27.04.2018

Ve Cuma...

Bir hafta daha geçti... Akşama tiyatroya gideceğiz diye bugün program yapmadım. Bilge'yle akşamdan bozuğuz zaten. Mevzu sorumsuz ve gerçekten dağınık olması. Bu yaşlarda belki normal ama beni çok yoruyor artık, bir çare bulması gerektiğini hörtleye hörtleye söyledim. Bir de parmağımı sallayarak, yoksa şöyle yaparım böyle yaparım dedim. Ay zıvanadan çıktım resmen. Gerçekten çok yoruldum, sürekli onu yap bunu yap demekten. Kendi haline bırakmakta çözüm değil, b..nu çıkartıyor. Asker ocağı gibi her yere talimatlar yapıştıracağım...

Akşam o sinirle yaprak sardım.(aslında bugün saracaktım, geç olmuştu) Yaprağı çok çıkartmışım bir tencere sardım ama iç bitti yaprak bitmedi:)) Bugün de geri kalanı saracağım. Bir ara spora gider gelirim. Halıları yıkatmaya yolladım. Efes evde koşup koşup duramamak gibi, duramayınca koca totosunu sağa sola vurmak gibi durumlar yaşıyor.

Son aldığım petunyalarla fesleğenleri de yerleştirip, sonbahara kadar artık bir şey almamaya karar verdim, koyacak yer kalmadı.

Makyaj yapmayı çok seven bir tip hiç olmadım, hele fondotenler, pudralar hep bir ağırlık gibi geldi, kullanmadım. Arada bir yazın güneş lekelerime aklıma gelirse kapatıcı sürüyorum. Göz kalemi, azıcık far, rimel ve ruj daha ne olsun. Sol gözüm de hem astiğmat hem miyop var ve ben daimi gözlük kullanıcı arkadaşların göz makyajlarına ağzım açık baka kalıyorum. Göz kapaklarına şekillice nasıl sürüyorlar eyelinerı bilemiyorum. Ben yapamıyorum, yapabilirsem bile yamuk yumuk yarım saatte anca yapıyorum...sinir oluyorum...

Poe öykülerinin ilk cildi bitmek üzere, Anlatış' ın da ilk elli sayfası bitti, gerisi çabuk akar diye düşünüyorum. Ursula kitaplarında hep böyle oluyor bende.

Kitap siparişi verdim Kitap Yurdu'ndan. Bir kitaptan iki tane istemişim,üşendim aramaya,  umarım güzeldir de hediye edebilirim.

Keyifli bir hafta sonu olsun...

26.04.2018

Sevgili Perşembe


Sabaha karşı ağzım burnum tıkanmış, gözlerim yaşlı uyandım, alerjim zıpladı. Bilge'yi okula yollayana kadar direndim ilaç almamak için ama nafile bir direniş oldu:(( İlaç alır almaz uyumuşum, dokuza doğru zor kalktım. Kocaman bir bardak filtre kahve bile kendime getiremedi. Kafam bir milyon...ama burnum akmıyor, gözlerimde:))


Dün spor çıkışı çiçekçiye uğradım, petunyalar aldım, ofisin oradan da fesleğen almıştım. Bilge'yle saksılara dikip pencere demirlerine astık. İki saksıya toprağımız yetmedi. Bugün alacağım. Pek güzel oldular.
Ay sonu yaklaştı, harıl harıl kitap okuyorum, chalangeı tamamlayamazsam kız  kardeşin kitap listesini almam gerekecek:)) bence tamamlayacağım:))

Yarın için tiyatro bileti aldım, artık sezonun son demlerini yaşıyoruz.

Dünkü seramik dersini haftaya erteledik, arkadaşımın doktor kontrolü vardı. Bilge' yle evde yaptığımız seramiklere son şekillerini verdik. Bilge' yi bu işi keyifle yaparken  görmek o kadar güzel ki... Hepsi biriksin topluca fırına götüreceğim...

Akşamları tavla oynuyoruz, artık iyice pişti, çekişmeli geçiyor...

Bahar temizliği denen mevzuya girişmek gerek, ufak ufak değil büyük büyük.

Ben gidip toprak alayım, hadi iyi bakın kendinize...

24.04.2018

Ne güzeldi

Kaç gündür heyecanla bu konseri bekliyordum. Koca son anda şehir dışına çıktı. Efes' i evde yalnız bırakacağımız için gündüz bir yere gitmedik. Ben bir ara alışverişe çıktım, dönerken de veterinere uğrayıp kocaman bir kemik aldım. Akşam üzeri Efes' i çıkardık, bir saate yakın dolaştırdık. Evden çıkarken ona belgesel kanalı açtım, kemiği de görünce kendinden geçti.
Konser salonuna biraz erken gitmişiz, Bilge' yle biraz dolaştık. Bahar akşamını içimize çektik.Saat yaklaşınca salona girdik. Yavaş yavaş salon kalabalıklaştı. Tam zamanında konser başladı çok çok güzeldi. İnanın ruhum bayram etti.Nasıl güzellerdi, ne iyi geldi. Bilge sıkılabilir sanmıştım ama o da şarkılara eşlik etti .Konser iki saat sürdü son iki şarkıda Bilge uyuya kaldı. Sabahın köründe okula giden çocuk nihayeyinde.Yanımızda oturanlar baya güldüler😄 saati geçirince Bilge' nin rock konserinde  uyuduğunu da bilirim 😄 eve geldiğimizde Efes kemiğin ancak yarısını yiyebilmişti.
Bugün Bilge okula gitmedi evdeyiz. Hafta Sonu A Wrinkle In Time filmine gittik uçuk bir şeydi.
Kareli ve Küplü Şeylerin Serüveni' ni bitirdim. Çok ilginç bir okuma oldu. Sonsuzluğa Nokta' da bitti. Yine bir tuhaf hissetirdi. Elimde Poe' nun ve Ferit Edgü' nün öyküleri kaldı.Hiç bu kadar ard arda öykü okumamıştım, kendimi aşıyorum. Bu ay challenge dışında da kitaplar okumuş olmak iyi oldu. Challangeın tek kitabı kaldı o da Ursula' nın Anlatış kitabı.Kargoya takıldı bugün gelir diye umuyorum.
Rita'yı da bitirdim. Her kareli gömlek gördüğümde aklıma gelecek ve itiraf edeyim yıllar sonra ilk kez Rita' yı izlerken canım sigara içmek istedi.İçmedim tabi ki😄
Kendinize iyi gelen güzelliklerle dolu bir hafta olsun.

19.04.2018

Sevgili Salı, Çarşamba ve Perşembe...

Pazartesi spora gittim, bacağım baya düzeldi, yine de temkinli yaptım tüm hareketleri. Eliptik bisiklet ve koşu bandı sürelerini azalttım, sonrasında sorun yaşamadım, sevindim.
Hafta sonundan beri masamda başlayıp, elimden bırakamadığım kitaplarla doldu. Dün Agatha Christie nin Dersimiz Cinayet kitabını bitirdim. Bilge daha bitiremedi, sinir oldu bana.                      

Salı günü evdeydim, yat yuvarlan yaptım. Sonra akşam üzeri mutfağa daldım, ekmek pişirdim.
Kitap okudum, dizi izledim, Bilge'yle test çözdüm.
Çamaşır makinesi bozuldu, bu sefer kesin gidici. Banyoda kirliler ufaktan bir tepe oluşturmaya başladı. Koca'ya bugün almadan gelme dedim, bakalım:))
Çarşamba günü, haftanın en keyifli günlerinden. Sabah işleri halledip on gibi Kale' ye gittim. Seramik dersi pek güzeldi. Fırından çıkan işlerimizin bir kısmını daha sırladık. Yeni bir şeyler denedik, iyi oldu. Son hallerini merakla beklemekteyim.
Ders dönüşü eve eşyalarımı bıraktım, Bilge' yi karşıladım. Hazırlanıp spor salonuna gittim. Bir bölüm Rita izledim. Veterinere uğrayıp Efes' in göz akıntısı için solüsyon aldım. Bir de ödül mamaları. Umarım kafası karışmıyordur, bu kadın niye beni ödüllendirip duruyor demiyordur mesela:))
 Kitap okurken uyuya kaldım. Sabah alarmdan önce uyanıp, Bilge' nin yanına gittim. Bilge' nin odası bahçe tarafında cik cik kuş sesleri odayı doldurmuş, nasıl güzel.Bilge gözünü açtı, günaydınlaştık, ne güzel kuş sesleri değil mi dedim puflayıp  sabahtan beri cik cik ne konuşuyor bunlar uykudan uyandırdılar  dedi:))
Aynaya baktım saçlarım ben diyeyim ikiz kenar üçgen siz deyin besin zinciri piramidi. Baya güldüm, sabaha kadar bir oyana bir bu yana dönüp durdum demek ki, normalde dik üçgen gibi oluyordu. Bu arada biri kafamı alıp kuaföre götürse, saçlarımı boyatıp geri getirse ne güzel olur diye de düşündüm mesela:))
 Kahvaltının ardından onu servise bıraktım, eve geldim balkona çıktım çiçekleri suladım. Bitler yüzünden epey hırpalanan limonumun dalında iki tane meyveye oturmuş çiçek gördüm, dünyalar benim oldu. Yarın da ofiste olacağım ama pazartesi Bilge'yle İncesaz konserine gidiyoruz, acayip heyecanlıyım:))

16.04.2018

Hafta Sonu


Yine yorucu ama bir o kadar da keyifli bir hafta sonu oldu. Cumartesi öğlene kadar yine evi paklayıp, öğleden sonra piyano dersine gittik. Çıkışta Bilge karnım ağrıyor deyince oyalanmadan eve döndük. 
Tolga Karaçelik' in Sarmaşık filmini izledim. Bir bölüm de üzerine  Şahsiyet izledim, mis oldu.  Akşama Bilge  toparlanınca Ziraat Sahnesi' ne Bankta İki Kişi oyununu izlemeye gittik. Oldukça iyi bir oyundu, sıkılmadan izledik.  


Pazar sabahı yine erkenden uyandım. Koca Efes'i gezdirip gelene kadar bir bölüm daha Şahsiyet izledim. Kahvaltının ardından yürüyüşe gittik. Hava pek güzeldi, yaklaşık beş kilometre yürüdük. Eve döndük, Koca pazar alışverişinden kurtardı beni. Kışlıkları kaldırdım, daha doğrusu bir kısmını kaldırdım. Kızılay' ın giysi kutusu için baya bir şey ayırdım. Yemekten sonra tiyatroya gittim. Giderken giysileri bıraktım. Ayrılık oyunu Şinasi Sahnesi' ndeydi. Biletimi alıp yan taraftaki kafeye oturdum. Kahvemi içerken Stefan Zweig' in Ay Işığı Sokağı nı bitirdim. Challangeın ikinci kitabı da bitti. Poe' nu öyküleri iyi gidiyor, diline alıştım ama henüz yarılayamadım:))
Oyun güzeldi, komikti ama ben yine beklentim yüksek gitmişim galiba, pek umduğum gibi değildi. Olsun ama  iyi oldu gittiğim. Eve geldiğimde bizimkiler  PS oynuyorlardı. Ben bir bölüm daha Şahsiyet izleyeyim demiştim ama uyuya kalmışım. Son bölümü bugün tekrar izleyeceğim:))

Yazarken yoruldum, bugünde pek sevimsiz bir pazartesi, neyse iyi bir hafta olsun...

13.04.2018

Yaşasın cuma


"Yaşasın cuma"yı "yaşasın cumartesi" ye çevirme kararı almıştım ama bir hafta uyabildim:)) Yine Bilge' nin taş dolu çantası sokakları arşınladık bugün ama öncesine dönersek;

Hafta başı ÇSM' de Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği Sergisi' ne gittim. Tanıdık isimlerin yeni eserlerini gördüm, onun dışında pek dikkat çekici değildi.

Çarşamba günü seramik dersine gittim.İlk kez sırlama yaptık, ben geçen hafta yaptığımız kupaya kazıma yaptım, bu hafta fırından çıkar mı bilemiyorum ama sabırsızlıkla bekliyorum.

Erje Ayden' in Hannah, Michael, Derek ve Geri Kalanlarımız kitabı bitti. İlginç bir okumaydı, bir nevi anı kitabı gibiydi. E. Allan Poe' nun Bütün Öyküleri' nin 1. cildine başladım. Çok dipnotlu bir okuma, biraz yoracak galiba.

Bugün Thelma filmini izledim sinemada, üstelik salonda yalnızdım. Yay gibi gerildim.
Bilge' ye sürpriz yapıp okuldan aldım. Beni görünce havalara uçtu. Birlikte alışveriş yapıp yemek yedik. Ofise geldik, birazdan eve geçeceğiz.

Pazartesiye kadar salona ara verdim, sağ bacak kasımda bir sıkıntı var, dinlendireceğim. Bu hafta iki gün salona gitmiş oldum, umarım pazartesiye geçer.

Bilge' yle evde seramik çalışmaya başladık, pek keyifli oldu. On kilo beyaz kil almıştım bakalım neler çıkacak:))

Cumartesi için Bilge'yle birlikte, pazar tek başıma tiyatroya gideceğim, gerisine   bakacağız artık.

Keyifli bir hafta sonu olsun...


9.04.2018

Hafta Sonu

 Cuma günü sabahtan Kelebekler filmini izlemeye gittim. Salonda üç kişiydik sanırım. Tek kelimeyle bayıldım filme. Bizimkilere anlatınca pazar sabah bir de onlarla gittik, inanın yine aynı şekilde gülüp, aynı şekilde hüzünlendim.
Cumartesi günü sabahtan evi pakladım. Bilge' yi piyano dersine bırakıp, kendimi parka attım. Cesur Yeni Dünya'yı bitirdim. Gerçekten çok beğendim. 1930' larda yazıldığına inanası gelmiyor insanın. Aldous Huxley' nin Kadim Felsefe sini de okumaya karar verdim.

Hava o kadar bunaltıcıydı ki Bilge' yle dondurma sezonunu açtık. Birer külah dondurma yerken yol boyu açmış leylak ağaçlarını sevdik. Eve gelince ikimizde ters düşmüştük. Akşama kadar dinlendik, en o ara This İs Us 'ın izlemediğim son iki bölümünü izledim. Bir iki bölümde Rita izledim.
Akşama Ziraat Sahnesi' ne Mikado'nun Çöpleri oyununu izlemeye gittik. Oyunu çok beğendik, oldukça güzeldi.
Pazar sabahı ikinci kez Kelebekler izledikten sonra yemeği de dışarıda halledip eve geldik. Efes ilk kez bu kadar uzun süre evde yalnız kaldı, eve girdiğimizde bizi yiyeceğini düşündüm. Kıyamam ya...

Biraz dinlenip akşam üzeri semt pazarına gittim. Bütün akşam sebzeleri yerleştirmek ve yemek stoklayarak geçirdim:))
Bu sabahta adını hep Selçuk Altun kitaplarında duyduğum Erje Ayden' in Hannah, Michael, Derek ve Geri Kalanlarımız kitabına başladım. Sonrası ofis, pazartesi falan filan...

İyi bir hafta olsun dileğimi ekleyip, kaçarım....

5.04.2018

Dünlük...

Çarşamba demek seramik dersi demek, o da tabi ki Kale demek. Taksiyle Kale' nin girişine kadar gidip,yokuşu yürüyerek tırmandım. Erken gittiğim için dükkanlar yeni yeni açılıyordu. Uğrak yerimiz olan kafeye oturdum, bir çay içip kitap okudum. Gelenle gidenle selamlaştım. 
Sonra derse geçtik, aslında dün çok keyifsizdim, yaptık bozduk mesela fotoğraftaki artık yok:)) Neyse yaptık bir şeyler.

Sonra yemek yedik, sokaklarda biraz gezip evlere dağıldık. Dönüşte yine ve yine çiçek aldım:)) Anahtarımı ofiste unutmuşum, Bilge' yle aynı anda geldikte eve,  kapıda kalmaktan yırttım.
Bilgeyle PS oynadık, tabi o şok oldu. İlk kez oynadım, pek de bir şey anlamadım zaten, sonra onu azat ettim. Mutfağa yöneldim, yemek yaptım, ekmek pişirdim. Ekmeği tamamen doğaçlama yaptım, bir kaç un karıştırdım, ceviz zeytin filan koydum. Bizimkiler bayıldı:))

Balkonda kahve içtim, kitap okudum, spora gitmedim, canımı sıkmaya devam ettim... Bilge bize kitap okudu Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler 2, sonra tavla oynadık, yenilmek için çok uğraştım ama saftirik çok dikkatsiz oynuyordu çok pis yenildi:))

Sabah çok lanet uyandım, Bilge kahvaltısını o kadar yavaş yaptı ki çileden çıktım. Odası da almış başını gidiyordu saydım saydım, yoruldum... İnat ettim toplamayacağım...

Bilge' yi servise bindirdikten sonra mahallenin köpeği Kara' yı gördüm, en son Efes' le  bana dişlerini göstererek hırlamıştı. Barıştık, sevdim, okşadım kafasını, biraz durdu sonra döndü arkasını gitti:))

Kahvaltı yaptım, biraz öykü okudum, kahve yaptım, toparlanıp işe geldim. Biraz evvel işlerimi bitirdim. Kızkardeşle görüntülü görüştüm, iki kuru incir yedim,  sanırım dünkü kadar olmasa da hâlâ canım sıkkın. Cesur Yeni Dünya' yı çok beğendim, bugün biter gibi. Rita' yı izlemeye başladım, tam kafa dağıtmalık.
Neyse bu sefer havalara bulaşmadım fark ettiniz değil mi:)) Ay ben kaçıyorum, daha çok baymadan...

3.04.2018

Sevgili Salı


Öyle güzel uyumuşum ki, telefonun alarmıyla fırladım yataktan. Artık alıştığım için bacaklarımı uzatıp iyice öne Efes' in üzerinden atlayıp banyoya yöneldim. Beyimiz  şöyle bir kafasını kaldırıp bana baktı, sonra uykusuna kaldığı yerden devam etti. Bilge' ye kalk borusu öttürürken, kahvaltı hazırladım. Yarım yamalak yedi, saçını başını topladı, hadi hadi derken hazırlandı. Servise doğru giderken azıcık okul gıybeti yaptık. Dün arkadaşıyla köpek bisküvisinin tadı üzerine konuşurlarken duydum. Yarın getireyim bakalım tadına diyordu:))

Geçenlerde Efes' i veterinere götürürken benim montum saçma bir yere takılıp yırtılmıştı, dün de Efes salıncakta sallanan Bilge' ye deli olup montunun kolunu yırtınca sabah elime iğne ipliği aldım. Bir güzel onardım. Ferhan Şensoy' un kitabını bitirdim, keyifli bir okuma oldu.

Balkonda ki son durum fena değil, hafta sonu zeytinde de pamuklu bit çıkmıştı, hemen solüsyon hazırlayıp, pıs pısladım. Öbür güne bir şey kalmamıştı, pazar günü tekrarlayacağım. Limonda biraz daha var onu da üç günde bir tekrarlıyorum, umarım toparlanır.

 Bu ay challangemızı kızkardeş belirledi.
* En az otuz yıl evvel yazılmış bir kitap
* En az 600 sayfalık bir kitap
* Stefan Zweig' den bir kitap okuması
* Yıl içinde külliyatını tamamlamak istediğin bir yazarın kitabı
* Ursula K.Le Guin 'den bir kitap

Bu listeden ilk maddeye Cesur Yeni Dünya 'yı okumaya karar verdim. Bu listenin yanına ne kadar ekleme yapabilirim çok emin değilim:((  Bu arada listeyi tamamlayamayan diğerine istediği bir kitabı alıyor:))

Bakalım, neler olacak:))


2.04.2018

Mart Ayı Okumaları


Mart ayını on iki kitapla bitirdim.Bereketli bir ay oldu yine.Şubat ayı beni zorlamıştı ama şansıma bu ay çok güzel kitaplar okudum ve yorucu olmadı.

Uyku/Annelıes Verbeke/Ayrıntı Yayınları Belçikalı yazarın ilk kitabı Uyku.Yazar senaryo yazarlığı eğitimi görmüş ve 2003 yılında yazdığı senaryoyla Berlin Film Festivali' nde ödül kazanmış. Kitabın dilinde bunu hissediyorsunuz, güzel ve akıcı. Arka kapakta "...Bir tutam ironiyle çeşnilendirilmiş hem özlü hem de şiirsel, sahici bir dayanışma girişimi..."  diyor ve kitabın yarattığı hissiyatı özetliyor. Bu kitapla Ayrıntı Yayınları' nın Yeraltı Edebiyatı Dizisi' mi keşfettim ve listeme ekledim. İlginç okumalar umuyorum.

Emine' nin Yanında Konuşulmayacak Şeyler/Deniz Poyraz/İletişim Yayınları  Sevgili Leylakdal'ım  tavsiye etmişti bu kitabı. 
Genç bir yazarın ilk öykü kitabı ve gerçekten acayip etkileyici öyküler var içinde.Bittiğinde ve aradan zaman geçmesine rağmen,  kafanızın içinde dönüp duruyor. Yazar gerçekten gelecek vaat ediyor, bir sonraki kitabını merakla bekliyorum.

Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura /Ayfer Tunç/Can Roman bu kitabı nasıl anlatmalı bilmiyorum yazara bir kez daha hayran oldum ve külliyatını okumaya karar verdim. Kitap son zamanlarda okuduğum en iyi romandı, okuyun derim.

Sandık Lekesi/Sema Kaygusuz /Metis Yayınları yazarın daha evvel iki romanını okumuştum bu kitapla öyküleriyle de tanışmış oldum ve aynı tadı aldım.Çok güzeller.

Onca Yoksulluk Varken /Emile Ajar /Agora Kitaplığı kızkardeşle aylık challangemız devam ediyor, bu kitap Romain Gary okuması maddesinden. Kitap aslında ilginçti ama sanki bir yere çıkartmadı beni,  lakin Romain Gary' inin hayatı benim ilgimi daha çok çekti. Yazma serüveni, Emile Ajar hikayesi , eski karısının ölümü ve onun intiharı...

Bir Aşk Hikayesi /Emile Zola /Hayat Yayınları yıllar öncesinden gelen bu roman çok güzel, çok naifti. Kitabın başında yer alan Zola'nın hayat hikayesini okurken de ilginç şeyler  öğrendim. Sobadan çıkan gaz yüzünden zehirlenerek öldüğü düşünülen Zola' nın yıllar sonra aslında bir cinayete kurban gittiğinin ortaya çıkması gibi.

1951/Levent Cantek, Sefa Sofuoğlu/İletişim Yayınları yine kızkardeşle challangemızın grafik roman okuması maddesine uygun gördüm bu kitabı , zaten Levent Cantek' in tüm kitaplarının kitaplığımda bir yeri var ayrıca Sefa Sofuoğlu'nun çizgileri de çok güzel ve tabi ki Ankara' da geçiyor daha ne olsun değil mi?

David Copperfield/Charles Dickens/Parıltı Yayınları Bilge' yle birlikte okuduk bu kitabı. Şaşırtıcı derecede çabuk bitirdi ve hiç uflayıp puflamadı. Kitap üzerine konuştuk, o dönemden falan, ilginçti.

Kemal/Gül Sunal/Doğan Kitap bu ay ki bir anı kitabı okumasına bu kitabı uygun buldum ve ne iyi etmişim dedim. Gerçekten çok güzel, çok komik, çok hüzünlü bir kitap. Aşırı tavsiyemdir mutlaka okuyun.

Gozo ve Sagre/Uğur Erbaş/İletişim Yayınları bu kitabı kızkardeş çok beğenerek bana yolladı. Onun ilk grafik roman okumasıydı, ne güzel oldu, Ben de nasıl atlamışım bilemedim, çizgiler muazzam öykü ise gerçekten ruha dokunan cinsten.

Rehavet Havası/Deniz Arslan /İletişim Yayınları evet fark ettim bu ay iletişim yayınlarına çalışmışım. Bu da bir öykü kitabı, bir kaç öyküsü gerçekten güzeldi. Sanırım yazar öykülerdeki diliyle Uşak şivesiyle güzide ilimize ciddi bir sempati oluşturdu bende.

Fantastik Edebiyat/Jean-Luc Steınmetz /Dost Yayınları Fantastik romanları, filmleri oldum olası çok severim.Bu kitap yaklaşık üç aydır elimde, altını çizerek, akademik terimleri araştırarak okumak ayrı bir keyif oldu. Özellikle tarihsel gelişimi, pek çok bildik yazarın ilk dönemlerinde bu yoldan geçtiklerini okumak(Zola, Balzac, Gothe) gibi çok ilginçti. Benim için yeni ama eski isimler not edildi bir kenara ve yine keşke iyi bir yabancı dilim olsaydı dedim. Pek çok eski kitabın dilimize çevirisi yok maalesef.

Sanırım atladığım bir şey yok. Don Kişot İstanbul' da (Bilge okumadı dili biraz ağır geldi, yaşına da çok uygun değilmiş zaten) ve Leş bu aya sarktı.

Keyifli ve güzel okumalarınız olsun...