10.01.2021

Evde...

Koca haberleri açmış, birkaç dakikada moralim altüst oldu. Neye yanacağımı bilemedim. Masamın başına geçtim. Resme baktım, baktım,bitti dedim. 

Dünden beri bulaşıklarla adeta kavga halindeyim. İki kez bulaşık makinasında olmak üzere dört kez bulaşık yıkadım.Akşam lavabonun önünü ve tezgahın üzerini görünce pes dedim...

İlk kez yılbaşı çiçeğini öldürmeden tomurcuklandırmayı başardım. Aslında üst rafta unuttum. Tomurcukları görünce hatırladım:)) açmadı ama yakındır sanki...
Balkonu biraz toparlayayım dedim. Kulağımda kaybolan yıllar çalıyor. Bilge' yle sonbaharda topladığımız çam yapraklarını ucundan tutuşturdum. Balkon mis gibi çam koktu...

 Sokak bomboş, bahçede serçeleri fark ettim. Kulaklığımı çıkarttım. Hem bıcır bıcır, hem kıpır kıpırlar.Badem ağacı çırılçıplak, derin bir uykuya dalmış. Üşüdüğümü fark edip içeri geçtim. Çam kokusu odayada yayılmış:)

Renkler ve Yıllar' ı okumayı bıraktım. Uzun zamandır bir kitabı yarıda bırakmamıştım. Bunu kendime yapmamaya karar verdim, belki bir süre sonra okumayı yine denerim.

Savaş Gelinleri bitti. Konu iyiydi ama kurgu çok zayıf kalmış. 

Jilet Sinan' a başladım. Hüznün dibini görmeden rahat yok bana:) 

Bugün Azizler' i de izlersem benden iyisi yok...


6.01.2021

Günün bıraktıkları...


Bizim kuzulardan yeni yıl kartları geldi. Bu sene birinci sınıfa başladılar. Yukarıdaki kıvama geldiler ama detayları ne siz sorun, ne ben söyleyeyim (annelerini ararken ellerim titriyor:)) Uzaktan eğitim acayip bir şey, neyse bu konudan hemen uzaklaşıyorum. Ofisteki panoya astık gelip gidip bakıyorum, gülümsüyorum, zaman ne çabuk geçiyor...

Dün Bilge'yle bir iş için Tunalı' ya gitmemiz gerekiyordu, işimiz bittiğinde usul usul yağmur yağıyordu. Bilge azıcık yürüyelim dedi. Yağmur hızlandı, biz yavaşladık. Kapalı işletmeler, maskeli yüzlerin kapatmadığı gözler...Off daraldım...umudu nereden bulup çıkartmalı bilemedim...

Koca Efes' in aşılarını yaptırıp bizi aldı. Off  her şeyin fiyatı ne kadar artmış konuşması... Acele hazırlanmış akşam yemeğinin ardından biraz kitap okudum. Yoga dersini sallasam mı dedim, sonra vazgeçtim. Bir süredir kalabalık olan derste hocayla birlikte üç kişiydik. Diğerleri kendilerini ikna edemediler demek ki diye aklımdan geçirdim. Ders başladı, akışlarla ve zor duruşlarla dolu bir dersti. Her ders sonunda bu zorlanmalar baba bir duruşa götürüyor sizi. Terden sırılsıklam olmuş vaziyette yapabileceğimi hiç düşünmeden hocanın yönlendirmeleriyle duvarsız (duvar önüne geçmeden) baş duruşu yaptım. Yaptığıma inanamadım. Benim gibi merdiven inmekten dahi tırsan bir insan için inanılmaz bir duyguydu. Üç yıl evvel ilk yoga dersine gittiğimde benimle birlikte başlayanlar hocaya hemen  ne zaman baş duruşu yapabiliriz diye sorduğunda, ben çekinerek yapmasak da  olur değil mi diye sormuştum:)) Yıllarca kavgalı olduğum bedenime teşekkür ettim. Sahiden iyi geldi. Hoş bir yorgunlukla uyuya kalmışım:))




 

4.01.2021

Yeni Yıl


 Yılbaşı akşamı fotoğrafta görüldüğü üzere saat yarım olmadan herkes bir yerlere devrilmiş geçti:)) Dört gün evden çıkmamak aslında bir miktar gerdi.Keşke ofisten biraz iş getirseydim bile dedim. 

Cuma, cumartesi yoga vardı iyi ki.Akşamları bizimkilerle dizi filan izledik. Gündüz herkes kendi halindeydi. Kahvaltı dışında yemek masasında bile pek buluşmadık. 

Margit Kaffka' nın Renkler ve Yıllar  kitabına başlamıştım. Biraz zor bir okuma olacak gibi duruyor. Cümlelerin başından sonuna uzun bir yol var gibi. 

Helen Brayn' ın Savaş Gelinleri ne de başladım, onda da o kadar çok isim var ki, kim kimdi kısmı bir süre sonra oturdu. 

Upload' u izledim, komikti. Bridgerton keyifliydi. Tiny Pretty Things aslında vakit kaybıydı ama vaktim çoktu:)) dans sahneleri de güzeldi hani...En sevdiğim film Farwell Amor (Elveda Aşkım) oldu.

Çalma listeleri yaptım sanırım üç tane, güzel oldu:))

Dolapları, kitaplıkları, masamın üzerini düzenledim.Bu sabahta koşa koşa işe geldim, daha ne olsun değil mi:))


25.12.2020

İzlediklerim

Güzel filmler izledim demiştim ya, azıcık buraya yazayım dedim.En çok beğendiğim 10 Yeras With Hayao Miyazaki belgeseliydi. Ailecek büyük bir Miyazaki hayranıyız. Küçük Deniz Kızı Ponyo filminin yaratım sürecini, ustanın çalışma şeklini, hayat tarzını ve çizimlerini görmek heyecan vericiydi. El kamerasıyla belgeseli çeken yönetmen Arakawa ' ya ise gerçekten hayran olduk, muazzam bir iş çıkarmış.

Bohemian Rhapsody neden sinemada izlemediğimi çok iyi hatırlıyorum.  Ferddie Mercury' nin cinsel kimliği üzerinden bildik bir şey izleyeceğimi düşünmüştüm. Yanılmışım, çok güzeldi. Queen şarkıları, Rami Melek' in inanılmaz performansı, şarkılar, son bölümdeki konser inanılmazdı...

Ana Yurdu ilginç bir filmdi. İzledikten sonra bir kaç gün kafamın içinde dolandı durdu. Mahalle baskısı falan bir tarafa anne kız ilişkisi, bildik tanıdık baskının dinle harmanlanarak insanları nasıl ezdiğini izlemek etkileyici ve ürkütücüydü.


Dikenler, Çorak Topraklar Portekiz yapımı 25 dakikalık bir kısa filmdi. Filmi izlemeye başlayınca Portekiz Karanfil Devrimi hakkında hiçbir şey bilmediğimi fark edip, durdurdum. Devrimi araştırdım ve içim umutla doldu:)) Film şiirsel bir anlatı ama Karanfil Devrimi'ni okumak güzeldi...


5'ten  7' ye  Cleo tesadüfen gördüğüm 1962 yapımı siyah beyaz  bir Agnes Varda filmi. Özellikle arabayla altmışların Paris' inde dolaşırken ki sahnelere bayıldım. Ölümcül bira hastalığı olduğunu düşünen Cleo' nun test sonuçları çıkana kadar kaygı ve korkuyla Paris sokaklarında dolaşması...


 Dün de tesadüfen Trt 2' nin Geri Dönüşen Sanat programına denk geldim. Durul Bakan' ın kıyıya vuran ağaç dallarını  (yalos/lodos) kullanarak yaptığı heykelleri, yaratım sürecini izlemek hayranlık vericiydi.


Uzunca izlenecekler listesi yaptım, yazarım yine..

İyi bakın kendinize...

21.12.2020

Sakin...


Bugünlerde garip bir sakinlik mi desem, dinginlik mi öyle bir hal geldi üstüme...

Virüs mutasyona uğramış, beklenen bir şeydi, çok şaşırmadım...

İşler çok, kağıt kürek işi, olsun aman iş olsun...

Bu yıl okuma hedefimi tutturamadım, ama çok güzel kitaplar okudum...

Bilge derslerini hiç önemsemiyor ama çok güzel resimler yapıyor, eli çok gelişti...

Aslında güvercin çizecektim, çizimim  sanki kargaya doğru evrildi, fena da olmadı...( bitsin paylaşırım)

Sabahları beyaz saçlarımla kendimi görmeye iyiden iyiye alıştım.

Film izlerken dikkatim çok dağılıyor derken son zamanlarda çok güzel filmler izledim.

Evet evet bir sakinlik var üstümde, kesin:))


 

14.12.2020

Hafta sonu


Cuma günü ofisten eve dönüşüm akşamı buldu. Yoga dersine ucu ucuna yetiştim. Şavasanadayken eksik gedik var mıydı diye hiç düşünmediğimi fark ettim. Koca eli kolu dolu geldi. Her şeyi de düşünmem gerekmiyormuş.
Sosuke Natsukawa' nın Kitapları Kurtaran Kedi kitabını bitirdim. Fantastik, kitaplı, kedili ve bol metaforlu bir okumaydı...




Bizimkilerle ne izleyelim diye düşünürken Bilge' den geldi 9 Kere Leyla filmini izleme önerisi. Çok eleştirmişler bir bakalım dedi. Alışılmışın çok dışında bir tarz denemişler, ortaya çıkan film çok çekici değil ama o kadar gömülesi de gelmedi bize...
Tesadüfen buldum 1999 yapımı Bir Yaz Gecesi Rüyası uyarlaması bu filmi. Kadro muazzam Michelle Pfeiffer, Christian Bale, Dominic West , Stanley Tucci... nasıl gençler, sevimli, keyifli bir filmdi.


Toz Ruhu' nu da tesadüfen gördüm, hiç duymamıştım. Biraz aratınca bir dolu eleştiri okudum. Merak edip izledim, fena değildi. Filmin sakin, sıradan havası hoşuma gitti.


 Biraz boyalarla, biraz karakalemle oyalandım, bitmedi daha. Sonra Lezzetin Kökenleri' ni izlerken mantı yapayım dedim.(kökene bak) Zaten ne pişirsem diye düşünüyordum. Bilge tatlı isteyince sütlaç yapma işini ona devrettim. Mantı, sütlaç... Allah affetsin...Akşam yoga dersi iptal olunca içten içe sevindim:))

Olabidiğince keyifli bir hafta olsun...

8.12.2020

Efes


 Efes ailemize katılalı dört yıl oldu. Alfa olarak Koca' yı, rakip olarak Bilge' yi, tedarikçi olarak beni sürüsüne kattı kanımca:)) Koca evdeyse onun gölgesi olarak peşinden ayrılmaz. Hep onun kıyısında köşesinde yatar, ta ki ben bir şeyler yiyene kadar... İçinden bir dilenciler kralı ve sevimlilik abidesi çıkar. Bana yapmadığı şirinlik kalmaz ama yinede  ağırbaşlı havasını koruyarak yapar bunu. Kitap okurken Koca yanıma uzansa aramıza girip beni patiliyerek yataktan atar ama asla bizimle uyumaz. Bilge' nin oyun arkadaşı olmayacağını başında belli etse de yatmadan mutlaka onun odasına uğrayıp kolaçan eder. Kocanın arabasının sesini çok uzaktan tanır, eve girene kadar havlar. Bilge' yle bizim geldiğimizi de apartman kapısından anlayıp havlamaya başlar. Kızar mı sevinir mi pek anlayamayız. Parkta bahçede hiç sözümü dinlemez.Aslında bu başına buyrukluğuna içten içe sevinirim. Karakterli gelir, ne takacağım seni ya gibi bir havaları vardır:) Hayatta yalamaz, burun buruna yatmaz, azıcık sıkıştır havlayarak uzaklaşır, tanımadığına kendini sevdirmez. Yanında birbirimize sarılmayalım hemen kıyameti kopartır, havlamaya başlar. Hızını alamazsa hayvansı patilerini omzumuza dayar, dört ayağının üzerine kalkar. 

Yabancı köpekleri hiç sevmez, zamanla kabullenir. Dişi köpeklerin gözdesidir. Kızgınlıkta dişi bir köpek görünce acayip bir yaratık çıkar içinden. Kulaklarını geriye atar, garip sesler çıkartır kız yüz vermezse , ısrar etmez. Bu arada bizim kollar uzar da uzar:) Dişi köpek analarından oğlumuzu sevmeyen yoktur.
Denizi çok sever, önceleri açıkta yüzen insanları, sonra bizi kurtarmaya meraklıydı. Şimdilerde kafasını suya sokup koşumundan tutup kıyıya çıkmayı hedefliyor, kendisine odaklandı. Biz de göğsümüzdeki devasa pati izlerinden (bir nevi kutsanmaktan) böylece kurtulduk. Arabaya binmekten hiç hoşlanmaz. Uzun yolda gözünü dahi kırpmaz, ben hep bir tedirgin olurum keyifsizliğinden.
Evde insan sesi dışında aniden çıkan her sesten (tencere kapağı düşmüştü mesela) ödü kopar, bir solukta evin diğer ucunda oluverir.Kaçma hızına iananmazsınız.  Yoga dersi başlarken matıma yayılmaya bayılır. Bazen şavasanada gelip yanıma uzanır. Bazen savaşçı pozlarında tepeme çıkmaya kalkar. 
Nevresimleri değiştirdiğimde, halılar yıkamacıdan yeni geldiğinde bayılır üzerinde kafasını, sırtını süre süre yatmaya. Ayaklarını yıkarken tek tek kaldırır patilerini, tüylerini tararken hep aynı yerde huylanır arka patisini hızlı hızlı kıpırdatır. İlk geldiği sıra hiç sevmediğim bir kitabımı yemişti (güzel değil diye çok söylenmiştim) uzun uzun konuşmuştum bir daha yemedi, ben de ulu orta bu kitap güzel değil diye söylenmedim:)

Bu yazı uzar gider.... ona her baktığımda hayatımıza dokunduğunu, bizi daha iyi yaptığını hissediyorum. İyi ki yollarımız kesişmiş, iyi ki karşımıza çıkmış...