16.04.2021

Sevgili Cuma

 

Bu sabah kuzenimle telefonda konuşurken " cumaları sesin hep keyifli geliyor " dedi:) ben de keyifli cumalar diledim, hayırlı da olur, nasıl isterse öyle yani:)
Fabien Toulme' nin Hakim' in Yolculuğu grafik romanına başladım. Aslında bildiğimi zannettiğim olayları detaylarıyla okumak, çizgilerde görmek çok acayip bir his bıraktı.
Etkileyici ve ürkütücüydü. 
Agnes Varda' yı Anlatıyor' u izledim. Leylakdalı' m tavsiye etmişti. Agnes Varda' nın  tüm hayatını, fotoğrafçılıkla başlayan, filmlerle devam eden, sanat tutkusunu, enstalasyonlarını  anlattığı muazzam bir seyirdi. O kadar iyi geldi ki, bitirdiğimde hemen Bilge' nin yanına gittim. Heyecanla ona anlattım, hafta sonu o da izleyecek. 

Dolabı kontrol ettim, ufak tefek eksikleri Koca' ya havale ettim. Masamı toparladım. Yoga dersim bir saat erkene alındı, birazdan derse girerim. 

Haftasonu istefiğiniz gibi geçsin...

13.04.2021

Çok ev...


 Bugünlerde bana en iyi gelen yer ev. Ofisten eve koşarak geliyorum. Sanki evde daha derin, daha rahat nefes alıyorum.

Efes biraz keyifsizdi. Malum hava daha çok ısınmasa ve hatta kar yağsa da takvimler baharı gösteriyor. Etrafta kızgınlıkta dişi  görünce bizim oğlanın aklı başından gidiyor.
Abartıp yemeden içmeden kesildi. Allah' tan fazla uzatmadı. Yoksa ciddi ciddi kısırlaştırmayı düşünmeye başlamıştım. 

Mehmet Eroğlu' nun Meraklı Adamın On Günü' nü bitirdim. Keyifli ve güzeldi. İyi geldi. Ufak bir kitap listesi sipariş ettim. Çekirdek kahve ve el değirmeni de :)) uzun süredir market alışverişi dışında birşey almıyordum. Aslında atölyede elektrikli kahve değirmenleri var ama çok yer kaplıyor.Taze taze öğütüp, demlemeli...

Balkondaki çiçeklerle ilgilenmek istiyorum ama azıcık güneş bekliyorum sanki, biraz toprak, yeni sardunya fideleri...

Sabahları hızlıca gündeme bakıyorum, nasıl dipsiz bir kuyu. Seç seçebildiğin kadar, zorlanmadan kahrolacağın bir konu( kafiyeye gel)

Sanki zamanda asılı kalmış gibi hissediyorum, çok garip bir his bu. Sürekli boş boş tavana bakmak gibi.

Neyse uzatmayayım, gidip biraz kitap okuyayım...

6.04.2021

Pazartesiden sonra

 


Bilge küçükken Garfield izlemeye bayılırdı. Evir çevir izlemekten tüm filmlerini, filmlerin tüm repliklerini ezberlemişti. Bizde onunla birlikte bu girdapta uzun süre döndük durduk. Ne zaman Okan Bayülgen ağzını açsa bendeki görüntü hemen Garfield' a dönüyor. Neyse Garfiled pazartesilerden nefret ederdi. Hatta filmin birinde tüm pazartesileri bile kaldırmıştı. Dün sabah ofiste otururken bu geldi aklıma, son zamanlarda ben de pazartesileri kaldırmak istiyorum. Gerçi uzun kısıtlamaların olduğu zaman pazartesi işe koşarak geldiğim zaman da oldu ama genel tavrım pazartesileri sevmemekten yana. Herkes el ele verip, tüm sorunlarını, tüm cümlelerini pazartesiye saklıyor gibi...

Toni Morrison' un Yuva kitabına başladım. Kore Savaşı sonrası evine dönmeye çalışan genç bir adamın hikayesi.

Olağanüstü Beyfendiler Cemiyeti Bilge' nin çizgi romanlarından. Benim için pilav günü gibi, herkes orada.Kaptan Nemo, James Bond, 

falan var, bakalım nereye gidecek...

Hafta sonu uzun sezonlu Heartland dizisini izlemeye başladık. Sorunlu atlara destek veren bir çiftlik ve oradaki yaşamla ilgili, sakin bir dizi. Biz sevdik, akşamları izliyoruz. Pek güzel gün batımları var, yeşil otlaklar ve tabi şahane atlar...

Günlerdir yağmur yağıyor, gece de devam etti. Akşam park gezmesi yağmur altında oldu. Yavaş yavaş yağdı, sonra hızlandı. Kocaman bir ağacın altında bekledik, hafifleyince tekrar dolaştık. Toprak kokusu, çam kokusu eşlik etti bize. Leylaklar tomurcuklanmış, yüreğim pır pır etti gelen baharı düşününce. Herşey iyiymiş gibi geldi biran, iyi olacakmış gibi...


3.04.2021

Cumartesi


 Sabah erkenden uyanıp kitabın son yirmi sayfasını da okuyup bitirdim. Güzeldi ama, diğerleri kadar heyecanlandırmadı beni. 

Goodreads'ı açıp kitabı bitirdiğimi yazdım. Bitirdiğim yirminci kitap olduğunu gördüm. Yavaş ilerliyorum dedim, olsun bu sene hiç acele etmeyeceğim demiştim. 

Sağ kolumu yokladım sonra. Akşam ki yoga dersi biterken hafiften ağrımaya başlamıştı. Uzun zamandır aslında ufak ufak ben buradayım diyor. Duştan sonra ağrı kesici krem sürüp yatmıştım. İyi gelmiş, hafif bir hissiyat var.

Aslında iki kitabım daha var,parça parça okuduğum ama ben hangi kitaba başlasam diye düşündüm. Sonra aklıma geldi hafta sonu olduğu, kısıtlamaların yeniden başladığı...

Aklımda yeni hir resim fikri var, ona başlarım belki, belki bir kek yaparım.Bizimkilerle hafif bir film izleriz ( hafif!!) Bilge okumalarında  Dadaizm' de fazla takılmadan Sürrealizm' e geçti. Kitaplık karıştırır , bolca Dali resimlerine filan bakarız...

Yaprak çıkartır ıslatırım, yarına sarmak için... az kaldı salamuram. Annem ne çok koymuştu aslında, tüm kış yedik afiyetle...

Ortalık bu haldeyken bayramda gidemeyiz sanırım. Neyse düşünmeyeceğim şimdilik bunu.

Kalkıp kahvaltı hazırlayayım. İstanbul Hesabına yeni bölüm eklenmiş onu açarım, kahvaltıda izlemeye bayılıyor bizimkiler.

Keyifli bir hafta sonu olur umarım...

1.04.2021

Perşembe


 Sabah erkenden uyandım. Ev soğuk geldi.Kombinin derecesini yükselttim. Yine kar mı yağdı acaba diye pencereye yöneldim. Kar yoktu ama gri, ağır bir Ankara havası vardı. Belki erken olduğu içindir dedim, hava durumuna bakmaya üşendim. Efes kanepenin kenarına başını dayayıp acayip bir şekilde uyumuş, Ayak ucuna kıvrıldım. Telefonu mu aldım, orada burada biraz dolandım. Dün Kum Tefrikaları' nı bitirmiştim. Sonu çok acayip ve eğreti geldi.

 Şükran Yiğit' in okumadığım tek kitabı Çatıkatı Aşıkları' na başlamıştım.Sabah elime aldım, ne güzel başladı, su gibi akıyor.İlk satırlarda Niteliksiz Adam kitabından bahsediyor. Geçen yaz almaya niyetlenmiş Yapı Kredi Yayınları' nda iki cildini bulunca diğer iki cildi sormuştum. Görevli çevirmenin iki cildi çevirdikten sonra öldüğünü ve sonrasında çevrilmediğini söylemişti. Böyle olunca almaktan vazgeçmiştim. Şimdi kitapta okuyunca en azından iki cildi okusaydım diye geçirdim içimden...

Pazartesi akşamı  Bilge' nin okulundan haber geldi, okullarda yüz yüze eğitime ara verildi, online eğitim devam edecek diye. Aslında habere sevindim derken dün tekrar haber geldi. Okullar devam edecekmiş, sinir oldum. Pandeminin ilk zamanları hiçbir şey net olmamasına, ölüm haberlerine rağmen kendimi bu kadar umutsuz ve belirsizlik içinde hissetmemiştim. 

İçeri aldığım yılbaşı çiçeğine takıldı gözüm. Tomurcukta kaldı öylece. En az üç aydır pembe tomurcuklar üzerinde ne açıyor, ne dökülüyor. İnternete baktım hava aniden soğuyunca olabiliyormuş. İçim cız etti, bir garip hissettim.

Fotoğraf hafta sonundan, belki de bir önceki hafta sonundan, tam emin olamadım. Tütsü Bilge' yle sonbaharda topladığımız çam yaprakları. Mis gibi oluyor yakınca...

İşe gitmesem mi diye düşündüm ama ayın biri olduğu geldi aklıma. Gideyim ofise, ay sonlarında kafeste koşturan tombiş bir hamster gibi hissediyorum...

Bugün toparlayayım işlerimi, yarın asarım işi...