27.06.2021

Hafta sonu

Erkenden uyandım. Bizimkiler uykuda, balkonda çiçekleri suladım. Bu sene sardunyalar bile bin nazla açıyor sanki, olsun napalım. Bahçeye ektiğim çiçek tohumları çıktılar, usul usul büyüyorlar. Ofisin önündekiler de çıktı. Her akşam yağan yağmurda biraz sarardılar ama toparlanırlar diye düşünüyorum.
Hafta yine çabucak bitiverdi. Bilge' yle sütüdyo derslerimizi haftada ikiye sabitledik. Yin yogayı arada kendimiz yapacağız. 
Manguel' in Kütüphanemi Toplarken kitabı çok güzeldi. 35 bin kitaplık kütüphanesini taşıması gerekirken hissettiklerinden yola çıkarak, kitapların, kitap kahramanlarının hayatına dokunuşundan bahsediyor. Çok sevdim. 
Yunan ve Roma Mitolojisi kitabını da bitirdim. Tübitak' ın eski basımlarından sanırım 1987' yedi. Pek çok kez yeniden basılmış. Kuşe kağıt ve renkli baskı kitabı ilginç kılıyor ama mitolojik açıdan bakılınca öncesinde biraz bilgiye ihtiyacınız var gibi duruyor. Yine de ilginç bir kitap.
Dün erkenden kalkıp kahvaltımızı yaptık. Koca bizi Seymenler Parkı' na bıraktı. Sabahtan yağan yağmur, çimlerin, ağaçların ve havanın üzerinde ışıl ışıl kalmıştı. 
Uzunu uzun yürüdük, sahipleriyle gezen köpekleri sevdim. Ters dutlardan olgunlarini toplayıp yedim Bilge oralı olmadı:))
Bakmak ve görmek üzerine konuştuk. Jhon Berger' in Görme Biçimleri' mi kitapların arasından bulayım dedim:)
Yine aynı sırayla kitapçıkları gezdik. Eskiden sevdiğimiz kafenin bahçesinde oturalım dedik. Şinasi Sahnesi' nın önünden geçtik. İçiniz cız etti, en son neyi izlemiştik derken, kafenin kapandığını gördük. Sessizce yürümeye devam ettik. Bilge üst caddeden ne kadar farklı ve sessiz burası dedi. Tunalı Hilmi Cadde' si çok uzaktaymış gibiydi. Kocaman ağaçların arasından yürüdük. Bir Defne ağacı ve iki yenidünya ağacı gördüm ve çok şaşırdım. Bu iklimde nasıl yaşamışlar diye. Sonra Akdeniz' den birileri yaşamış kesin buralarda diyerek güldük. 
Bir gün evvel unuttuğumuz Koca' nın doğum günü için pasta aldık, eve geldik. Ufaktan bir temizlik faslından sonra pasta kestik, keyif yaptık. 

Bu hafta Kazuo İshiguro' nün Klara ve Güneş kitabına başladım onu bitrdikten sonrasına bakarım. Yeni bir sürü kitap aldım:))
Keyifli bir hafta olsun...


 

21.06.2021

Pazartesi


 Ne çok zaman geçmiş buraya yazmayalı. O kadar yoğundum ki, buraya ayıracak hiç vakit kalmadı. Geç olsun güç olmasın diyerek döküleyim:)) 

Ankara çok yağmurlu, hazirandan çok nisan görünümünde. Bir gün şort giyerken, günlerce hırkayla gezebiliyorsunuz. O kadar çok yağmur yağdı ki, parka gelince ilk işimiz ağaç kenarlarındaki mantarları kopartmak oluyor. Malum bizimkiler tok evin aç kedileri. Pisi pisi otu derken bir de mantar zehirlenmesi yaşamayalım:)) Tek tesellim, umarım barajlar doluyordur oluyor. Bu sabaha karşı da Efes'in sesiyle uyandım. Burun buruna gelince ne oldu sıkıştın mı dememle gök gürlemesini duymam bir oldu. Ödü kopuyor. Balkona çıktık, acayip bir hava, şimşekler çakıyor, derken şiddetli bir yağmur başladı. Oyalansın diye ödül kemiği verdim, oralı olmadı. Yanıma yattı, bir süre sonra sakinleşti. 

Sabah gezmesi için yağmurun dinmesini beklediler. Tam dindi derken, bizimkiler çıkınca tekrar başladı:)) Sırılsıklam döndüler, bahtsız bedeviler....

Dün Atiye' nin son sezonunu izledim, sonra kendime kızdım niye bu eziyeti kendime yaptım diye. Çok kötüydü, resmen içim şişti. 

Dip köşe evi talan ediyorum, eski dergileri ıvır zıvırları elden geçiriyorum. Kolaj malzemesi çıkıyor bir sürü. Neye baksam bir şey görüyorum sanki:))

Anime izlemeye devam ettim, kısa kısa bana iyi geliyor. Distopyanın kralını mangacılar yazıyor, bundan emin oldum. Bu arada pek çok güzel distopya varken en iyi ütopya nedir diye düşündük. Kuzenim hiç tereddütsüz Jetgiller dedi. Haklı olabilir, kim istemez arabasının evrak çantasına dönüşmesini, ev robotlarını, galaksiler arası yolculuğu...

İlk doz aşılarımızı  olduk. İkimizde de yan etki olmadı. 

Bir buçuk yıl aradan sonra Bilge' yle stüdyoda yoga dersine katıldık. Nasıl özlemişiz. Derslerde sabit üç kişilik grubuz, her şeyimizi evden götürüyoruz. 

Neler okuduğuma gelince Sheıla Heti' nin Annelik kitabını okudum, hiç sevmedim. Başta ilgi çekiciydi ama sonra off dedirtti. 
Fabien Toulmé' nin Hakimin Yolculuğu serisinin 3. ve son kitabını okudum. Sonunda Hakim ve oğlu eşinin yanına Fransa' ya bin bir güçlükle vardılar. Mülteci kelimesi içime oturmuşken Burhan Sönmez' in Taş ve Gölge' sinde şu satırlara rastladım " Gavsono, mülteci demek. Kendi toprağından kopan, başka toprağa savrulan kişiye denir. Rüzgarın önündeki yaprak gibi..."

Taş ve Gölge' ye gelince; sanırım çok beklentiyle okumaya başladım, beklediğimi bulamadım. Kurgu çok havada kalmış gibi geldi. Parça parça, satır satır ayrı bir tad verirken, kitabın bütününde aynı tadı alamadım. 
Bu haftayı Alberto Manguel' in Kütüphanemi Toplarken kitabıyla, Colette Estin, Héléne Laporte' nin Yunan Ve Roma Mitolojisi kitaplarına ayırdım. 



5.06.2021

Cumartesi


 Acayip bir hafta oldu. Köpek sahiplerinin kabusu pispisi otları vardır, köpeklerin olmadık yerlerine kaçar.Efes sabah gezmesine gidip geldi, uzandı dinleniyor.Derken partisini yalayıp yalayıp gözüne sürmeye başladı. Yüzünü halıya sürmeye çalışıyor. Hemen fırladım, her yerine baktım, taradım. Gözüne de benim göz kuruluğu için kullandığım damladan yaptım. Bir baktım gözünün kenarında pisi pisi otu. Tüm gün gözüyle uğrşmaya devam etti. Veteriner antibiyotik içerikli bir damla verdi. Üç gün bekleyelim devam ederse bakalım dedi. Allahtan öbür güne geçti. Bir gün sonra akşam gezmesinden döndü yatıyor yine, bir uyandı hapşurmaya başladı. Nasıl hapşuruyor ama ciğerleri çıkacak sandım. Sabaha kadar uyudu uyandı hapşurdu, ben gözümü bile kırpmadım. Kesin burnuna kaçtı bu sefer diye ödüm kopa kopa sabahı ettim. Sabah baya iyiydi. Bilge' ye gözün üstünde olsun deyip ofise gittim. İşlerimi çabucak hallettim. Bilge ara ara yine hapşurdu dedi, hemen veterinere gittik. Muayne masasında iki kişi bunu tuttu, ağzını bağlayıp, ışıklı bir tüpü burnuna soktular. Efes, bir taraftan titreyip bir taraftan hırladı. Küçük bir parça çıkarttı veteriner  ama ufak bir tane kaldı dedi. Efes onca insana rağmen rahat durmadı. Sabah hapsurmasi devam ederse aç karnına getirin uyutup alalım dedi. Veterinerin uzattığı ödül mamasını alıp barıştı, eve geldik. Rahatlamış görünüyordu. Sabah götürmemize gerek kalmadı, neredeyse hiç hapsurmuyordu. boşu boşuna anestezi almasın dedik. Gezdirirken ödüm kopuyor, mayın tarlası gibi etraf pisi pisi otu dolu...Sonra insanın aklına sokak köpekleri geliyo, onlar ne yapıyorlardır böyle bir durumda diye düşünmeden edemiyorum.

Neyse gelelim kitaba, Stanislaw Lem' in Kör Talih' i sanırım okuduğum en farklı kurguya sahip polisiye oldu. Bir dizi benzer cinayeti araştıran emekli bir astronotun peşinde, sonunu tahmin etmeye çalışarak ( tahminlerimin hepsi boşa çıktı) olasılıklar ve değişkenlerin olayların ortaya çıkışındaki etkileri üzerine sayfalarca okuyup, polisiye okurlarının pek sevmeyeceği sona geldim:))
İlginç bir okumaydı. 

Bu arada hava hala çok soğuk ama belki Bilge' yle sıkı sıkı giyinip,ufak bir park gezmesine  çıkarız.
Keyifli bir hafta sonu olsun...

3.06.2021

Güzel bir gün

Her sabah balkonda ufak bir yoklama yapıyorum. Kaktüsüm sonunda açmış, hain Koca ben görmeden vakitsiz saksısını değiştirmiş, beni sinir etmişti. Yine de açmış kuzum:)
Hava acayip, hem soğudu hem yağmur var. Bilge saç baş havada kahvaltı sofrasına oturdu. Amacı belli, yatak soğumadan geri dönmek. Bizimle ofise gel, kitap almaya gidelim dememle, gözlerinin içinde kocaman bir ışık görmem bir oldu. Hepimiz hazırlandık ofise gittik. Bilge' yle önce Efes' i gezdirdik. Pek sevindi, gelene gidene gavladı. Benim işlerim bitince ikimiz çıktık. Taksiyle Tunalı' ya gittik. Üç büyük kitapçı gezdik. İlkinde Bilge kasada elinde kitaplarla beklerken orta yaşlı bir hanım Bilge' ye ne tatlısın bir sürü kitap almışsın dedi. Bilge mahçup bir sesle teşekkür etti. Çıkarken çok utandım yahu dedi:)) Bir sonraki kitapçıda ben görevliye Burhan Sönmez' in Taş ve Gölge' sini sorarken, Bilge Simülakralar ve Simülasyon kitabı  var mı dedi. Görevli şaşkın baktı, ben hemen kitabın görselini gösterdim telefon ekranından. Ama bu sosyoloji kitabı dedi, baskısı bitmişti umarım vardır deyip mağazanın diğer ucuna koşturdu, bizde peşinden. En üst rafa uzandı, bir tane kalmış dedi, pek sevindik. Bilge' nin yaşını duyunca şaşırdı. Biz kasaya doğru giderken aynı yazarın Nesneler Sistemi' nide okumalısınız dedi.Çıkarken üçümüzde maskelerimizin altında gülümsüyorduk:)

 Sonra yağmur bastırdı, ama ne yağıyor. Hiç aklımızda yokken bildik kafelerden birine zor attık kendimizi. Allah'tan kalabalık değildi. Önce oturacağımız masayı, sonra kendimizi iyice pakladık. Bilge tatlı yedi, ben kahve içtim. Yağmur dinene kadar kitap okuduk. Bir süre sonra yağmur durdu, hava şurup gibi oldu.Taksi durağına yönelmiştim, Bilge yürüyelim dedi. Sohbet ederek ofisin yakınına kadar geldik. Koca aradı, bizi yoldan aldı, eve bıraktı. Yorgun ama mutlu döndük eve. 

Akşam The Kominsky Method' un yeni sezonunu izledik.Son bölümü bugüne bıraktık. Çok sevimli, keyifli ve komik bir dizi. Hayatın sonbaharında, bedensel ve ruhsal sıkıntıları komik bir dille anlatıyor. İzleyin derim.
Sonrası bacak arkalarımda hafif bir sızı, kitap okurken uyuya kalmışım:)