15.03.2022

15 Mart


 Bugün Bilge' nin doğum günü, on altı yaşına bastı. Yazarken, söylerken bile zamanın hızına şaşırmadan edemiyorum.  Akşam çaktırmadan fotoğraf çekeyim dedim günün özeline istinaden, kıyamet koptu... Ben de teee Hollanda' dan teyzemin hafta sonu yollayıp "şu güzelliğe bakar mısın" dediği fotoğrafı koydum:))

Ergen Bilge çokça sinir bozucu olsa da, bir o kadar da büyüleyici... Onu izlemek endişelerimden sıyrıldığım zamanlarda çok keyifli. Okul başında geleceğe dair tüm planlarını değiştirip mimar olmaya karar verdi. Ben güzel sanatlar okuyacak diye çok rahatken, bunun ona yetmeyeceğini söyledi. İstediği bölümün puanını görünce, deli gibi abartısız gece gündüz yüreğimi ağzıma getirerek ders çalıştı. Veli toplantısında tüm öğretmenleri övgüyle bahsettiler. 
Ebeveyn olmak çok acayip bir duygu. Bilge çok sakin bir bebekti, uykusuz kaldığımız gece sayısı bir elin parmaklarını geçmedi. Komik ve eğlenceli bir çocuktu. Sevdiği her şeyi keyifle yaptı, sevmediklerini benim hatırıma yapmaya çalıştı. Büyüdükçe hatır falan kalmadı:)) Hiç hırslı görmemiştim onu, belki de bu beni ürküttü. Gerçi kuzenim çocuk sana rağmen başarılı diye dalga geçiyor... Çok sevdiğim bir arkadaşımla geçenlerde  ailelerimizin farkına varmadan bizde açtıkları yaralardan bahsettik. Bu çok dipsiz bir kuyu...su yolunu açtıktan sonra kenara çekilmeyi bilmek gerekiyor, bunu kendime sürekli tekrar ediyorum.

Dünya bu kadar kederli bir yer olmuşken (ülkeden bahsetmiyorum bile) ne desem boş, umudumu korumaya çalışıyorum, bunlar kötü günlerdir umarım ve çocuklarımız güzel günler görürler...

3.03.2022

03 Mart


 Sabaha karşı kulağımda garip bir sesle uyandım. Kalktım balkona çıktım, belediye araçları yolu açıyorlardı, o ara fark ettim kar yağdığını. Saat beş sularındaydı, tekrar uyuyamadım. Yeşilin Kızı Anne' ye başlamıştım. Diziyi izlememe rağmen, keyifle okuyorum. Anne' nin hayal dünyasını ve geveze ruhunu okumak, izlemekten daha keyifli geldi. Bizimkiler uyanana kadar baya okudum. Kahvaltının ardından Koca' nın ısrarla mevsimlik lastikleri değiştirmediği arabayla geldiğini hatırladık. (diğer araçlarda kar lastiği var ve aslında hava güzeldi) Biz Efes' le yaya olarak kestirmeden gideriz dedi, (mesafe 2 km, adam ve köpek kara bayılıyorlar) biz de Bilge' yle taksi bulabileceğimiz iyimserliğiyle yolda baya bir bekledik. Sonunda Bilge pes etti, gitmiyorum okula deyip eve geçti. Ofiste hem işlerim vardı, hem de Efes oralarda tek başına kalmasın diye ve hala taksi bulabilme umuduyla yolu uzata uzata ana caddeye çıktım. Ofisin yakınından geçen bir otobüse güç bela bindim. Pandemiden beri hiç otobüse binmemiştim. Güç bela ücreti ödedim (otobüs kartım da yoktu) tıklım tıklım otobüste azıcık ilerleyip hemen ikinci maskemi takıp, boynumdaki atkıma iyice sarıldım. Kısa mesafe gittim ama az daha gitsem kesin bayılırdım. Sonra otobüsten inip fotoğraftaki yoldan kaya kaya ofise geldim. Bol bol güya düşen cemrelere ve sevgili Koca kişisine saydırdım. "Bugün benim doğum günüm yaaa" da dedim. İnstagrama yazmıştım Hoş geldin 45 diye:))  Bir sürü güzel doğum günü mesajı aldım, ağzım kulaklarımda cevaplar yazdım. Keyfim yerine geldi...

Yeni yaşımı her şeye rağmen umutlu karşılıyorum. Umudumu korumak zorunda olduğumu en çok bu zamanda hissettim... 
İyi bakın kendinize...💚💚💚