26.02.2019

Salı

Dün upuzun bir yapılacaklar listem vardı. Market alışverişini hallettim ve cumaya kadar çöp dahi almamaya karar verdim. Bakalım yapabilecek miyim? Efes' in yıllık aşılarının tekrarı vardı. Dün veterinere gittik. Sakin sakin aşılarını oldu, ben ödemeyi yaparken onlarda arabaya doğru gidiyorlardı. Sokak köpekleri havlayarak buna doğru geldi. Bizim deli durur mu gav gav hepsini kovaladı. Veterinerin yorumu ilginçti hiç böyle golden görmedim, kendini savunması çok iyi dedi. Bence sadece Golden olsa yeter ama adamın karakteri böyle. Her seferinde yüreğimi ağzıma getiriyor.

Eve gelince yemek hazırlıkları, çamaşırları makineye atma, girip çıkıp Clarissa 'yı okuma derken, akşam yoga dersinin iptal olduğunu öğrenince attım kendimi mutfağa. Pazı sarması ve yayla çorbası yaptım. Ben akşam yemeği yemediğim için son anda bir tabakçık sarma kurtarabildim bugün yemek için:))

Bilge uzun uzun okuldan bahsetti, kızıp kızıp durdu. Allahtan çorbayı o karıştırdı.

Family Cooking' in ikinci sezonunu bitirdim.

Clarissa da bitti. Sonu hüzünlüydü.
Bilge Dickens' ın Büyük Umutları' nın kısaltılmışını okuyor.Onun üzerine konuştuk. Bir kez daha neden klasik kitaplar okumalıyım ? sorusuna uzun uzun cevap verdim. Kitap sonlara doğru saracak eminim. ne kadar ikna oldu bilmiyorum ama ileride bir gün bana teşekkür etmesini umuyorum. Bu arada kitabın normal versiyonunu okunacaklar listeme ekledim.

Kız kardeşle mart challangemız ı belirledik. Bu sefer onun okunacaklar listesinden üç kitap seçtik.
1- Buda' yla Kahvaltı/ Roland Merullo
2-Güneşi Uyandıralım/ Jose M. Vasconcelos
3-Delifişek/Jose M. Vasconcelos

Şubatın son okuması da Marquez'den olsun istedim.Doğu Avrupa' da Yolculuk kitabına başladım.

İki akşamdır Efes eve gelince sağ patisi havada yürümeye başladı. Bir şey mi battı, ayağı mı burkuldu  diye kafayı yerken sabah ne olduğunu çözdüm. Patisinin altında bir kesik varmış ayaklarını yıkayınca sanırım açılıyor. Tabi siyah pati de pek belli olmuyor ama sabah yine normal yürüyünce anladım. İnsanlar neden cam şişeleri sokaklara atıp bir de kırıyorlar, ne çok hayvan var  sokakta, nasıl düşüncesizlik...nasıl vicdansızlık... ne bekliyorum ki...

Yarın kar yağışı gösteriyor telefonum. Yağarsa evde kalırım, burnumu çıkartmam dışarı:))Gerçi kalan 15 km. var onu nasıl tamamlarım hiç bilmiyorum:)) Dün b ay 200 km. yi tamamlarım diye yazmıştım akşam ders iptal olunca ve ben evden çıkmayınca planlarım tepe taklak oldu. Neyse olsun canım, ne yapalım...

Gidip biraz yürüyeyim bari...

25.02.2019

Hafta Sonu

Cuma günü Eyvah Nadir oyununa bilet almıştım. Geçen sene izlemiş ve çok gülmüştüm.Bilge,  İ. ve ben Ziraat Sahnesi' ne gittik. Koray Karaca tek kişilik bu oyununda yine kırdı geçirdi. Üstelik ikinci kez izlememe rağmen. Bilge bayıldı. 
Cumartesi sabahtan piyano dersine Bilge' yi bırakıp ben alışveriş listemi tamamladım. Dost' a uğrayıp Bilge' ye iki cizgi roman aldım. Pek sevindi. Çıkışta hava çok kötüydü, doğruca eve geldik. 
Akşam üzeri Efes' i de alıp çıktık. Bilge kuaföre gitti, ben Efes' i gezdirdim. Kuaföre uğradık, baktık Bilge' nin işi daha uzun, biz eve geçtik. Bilge işi bitince geldi. Böylelikle Bilge ilk kez kendi başına kuaföre gitmiş oldu:))
Bu arada perşembe akşamı benimle yoga dersine geldi. Hocayla yogaya başlamak için küçük mü diye konuşuyorduk. Hiç sıkılmadan bize eşlik etti. O gün de gurubun enerjisi süperdi. Bayıldı, hocada gelmesini uygun gördü. Çocukken aldığı bale derslerinin faydasını gördük, pek çok hareketi zorlanmadan yaptı. Duruş bozukluğu başlamıştı, sürekli boyun ağrısı çekiyordu. Malum sürekli resim yapıyor ve en çokta telefonla uğraşınca omuzları önde, sırtı yuvarlanmış hali beni endişelendiriyordu.Pazartesileri Koca' yla, perşembeleri Bilge' yle yogaya devam edeceğim:))

Maskeler Şehri' ni ben yine dayanamayıp bitirdim ama Bilge' ye çaktırmıyorum. Clarissa' da bitmek üzere. Şubat okuma listemi tamamladım.Sanırım artı iki kitapla bitireceğim. Yürüyüş listemi de tamamlamak üzereyim (200 km.) Şubat güdük ay filan diye söylendim ama iyi geçti.

Film listem yalan oldu, izleyemedim ve izleyemeyeceğim. Hiç içimden gelmiyor.

Keyifli bir hafta olsun....

21.02.2019

Dolunay


Gerçi geçti ama ben yazmadan geçemeyeceğim. Son zamanlarda hep böyle diyaloglar içinde buluyorum kendimi. Dolunaydandır canım, dolunay...

Pazartesi akşam yoga dersine gidiyoruz. Koca saatlerdir başım ağrıyor diye sızlanıyor. Ben de gizli gizli içtiği sigaralara ve tüm ısrarlarıma rağmen içmediği suya bağlıyorum bu durumu.
Pazar günü sabahtan olan ders pazartesi akşama kaydırılınca kimse aynı enerjiyle gelmiyor derse. Ben çok takılmıyorum, perşembe dersim de akşam olduğu için çoktan alıştım.
"Off başım çok ağrıyor" "dolunaydandır kesin", başka birisi "aaa dolunay mı var, demek ondan böyle nemrutum" diğeri "kesin dolunaydandır"...
En son savasanadan çıkıp, dersi bitirdiğimizde herkesler matlarının üzerine devriliyor ağızlarında dolunaydan hep enerjimiz çok düşük falan da filan da.

Ben gülümseyerek izliyor ve dinliyorum. Gerçeklik payı nedir bilmiyorum ama Dolunay deyince önce kurt adamlar sonrada Can Baba' nın şiiri geliyor aklıma;


Ay! Ay! Ay!

Şu gökteki ay var ya
Şu boktan, şu yarım ay
Bakarsan bakarsan bakarsan
Bi tek sözüme bakıyor benim
dolunay olmak için....



20.02.2019

Salı

Dün sabah Temiz Aile Çocuğu/M.Caner Alper/Hep Kitap bitirdim. Oldukça ilginç ve güzel bir okumaydı. Yönetmen ve senarist yazarın kendi anılarından derlediği kitap, özellikle gay oluşu ve bunun yaşamını nasıl etkilediği üzerine. Çoğu yerde okurken  içimi sızlattı, düşündürdü, çokça düşündürdü. Hayat ne kadar zor dedim, bir kez daha...





Bilge filmin vizyona gireceğini duyduğundan beri gidelim diye tutturmuştu. Dün öğleden sonra ofisten çıktım, hava da güzeldi Bilge' nin okuluna kadar yaklaşık beş kilometre yürüdüm. Hızlı yürümüşüm vaktim kalınca okul bahçesinde oturup biraz çizdim. Bu aralar perspektifi anlamaya çalışıyorum. En iyi yol etrafa bakarak çizmek. Zil çaldı Bilge yanıma geldi. Okulun karşısındaki ufak kafede yemek yedik. Korkunç ağır çantasını yüklenip, sinemaya gittik. Hafta içi olmasına rağmen oldukça kalabalık bir salonda filmi izledik. 3D seyretmek beni mahvediyor. Film oldukça teknolojik, aksiyonlu bir filmdi. Hatta arada başrol oyuncusu neye benziyor diye google sordum. Sıkılmadım ama başım ağrımasa iyiydi. Çıkışta eve dönerken midem bulanacak sandım. Eve gelip kendimi yatağıma zor attım. Uyuyana kadar geçmedi tabi. Neyse sabah güzel uyandım. Bilge' yi yataktan kazıdım. Kahvaltısını ağzına tıkayıp çantasına küçük sandviçler tıkıştırdım. Dün Mine Söğüt' ün Gergedan kitabına başlamıştım içim şişe şişe onu okudum.Güzel yazıyor ama çok iç karartıcı. Bilge fuardan üç kitaplık bir seri almış. Birlikte okuyoruz. Stravaganza serisinin ilk kitabı Maskeler Şehri/ Mary Hoffman  başladık. Her gün yirmi sayfa kadar okuyup konuşuyoruz. Tudem ' den basmış kitapları , sayfa sayısı da hacimli olunca Bilge' ye ancak böyle okutabilirim diye düşündüm:))







18.02.2019

Hafta Sonu

Keyifli bir hafta sonu geçti. Cumartesi biraz fazla uyuyunca koştur koştur son anda piyano dersine yetiştik. Elimdeki iki kitapta bitmek üzereydi. Pazar öğleden sonra da bitti. İkisi de öykü kitabıydı.
İlki Ben Sabaha Kadar Uyanığım/Cafer Modarres Sadeghi/ Metis İranlı yazarın okuduğum ilk kitabıydı. İki öyküsünün olduğu bu kitap garip hissettirdi. Ne iyi ne kötü garip bir hissiyattı.


İkinci kitap Şarap Rengi Deniz/Leonardo Sciascia/ YKY bu kitabı da Leylakdalı' m vermişti. İçinde güzel öyküler var, hepsi aynı tadı bırakmıyor ama yine de güzel öyküler...


Ders bitince Bilge' yle vurduk kendimizi yollara. Önce YKY' ye uğradık. Mine Söğüt' ün Gergedan kitabını aldım. Biraz sohbet edip Dost Kitabevi' ne geçtik. Bilge kendine iki çizgi roman aldı, devamlarını telefondaki sepetimize attık. Malum raf fiyatlarıyla, internet fiyatları çok fark ediyor. Oradan kırtasiyeye geçtik. Bilge tüm mal varlığını, son demde benden kırptıklarıyla birleştirip, üç tane marker aldı. Tiyatro binasına kadar uzun ama keyifli bir yürüyüş  yaptık. Baktık oyunun başlamasına iki saat var, yandaki kafeye yerleştik. Bilge yemek yedi, ben kahve içtim, dayanamayıp birlikte fırında sütlaç yedik:)) Kitap okuduk, konuştuk, konuştuk...Matine saati yaklaşınca kalktık. Tiyatro binasından girerken güvenlik çantamda çakı olduğunu söyledi, ben şaşkın benim çantamda mı derken aklıma geldi, kalem kutumda kalemleri açmak için kullandığım ufak bir çakı vardı. Görevlilerden biri baya güldü maket bıçağıyla elimi defalarca kestim bununla kalemleri açmak daha kolay oluyor dedim ama o an fark ettim sahiden de çakı olduğunu ve ona  hiç o gözle bakmadığımı:)) Neyse emanet fişi verip aldılar, oyun güzeldi. Tahtsız Kraliçe ' yi ironik, yer yer komik , çok bildik, çok tanıdık duyguları, tempoyu düşürmeden sergiledi oyuncular. Çıkışta hiç oyalanmadan eve döndük. Efes Koca'yla birlikte ofisteydi. Akşam onlar gelip, yemek faslından sonra, sinemada izlemeyi düşündüğümüz Organize İşler filminin Netflix' te yayınlanmaya başladığını gördük. Bizimkiler pek sevdi, ben hiç beğenmedim. Sonuna doğru uyumuşum, sabah erken kalkıp geri kalanını izledim. Yalnız Kıvanç Tatlıtuğ' a bayıldım. Nasıl güzel  bir oyuncu oldu.
Pazar günü zoraki bir market alışverişi dışında dışarı çıkmadım. Kitap okudum, biraz resim yaptım, Bilge suluboya yaptı, onunla oyalandım. Bir kaç bölüm dizi izledim.Kurabiye yaptım, güya Bilge okula götürecekti, Koca'yla yutmuşlar:)) Sandviçe talim edecek bugün:)) Kemik suyu kaynattım, çorba yaptım, yeşillikleri ayıklayıp yerleştirdim. Akşam pijamalarımı giyip, tv karşısına yayıldım. Akşam gezmesinden dönen Efes, ayakları yıkandıktan sonra kurulatmadan yanıma atlayıp yattı. Oh sıcacık derken totomdaki ıslaklığı fark ettim. Ayakları ıslak olunca benim pijamayı da ıslatmış. Kalktım, değiştirdim. M. Caner Alper' in Temiz Aile Çocuğu na başladım, elimden bırakamadım, gözlerim acımaya başlayınca kapatıp uyudum.

Keyifli bir hafta olsun...

15.02.2019

Bu Hafta

 Cumaları genelde yaşasın cuma yazıları yazardım.Bugün evden dışarı henüz çıkmadım.Bilge' de okulla kitap fuarına gitti.Vakit telefonda bolca gıybetle ve siftinmekle geçiyor. İki güzel kitap okudum bu hafta.Onlardan bahsedeyim istiyorum.

Kaybolan/ Hans-Ulrich Treichel/Ayrıntı Yayınları Bu kitabı Leylakdalı' m vermişti.Çok beğenerek okudum. Çevirisini Tanıl Bora yapmış ve gerçekten çoç iyi bir çeviri, her  satırda bunu hissediyorsunuz. Dil çok sade, konu çok çarpıcı. Polonyalı bir aile savaş sırasında Ruslardan kaçarken ilk çocuklarını kaybederler.Almanya' ya yerleşip yeni bir hayat kurarlar ve bir çocukları daha olur.Geçmişi, kayıp ağabeyi bulma girişimlerini, yaralı anneyi, sert babayı bu çocuk anlatıyor kitap boyunca. Çok beğendim.

Otopsim/ Jean-Louis Fournier /YKY Yayınları Yazarın tüm külliyatını, külliyatını oluşturan ailesini okuduktan sonra yeni kitabının çıktığını duyduğumda aklımda kimi yazdı ki acaba diye bir soru oluştu.Geriye kim kalmıştı.Aklıma hiç yaşarken kendi otopsisini yazacağı gelmemişti.Çok akıllıca,duygusal ve bilmediğimiz pek bir şey olmamasına rağmen güzeldi. Hüzünlendirdi, güldürdü ...Sevdim.
Yarın için tiyatro bileti aldım.Piyano dersinden sonra Bilge' yle gitmeyi planlıyoruz. Pazar günü de büyük bir ihtimalle sinemaya gideriz, bakalım...
Keyifli bir hafta sonu olsun...

13.02.2019

Annem ve Korsan

Annem bu aralar Korsan' a tuvalet eğitimi vermeye çalışıyor. Tabi pek çok insan gibi köpeğine ölüp biten ama aşırı tembel kardeşime kızarak gezmeye çıkartıyor. Bu gezmeleri kendisi de seviyor ama aşırı sevimli yelken kulağı herkes durdurup seviyor, fotoğraf bile çektiren oluyor diyor:))

Korsan çok hareketli bir köpek olduğu için annem rahat gezdirsin diye sabit 1,5 metrelik tasma almıştım. Onunla rahat gezemiyor diye makaralı ve daha uzun tasmayla gezdiriyor, sabah telefonda sağlam değil mi bu tasma, çok koşturuyor bu sıpa, kopmaz değil mi  diyordu:))

Çoğu zaman birlikte uyuyorlar, gerçi Korsan horluyormuş ama yine de şikayet etmiyor.

Bundan çok değil bir sene önce bu satırları yazacağım aklımdan bile geçmezdi. Annem köpeklerden falan korkmazdı ama sahiplenme denilince kıyamet kopardı. İstemem de istemem derdi. Bize şaşkın bakardı ne kadar zahmetli, ben hayatta yapamam derdi.

İkisini böyle görmek beni acayip mutlu ediyor. Korsan yavru bir köpek ve şefkat istiyor. Annem örgüsünü yaparken gelip yanına kıvrılıyor. Arada şişini çekiyor ya da ipini dolaştırıyor ve annem hiç ses etmiyor:)) Çoğu zaman Korsan uyurken annem uyanacak diye yerinden kıpırdamıyor, kıyamıyor...Birbirlerine çok iyi geldiler...

Bir de yeri gelmişken bahsetmeden edemeyeceğim. Her şeyde olduğu gibi bazı hayvan severler o kadar abartıyorlar ki neredeyse sevmek zorundasın, yardım etmek zorundasın diye bas bas bağırıyorlar. Bence tüm insanlar tüm canlılara zarar vermemekle yükümlü. Sevmeyebilir, korkabilir hatta tiksinmesi bile çok normal ve kabullenilebilir geliyor. Ama zarar vermek, yardım edenlere engel olmak, mama ve su kaplarını atmak gibi zalimce davranışların hiç bahanesi yok.
Sevmek hatta çok sevmek hatta benden daha çok sevmek zorundasın gibi davranışlar sahiden itici. Yapılmaya çalışılan iyiliği de gölgeliyor.

Yardım etmek mevzusuna gelince kimse kimsenin vicdanına ve bütçesine karışamaz. Tabi ki ben de çok isterim her evin kapısının önünde bir yudum su, birazcık yemek olsun ama yapmıyorlar diye kimseye hakaret etmem, doğru bir davranış değil.

Bu konu uzar gider, bir de saldırgan veganlar konusu var ama mevzuya hiç girmeyeyim:))



Fotoğraf en sevdiklerimden, bakmalara doyamıyorum...Son gidişimizde çekmiştim.

12.02.2019

Gururluyum

Paylaştığım resimler Bilge' nin son yaptığı resimler. Her geçen gün gelişiyor, güzelleşiyor. Çok iyi bir gözü var. Resim üzerine uzun sohbetler yapıyoruz, ona elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum. Ben şu ara karakalem ve suluboya çalışıyorum. Birbirimizden çok farklı teknikler kullanıyoruz.Ben marker tekniğini hiç bilmiyorum. Özellikle malzeme konusunda ona yol gösteriyorum.


Bu resimleri marker kalemlerle yapıyor ve çok iyi bir marka marker kullanıyor. Ve pahalı markerlar. Evde ödüller hep marker üzerinden dönüyor. Hafta sonuna doğru biriktirdiği harçlıklarının üzerine babası ve bende ekleme yapıp, kırtasiyenin yolunu tutuyoruz.
Tüm resimlerini ayrıca dijital ortama da aktarıyor, ekranlı bir çizim tableti istiyor. Evet oda pahalı...
yaza kadar bir yol düşüneceğiz.

Resimle ilgili ciddi anlamda bir kursa gitmedi. Özellikle güzel çizmeye başladığı zamandan itibaren kurslardan uzak tuttum. Bir arkadaşımız özellikle uyarmıştı, boyama kitaplarından uzak tut diye. Kurslara vereceğim parayı iyi malzemeye verdim. En sevdiğimiz mekanlar sanat malzemesi satan kırtasiyeler.
Yaptığı resimleri instagramda, youtube'ta paylaşıyor ve oradan gelen beğeni mesajlarına bayılıyor.

Dün akşam yogadan geldik, en üstteki resmi gösterdi, bak yeni yaptım dedi. Resme bakınca inanın içim titredi. Gururluyum dedim ya başlıkta, öyle yani...

11.02.2019

Hafta Sonu

Cuma günü evden çıkmadım, amacım kitabımı bitirmekti ve cumartesi sabah anca bitti. Usta ve Margarita' yı kız kardeşle bu ay okuyalım demiştik. İtiraf edeyim fantastik edebiyatı sevmeme rağmen zor bir okumaydı. Ama çok ilginç, çok inanılmazdı.

Pazar günü yine bir köpek misafir ettik. Erkek bir  cocker Tarçın. Nasıl sakin anlatamam. Efes' in parktan arkadaşı. Evde kalabalık bir gün varmış, sanırım güne katılan ablalar korkuyorlar ya da eminim abartıyorlardır. Rica ettiler sabah getirdi Koca, akşama kadar bizdeydi. Pek güzel, pek tatlıydı. Giderken yine gel dedik:))

How I Met Your Mother Netflix' te gösterilmeye başlamış, yıllar evvel üç sezon izlemiştim, hafta sonu iki sezonunu izledik, çok eğlendik. Bir ara Bilge' yle bir Avm' ye gittik, Bilge Cumartesi günü bir çizgi roman almıştı. Another çizimlerine bayıldı ve aynı gün bitirdi. İkinci kitabı alalım diye gittik ve yan yana iki avm' de bulunan tek kitapçıda bulamadık. Bilge sinir oldu. Yemek yerken ben internetten sipariş ettim üstelikte çok ciddi bir indirimle. Sonra tıklım tıklım kaveci de nefis bir yer bulduk. O çizim yapıp sıcak çikolatasını yudumladı ben de kahvemi içim Freud' un Seçme Yazıları nın son bölümünü okuyup bitirdim. Aslında çok önce almışım bu kitabı. özellikle Dostoyevsi ve Baba Katili yazısı çok ilginçti,  geçen ay Zweig' den de okuyunca özellikle Karamazov Kardeşler i okumam şart oldu.

Keyifli bir hafta olsun....


4.02.2019

Canım Pazartesi

Perşembe akşamı Efes' in arkadaşı bize geldi. Adı Single, bir yaşında bir Jack Rusell. Kıpır kıpır, uyurken o kadar az gördüm ki, üstelik sese karşı aşırı duyarlı. Gav gavlı bir hafta sonu oldu:)) Gerçi eğlendik de hakkını yememek lazım. İki farklı tür köpeği birlikte izlemek çok acayip bir şey.
Perşembe gündüz Bilge' yle Ejderhanı Nasıl Eğitirsin 3 filmine gittik. Pek güzel, pek duygusaldı.
Cumartesi sabahtan piyano dersine gidip, çıkışta klasik kırtasiye ziyaretimizi de yerine getirip eve döndük. Pazar akşamı Single' ı  aldılar, market alışverişini bile sanal marketten yaptım.

Ocak ayını elimdeki yarım kitapları da (Heredotos' un Tarih kitabı hariç)tamamlayarak on iki kitapla bitirdim. Şubat malum güdük ay, bu aya ne kadar okuma sığdırabilirim bakalım. Ufak çaplı bir liste yaptım. On kitap sığacak gibi görünüyor. Bu arada Dino Buzzati 'nin Dağların Adamı Barnabo sunu okudum. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Tatar Çölü en meşhur kitabı ama bu kitap ilk kitabı olduğu için bununla başlamak istedim. Aşırı sade bir dil ve aşırı sade bir kurgu okudum. Pek bir şey ifade etmedi,şimdilik Buzzati okumayı düşünmüyorum, belki bir ara Tatar Çölü' nü okurum...

Kız kardeşle bu ay Bulgakov' un Usta ve Margarita sını okuyacağız. Kitap beş yüz sayfa kadar olunca başka kitap okumayalım dedik ama Jean Louis Founier' in yeni kitabı Otopsim de belki araya sıkışır:))

Hafta sonu bol bol listeler yapıp ufak hedefler belirledim. Kitap listesi, film listesi , yemek listesi, alınacaklar listesi, ödeme listesi....

Pazar günkü yoga derslerimiz pazartesi akşama alındı, böyle olunca ben de ikinci günümü salıdan perşembeye kaydırdım. Bu arada tam 152 gündür günlük sekiz bin adımın  altına düşmedim, gururluyum. Listemden The Favourite izledim, hiç uzatmayayım sevmedim.

Keyifli bir hafta olsun...