20.06.2022

20 Haziran

Hafta sonu pek güzel dinlendim. Cumartesi alışveriş faslını hemen halledip, erkenden eve döndük. Bilge suşi yemeye bayılıyor, bense yemesem aramam. Hadi tatil güzel başlasın dedim, eve suşi söyledik. Ergenimin yüzü güldü, çehresi aydınlandı:)
Anne' nin Rüya Evi bitti. Deniz özlemi sardı içimi. Neyse bayrama az kaldı.

 Pazar sabahı kahvaltıdan sonra Seğmenler Parkı' na gittik. Hava gölgede üşüten, güneşte pişiren kıvamdaydı. Yan tarafımızda köpek eğitim grubu vardı. Anladığım kadarıyla eğitimlerini tamamlamışlar, pek sevimliydiler. Efes' te aralarına karıştı, cahilliğini belli etmeden
 Çok ıvır zıvır yemişler sanırım, popoları yerden kalkmıyordu. 

Park iyice kalabalıklaşınca eve kaçtık. Herkes evin bir tarafına dağıldı. Bilge mabedine kapandı, Koca bağıran adamları izliyordu. Ben de yeni keşfettiğim bir suluboya sanatçısının videolarına takıldım, bugün de vakit bulursam izleyeceğim. Renk karışımları şahane ve hiç bilmediğim bir tekniği uygulamalı ve detaylı anlatıyor. 
Bu hafta Osamu Dazai' nin İnsanlığımı Yitirirken i ve Amin Maalouf' un Semerkant ' ını (okumadığımı geç fark ettim) bitirmeyi planlıyorum, sonrasına bakarız artık.

Yağmurdan dört domates fidem çürümüş, kalan sağlar bizimdir. Tahta ince sırıklar aldım, azıcık daha büyüsünler destek yapacağım. 
Mubi' den kısa filmler izliyorum, hem daha keyifli oluyor , hem de ofiste çok donma problemi yaşıyorum, uzun filmler uzadıkça uzuyor.Bir türlü çözüm bulamadım.

Keyifli bir hafta diliyorum.

15.06.2022

15 Haziran


 

Dün öğlen Leylakdalı'mla  buluştuk. Birlikte yemek yedik, sohbet ettik. Çok keyifliydi. Ağzım kulaklarımda ofise geldim, hava bozdu . Vakitli ayrıldığımıza sevindim ve bir yoğunluktur başladı. Telefonlar, mailler yoldan akan sel dönen yağmur suyu. Alt komşunun koştur koştur bize gelmesi, evi su bastığını söyleyip Koca' dan yardım istemesi. Tıkanan bir yerleri açıp, sıçan gibi sırılsıklam Koca  geri dönerken, her şey bittikten sonra kadının hiç sevmediğim eşi elini kollunu sallayarak ve sırıtarak geldi. Allah' tan yedek kıyafetler vardı da ben söylenirken Kocam üzerini değiştirdi. Çok takılıyorsun, ne yapalım yardım etmeyelim mi dedi. Ay be onu mu dedim... neyse akşam üzeri taksiyle Bilge'yi eve yakın bir yerde bırakıp ben yoga dersine gittim. (Koca' nın işleri bitmemişti)
Son bir kaç ders stüdyo kalabalıktı. Dersleri uzun zamandır aynı insanlarla (hocayla birlikte üç kişi) yapmaya alışmışım, bu durum hiç keyif vermiyordu. Dünkü ders kalabalık değildi. O yüzden ders çok iyi geçti, iyi hissettirdi. Çıkışta yağmur sonrası ıslak yolda yürüdüm, çok yorulmuş hissediyordum o ara kafamı kaldırdım ve gökyüzünü gördüm. Gün batımını izledim, her renge hayran kaldım. Aldığım hava hafifledi.Yavaş yavaş yürüyerek eve geldim. Duştan sonra uyumuş kalmışım. Deliksiz uyumuşum. Güzel uyandım.

Başkalarının Tanrısı biraz beklesin diyerek L.M.Montgomery' in Rüya Evi' ne başladım. Yeşilin Kızı Anne serisinin sanırım beşinci kitabı. Eski bir dostla tekrar buluşmuşuz gibi, iyi geldi.


13.06.2022

13 Haziran



 Pazartesi hakkını verdi, bir sürü telefon görüşmesi, sevimsiz uzun bir toplantı, hava kötü olduğu için dibimden ayrılmayan Efes. Bir de okula gitmediği için keyiften dört köşe olmuş Bilge var. İşle ilgili saçma bir toplantıya da dahil olmak zorunda kaldım. Bir ara avaz avaz bağırmak istedim.

Otuz kiloluk, kapının önünden kuş uçurtmayan Efes oğlanın gök gürültüsünden aklı gidiyor. Bıyıkları titremeye başlıyor, güleceğim gülemiyorum. Masamın altını mesken tutuyor, kıyamıyorum.

Sabah ofise gelirken Mine Söğüt' ün Başkalarının Tanrısı kitabını aldım, kapak bana ben kapağa baktım zaten içim şişmiş başlayamadım, akşama artık, belkide yarına.
Bu ara niye okuduğum hiçbir şeyi beğenmiyorum diye sordum durdum kendime. 

Akşama kadar ha yağdı ha yağacak diye baktım durdum dışarıya. Çok yağmadı, hatta akşam üzeri güneş bile çıktı.Fırsat bu fırsat deyip Efes' i kaptığım gibi parka götürdüm. Bir iki tur attık, ıslak banklara oturmak istedi, baba gelmiş diye kandırdım. Hışır hışır eşofmanıyla yürüyüş yapan, bizi gördükçe yengeç vari yürüyen kadına sinir oldum. Elimdeki tasmanın ne işe yaradığını gözüne soka soka anlatmak istedim. Sonra bunun çok yorucu olduğun fark ettim. Baba gelmiş yalanını sürdürüp, ofise döndük. Bazen Efes' e bakıp keşke konuşsa diyorum ama neler söyleyebileceği ihtimallerini düşününce bu fikri hemen kovalıyorum zihnimden. 

Bu hafta kırk bin adım hedefi koydum kendime. Ortalama günlük 5700 adım, yaparım sanırım.İşe takılınca oturup kalıyorum. 
Kalkıp biraz yürüyeyim.



12.06.2022

12 Haziran


 
Dün erkenden bir posta çamaşır yikama, kahvaltı, ortalığı toparlama faslından sonra Bilge' yle dışarıya çıktık. Sıkıntılı, oflamalı puflamalı alacaklarımızı alıp, griye dönen gökyüzünü görünce, acelece eve geldik. On dakika geçmedi yağmur başladı, ama ne yağmur. Yer gök birbirine girdi. Yemek yedikten sonra balkona çıktım, balkon su içinde. Koca camları düzgün kapatmamış. Suları çek, ıslanan yer örtülerini yıkamaya at derken yolda kalan arabaları gördüm . Biz dik bir yokuşun ortasındayız ve şiddetle aşağı dogru akan yağmur suyunun aktığı yerleri düşündüm, içim cız etti.

Dünden suda beklettiğim yapraklara iç hazırlayıp sardım. Yaprak sararken de Love Death Robots' un üçüncü sezonunu izledim . Bu sezon belki de havanında etkisiyle beni çok gerdi. Dizi bitti, yapraklar bitti, yağmur durdu  Efes' i çıkartma vakti geldi. Parka gittik. Vidanjörleri gördük saatlerce çalıştilar. Pek çok binanın otoparklarını su basmış. Köpekler koşturup oynadilar. Açik renk olanlar daha fenaymış gibi görünse de, hepsi çamurlara bulandı. Eve gelince Efes' i güzelce yıkadım 

Yediler Teknesi' ne hafta içi başladım. Pek ilerleyememiştim. Konu baştan garip bir hal aldı, fantastik edebiyat severim ama nasıl yani derken buldum kendimi. Bıraksam mı derken , merak ettiğimi fark ettim.  Sayfalar ilerlerken santur çalan adamın bölümü geldi. Santurun ne olduğunu hiç bilmiyordum. Santur eşliğinde okumaya devam ettim. Son elli sayfası kaldı. Hala nasıl bitecek bir fikrim yok. İlginç bir okuma oluyor.

Bugün de yağış uyarısı var. Kalkıp bir kahve demleyeyim...


10.06.2022

10 Haziran

Üç beş ay önceye kadar ne güzel erkenden uyanırdım. Sabahın bereketli saatlerinin tadını çıkartırdım. Azıcık yoga, biraz kitap, balkonda bir iki nefes. Lakin şimdilerde taş gibi uyuyorum, kesintisiz ve ev ahalisinden en son ben kalkıyorum. Yetişme telaşıyla gün başlıyor ve aynı telaşla gidiyor.

Geçen hafta Erdinç Akkoyunlu' nun Babamın Cinayet Defteri romanını okudum. Bir edebiyat yarışması adayları arasında rastlamıştım kitaba. Konusu da ilgimi çekti aldım kitabı. (bir kitap daha var aynı şekilde aldığım yeni başladım) Önce güzel başladı, kurgu yavaş yavaş şekillenecek derken bir dolu isim uçuşmaya başladı, bir ara bu kimdi derken aman boş ver dediğimi hatırlıyorum.Acayip bir sonla bitti. 
Nurhan Suerdem' in yeni çıkan öykü kitabı Duyuyor musun? bu hafta bitirdiğim bir kitap. Daha evvel Maruzatım Var ' ı da okumuştum. Öykü okumak için doğru zamanı seçmek gerekiyor sanırım. Aceleye getirilmiş duygusunu sevmiyorum.

David Letterman' ın Sıradaki Konuğum programının Ryan Reynolds bölümünü izledik. İkisi de çok tatlıydı. Baba figürü etrafında dönen duygusal, komik ve sıcak havasını beğendik.

 Dün akşam da Ricky Gervaıs' in Supernature' sini izledim. Zeki ve yetenekli insanların Stand-Up gösterileri çok keyifli oluyor. Pek çok duyguyu aynı anda yaşayabiliyorsunuz. After Life etkisiyle  tetikte bekleyip,ağlar mıyım birazdan düşüncesi  sonlara doğru geçiyor. Koca'yla izledik, keyifli oldu.

İyi bakın kendinize.


9.06.2022

9 Haziran



Bir sürü yazı taslağıyla dolu arşivim. Uzun zamandır yazmak içimden gelmiyor. Bunun için bir sürü geçerli sebep sıralayabilirim ama en büyük sebep yazmak istememdi bunu biliyorum. Bazen öyle olur, istemezsin. Bazen de dışarıdan gelip klavyenin başına geçip yazmaya başlarsın. Bittiğinde yazdıklarım nereden çıktı deyip baka kalırsın. İnsan yaş aldıkça farklı bir ruha bürünüyor. Çoğu zaman insanlar fazla geliyor, en sevdiklerin hatta kendin bile...ama geçiyor, bir şekilde yollar rutinine dönüyor. iyi ve güvenli rutine.
Neyse kocaman laflar etmek istemiyorum. Son zamanlarda işten arta kalan kıymetli zamanlarda en çok kitap okuyorum. Kitapların dışında webtoon ve manga da okuyorum. Çiziyorum, boyuyorum, karalıyorum. Film listeleri pek yapmıyorum, canım ne isterse o güne göre şekilleniyor. Haftada iki gün stüdyo dışında pek yoga yapamıyorum. Balkonda üç biber fidem, dört marulum, uzun bir saksıda roka ve maydonozum ve bir dolu çiçeğim var . Bir de her saksıdan çıkan fasulyelerim. (Koca kişisi dikmiş) 

Ön bahçeye çiçek tohumları atmıştım, çıkmaya başlamışlar.(en çok onları merak ediyorum rengarenk açacaklar mı) Ofiste de üst komşumun ben yokken masama bırakıp gittiği on sekiz tane domates fidem var. Ellerim su topladı onları dikerken. Pek hevesli değildim, bahçe yol üstü domatesler çıkmaya başlayınca insanlar bırakmıyor diye. Bencil tarafımı törpüleyip, olsun dedim. Hepsi de tutu.  Hava bir haftadır akşamları delleniyor. Yer gök birbirine girip, yağmur suları sellere karışıyor. Eve hep ıslak köpek kokusuyla gidiyoruz. (Efes'in gezme zamanına denk geliyor)
Bilge okulun kapanmasını dört gözle bekliyor. Bu sene akademik açıdan hepimizi (bence kendisini de) şaşırttı. 
Onun dışında papuç kadar dili olan bir ergen, birbirimize çok bulaşmıyoruz. 

Araya telefon görüşmeleri girdi, dağıldım. Bu yazı da taslakların arasına katılmadan bitireyim. 
İyi bakın kendinize.
 

26.04.2022

26 Nisan


 Nisan ayının da sonuna doğru gelmişken, zamanın hızla geçtiği duygusu iyice sarıyor zihnimi.

Hafta sonu Bilge' yle, bayram vesilesiyle ziyarete açılan Pembe Köşk' e gittik. Geçmişin zarafeti, muazzam tavan süslemeleri ve gıcırdayan yer döşemeleri, bizi bizden aldı. Uzun uzun dolaşıp, parka geçtik. Parkın karşı tarafı tıklım tıklımdı, bizim bulunduğumuz yamaç nispeten daha sakindi. Yere örtümüzü serip, uzandık. Aslında kitap okuruz demiştik ama ne benim, ne Bilge' nin eli gitmedi kitaba. Uzun bir sohbet gelişti, aktı gitti, pek sevindim ama belli etmedim:) (ergeni olanlar beni çok net anlar ) Hafiften de bir rüzgar çıktı, uzandığım yerdeki kararmış yemiş kabuklarını, dal parçalarını yan yana koyarken Bilge' ye dönüp "burnuma deniz kokusu geldi" dedim ve dediğime şaşırıp Bilge' nin yüzüne baktım. O ara anladım "güneş kremimi sürdün "dedim " evet" dedi ve bastık kahkahayı. 

Deniz kenarında yaşayanlar iyot kokusunun tadını çıkartın, Bozkır' da denize hasret insanlar güneş kremi kokusunda deniz hayali kuruyorlar:)

Efes' i uykusunda izlemeye bayılıyorum. Uykusu derinleşince çoğu zaman patileri kıpırdamaya başlıyor, rüyasında koşuyor sanırım. Bu sabah ofiste uyurken pat pat kuyruğunu yere vurduğunu gördüm, kesin beni ona ödül maması verirken görüyordu:))

Sonunda leylaklar açtı. En ufak esintide insanın aklını başından alan kokusu ve coşkusuyla  Ankara' ya baharın geldiğini hatırlatıyor. Tabi Sevgili Leylakdalı' nın kulaklarını çınlatıp, bu kadarı kesmez deyip telefona yapışıyorum. 

Aysun Kara' nın Dünyanın Orta Yeri kitabını okudum, nefis bir kurgusu, iç içe kusursuzca yerleştirilmiş insanlar, onların hikayeleri gerçekten çok beğendim, tavsiye ederim.

Uysallar' ı izledim, çok eleştirmişlerdi ama ben çok beğendim. 

Akmet Büke' nin Deli İbram Divanı'na başladım. 

Kapı açık ve kısa kollu tişörtle oturuyorum, geçen hafta kaloriferin üzerine tünediğimi unuttum bile.
Patileri açma zamanı yakındır.
Her sene olduğu gibi aklıma yine Ayla Kutlu' nun Zaman Da Eskir kitabı geldi. Ne güzel anlatır Ankara baharını, bir gecede sihirli bir el değmiş gibi der. 

Baharın tadını çıkartın...