5.06.2021

Cumartesi


 Acayip bir hafta oldu. Köpek sahiplerinin kabusu pispisi otları vardır, köpeklerin olmadık yerlerine kaçar.Efes sabah gezmesine gidip geldi, uzandı dinleniyor.Derken partisini yalayıp yalayıp gözüne sürmeye başladı. Yüzünü halıya sürmeye çalışıyor. Hemen fırladım, her yerine baktım, taradım. Gözüne de benim göz kuruluğu için kullandığım damladan yaptım. Bir baktım gözünün kenarında pisi pisi otu. Tüm gün gözüyle uğrşmaya devam etti. Veteriner antibiyotik içerikli bir damla verdi. Üç gün bekleyelim devam ederse bakalım dedi. Allahtan öbür güne geçti. Bir gün sonra akşam gezmesinden döndü yatıyor yine, bir uyandı hapşurmaya başladı. Nasıl hapşuruyor ama ciğerleri çıkacak sandım. Sabaha kadar uyudu uyandı hapşurdu, ben gözümü bile kırpmadım. Kesin burnuna kaçtı bu sefer diye ödüm kopa kopa sabahı ettim. Sabah baya iyiydi. Bilge' ye gözün üstünde olsun deyip ofise gittim. İşlerimi çabucak hallettim. Bilge ara ara yine hapşurdu dedi, hemen veterinere gittik. Muayne masasında iki kişi bunu tuttu, ağzını bağlayıp, ışıklı bir tüpü burnuna soktular. Efes, bir taraftan titreyip bir taraftan hırladı. Küçük bir parça çıkarttı veteriner  ama ufak bir tane kaldı dedi. Efes onca insana rağmen rahat durmadı. Sabah hapsurmasi devam ederse aç karnına getirin uyutup alalım dedi. Veterinerin uzattığı ödül mamasını alıp barıştı, eve geldik. Rahatlamış görünüyordu. Sabah götürmemize gerek kalmadı, neredeyse hiç hapsurmuyordu. boşu boşuna anestezi almasın dedik. Gezdirirken ödüm kopuyor, mayın tarlası gibi etraf pisi pisi otu dolu...Sonra insanın aklına sokak köpekleri geliyo, onlar ne yapıyorlardır böyle bir durumda diye düşünmeden edemiyorum.

Neyse gelelim kitaba, Stanislaw Lem' in Kör Talih' i sanırım okuduğum en farklı kurguya sahip polisiye oldu. Bir dizi benzer cinayeti araştıran emekli bir astronotun peşinde, sonunu tahmin etmeye çalışarak ( tahminlerimin hepsi boşa çıktı) olasılıklar ve değişkenlerin olayların ortaya çıkışındaki etkileri üzerine sayfalarca okuyup, polisiye okurlarının pek sevmeyeceği sona geldim:))
İlginç bir okumaydı. 

Bu arada hava hala çok soğuk ama belki Bilge' yle sıkı sıkı giyinip,ufak bir park gezmesine  çıkarız.
Keyifli bir hafta sonu olsun...

3.06.2021

Güzel bir gün

Her sabah balkonda ufak bir yoklama yapıyorum. Kaktüsüm sonunda açmış, hain Koca ben görmeden vakitsiz saksısını değiştirmiş, beni sinir etmişti. Yine de açmış kuzum:)
Hava acayip, hem soğudu hem yağmur var. Bilge saç baş havada kahvaltı sofrasına oturdu. Amacı belli, yatak soğumadan geri dönmek. Bizimle ofise gel, kitap almaya gidelim dememle, gözlerinin içinde kocaman bir ışık görmem bir oldu. Hepimiz hazırlandık ofise gittik. Bilge' yle önce Efes' i gezdirdik. Pek sevindi, gelene gidene gavladı. Benim işlerim bitince ikimiz çıktık. Taksiyle Tunalı' ya gittik. Üç büyük kitapçı gezdik. İlkinde Bilge kasada elinde kitaplarla beklerken orta yaşlı bir hanım Bilge' ye ne tatlısın bir sürü kitap almışsın dedi. Bilge mahçup bir sesle teşekkür etti. Çıkarken çok utandım yahu dedi:)) Bir sonraki kitapçıda ben görevliye Burhan Sönmez' in Taş ve Gölge' sini sorarken, Bilge Simülakralar ve Simülasyon kitabı  var mı dedi. Görevli şaşkın baktı, ben hemen kitabın görselini gösterdim telefon ekranından. Ama bu sosyoloji kitabı dedi, baskısı bitmişti umarım vardır deyip mağazanın diğer ucuna koşturdu, bizde peşinden. En üst rafa uzandı, bir tane kalmış dedi, pek sevindik. Bilge' nin yaşını duyunca şaşırdı. Biz kasaya doğru giderken aynı yazarın Nesneler Sistemi' nide okumalısınız dedi.Çıkarken üçümüzde maskelerimizin altında gülümsüyorduk:)

 Sonra yağmur bastırdı, ama ne yağıyor. Hiç aklımızda yokken bildik kafelerden birine zor attık kendimizi. Allah'tan kalabalık değildi. Önce oturacağımız masayı, sonra kendimizi iyice pakladık. Bilge tatlı yedi, ben kahve içtim. Yağmur dinene kadar kitap okuduk. Bir süre sonra yağmur durdu, hava şurup gibi oldu.Taksi durağına yönelmiştim, Bilge yürüyelim dedi. Sohbet ederek ofisin yakınına kadar geldik. Koca aradı, bizi yoldan aldı, eve bıraktı. Yorgun ama mutlu döndük eve. 

Akşam The Kominsky Method' un yeni sezonunu izledik.Son bölümü bugüne bıraktık. Çok sevimli, keyifli ve komik bir dizi. Hayatın sonbaharında, bedensel ve ruhsal sıkıntıları komik bir dille anlatıyor. İzleyin derim.
Sonrası bacak arkalarımda hafif bir sızı, kitap okurken uyuya kalmışım:)

29.05.2021

Cumartesi


Sabaha karşı  gözlerimi açınca Efes' le burun buruna geldim. Genelde tuvalete gitmesi gerekirse böyle yapıyor. O ara duydum gökgürültüsünü. Ödü kopmuş, tüm vücudu titriyor. Gel dedim, yatağa zıpladı. Çok hızlı nefes alıyordu, sırtını okşadım, sakinleştirmeye çalıştım ,tekrar uyuya kalmışım. Rüyamda daha önce oturduğumuz bir evde geçici olarak kalıyormuşuz. Tüm binaya tadilat yapılıyor. Söylene söylene çıkıyorum merdivenlerden. Evin içi dışından daha güzel. Salona doğru geçip kocaman camlardan bakıyorum. Gözümün gördüğü her yer masmavi deniz. Karşıda dağlar. Bu ne yahu diyorum, Ankara' da ne alaka. Göl filan mı acaba diye salak salak düşünüyorum. Ben daha evvel niye fark etmemişim diye hayıflanıyorum. Dağlarda aynı Beydağları' na benziyor diyorum. Aşağı insem sahil çok uzak değil gibi diyerek,yıkık dökük merdivenlerden iniyorum.Tabi suya ulaşamadan uyandım. Efes sakinleşmiş, Koca çayı koymuş,  Bilge uyumaya devam ediyor. Balkona çıkıyorum, havada yağmurun kokusu kalmış.

İçin için yağmur duası ediyordum, polenler temizlensin diye:) gel de sevinme...

Omuzlarım ve el bileklerimde hafiften bir ağrı var. Dün akşamki yoga dersinden yadigar. Duvara tırmandık, her hareketten sonra ,şimdi daha zor versiyonuna geçiyoruz diye diye saçımın her telinden ter fışkırdı:)

Dersten sonra Efes' i parka götürdük. Psikoloji okumuş, şimdilerde asistanlık programına devam eden bir kızımız var. Daha çok genç, bir dans kursuna da devam ediyor. Dün akşam onunla sohbet ettik. Yoga yaptığımı biliyor, hemen baş duruşu yapıp yapmadığını sordu. Bu soruya o kadar alışığım ki, hiç şaşırmadım. Yapabiliyorum deyince, çok şaşırdı. Benimki gibi hacmi büyük bir vücudun tepetaklak durması onu şaşırttı. Zor mu dedi, bir miktar dedim. Pratiğini düzenli yaparsan bir kaç ayda sen de yaparsın. Biraz da cesaret meselesi, bak çocuklar pek çok hareketi korkmadıkları için rahatça yapabiliyorlar. Derken vücut olumlaması, etiketler,dayatılanlar üzerine uzun uzun konuştuk. İnsanlarla konuşmayı özlemişim.

Eve döndük,Lucifer' ı açtık. Yeni sezondan iki bölüm izledik. Müzikal havasında yapmışlar, oyuncular şarkı söyleyip dans ettiler.Koca bayıldı, ne yetenekli adamlar yahu diye seyretti. Ben de kulağım dizide, sudoku çözdüm:))

Annem mesaj yazma pratiği yapıyor gün içinde birbirimize mesajlar yazıyoruz, pek tatlı oluyor.

Artık kahvaltıyı hazırlayayım. Özgür Mumcu ve Eray Özer' in son podcastini açayım. Zeytin ağacı ve zeytinyağının tarihi üzerine, kahvaltıda bize eşlik eder.

Kaçtım ben....

28.05.2021

Nerede Kalmıştık


 Mevsim bahardan yaza dönerken ortalıkta uçuşan polenler yine her yıl olduğu gibi canımı okudu. Ne yaparsam yapayım( maske, takviye vitamin, yoga, nefes vs.vs.) işe yaramıyor. Geriye bir tek dışarı çıkmamak kaldı, nasıl olacak bilmiyorum. 

Dün işe gitmedim. Bir gece önce hapşurmaktan helak olmuştum. Sabah gezmesinden sonra Efes bir tarafa yayıldı, ben bir tarafa derken patisini yalayıp gözüne sürdüğünü fark ettim. Gözlerine göz damlası yaptım, bir süre sonra gözünün kenarında pisipisi otu buldum. Gözünden çıkartmış. Nasıl korktum. Hemen veterinerle konuştuk, antibiyotikli bir göz damlası verdi, üç gün bekleyelim, ellemeye devam ederse bakalım dedi. Akşamdan beri gözüm üstünde, dokunmuyor umarım başka yoktur.

Roberto Bolano' nun 2666 kitabını bitirdim. Bittiğinde derin bir nefes aldım. Zor bir okumaydı, bazı bölümleri aksa da özellikle 4. bölüm tam bir zulümdü. Kadın cinayetleri, tüm detaylar, hiç bitmeyecek gibiydi. Son bölüm sanırım en güzeliydi. Kitap bittiğinde zorlansam da, okumuş olmaktan büyük keyif aldığımı fark ettim. 

Marguerite Duras' ın Yeşil Gözler kitabı da bölüm bölüm okuyabildiğim, eleştiri tarzında bir kitap. 

Elimden düşmeyende ise Stanislaw Lem' in Kör Talih kitabı var. Hafta sonu bitiririm diye düşünüyorum.

Film izlemek bu ara hiç keyif vermiyor. Bir kaç anime var dizi olarak izlediğim. Kısa kısa, yormuyor. 

Gerçi takip ettiğim iki dizinin son sezonları gelecek. (Lucifer veThe Kominsky Method) onları izlerim:)

Onun dışında pek bir şey yok. Gündemden olabildiğince uzak durmaya çalışıyorum. İzlerken, dinlerken ve okurken aşırı derecede aptal ve çaresiz hissediyorum.

Neyse , keyifli bir hafta sonu olsun...

18.05.2021

Salı

Aslında dün yazacaktım ama vakit bulamadım. Bir kere çöp atmaya gitmek dışında evden kapanma boyunca çıkmayarak kendi rekorumu kırdım. İlk zamanlar iyiydi. Alt alta sıralamasam da kafamda okunacak kitaplar, izlenecek filmler vardı. Üç gün yoga, yürüyüş videoları derken yavaştan bezmeye başladım. 
Biraz kilo veririm demiştim, kapanmanın sonunda kilo almadım diye sevindim:)

Ev halkı olarak birbirimize çok bulaşmamaya çalıştık, son günlere doğru herkes birbirine sinir olmaya başlamıştı.


 Efes'in dışarıya bakmaktan boyu uzamış olabilir.

Bunlar neyse de, en çok iş güç nasıl olacak diye düşünüp durdum. Tanıdığım herkes aynı durumda. 

Çevre Yolu güzel bir okumaydı.Yazarın daha evvel Mavi Çocuk kitabını da çok beğenmiştim. Yüz yaşına iki hafta kala ölen yazarın hayatını, yaşadıklarını düşününce insan derin bir nefes alıyor. Çok uzun demeden edemiyorum. 

Bilge' nin mangalarından  İsimsiz Şehir ve Taş Kalp' i okudum. Çizgiler ve konu güzeldi.

Robert Musil' in daha evvel okuyamadığım( 2016 da almışım) Hayalperestler kitabını okudum. Karakterler tiyatro oyunu olmasına rağmen kafamda  zor oturdu. Musil' in zorlayan anlatımı mı, yoksa kötü bir çeviri mi desem de, kitap bittiğinde gerçekten hayran oldum. Böyle zor okumların apayrı bir keyfi oluyor.

2666 kitabının 3. bölümünü bitirdim. En kolay okudugum bölümdü. 4. Bölüm beni biraz ürkütse de okumaya başladım. 

Evden tüm işleri hallettiğimi sanıyordum ama dün işe gidince bir sürü işle uğraşmam  gerekti. 

Akşam koşa koşa parka gittik. O kadar özlemişim ki, bütün partililerle hasret giderdik. Eve dönünce erkenden uyuya kalmışım:) 

7.05.2021

Sonraki Günler


 Tüm gün neredeyse fotoğraftaki gibi geçiyor.Koca evden kaçınca ( evet evden kaçtı, kendini atölyeyi toparlamaya adadı) Efes kendini balkona vurdu. İki ayağının üzerinde, havayı koklayıp, kulaklarını kırpıştırıyor( kirpik kırpıştırmak gibi). Gelene gidene gavlamayı da ihmal etmiyor. Güneşten kafası iyice ısınınca gelip salonun ortasına yayılıyor. Ne zaman kalksam tavuk gibi peşimde dolanıyor:) Her akşam bir iki saat parka gitmeye alışkın çocuk, gidemeyince onun bile sinirleri bozuldu.

Bilge' yle evde yürüyüş videoları açınca sinir oluyor.Evde olmaz bu işler der gibi yıkıyor ortalığı.

Bilge' nin odasından gün içinde  Japonca konuşmalar yükseliyor. Sanırım anime denizinde yüzüyor. Boğulur mu diye düşünmeden edemiyorum.

Bunlar olurken evin her işi ve yemek beklentileri iki ayaklılarda da, dört ayaklı da da bana yüklenmiş durumda. Az kaldı, yakındır kazan kaldırmam.

Dün akşam ne kadar sıkıldıysam korku filmi açtım ki, sahiden çok korkarım ve sevmem. Koca' yla izlemeye başladık, sahiden çok korkup hızlı hızlı geçtim. Koca sinir oldu, bu nasıl izlemek diye:))

Allah' tan güzel bir kitaba başladım. Henry Bauchau' nün Çevre Yolu kitabı, ilk sayfalardan kucakladı beni. Daha evvel Mavi Çocuk kitabını okumuştum, o da böyle hissettirmişti. 

Gündemin şuursuzluğuna hiç değinmeyeyim. 

Neyse hafta sonu kağıt kürek işlerim var, homeofis moduna geçer, kendimi korumaya alırım. 

İyi bakın kendinize ...


5.05.2021

İlk beş gün

İlk defa bu kadar uzun evden hiç çıkmadım. Efes' i Koca çıkartıyor. Bekçiler ve polisler özellikle köpek sahiplerine karşı bilenmişler gibi. Evin önünden vızır vızır araba ve insan geçerken bu tutum sinir bozucu. Köpek sahibi arkadaşlarımızın çoğuna ceza yazdılar.
Neyse zaman nasıl geçiyor derseniz, hızlı geçiyor derim.
Kız kardeşle parelel okumalarımızdan Kaderin Kızı' nı bitirdim. Özlemişim eski tadında Allende okumayı. Bir dolu kahraman, büyüler, şifalı otlar, tutkulu aşklar ve altına hücum yılları. Biraz uzun geldi ama güzeldi.
Juliet Binoche' nın tüm filmlerini izledim sanıyordum, yanılmışım. Yönetmen Haneke tarzında ilginç bir filmdi.

Paterson izlediğim enteresan filmlerden biriydi. Otobüs şoförü ve şair Paterson' un her gün aynı rutindeki hayatını izlerken, bendeki  bişey olacak beklentisinin ne ara kaybolduğunu bilemedim. Filmin sonuna doğru Japon bir şairle konuşurkenki repliğe bayıldım. Şiirlerini Japonca yazdığını ve çevirisinin olmadığını duyunca Paterson' un " neden " sorusuna Japon şair    " tercüme edilmiş şiir yağmurlukla duş almaya benzer"diyor. Bu filmi de sevdim

Loié Fuller' in hayatından esinlenerek yapılmış bu film, görsel bir şölendi.
Romanın Gary' nin Émil Ajar adıyla yazdığı Kral Salamon' un Bunalımı yine samimi, sorgulayıcı, alttan alttan eleştiren bir romandı.
Yeşilçam' ın ilk dört bölümünü izledim. Uzun zamandır izlediğim, özlediğim kıvamda olmuş.Merakla yeni bölümlerini bekliyorum.
Taste Of Cherry, Altın Palmiye Ödüllü bir Abbas Kiyarüstemi filmi. İran sinemasının naif,durağan akışında, ilginç konusuyla,çoğunluğu oyuncu olmayan karakterlerle 
oldukça beğendiğim bir film oldu.

Geriye kaldı on küsur gün, hadi hayırlısı...