21.07.2020

Mesafenin Şiddeti

Yalçın Tosun' un ilk kitabını okuduğumda çok etkilenmiştim. Kısacık hikayeleri, şiirsel dilin altındaki acı,  hiç dillendirilmemiş cinsel kimlik hikayeleri...Biz gözümüzü kapatıp, kulaklarımızı tıkadığımızda yok olmayan, başka başka seçimler, hayatlar... O zamanlar okuduklarımdan o kadar etkilenmiştim ki etrafımdaki herkese kitaplarını tavsiye ediyordum. Bir arkadaşıma sanırım Peruk Gibi Hüzünlü' yü ya da Dokunma Dersleri' ni hediye etmiştim. Arkadaşım kitabı okuduktan sonra ne biçim kitap o öyle, hepimizin çoluğu çocuğu var demişti. Duyduklarıma inanamamıştım, çok üzülmüştüm.İyimser yanıma çokça küfür etmiştim, ne sanıyordum ki...Yıllar geçti yazarın her yeni kitabını okumaya devam ettim, arkadaşımın sözleri kulağımda yankılandı, artık üzgün değil kızgınım. Diğer insanlara, cinsel kimliklere, tercihlere saygısı olmayan insanlara kızıyorum. 

Mesafenin Şiddeti' ne gelince aslında kısacık öykülerin şiddeti diyebiliriz.On altı öykü var. Başka başka gözlerden, dillerden anlatılan. Okurken empati yapmak zorlaşıyor, nefes alma ihtiyacı hissediyorsunuz. 

Bilge ilk öykü Makaslar' ı okudu, uzun uzun konuştuk. Her seferinde bu kuşağı eleştirsem de, daha realist ve seçimlere daha saygılılar sanki...

Neyse kaçtım ben, iyi bakın kendinize...


20.07.2020

Özlemek

 Denizi ilk gördüğümde on yaşında babamın elini tutan bir çocuktum.Antalya' ya yeni taşınmış Yivli Minare' nın oradan bakıyorduk. Uçsuz bucaksız kocaman mavilik karşısındaki çocuk şaşkınlığım eminim babamı sevindirmiştir. Ata toprağını bırakıp memleketin orta yerinden kalkıp, güneye gelme fikrinin iyi bir fikir olduğunu düşündürmüşümdür belki..
Şimdilerde Antalya' da aynı yerden baktığımda gördüğüm manzara hep içimi sızlatıyor. Konyaaltı sahili beton yığını.Siyasi rantın ve açgözlülüğün kurbanı oldu.
Sanırım yüzme öğrendiğimde on dört yaşındaydım.Deniz yüzme öğrenene kadar aslında daha keyifliydi .Biraz korkutucu, çokça meraklandırıcı... Hiçbir zaman sınırlarını zorlayan bir çocuk olmadığım için belki de yüzme öğrenince büyü bozuldu:)) Hala denizde yüzmekten çok seyretmeyi severim. Koklamayı, mavinin tonlarını ayırt etmeyi...

Yaptığım resimlere bakınca ( farklı zamanlarda yaptığım resimler) deniz kenarına taşıdığım ağaç çok tanıdık geliyor...

Denizi özlemişim, maviliği...belki çocukluğumu...belki babamı...

16.07.2020

Çalma Listesi

Sabahları kahvaltı hazırlarken hep aynı çalma listemi açıyorum. Hafif hafif salınıyorum, ritmi tutturuyorum,pek keyifli oluyor.
 Sonra bizimkiler kahvaltı masasına oturuyorlar ve bir süre sonra Bilge başlıyor " hep aynı şeyleri dinliyoruz" Koca da ona katılıyor ama pek şikayetçi değil gibi " bizim zamanımızda kasetler vardı çevire çevire dinliyorduk " diyor,aklıma walkmanler geliyor, gecenin bir yarısı pili biterse ve yedek pilin yoksa ne fenaydı. Üniversite de yurt odasında çok pil dişlemişliğim var, diğer arkadaşlarım gibi:)) Bilge' ye hiç inandırıcı gelmiyoruz Koca bilimsel yaklaşıp kimyasal reaksiyonda etki yarattığımızı filan söylüyor:)) Evde hep benim çalma listelerimizi dinliyoruz, uf püf deseler de kimse farklı bir liste hazırlamıyor, bir ihtimal tembelliklerinden, bir ihtimal de aslında sevdiklerinden...
Listeme eklemeler yapıyorum, ama yenileri çok fark etmiyorlar, eskileri kazımışım sanki zihinlerine.
Bir de güzel değil midir sesin kötü bile olsa, şarkıya eşlik etmek, mırıldanmak. Nefes tekniklerinde bile var mırıldanın, ciğer kapasiteniz artar deniyor.

Z kuşağının zevkleri ilginç, tembellik ve internet dışında pek ortak zevkleri yokmuş gibi. Neyi sevdiklerini ya da sevmediklerini anlamak zor. Biz yaşlara geldiklerinde kulaklarında ne çalacak, neyi izlemeyi, neyi okumayı sevecekler  biraz endişeyle merak ediyorum.
O zamanda Coverlar olacak mı? benim gibi "bu şarkıyı biliyorum ama bildiğin arabeskti bu şarkı, sözleri nasıl kalmış aklımda" diye şaşıracaklar mı?

Bu arada ofiste arkadan usul usul çalan bir listem, bazı akşamlar bir kadeh şarapla balkonda dinlediğim bir listem daha var:)) 

Bu yazı nasıl biter bilemedim:)) iyi bakın kendinize diyerek işe gömüleyim...

15.07.2020

Farklı Bir Macera

Nereden buldun bu garip isimli kitabı diye sordu kız kardeş. Hep derim kitaplar beni buluyor diye. Tabi ki sevdiğim yazarlar, okuma serüvenine güvendiğim insanların tavsiyeleri çok önemli, aralara da beni bulan kitaplar ekleniyor.Bu kitabı Dost' un indirimli kitaplar rafında gördüğümde " hiç Bulgarin okumadım" dediğimi hatırlıyorum.

Mitrofan' ın Ay Macerası oldukça ilginç bir derleme. Beş öykü var içinde. Bulgarin 19.yüzyılın ilk yarısı Rusya' sında oldukça popüler bir yazar. İlk kez fantastik ve bilim kurgu öğeleri bir arada kullanan, bu esnada da öykülerine hicivlerini ekleyen, şaşırtıcı, bu zamandan bakınca  komik, ilginç bir yazar.

Borçlarından kaçmak için arkadaşlarıyla bir balon yapan, iflas etmiş bir Rus asilzadesinin kendini Ay' da garip varlıklarla bulması kitaba ismini veren ilk öykü.

Beklenmedik  bir şekilde 29. yüzyılda uyanan ve o zamanı anlamaya çalışan bir adamsa sonraki öyküde yer alıyordu. 

Ardından dünyanın  merkezine doğru düşen,bu arada üç ayrı halkla tanışan, onları anlamaya çalışan,  kendi toplumunu da onlara anlatan adamdan hop diye Osmanlıya Vaka-i Hayriyye olayına geliyoruz. Yeniçeri ocağının kapatılması, Yeniçeri Hasan ve kızının öldürülmesi derken, son öykü daha da şaşırtıcı. Halife Ömer' in İskenderiye' yi Fethi ve İskenderiye Kütüphanesi' nın yakılması...

Böylesi ilginç bir kitaptı, meraklısına tavsiye ederim.

8.07.2020

Günler Günleri Kovalarken

Miskinlikten koşturmaca evresine biran da geçiverdim. İ. doğum yaptı, biraz erken oldu ama her şey yolunda. İkizleri oldu, evden işlerimi halledebilirim dediği için, süreç şimdilik garip gidiyor. Neyse işte iş güç derken akşam nasıl oluyor bilemiyorum. 
Ayrılık Çeşmesi Sokağı düşündüğüm gibi bir okuma oldu. Aynı şeyleri okusam da, her Selçuk Altun kitabını okumaya devam edeceğimi bir kez daha anladım.

Murat Uyurkulak ilk kez okuduğum bir yazar. Delibo anladığım kadarıyla otobiyografik bir kurgu. Zaman geçişleri güzel, dili de sade. Kolay okunuyor, şiirsel cümleler tam kıvamında. Kurgu biraz yavan gelse de iyi bir okuma oldu. 
Yılı yarılamışken okuma hedefimin gerisinden gittiğimi fark ettim. 58 kitap oldu. Hedefim 138 kitap. 
Pek bir şey izleyemiyorum bu aralar. Yogaya devam, havaların ısınmasıyla her dersten hırpani şekilde çıkıyorum ama olsun... Bilge piyano çalmaya iyice kaptırdı kendini, yeni öğretmenini sevdi. Çalarken keyif aldığını görmek çok güzel. 
Efes' in keyfi yerinde, parka çok sık olmasa da gidiyoruz. Kızgınlık döneminde olan bir dişi köpeğimiz var. Gidince ortalık birbirine giriyor. 
Bayramda Antalya' ya gitmeye karar verdik. Önceleri cesaret edememiştik ama düşündükçe daha sevimli geliyor. 

Kaçtım ben, iyi bakın kendinize...




2.07.2020

Haziran okumaları

Haziran ayı pek verimli durmuyor fotoğrafa bakınca :( Hiç baba bir kitap okumamışım diye geçiyor aklımdan...

Düşüş biraz hayal kırıklığı yaratsa da Norveç edebiyatı tadı güzeldi.

Silahlı Peri, kimin kim olduğunu anlamadan uzun süre okumama rağmen renkli kurgusu pek güzeldi.

Bir Tuhaf İntikam, iyi başlayan, iyi ilerleyen ama bir garip biten bir okuma oldu.

Feyhan Sofrası, üzerinde yılların kokusu, hoş bir nostaljiydi.

Aşk İşaretleri' ni, Latife Tekin okumayı bir gün sever miyim çabamla okudum, ilk bu kitapla okumaya başlasaydım, diğer kitaplarını elime almazdım.

Tesadüfi Buluşlar, bu ay ki en uzun süreli okumam oldu, dönüp dönüp okudum, baktım, not aldım.

Wang Hatunun Ölümü, 17. yüzyıl Çin' in de yoksulluğun, adaletsiz vergi sistemi ve kendi başına ayakta kalmaya çalışan kadınları anlatıyor. İlginçti.

Keyifli okumalar dileğiyle...

1.07.2020

Kitaplı Mim

 Sevgili Leylakdalı' m kitaplar ve kitaplıklar la ilgili bir mim yapmış.
 Ben geç farkettiğim için sabahtan hemen yazayım dedim.
Kitap fotoğrafları bu sebepten eksik olacak, şimdiden affola:))
1. Benim aslında istediğim gibi bir kitaplığım henüz olmadı. Fotoğraftaki kitaplıklar bir gün birleşip Voltran' ı oluşturacaklar:))

2.En eski kitabım 1958 basımı Hans Dominik' in Atlantis'i.

3.En yeni kitabımı geçen hafta aldım. Selçuk Altun' un Ayrılık Çeşmesi Sokağı.

4.Ödünç aldığım, iade etmediğim kitabım yok.Çünkü sen geri verme diyorsun:))

5.Bir yerlerde kalmış kitabım var ama ben bu duruma sinir olduğum için yerine yenisini alıp koymuşumdur.

6.Kitaplık düzenim fikren yazara göre bir sıralama oluşturmaya çalışsa da, uzun süredir boş bulduğum yere kitap sıkıştırmak şeklinde...

7. Aslında önceleri meraklıydım imzalı kitaplara ama sonra bazı yazarları yakından görünce, görmememin daha iyi olacağına karar verip, imza sevdamdan vazgeçtim.

8.Kitaplık olarak camlı daha mantıklıymış gibi görünse de ben açık kitaplıktan yanayım.

9. En değer verdiğim kitaplara gelince, benim için tüm kitaplarım çok kıymetli. Çoğunu planlayıp almışımdır, kimselere kolay kolay vermem. Kıymetlim, sahip olmaktan en keyif aldıklarımın  başında gelir. Bir de sanat kitaplarım benim için ayrıca kıymetli.

10.Okunmamış kitaplarım yatak odasında hızlı bir yayılım halinde, hem enlemesine, hem boylamasına uzuyor.

11. Kitaplığımın sol başından sayarak yaşıma denk gelen (43) kitap Antonio Skarmenta' nın Gökkuşağı Günleri oldu. Çok severim, çok özel bir kitaptır.

Sorular biterken, kendinize iyi bakın diyor, Leylakdalı' ma bu güzel mim için teşekkür ediyorum.