  başladım:)


keyifli bir hafta diliyorum...



4.10.2019

Cuma

Hafta sonu Bilge'yle sinemada The Current War ı izledik. Fikir Bilge' den çıktı, ben filmin vizyona girdiğinden habersizdim. Elektrik savaşları deyince Edison ve Tesla aklıma gelmişti. Westinghouse ismini hiç bilmiyordum. Film Edison ve Westiinghouse' un rekabeti etrafında dönerken Tesla'nın da katkısı vurgulanıyor. Tabi ki Tesla ayrı bir film konusu diye düşünüyorsunuz. Edison rolünün hakkını vermiş, bence Edison' a sevimli bir ukalalık katmış,  akıllı adam rollerinin usta oyuncusu Benedict Cumberbatch. Tesla' yı oynayan Nicholas Hoult ise sahiden ayrı bir renk katmış. Biz filmi çok beğendik. Tavsiye ederiz.
Bu hafta Wanted izledim. 3 sezon, son iki bölümü kaldı. Tesadüfen rehin alınan iki kadının başına gelen talihsizlikler ve uzun bir kaçış öyküsü.
Kapağına bakmayın siz, ilginç bir kitap Afet. Bugün biter diye düşünüyorum. Çok uzatmadan, elinde süründürmeden okunması gereken, sıra dışı bir kitap.

Cumartesi günü için sezonu açalım diye tiyatro bileti almıştım. Dün mesaj geldi, oyunculardan biri rahatsızlanmış sanırım, yerine başka bir oyun koymuşlar. Yeni oyunu geçen yıl Bilge' yle izlemiştik. Biletleri iptal edeyim diye düşünürken Bilge oyun çok güzeldi, tekrar izleyelim dedi. (seviyorum bu çocuğu)

Sonraki hafta için bir bir workshopa yazıldık. Gençler İçin Farkındalık (Mindfulness) Atölyesi ne katılacağız. Bilge isterse sonrasında sekiz haftalık eğitime katılacak. Yazarım detayları...

Keyifli bir hafta sonu diliyorum...


2.10.2019

Eylül okumaları

Eylül ayını sekiz kitapla bitirdim. Üç kitap bu aya sarktı. Okuduklarıma gelince;

Komiser Paşa/ Su Turhan/ Kitap Kurdu...Almanya' da yaşayan Türkler, ilişkileri, gelenekleri ve tabi cinayetler, fena değildi.Biraz abartılıydı ama olsun.

Prenses ve Canavar/ Roberto Pazzi/ İletişim... Son Rus Çarı II.Nicola Romanov' un kardeşi Giorgio Ramanov' un kurgusal yaşam öyküsü, ilginç bir okuma oldu.

Kaldığımız Yer/ Behçet Çelik/Can Yayınları... İlk kez okuduğum yazarın  öyküleri kafamda pek yer etmedi ama dili sade ve akıcıydı.

Kör Pencerede Uyuyan/B.Nihan Eren/ Yapı Kredi Yayınları... Gece ve Gün olmak üzere ikiye ayrılan öyküler gerçekten etkileyiciydi.

Marco Polo/Dünyanın Hikaye Edilişi/İthaki... Geçen ay başlamıştım bu kitaba. Polo' nun seyahatnamesinin ilk bölümüydü.Tarih okumayı seviyorum,bu kitabı da sevdim.

Dostluk Üzerine/ Cicero/ İş Bankası Kültür Yayınları... Bu kitabı aslında Cicero' nun hayatını merak ettiğim için almıştım. Kısacık ve etkileyiciydi.

Babasız Evler/ Heinrich Böll/ Can Yayınları...

Elimdeki son Böll kitabıydı. Okuduklarım arasında en iyisiydi. Savaş sonrası Almanya, kocası savaşta ölen kadınlar ve onların çocukları...önce karakterler kafamı karıştırsa da, sonrasında herşey yerine oturdu. Güzel bir okuma oldu.

Evcil Hayvanlar/ Bragi Olafsson/ Zeplin...
Bu kitaba başlarken beklentimi ,çok yüksek tutmuşum, kitap beni sonlara doğru gerdi, kalın olmaması en büyük tesellim oldu...

Keyifli okumalarımız olsun...

1.10.2019

Sabah...

Sabahları en geç altı buçukta kalkıyorum. Daha erken uyanırsam azıcık yoga yapıyorum ama bu aralar alarm sesiyle anca  uyanıyorum. Kahvaltı ve Bilge' ye yanına atıştırmalık hazırlıkları derken,evden çıkmamız pazartesileri hariç sekizi buluyor. Pazartesi biraz daha erken çıkıyoruz. Nedendir bilemedim pazartesi insanlara bir haller oluyor, siz deyin sendrom ben diyeyim afyon patlayamaması  ilerleyemeyen bir trafikte mahsur kalıyoruz. Arabaya binmeden Efes şöyle bir dolaşıyor, acil çiş falan varsa diye. Arabaya yerleşince Bilge kulaklıklarını takıp bizle tüm bağlantısını kesiyor:))

Sokaktan caddeye çıkarken havalar hep böyle gitse keşke diyorum. Malum bizim oralar hep yokuş, kış kabusa dönüyor:(( Etrafta trafik polisleri var, aklınıza öylece duran insanlar , üniformaları olmasa otobüs bekliyormuş izlenimi getiriyorlar.
 Protokol yoluna sapmadan köşedeki sık dikilmiş ağaçlara bakıyorum, Efes' i bıraksam hepsine tek tek işer mi diye düşünmeden edemiyorum. Trafik sıkışmaya başlıyor. Duraklarda gözleri yarı kapalı, kafalarında kocaman kulaklıklı öğrenciler, kaldırımda hızlı hızlı yürüyen insanlar. Kadınların çoğunda bez çanta (yaşasın). Tiyatro binasının önündeki bankta her sabah gördüğüm dağınık topuzlu kadın, telefonuna bakıyor, belki sigara içiyor. Belki aynı kadın olmayabilir, miyopuma fazla güvenemiyorum.Kafamı diğer tarafa çevirince meclis parkının güneş gören kocaman ağaçları, ağaçların üzerine vuran güneş, yeşilin bi dolu tonu. Bir ara uzun uzun yürümeli burada...
Alt geçit tıklım tıklım, yine sağ taraftaki yoldan hızla gelen korkunçlu belediye otobüsü aklımı alıyor...Koca söyleniyor, mırıl mırıl...

Genel kurmayın oradaki trafik ışığı kırmızı yanıyorsa kedi her zaman süt içmez diyorum.Yeşil ışık yanıyorsa değmeyin keyfime.

Okulun kapısının karşısında Bilge' yi bırakıyoruz. Bilge karşıya geçip bir arkadaşıyla sarılıyor.Biz hala hareket etmeden okula girmesini bekliyoruz. Kapıda konuşmaya devam ediyorlar, sanki okuldan kaçalım diye konuşuyorlar gibi değil mi derken, içeriye giriyorlar. Tuttuğum nefesi bırakıp, ofise yöneliyoruz:)) Efes' i parkta gezdiriyorum, yan taraftaki liseden çocukları beden eğitimi öğretmeni, kısacık parkurda koşturmaya çalışıyor. Çok başarılı olduğu söylenmez. Çocuklar yaygara yaparak ve koşuyormuş gibi olunca Efes sinirleniyor( ya da ben öyle var sayıyorum). Çocuklara havlamaya başlıyor, tasmasının yettiği kadar arkalarından koşturuyor, ben de onun arkasında tasmayı toparlamaya çalışıyorum. Çocuklar bildiğin hızlanıyorlar, öğretmenleri Efes' teşekkür edip başını okşuyor. Efes ona da havlıyor, çocuklar kırılıyor gülmekten... Ofise yöneliyoruz. Efes ödül çubuğunu alıp köşesine yöneliyor, ben de kahve demlerken bu yazdıklarımı düşünüyorum:))