29.06.2019

Bu hafta...

Bilge' yi piyano dersine getirdim.O derse girdi, ben parktayım.Bir banka oturdum ve kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım.Derin bir nefes aldım, nefesimin geçtiği yolu izledim.Bu hissi çok sevdim.

Bu haftanın en önemli olayı Efes' in yavrularından birinin geri dönmesiydi. Anne tarafının sahiplendirdiklerinden bir yavruydu.İyi bakılmadığını öğrendik ve geri istedik.Tüm hafta bizdeydi, neredeyse veremiyordum.Son anda çok iyi referanslı bir aile sahiplendi. Her gün fotoğrafları geliyor.Koca' ya bir daha çiftlestirmeyelim dedim. O kadar zor ki ayrılmak aklınızın bir kenarında sürekli kalıyor.

Thomas More' un Utopya' sına başladım.Benim için oldukça ilginç bir okuma.
Bu arada Hermann Hesse' nın Ağaçlar kitabı bugün eşlikçim.

Hava birden serinledi, bu park gerçekten huzurlu...

Perşembe, cuma yoga derlerime gitti. Stüdyoda pek kimse kalmadı ama dersler devam edecek.Bir ay sonra yogaya başlayalı bir yıl olacak. Bayramları ve ufak tatilleri  saymazsak hiç ara vermedim. Yoganın ruhuma kattığı farkındalığı çok sevdim.Ayrıca bedenim de güçlendi. Bunu bilmek çok güzel.Kendime son zamanlarda verdiğim en iyi hediye bu dersler.

Bu hafta Antalya Devlet Tiyatrosu' nun Godot' u Beklerkeni Beklerken oyunuyla sezonu kapattık.Oyun güzeldi, Bilge' de sıkılmadan izledi.

Ders çıkışı Bilge Dost' a gidelim dedi. Daha ne isterim, araya bir de kahve sıkıştırırsak değmeyin keyfime:)...

24.06.2019

Hafta Sonu

 Hafta sonu tüm ülke gibi İstanbul seçimlerine odaklandık. Efes' in yavrularından Cesur geldi.Kocaman olmuş,nasıl oyuncu, nasıl tatlı anlatamam.
 Juli Zeh' in Kartallar ve Melekler kitabı yazarın okumadığım tek kitabıydı Bir ara bulamamıştım. Geçen kitap alişverişimde görünce hemen aldım. Kitap beklediğim gibi değildi. Yorucu,karmaşık ve itici kurgu, kopuk zamansal gel gitler sinir bozucuydu. İnatla okudum, bittiğinde çok sevindim.
Bu köpek de çok uysal bir kız. Yaşı küçük diye düşünüyorum. Kulağında küpesi var. Bize ilk geldiğinde boynunda biri zincir, diğeri saçma bir kemer sıkı sıkıya bağlanmış, ipini dişleyerek kopartmıştı.O kadar aç, o kadar susuzdu ki o mama yerken bizim gözlerimiz doldu. Bilge onu severken ben boynundakileri çıkarttım. O kadar rahatladı, o kadar sevindi ki anlatamam. O zamandan beri ara ara gelip yemek yiyor.
İnsanların zulmü beni kahrediyor.

22.06.2019

Bu hafta....

Bu hafta hep yağmur yağdı. Hava sevimsiz ve bence baş ağrısı yüklüydü. Ofis mesaisini yarım güne çevirdim. Öğlen bir gibi evde oluyoruz. Bu hafta sevecek ne vardı diye düşününce ;
En çok Bilge' yle resim yapmayı..
Küçük Tiyatro' da izlediğimiz Bursa Devlet Tiyatrosu oyunu Akide Şekeri' ni...
7 sezonluk 1995/2000 yılları arasında yayınlanan Star Trek Voyager dizisini hep beraber izleyip evde salak bir uzay dili kullanmayı ( mutfağa ışınlanma,kalkanları indirme, anti madde atma gibi...konuşmaları az çok tahmin etmişsinizdir)
Akşamları yağmura yakalanmadığımızda bu şapşiklerle vakit geçirmeyi...
Bu aya indirim yakalayınca bir kitap siparişi daha vermeyi...
Pazardan aldığım kocaman kirazları...
Sevdim, gerisini boş vermek biraz zor oldu ama çoğuna tepkisiz kalmayı seçtim. 
Bazen hiçbir şey yapmamak da iyi olabilir sanki....

17.06.2019

Hafta Sonu

Hafta sonu pek keyifli geçti. Perşembe, cuma ve cumartesi yogaya gittim. İki derse Bilge' yle gittik. Üç ders üst üste yapabilmem benim için muazzamdı. Tabi ki ağrılarım oldu ama buna değerdi.

Hafta sonu arada Rilke' nin öykülerine devam ederken Per Petterson' un Lanet Olsun Zaman Nehrine kitabını bitirdim. At Çalmaya Gidiyoruz kadar etkileyici olmasa da, güzeldi. Yine bir geçmiş sorgulaması, bu sefer anne etrafında dönen bir kurgu...
Cumartesi akşam Küçük Tiyatro' da Kaşıkçılar oyunun izledik. Pek güzeldi. Müthiş bir kadro, göz alıcı dekor, kulaklarımızın pasını alan canlı müzik ve çok çok iyi oyunculukla, şen şakrak bir oyun izledik. Bilge Küçük Tiyatro' nun sahnesine, duvar ve tavan oymalarına bayılıyor. Oyunu da çok sevdi.
Avuçlarımız kızarana kadar alkışladık. Çıkışta oyuncuların ne kadar zor bir performans sergiledikleri üzerine konuştuk. Bayılıyorum böyle bakabilmesine, fark etmesine...

Pazar günü erkenden kalkıp kahvaltı işini halletik, Toroman bizdeydi. Yavru köpek acayip bir şeymiş. Enerjisi hiç bitmiyor. Efes onun yanında ağır abi kaldı. Sevme faslı bitince hemen Büyülü Fener Sineması' na gittik. İlkine bayıldığımız Evcil Hayvanların Gizli Yaşamı 2 filmini ilk seansta, sadece ikimizin olduğu salonda keyifle izledik. Çok keyifliydi. Max için hep aynı ben dedim durdum:))

Çıkışta kitapçı gezip, yemek yedik. Eve girerken yağmur başladı ama ne yağmurdu... Sular sellere karıştı. Yağmurun bereketini de unuttuk, umarım kimse zarar görmemiştir diyoruz. yağmur dinince akşam üzeri pazara gittim, bir ara bozuk paralarımı düşürünce yaşlı bir teyze bir güzel payladı beni:))

Pazarın üst kısmında Koca Efes' i gezdiriyordu, çantaları ona verip Efes'i ben aldım. Diğer köpeklerle oynadı, gelene gavladı, giden gavladı. Biz de kakara kikiri sohbet ettik köpek sahipleriyle. Pazardan taze nohut almıştım. Bayıldı dört ayaklılar, biraz yedirdik, sonra korktuk motoru bozarlar diye, nohut poşetini sakladık:)) Yalnız her geçen gün kalabalıklaşıyoruz. Köpeğini alan aramıza katılıyor:)) 

Keyifli bir hafta olsun...

14.06.2019

Bu hafta en çok neleri sevdim...

 Sonunda akşam üzeri yağmursuz bir günde parka gidip dört ayaklıları sevmeyi... (Efes'te çok sevinmiş görünüyor)
 Uzun zamandır sakin  bir kafa bekleyen  Rilke' nın  öykülerini okumaya başlamış olmayı...
Bu iki şapşiği izlemeyi...
Resim yapmayı...

Pazardan aldığım minnak çiçeklerden reçel yapmayı, çileklerin pişerken evi dolduran tatlı kokusunu...

Kocaman krom bir moca pod bulup,almış olmayı ve her sabah onunla kahve demlemeyi...

Bilge' yle tavla oynamayı...

Ofis işlerini sonunda toparlamış olmayı ve nihayet Mayıs ayını kapatmış olmayı...

Pamuk' la Toroman' ın veteriner, aşı, karne işlerinin bitmiş olmasını...

Bilge' nin Ulysses Moore serisine başlamış olamsını ve bu sefer sevmesini...

Dün gittiğimiz yoga dersinde tişörtlerimizin  sırılsıklam olmasını, şavasanada kafamın bomboş olmasını...

Çok sevdim... Sevmediklerimi boşverdim. 
Daha iyi, daha huzurlu hissettim. Kalbim kötüleşmesin, kirlenmesin diye çok dua ettim... İyi şeyler görmeye odaklandım...

12.06.2019

Çarşamba

Haftanın ortası geldi, ben hâlâ ofis işlerimi bitiremedim. Bir daha bu kadar yaymamaya karar verdim:))
Fotoğraftaki arkadaşları tahmin etmişsinizdir. Annemiz Pamuk, oğlumuz Toroman (Bobo severler nedenini anlarlar)


Geçen seneden beri Ayrıntı Yayınlarının yeraltı edebiyatı serisi kitaplarından  dönem dönem okuma listeme eklemeler yapıyorum. İlginç yazarlar ve kurgularla karşılaşıyorum. Chuck Palahnıuk/Ninni de böyle bir okumaydı.Başta konu çok heyecan vericiydi, nasıl olacak, nereye varacak derken sonlara doğru bir miktar heyecanını kaybetti. Yine de ilginç bir okumaydı. Sürekli satır aralarında yazarın  tekrarladığı ve  komşuları için kullandığı ah şu ses-kolikler, ah  şu sükunet fobikler lafına bayıldım.
Geçen yıl annemden getirdiğim eğrelti otu kışı çıkartamamıştı. Annem bir saksı daha verdi:))
Dün akşam bu filmi izledik. Gerilim dolu, tuhaf bir filmdi.Hepimiz ayrı bir senaryo yazdık, özellikle sonuyla ilgili.

Kitap siparişi verdim, şimdi de Bilge bir sepet hazırlıyor:))

Alerjim daha iyi gibi ama bir türlü geçmiyor. Ara ara öksürüyorum.

Bu hafta akşam üzeri hep yağmur yağdığı için parka gidemedim, diğer köpekleri de göremedim,  özledim...

Sezon bitmeden üç tiyatro oyununa bilet aldım:))

Hadi iyi bakın kendinize...

8.06.2019

Tatil...

 Geçen hafta pazar günü sabah erkenden yola çıktık. Keyifli bir yolculuk oldu. Efes'in bebeişlerden biri de vardı yanımızda. Düşündüğüm kadar zor olmadı, yol boyu uyudu. Molalar da hoplaya zıplaya koştu.Arabaya ne çiş ne kaka yaptı. Çok tatlıydı. Antalya'ya girer girmez onu yeni sahiplerine teslim ettik. Bahçeli kocaman bir evde yaşayacak. Bahçe de ne ararsanız var.Kazlar, tavuklar, civcivler,tavus kuşu, evde kediler...umarım mutlu olurlar.
 Her sabah denize gidildi.Efes tam bir komediydi. Denize atlayıp açılıması sonra kafasını suya daldırıp göğüs koşumunu ağzıyla tutarak kıyıya kendini çıkartmasını izlemeye doyamadık. Korsan ' da ilk kez denize girdi. Kardeşim acaba yüzer mi, can yeleği mı alsaydım derken Efes'in peşinden denize atladı:))
İkizler kocaman oldu.Bahsettim mı hatırlamıyorum ama onlar da Antalya' ya taşındı. Annem havalara uçtu. Bayram da hep birlikteydik...

Kısa am keyifli bir tatil oldu. Dün yine erkenden kalkıp evimize döndük.

Hiç okuyamadım. Bilge yanında götürdüğü beş çizgi romanı da bitirdi, sinir oldum:))


1.06.2019

Mayıs Ayı Okumalarım

Mayıs ayı on bir kitapla bereketli geçti. Fotoğraftan da anlaşılacağı üzere Sema Kaygusuz kitapları çoğunluktaydı.

İlk kitabım Nuray Atacık/ Bukalemun/ Maceraperest yayınları : Daha evvel ilk kitabı Fener Balığı Cinayeti' yle beğenimi kazanmıştı. Bu kitapta iyi kurgulanmış, keyifli bir polisiyeydi. Tavsiye ederim.

Jean-Christophe Grange / Ölüler Diyarı/ Doğan Kitap: Yazarın tüm kitaplarını okudum, tüm kitap uyarlaması filmlerini izledim. Çok severim, son kitaplarında eski tadı bulamıyordum ama bu kitapta yeniden yakaladım. Ayrıca diğer kitaplarının baskısı çok kötüydü. Bu kitapta Doğan Kitab' ın eski kalitesine dönmüş olduğunu görmek sevindiriciydi.

Sema Kaygusuz/ Esir Sözler Kuysu/ Metis Yayınları: Yazar öykü yazmaya başladığı zamanki ilk öykülerine dokunmadan bu kitapta bir araya getirmiş. Hepsi birbirinden güzel öyküler.

Per Petterson/ At Çalmaya Gidiyoruz / Metis Yayınları:  Bu kitap uzun süredir okuma kistemdeydi. Niye bekletmişim bilemedim. Çok güzel ve etkileyici bir romandı.

Sema Kaygusuz/ Doyma Noktası/ Metis Yayınları: Yazarın en zor öyküleri bu kitaptaydı sanırım. Yavaş ve sakin okuması ve hiçte keyifli olmayan öyküler.

Hatice Meryem /Yetim/İletişim Yayınları : Geçen ay yazarın Sinek Kadar Kocam olsun Yeter ki Başımda Bulunsun kitabını okuyup çok beğenmiştim. Ardından bu kitabı okudum, sanırım beklentimin altında kaldı.Aslında böyle hissetmeyi  de hiç sevmiyorum ama öyle yani. Garip bir duygu bıraktı, belki de öyle olması gerekiyordu...

Sema Kaygusuz/ Karaduygun/ Metis Yayınları : Arka kapakta yazar cümleye şöyle başlıyor " Karaduygun kendi kafasına sığmayandır.Düşüncenin yüzyıllar içinde tamamlandığının bilinciyle zamanın kör kuyularına dalmayı göze alır" ...okuyun derim.

Jack London / Adem' den Önce/ İşbankası Kültür Yayınları : Okurken de yazmıştım yazarın kendi tarzı dışında yazdığı bu kitabı beğenmedim.

Pedro Marial/ Kayıp Parça / Sel Yayınları
Çok güzel bir kurgu, sade bir dil, bir çırpıda okudum.

Fuat Sevimay/ Kapalıçarşı / Hep kitap : İlginç bir kurguydu, kitabı biraz uzun bulsam da genel olarak sevdim.

John Fante/ Toza Sor/ Parantez Yayınları : Bu kitabı alırken Goodreads' ta yıldızlarına baktım ama ne konusuna ne de yorumlara baktım.Zaten yorumlara bakıp Bukowski' nın başucu kitabı olduğunu okusaydım büyük ihtimalle almazdım. Sevmedim, sevemedim ...

Keyifli okumalarımız olsun...