08 Mayıs


 Dün Bilge' yle sinemaya Sarı Zarflar filmini izlemeye gittik. Hafta içi ve matine olmasına rağmen, salon baya kalabalıktı. Film bu yıl Berlin' de Altın Ayı ödülünü aldı, sanırım herkes bizim gibi merakla izlemeye gelmişti. Yavaş temposu, sistem eleştirisi ve kişisel duruşumuz üzerine iyi bir filmdi. Şehirlerin birbirleri yerine geçişi (Ankara rolünde Hamburg, belki de Berlin'di) gibi detaylar hoşuma gitti. Tansu Biçer' in oyunculuğuna hayran kaldım. Özgü Namal' da karakterinin hakkını vermiş. Karakter gıcıktı o ayrı:) Arkamızda oturan anne kız ve sanırım teyze film arasında bildiğimiz tartışmaya başladılar. Bilge' den biraz küçük olduğunu düşündüğüm genç kız, başkaları için kendi hayatından fedakarlık yapılmasını aşırı saçma bulduğunu bağıra bağıra söylerken, diğer iki hanımın daha çok gençsin bunu anlayamazsın sözlerine , özellikle amaaan annneee, ne anlayacağım  deyişi,  Bilge'yle yüzümüzde buruk bir tebessüm bıraktı. 

Hava bir miktar ısındı, Efes' i akşam uzun uzun gezdirdim. Tüm gün keyifsizdi, hatta sinemaya gitmek konusunda kararsız kalmıştım. Yolda gelene gidene havlamaya başlayınca, keyfim yerine geldi. İç dış parazitini farklı bir marka almış Koca, sanırım o dokundu. Bu sabahta Bilge' ye kızıyordu hırlaya havlaya, biz yine sevindik, keyfi yerinde diye. Yaş aldıkça gözünün içine bakar olduk, endişelenmeyelim diyoruz ama demekle olmuyor işte. 

Bu hafta nasıl geçti pek anlamadım, bugün de çok işim var. Araya neler sığar bakalım...

Yorumlar