31.05.2020

Gözünü sevdiğim pazar:))

Neden gözünü severim bu pazarın derseniz, yarın pazartesi de ondan derim. Uzun zamandır ilk kez zihnim karışmayacak.
Ayrıca ev iki artı bir olduğu ve balkon dahil her yer elden geçtiği için bugün bir sükunete kavuşurum diye umuyorum.

Sabah erken uyanmıştım kitap okurken tekrar uyumuşum. İlk kez bu kadar geç kalktım ( dokuza doğru) bizimkiler kahvaltı yapmışlar, pek sevindim.

Mayısın son okuması Tokyo' nun Son Çocukları olsun dedim. Akşama biter, ince bir kitap.

Son Av dün bitti. Grange' ın tüm kitaplarını okudum. Bu kitap için çok eleştiriler vardı. Çok kötüye hazırlanmışım galiba, hiç öyle gelmedi. Hem özlemişim Grange okumayı, hem de önceki kitaplardaki aşırı kanlı revanlı sahnelerin olmayışı bana iyi geldi...

Aidiyet filmini izledim. Farklı bir kurgu, ne bileyim bir garip geldi, sevmedim galiba...
True Dedective izlemeye başlamıştım, ilk bölümün başlarında uyumuşum...

Hava bugün daha sıcak, en azından pırıldayan bir güneş var. Yeni bir resime başlamalı.
Çamaşırları da attım makineye, fırıl fırıl dönüyorlar.

Bilge' nin kitaplığını toparlayacağız, yer açmak lazım...

Kaçtım ben, iyi bakın kendinize...

30.05.2020

Balon

Hani balonu şişirirsin, şişirirsin patlayacak mı biraz daha şişireyim dersin...balon iyice gerilir, patlamadı hadi bir nefes daha...

İşte o balon gibi hissediyorum...

Koca Bilge' nın odasına el attı bugün de...
Duvarlara sabitlediği dolapların,kitaplıkların yerini değiştirecekmiş, neden? Canı öyle istiyormuş... Tamam yapsın, karışma adama...olmuyor o kadar yavaş ki ve söyleniyor, hiç fikir sormuyor ve her işi yarım bırakıyor...durduk yere iş çıkartıyor.

Takılma diyorum kendime, zaten ortalığın hali belli...zihnim, ruhum, tüm dengem  alt üst vaziyette, bir de bunlar fazla geliyor.


27.05.2020

Özgür Çarşamba

Son dört günün ucundan biri tutup uzattı da uzattı sanki...

Koca son gün balkondaki dolaptan, hoş duvar rafları yaptı. Yapabildiğine o da, biz de şaşırdık. Balkon bir kez daha elden geçti, iki poşet çöp çıktı. İyi oldu, ferahladık...
Çiçekleri raflara yerleştirdik, güzel oldu.

Bugün Bilge' nın dışarı çıkma günü. İşlerimizi halledip, markete uğradık. Eve geldik, çok yorulmuşuz. Aldıklarımızı yerleştirip, yemek yapmam lazım.

Bilge takside şunu da yapalım, bunu da yapalım diyordu, Allah' tan onun da hali kalmadı:))

Çıkmadan evi süpürme ve çamaşır işini hallettiğim için, şu an çok mutluyum:))




26.05.2020

Yoga Salısı

Evet tarih yazmayı bıraktım, bakınca sinir bozucu gelmeye başladı. Dünkü yatak odası şekli değiştirme girişimi kısmen başarılıydı. Dolapların içini elden geçirdim, lakin yatağın yerini yadırgadım. Uyudum uyandım başka bir yerdeymişim hissiyle...

Sabah daha geç kalktım, biraz ağırdan aldım kahvaltı faslını. Bizimkiler tatlı istedi,sütlaç yaptım ama sanki kıvamı tutturamadım..

Yemek işini Koca' ya havale ettim.

Yoga zamanı geldi.Cumartesi yin yoga dersinden sonra, vücudum yoga yap diye bağırıyor. İki gün çok uzunmuş gibi ...

Derse hırkayla başlayıp,askılı tişört ve sırılsıklam bitirdim. Son dinlenme duruşu şavasana da Efes gelip matımın yanına yatıyor. Yedi sekiz dakika bırakıyoruz kendimizi, bazen içim geçiyor uyuya kalıyorum:))

Üvey Kardeş' in son yüz sayfası kaldı, bitsin istemiyorum.

25.05.2020

Bayram Pazartesisi

Bu fotoğrafı biraz evvel çektim. Tüm gün böyle kalasım var. Üvey Kardeş bitmek üzere. İlk kez bu kitabı okurken başka bir kitap okumadım. Tamamen bu kitaba yoğunlaşmak istedim. Uzun zamandır okuduğum en iyi kitaplardan . Bir kez daha çok yaşa Leylakdalı' m diyorum:))

Dün zamanın çoğu telefonda geçti, keyifliydi, biraz buruktu...

Öğleye doğru burnum tıkandı ve başım ağrımaya başladı. Tüm gün ne yaptıysam geçmedi...Gözlerimde sulanıp durduğu için okuyamadım da...

Ne zamandır öylece yatıp kalmıştım hatırlamıyorum, çok rahatsız ediciydi...

Sabaha kadar deliksiz uyumuşum, uyandığımda başımın ağrısı geçmişti. Çok sevindim, mutlu mesut mutfağa geçtim. Yığılmış bulaşıklara rağmen hiç kızmadım. Kirlileri makineye yerleştirip kahvaltı hazırladım. Keyifli bir kahvaltı yaptık. Bilge bize filtre kahve demledi. Ben köşeme çekildim. Koca yatak odasının şeklini değiştireceğini söyledi, bana bulaşmayın dedi. Peki dedik, ne diyelim...neydi ?meşguliyet terapisi:))
Bir de ilahi soru var: bugün günlerden neydi?

24.05.2020

İyi Bayramlar



Hep bayramlar çocukken güzeldi, derdim.Babamı kaybettikten sonra hiç anlamı kalmadı, bırak bayram sevincini bayram burukluğu yaşıyorum da derdim.Ne kadar büyük laflarmış, eve kapandığımız bu bayram yüzüme yüzüme vuruyor bana bunları. Sevmediğin insanları bile özlemek garip bir duygu. Yapış yapış sarılmak, tokalaşmak, el öpmek..Sevdiklerini görmek için telefon ekranının yetmemesi, sığamamak...

Bayram coşkusu yerini bayram burukluğuna bıraksa da yine de iyi bayramlar dilemek istedim. Bugünleri de aramamak, en büyük dileğim. İyi bakın kendinize...

23.05.2020

22 Mayıs

Sabah uyanıp sağımı solumu biraz esnetiyorum. Ellerim kıştakinden daha iyi, hafif bir uyşukluk var o da bir kaç hareketle çabucak geçiyor. Geniz akıntım var ama burnum açık diye seviniyorum. Bol bol su içmeli. Bu sene alerji mevsiminde en çok gözlerim fena. Kaşınıyor, yanıyor, sulanıyor...Göz damlası bile pek işe yaramıyor...

Kahvaltıdan sonra çabucak evi süpürüyorum. Yağmur dualarım kabul olacak gibi. Hava kapalı. Matımı serip zoomda yoga dersine giriyorum. Sabah on birde ders olsun diye ısrar eden arkadaş bir aydır derslere katılmıyor. On bir  çok zor ve günü bölen bir saat. Önce bunu konuşuyoruz. Saati değiştirelim diyoruz. Ders başlıyor, zor ama keyifli.Dersten sonra hemen üzerimi değiştirip Bilge' yle dışarı çıkıyoruz. Maskelerimiz, güneş gözlükleri miz, çantalarımızda şemsiyelerimiz ve ince birer hırka...
Biraz uzak büyük bir markete gidelim diyoruz. Taksiyle gidip, yokuş aşağı yürüyerek döneriz . Taksici mesafenin kısa olmasına bozuluyor sanırım, deli gibi kullanıyor arabayı. Taksimetrede yazan rakamdan fazlasını veriyorum.Ama rahatsız edici yolculuk, sinirlerimi bozuyor Durağı arasam mı diyorum, Bilge boşver diyor, ne gerek var, keyifimizi kaçırmayalım. Hava o kadar soğumuş ki, markete girerken, hırkaları giyiyoruz. Market kalabalık... Alış verişimizi tamamlayıp dışarı çıkıyoruz. Yer gök birbirine girmiş. Yağmur yağıyor ve ters bir rüzgar esiyior. Etrafta taksi falan bulmak imkansız. Güç bela şemsiyelerimizi açıyoruz.Eve kadar koşturmaya başlıyoruz.
Bir taraftan da gülüyoruz al sana yağmur diye...Şemsiyelerin defalarca ters dönmesine rağmen kırlılmaması şaşırtıcı.Güneş gözlüklerimiz ıslanıyor, maskelerimiz ayakta...
Eve geldiğimizde, gök gürültüsünden tırsmış bir Efes karşılıyor bizi. Hemen duşa giriyorum ancak böyle ısınıyorum.
Bilge salona geçmiş, battaniyenin altında abur cubur yiyip, dizi izliyor.
Etrafa bakıyorum, dünyanın en nankör işinin ev işleri olduğunu bir kez daha acı içinde kabulleniyorum...
Mesela resim yapmak için de nankör derler, azıcık ara ver hemen elin bozulur, ta başa dönersin...
Okuduğun kitabı unutursun, çok beğendiğin romanda ki kahramanın adını...
En sevdiğin, günlerce diline dolanan şarkının nakaratı dışında ki sözleri bir süre sonra bir birine karışır, şaşarsın...

Evet en gücüme giden ev işlerinin bu büyük nankörlüğünü düşünerek, aldıklarımı yerleştirdim, ortalığı toparladım, yemek yaptım, bulaşık makinesini boşalttım, son anda çamaşırları hatırlayıp, onları serdim...

Tam uzandım, Koca işlerinin uzadığını haber verdi. Efes' i çıkarttım, sokakta dolanıp geliriz diye çok sıkı giyinmemiştim. Çekiştire çekiştire parka gittik. Eve dönerken elim ayağım buz tutmuştu...

Erkenden yattım, uyumuş kalmışım...

22.05.2020

21 Mayıs

 i
Aslında ofise gitsem iyi olurdu ama canım hiç istemedi. Dip köşe evi temizledim, Bilge' de kendi odasını toparladı. En son buharla banyoyu, kapıları, sağı solu da temizledikten sonra oturdum. Bu aralar kafamı toparlamakta zorlanıyorum. Bir şey yaparken yapacağım başka bir şey aklıma geliyor.Zihnim o tarafa kayıyor, bu sefer elimdeki işe odaklanmakta zorlanıyorum. Bir süre listeleri ortadan kaldırmam gerek.
Olduğu kadar, olabildiği kadar demeli...

Yağmur yağacak diye çok umutlanmıştım. Akşam üzeri hava biraz kapattı, üç beş dakika serpiştirip geçti...Belki bugün yağar...

Üst komşum küçük bir tartışmanın ardından bir şeyler çırpmayı bıraktı. Tartışma dedim ama biz de o da sınırları zorlamadık. Özür diledi, neredeyse iki aydır silkelemiyor. Dün kapımı çaldı, halı yıkıyordum gider damlatmaya başladı sizin camlara, çok özür dilerim dedi. Sorun değil camlar kirli, zaten yağmur yağacakmış dedim. Gülümseyerek gitti...

Bugün yağsa keşke ...

21.05.2020

20 Mayıs

Bilge için özgürlük zamanı olan çarşamba, önce market, sonra kitap alma günüydü.

Ofise gittik, ben işlerimi toparladım. Bilge' yle marketten alınacakları hallettik. Ufak tefek eksikler kaldı. Öğleye doğru Kızılay' a geçtik. Dost' a uğradık. Bilge istediği kitabı buldu, bir kaç kitap daha aldı. Ben de indirim reyonundan Daniel Pennac' ın Silahlı Peri'siyle, Jonathan D.Spence' in Wang Hatunun Ölümü kitaplarını aldım.

Yeni çıkanlara baktım, dergileri karıştırdım.
Kolej' e kadar yürüdük. Orada yine bir markete uğradık, iki saksı fesleğen daha aldık. Havayla maskenin iş birliği sonucu bayılma kıvamında ofise döndük. İki aydan uzun süredir dışarıdan yemek yememiştik. Bizimkiler pizza söyledi, psikolojik olarak mıdır bilemedim bir dilim pizza beni nasıl rahatsız etti anlatamam.

En son manavı da ziyaret edip, eve döndük. Alınanları yerleştir, yemek hazırlıkları, kapı pencere açık olduğu için ortalıkta fink atan tozları ıslah etme derken akşam oldu. Aklım da bu arada Üvey Kardeş' te. Ara ara olsa da yine iyi okudum. Koca Efes' i bahçeye götürmüştü. Ben parka geçtim, köpüşlerin tasmalarına lavanta yağı damlattık. Biraz da göz damlası götürmüştüm. Waffel' la Elsa' nın gözleri akıyor, onları sildim.  Tabi lavanta yağının ağır kokusu ve ortalığın poleni beni baya bir hapşurttu. Bizimkiler dönüşte yanıma uğradılar. Efes biraz da parkta gezdi. Eve dönünce ilaç alıp yattım.
Anihistamiğin dayanılmaz kafa yapıcılığıyla sabaha kadar uyumuşum...

20.05.2020

19 Mayıs

Erkenden uyanıp, uzun uzun kitap okudum. Kahvaltıyı biraz geç yaptık. Ben ortalığı toparlarken, Bilge' yle Koca test çözdüler...Şu sınav bitse gitse artık...

Ekmek yoğurdum, ben yoga dersindeyken mayalandı. Bedenen yorulmanın insanın enerjisini arttırması çok tezat olsa da, çok keyifli...

Kuzenimle konuştum, Bilge' nin Japonca merakını bildiği için bir YouTube kanalı önerdi. Koca' yla çok beğendiler ve ellerinde not defterleri baya oyalandılar. Ben de ekmekleri pişirdim, kitap okumaya devam ettim. Yarın için uzun bir market alış verişi var. Bilge' nin de sokağa çıkma günü, birlikte gidelim dedi. Eksik gelen manga serisinin bir kitabı için de Dost' a gideceğiz...

Akşam üstü, balkonda resim yaptım. Komşularla uzun uzun İzmir Marşı' nı söyledik.

Bu ara köpek sahiplerinin en büyük derdi, her gezme sonrası köpeklerin üzerinde kene bulmamız. Dış parazitlerini çok düzenli yapmamıza rağmen, geliyor. Hoş köpeğe tutunamıyor ama bize gelir diye ödümüz kopuyor. Geçen seneler de çok iyi ilaçlama yapılıyordu, böyle bir sorunla karşılaşmamıştık. Arkadaşlar belediyeye dilekçe yolladılar, ben üşendim:))
Tasmasına lavanta kolonyası ya da yağı damlatınca yaklaşmıyormuş dedi bir arkadaş. Akşam Efes' in iki koşumunu da yağladım, yarın lavanta yağını parka da götüreyim, diğer çocukların tasmalarına da damlatayım. Lavanta kokulu köpeklerimiz olacak...
7 Yüz' ü bitirdim. Son bölümlerde biraz sıkıldım. Sonrası erkenden uyku...

19.05.2020

18 Mayıs

Bu seferki sokağa çıkma yasağı upuzun geldi bana... Havaların birden aşırı ısınması, Koca' nın evde kıpır kıpır dolanıp, eşyaların yerini değiştirmeye çalışması, bunu yaparken sakarlığının zirve yapması ve bir sürü süs eşyamı arka arkaya kazara kırması olabilir mi? Yüz de bin, eminim...

O kadar sıkıldım ki, Bilge' nın yoga desine katıldım, biraz enerjim artsın diye...iyi de geldi.

Kitap okumaya devam ediyorum.
The Big Flower Fight izledik tüm gün, pek güzeldi.

Akşam elektrikler kesildi, mumları yakıp, balkonda oturduk...

Uyumadan önce bir gün kaldı diye geçirdim içimden...

18.05.2020

17 Mayıs

Bazen olmadık bir şey fark edersin. Ayak tabanında garip bir ağrı, saç derinde kabuklanma ya da olmadık yerinde sivilce falan filan gibi. Hemen klavyenin başına geçip arama motorunu açar ve durursun. Bunu nasıl yazmalı, doğru sormak önemli, zira bambaşka yerlerde bulabilirsin kendini.  Seçeneklerin arasında anahtar kelime kullanmak, usturuplu sormak ya da aklına ilk gelen şekliyle sormak ki en çok bu işe yarar vardır. Filtrelemek önemli, hem kafa karıştırmamak hem de zaman kaybetmemek gerekir. Son seçenekteki aklından ilk geçtiği gibi yazarken arama motorunda başka insanlarında bu şekilde aradığını görmek muazzam bir histir. Yalnız değilim, başka insanlarında böyle dertleri var, bir başıma gelmemiş hissi ekrandan ruhunuza doğru yayılır. Sonrası tabi ki bir sürü yanlış yönlendirilme, kendine olmadık tanılar koyma,  abartılı kaygılar denizine yelken açma şekline dönüşür çoğunlukla. O kısma hiç girmeyelim. Yalnız değilim rahatlaması kısmına geri dönelim...Sanırım insanın doğasında en büyük temellerden birisi sosyal bir varlık olması, ait olma duygusuna odaklanması...Bu kötü demiyorum, bunlar insana güven veren duygular. Güvende hissetmek kadar güzel bir duygu var mı? Yaşamımız boyunca içine doğduğumuz bu güvenli topraklar ( aileyle başlıyor) yavaş yavaş şekilleniyor. Çocuklukta, ergenlikte, ilk gençlikte uçsuz bucaksız hatta sınırsız olan bu topraklar,otuzlu yaşlara doğru daralmaya başlıyor. Bu daralma bazen zorla oluyor, yaşadıklarımız, hayatımızdaki insanlar, olanaklar, tramvalar sizi iyice sınırlandırıyor. Bazense bu sınırları bile isteye kendiniz belirliyorsunuz. Tıpkı arama motoruna yazdığınız kelimeler gibi filtreleyerek sınırlarınızı belirliyorsunuz. Bu seçimi yapanların sınırları daha keskin, kolay kolay gevşemiyor. İlk bahsettiğim seçimin sınırları daha gevşek,  sınırları zorlamak, kaçak göçek olasılığı daha yüksek. Kim daha mutlu sorusu çok kocaman ve göreceli bir soru, cevabı değişir. Mutluluk dediğin de böyle bir şey değil sanki...

Birkaç gündür bu düşünce etrafında dolanıyorum...Pandemi süreci olağan üstü zamanlardan geçiriyor bizi. Güvensizlik, belirsizlik, kaygılar...Gözümü kulağımı kapatsam da, uzak duramayacağım  bir durum. Kontrollü normalleşme dedikleri neresinden tutarsam elimde kalıyor. Zihnim bulanıyor, böyle olunca dengem bozuluyor...

Biliyorum ki bir süre sonra, sınırlarımın hiç önemi kalmayacak...sürüyle birlikte hareket edeceğim. Sürü bangırabangır bangır, ölen ölür kalan sağlar bizimdir diye bağırsa da  böyle olacak .Zihnim bu düşünceyi zamanla kabullenerek, normalleştirecek...Sonra yeni sınırlar çizilecek..

17.05.2020

16 Mayıs

Sabahın ilk mevzusu internet arızasıydı. Bilge canlı derse katılamadı. Öğleye doğru sorun giderildi diye mesaj geldi. Arıza devam edince tekrar aramam gerekti.Velhasıl çözülmesi akşamı buldu. Bilge' nin dersine bilgisayar dışında bağlanma seçeneği yok. Akşam ki yin yoga dersine güçlerimizi birleştirip telefonda kalan internet paketlerimizle katıldık.

Onun dışında çokta sorun değildi. Kahvaltıdan sonra Bilge temizliğe giriştik. Hep birlikte yapınca nasıl çabuk bitiyor. Benim çekirdeklerime çaktırmadan mozaik pasta yapıp attım buzluğa, bu da ödülleri oldu.

Kargo geldi, Bilge' nın kitap siparişleri geldi, hala sanki hediye gelmiş kıvamında kitap kargoları:))

Hava cidden ama cidden sıcaktı. Tüm bina ahalisi yine kendini bahçeye attı. Toprağı havalandırma havalndıra bitiremediler. Corona bahçesi olacak:)) yine ayarsız sesli konuşmalar bizim evin içinde gibiydi. Koca dokunma adamlara yazık dedi...

Balkonda biraz resim yaptım, baktım kulaklarım takılıyor konusmalarına, kitabımı alıp içeri kaçtım. Kitap okurken top atılsa duymam...

Yemek yapmaya üşendim, buzlukta mantı vardı, daha evvelden yaptığım. Koca' ya onu pişirdim, Bilge' yle bana da kısır yaptım...

Saçlarım o kadar hızlı uzuyor ki...
Her sabah aynaya temkinli bakıyorum:))
Herkesler kuaföre gidip,  sosyal medyada fotoğraf üzerine fotoğraf paylaşıyor...

Ben hazır değilim, varsın korkunçlu olsun, ciddi jöle stoğum var elbet ıslah ederim ama daha kuaföre gitmem ...

7 Yüz dizisine başlamıştım. Üç bölüm izledim. Black Mirror varı diye okumuştum. Fena olmamış, sevdim...

Yin yoga dersi artık daha medidatif hissettirmeye başladı, dersten sonra verdiği his muazzam...

Sonrası erken çöken uyku...

16.05.2020

15 Mayıs

İnternetimde arıza var, resim yükleyemedim. Komşunun telefon alarmına uyanıp, yarasa kulaklarıma küfrettim. Üvey Kardeş iyice sardı, bizimkiler uyanmadan baya bir okudum.

Kahvaltıda Koca artık et yemeyeceğini açıkladı, biz ciddiye almayıp üzerine kahkahayı bastık. Zira bizden sonra onu en çok kasabımız seviyor:))

Aman iyi oldu, akşama mücver ve yoğurt çorbası bir de salata yaparım, mis gibi olur..

Yoga dersi sabahtandı, internet o ara fire verdi. Telefonun internetiyle dersi tamamladım.
Bilge' yle  Tunalı' ya yürüdük, nasıl sıcak. Eve döndüğümüzde bitik vaziyetteydik.

Baktım internet hala sıkıntılı, arıza bildirdim. 48 saatte çözüme ulaştıracağız diye mesaj geldi.

Koca yoğurt mayalamıştı, sulu olmuş. Bir kısmını süzme torbasına aldım. Yoğurt suyuyla da hamur mayaladım. Tam buğdaylı, cevizli...

Akşam yemeğinden sonra Efes' i parka çıkarttık. Polenler, sinekler, böceklar parkta fink  atıyordu.  Neyse köpüşler hopladı zıpladı, birbirlerine gavladılar...belediyeyi arayalım da parkı ilaçlasınlar diyerek ayrıldık.

Mutfakta yine bir erzak ihtiyacımız var mı diye baktım. Olmadığına kanaat getirip, kitabımı alarak, köşeme çekildim...


15.05.2020

14 Mayıs

 Bilge her yanlarım ağrımış diyerek uyandı.Haftada üç gün yoga filan hak getire. Çocuk insan kıvamında dört saat geçirdi, sonuç bu:((

Evin içindeki çiçeklere banyo yaptırdım.Sonra balkonda güneşlendiler. Evdeki, yastık, yastık kılıfları da doğruca makinaya gitti. Sil süpür, derken öğleden sonrayı buldum. Üvey Kardeş ilk sayfalardan beni yakaladı, yüz sayfa okumadan bırakamadım.

Resmimi tamamladım, hatta yeni bir taneye başladım. Akşam yemeğine ızgara köfte ve sebze yaptım. Uzun süredir akşam yemeği yemiyordum. Dayanamayıp ben de yedim. Sonrası fena, resmen sığınamadım. Efes' i parka götürdüm. Beş bin  adım tamamlayacağım diye parkı tavaf ettim.

Maskemi azıcık bile indirmedim. Hiç hapşurmadan ve boğazım yanmadan eve geldim.

Hinterland diye İngiliz yapımı bir diziye başladım. Her bölüm ayrı bir cinayet ama çok uzun ( bir buçuk saat) yavaş ilerliyor ama cinayet kurguları ilginç. İlk bölümü üç seferde anca izledim ( uyuya kalmışım) aman acelem yok zaten.

Akşam balkonda fesleğen kokusuyla biraz oturdum, sonra kitap okurken hiç sağda solda uyuya kalmayayım diyerek yatağıma geçtim...


14.05.2020

13 Mayıs

Kaç gündür bugünü bekleyen Bilge erkenden kalktı. Ben de çayı koyup, balkona geçtim ve ağzım kulaklarımda bizimkileri balkona çağırdım. Kaktüsüm çiçek açmış, hem de nasıl güzel. Üzerindeki kahverengi tomurcukları önce böcek sanmıştık:))

Bilge' nin online dersi bitince hazırlandık. Çocuk ne giyeceğini şaşırdı, kocaman bir mevsimi evde geçirdiğini anladı.  Efes bile arabaya hep birlikte binince şaştı kaldı...Bizi Meşrutiyet Caddesi' nde bıraktılar, onlar ofise geçti. Biz de hedefimizde ki ilk yere, sanat malzemeleri satan kırtasiyeye gittik. Eksik malzemelerimizin bir kısmını aldık. Oradan Dost Kitabevi' ne... Nasıl özlemişim
Kitaplarımızı yüklendik, çıkarken Bilge' " sakın ölmeyin ha" dedi, şaka bir tarafa aklının bir köşesinden bu olasılığın geçmesi bile tüylerimi diken diken etti...

Bir kırtasiyeye daha uğradık. Geri kalan eksikleri aldık. Evde otururken harcamadığımız parayı harcayıp ofise döndük. Yalnız sokaklar çoluk çombalak, bayram yeri gibiydi...

Eve gelince aldıklarımızı yerleştirdik. Ben 300 gr.suluboya defteri buldum A3 boyutunda. Tek kalmıştı ve çok uygun bir fiyata aldım. Emektar giyotini çıkartıp bir kaç sayfa kestim, yeni bir resme başladım. Hava fena, çıktığım anda boğazım kaşınmaya başlıyor. Efes' i Koca çıkarttı.

Üvey Kardeş kitabına başladım. Tuğla görüntüsüne rağmen, çok akıcı bir dili var.

Yoga dersi yoktu, ufak bir akış yaptım, yirmi dakika kadar. İyi geldi...

Yeni bir dizi izleyeyim diye bakarken uyuya kalmışım. Uzun süredir ilk defa on iki bin adım yürümüşüm:))




13.05.2020

12 Mayıs


Bir gün önce veterinere uğradım. Sabah on için randevu aldım. Efes' in diş temizliği için. Anestezi altında yapılacak olması beni kaygılandırdı. Sabah  yemek vermeyin demişlerdi. Kahvaltı sırasında tüm lokmalar boğazıma dizildi. Bu arada köpekler için diş kaybı yaşam sürelerini kısaltan bir durum. O yüzden önemli. Veterinere gittik, dişlerine baktı, en az iki yılı daha var dedi. Çok az tartarı var, bunun için anestezi almasına gerek yok dedi. Çok sevindim, eve geldik kocaman bir kap mama koydum, üstüne bir de pres kemik verdim. Keyifle yedi. Aslında dip köşe bir temizlik yapmak lazım. Okuduğum kitabı bitireyim dedim. Kitap bir garip bitti. Sonra yoga dersi olunca temizlik yarına kalsın dedim. Gerçi yarın çocuğumun dışarı çıkma günü. Muhtemelen öbür güne kalacak:))

Akşam park zamanı bizim çocuklara balık kraker götürdüm. Keyifle yediler:))

Uçuşan polen topları hapşurtmaya başladı. Eve geldim, ilaç aldım. Haftaya yasak bitene kadar parka gitmeyeyim, dedim. Keşke yağmur yağsa...


12.05.2020

11 Mayıs

Doğadaki simetri ne kadar muazzam. simetri niye bu kadar çekici...Aslında beyne güven veren, herşeyin yerli yerinde ve bir düzen içinde olduğunu ve bu düzenin ilahi bir dokunuş sonucu olduğunu görmekle ilgili...Peyzaj firmasında çalışırken ufak palmiye fideleri gelmişti. Dallarının budanması gerekiyordu. Yaprakları kopartmak için sırayı takip etmezsen,  yani en üsttekinden başlamadan asla kopartamazsın yapraklarını...soğan kabukları gibi...insanlar mandalalar yapıyor. Bir dairenin içini birbirini takip eden şekillerle doldurup boyuyor. Bu düzen rahatlatıcı, güven verici.
Şu an bu simetrinin bozulduğunu görüyoruz. Doğa biz olmadan daha iyiymiş gibi sevimli kareler var ama insanoğlu doğanın bir parçası. Bir şekilde düzenin tekrar sağlanacağı, dengenin bulunacağına inanmak gerek. Simetri  mevzusunu karıştırırken bir deneye denk geliyorsunuz. İnsanların algılamasıyla ilgili. İnsan beyni yarım ya da eksik şekilleri tamamlayarak bütün halinde görebiliyor. Bir cümlede tersten yazılmış bir kelimeyi doğru okuyabiliyor ya, ondan bahsediyorum. Pandemi dönemi boyunca gözlemlediğim durum tam olarak bu. İnsanlar böyle görmeye çalışıyor.Bu onları rahatlatıyor, güvene ihtiyaç var. O yüzden kimseyi eleştirmemeye çalışıyorum. Kimseye parmak sallamıyorum. Evet yanlışlar var ama kızıp durmanın hiç faydası yok.
Kızınca nasıl çirkinleşiyor insan.
Umudu tükeniyor, oysa umut nasıl kıymetli...

11.05.2020

10 Mayıs

Anneme hediyesi birkaç gün önce ulaşmıştı. Sabah erkenden önce onu aradım, sonra  Leylak Dalı' mı ...teyzemleri, amcamın eşini, parktan G. Abla' yı...

Balkonda ara ara Bilge' yle oturup resim yaptık. Çok sıcak olunca içeri kaçtık. Hafta sonları bizimkiler hep ne yiyelim, ne izleyelime odaklanıyorlar. Özellikle yeme içme konusunda ipin ucu alıp başını gidiyor. Bu sefer pek oralı olmadım. Kendi başlarına yapmaya da üşendiler:))

Kitap ilginç ama her an patlayabilir gibime geliyor. Konu enteresan. İki farklı zamanda gelişen olaylar, çözülmeye çalışılan bir cinayet, aynalı ejderler, garip tarikatlar ...

Akşam üzeri ne izlesem diye düşünürken Behzat Ç.' nın son sezonuna başladım. Uzun aradan sonra yeniden çekilmesi, oyuncuların değişmesi önce garip geldi ama birkaç bölüm sonra alıştım.
Rilke' den iki öykü okudum.
İ.' ye kitap ayırdım, rica etmişti.
Parktan M,' ye kalemler toparladım kullanmadıklarımdan. Kaligrafiye merak sarmış, evde bir sürü kesik uçlu marker buldum,işine yarar...

Bilge erkenden uyudu, birkaç kez ona baktım hasta mı diye. Hasta görünmüyor, umarım olmaz ...


10.05.2020

09 Mayıs

Pek keyifli bir gün değildi, kendimi iyi hissetmedim. Gün boyu bir türlü ısınamadım. Ateşim normaldi, ama niye böyle oldu anlamadım. Neredeyse bütün gün yattım. Mayta' nın Öyküsü' nü bitirdim. Güzel ve hüzünlüydü.
Akşam yin yoga dersi vardı, daha iyi hissettirdi. Bizimkiler komik bir film izliyorlardı. Azıcık ona baktım. Aklıma cuma olduğu geldi, Alef' in yeni bölümünü izledim.Sonrası uyku...

9.05.2020

08 Mayıs


Kahvaltı sonrası Bilge matematik dersine girdi. Beni odadan kovaladı, ne güzel ders dinliyordum.Dikkati dağılıyormuş. Etrafı toparladım.Matımı serdim, Efes gelip ucuna yayıldı ve tüm ders boyunca mabadını kıpırdatmadı. Derste üç kişiydik, ilk defa bu kadar az katılım vardı. Neredeyse özel ders kıvamında bir ders yaptık. Çok güzeldi.

Sonrasında uzun süre dinlenmem gerekti. Mayta' nın Öyküsü bitmek üzere. Peru' da yaşananlar bizim tarihimize o kadar benziyor ki...

Koca marketten aldıklarını eve bırakıp Efes' i de alıp bahçeye gitti. Ben de çöpleri atmak için çıktım. Hava o kadar ilginçti ki, parka doğru yürümeye başladım. Ara ara yağmur çiseledi. Gökyüzünde bulut toplantısı vardı. Beyaz ve gri bulutların arasında mavi, lacivert patlayan gökyüzü, nefisti...

Yolumun üzerinde, binaların bahçelerinde dallarını cömertçe sokağa uzatan erik ağaçlarından , göz hakkıdır diyerek üç beş erik attım ağzıma,  mis gibilerdi...

Parka geldim, kapıda beni gören köpeklerin bir koşuşu var görmelisiniz. Hepsini ayrı ayrı sevdim. Her seferinde aynı coşkuyla karşılanmak o kadar güzel ki...

Baya bir yürüdüm, arkadaşlarla sohbet ettik, köpeklere güldük, bir saat kadar sonra evlere dağıldık. Benden sonra Koca' yla Efes geldi. Bir bidon soğan daha ekmişler, uçtum havalara...

Yemek faslından sonra herkes bir tarafa çekildi. Ben de Dead to Me' nın ikinci sezonuna başladım.Sanırım üçüncü bölümün ortalarında uyuya kalmışım...

8.05.2020

07 Mayıs

Adını bir kerede söyleyemeyeceğim bir kitaba başladım. Fevkalbeşer Sair Bey ve Susukunluğu. Elimdeki kitapları bitirmeden yeni kitaba başlamayacaktım. Mayta' nın çaresizce devrim yapmak için bölünmüş gurupları toparlamaya çalışması, Rilke' nın öykülerinin bir türlü akmaması ve bu kitabın ilginç konusu( bundan sonra bahsedeceğim) beni bu hale getirdi :))

Sabah Efes yatağa yanıma zıplamış ve burnuyla dürtüklüyor. İlk kez yaptığı bir şey. İnanamadım,benden önce uyanmışlar ve beyimiz kahvaltı istiyor. Ben kalkınca nasıl sevindi. Koridorda üç beş tür attı:))

O kırt kırtlarken saatte baktım. Koca' ya senin Allah'ın var mı serzenişinde bulundum. Sahiden sabahın kör gözü. Hava da leş zaten. Bu arada sabah gezmesini de yapmışlar. Efes gezmedeyken yaptığım Tibet' in beş hareketi var. Onun yanında yapınca tepeme çıkıyor. Yogaya alıştı ama bunda deliriyor. Neyse başladım hareketlere şöyle bir bakıp, yanımdan gitti:))

Bilge' nin sabah dersi var, zorla kaldırıp, kahvaltı tıkaladım. Ekranın karşısında Bilge' nın en çok korktuğu fen öğretmeni var. Öğretmen soruyor okulların açılması konusunda ne düşünüyorsunuz? Bilge mikrofonu çalışmıyor ayağına yatmış, oğlanlardan birisi mutlak sessizliği bozuyor, korkunç ergen sesiyle Hocam okul formasıyla mı geleceğiz ? diyor. Hoca oğlum sen formanı çoktan yakıp ısınmışsındır bence sen hiç gelme bu kafayla...

Şakası bir tarafa da sahiden ne yapacağız, yollayacak mıyız? Bilge' nin gidesi var, dikkat ederim falan diyor. Çocuk o kadar uzun süredir evde ki nereye desem oraya gidecek kıvamda...

Ofisi baya toparladım, en son bakılacak bir iki raf dosya kaldı, o da haftaya artık.

Bilge makarna istedi, tam buğadaylı yaptım, sevdim bu işi. Tadı o kadar farklı ki, bir daha kolay kolay hazırlardan yemem.

Bilge' de tatlı yaptı. Akşamın olayı Koca' nın kulaklarını temizlemek için ucu yakılan kulak mumlarından almıştık. İlk kez yaptık. Adamın saçını sakalını ve kulağını yakmadan işlemi bitirdik. Çokta matah bir şey değilmiş...

Film izleyelim dediler, yok dedim kendi tanımı alıp yatağıma geçtim.Sonrası uyku...

7.05.2020

06 Mayıs

Sabah ofise gittim. Evrakları toparlayıp, ödemeleri ayarladım. Kendi ödemelerimin büyük bir bölümünü yapıp, derin bir nefes aldım.  Ofis düzenlemesi arşivin korkunç bir halde olduğunu ortaya çıkardı. İ.' nın karnı burnunda. Çalışmaya devam ederim diyor ama nasıl olacak bilemiyorum. Kararı ona bıraktım, ne zaman bırakırsa o zaman duruma bakacağım. Öğleye kadar kağıtlarla boğuştum. Öğleden sonra markete ve eczaneye uğradım. Leylakdalım' la konuştuk, sınava giderken takması için Bilge' ye siperlik almamı söyledi. Çok mantıklı geldi. Üç eczane gezdikten sonra buldum, piyasadaki fiyatın üç katına aldım. Eczacı çok kaliteli, alkolle silinebilir falan dese de, kazıklanmışım hissi uzun süre üzerimde kaldı.
Eve geldim, evde yoga matı serili olmayan tek günümüz olduğu için Bilge' de yaymış vaziyetteydi. Aldıklarını yerleştirip, ben de uzandım. Workin' Moms' ın yeni sezonu gelmişti. Bilge' de geldi birlikte izledik. Çok güldük.
Yemekleri hazırlayıp, Efes' i çıkarttık. Bir saate yakın parktaydık. Yavaş yavaş solan leylaklar, ortanca taklidi yapan kartopları, yeni yeni yapraklanan ağaçlar, pamuklaşmış hindibağları , ıslak çimler... mis gibiydi, tüm ayrıntılar ben de buradayım diyordu sanki...

Eve geldik

6.05.2020

5 Mayıs


Gece o kadar çok uyandım ki ve her defasında yutkunup boğazım açıyor hasta mı oluyorum diyerek geri uyudum. Sabah uyanınca yine of boğazım diyerek mutfağa yöneldim. Bir kaşık balla zencefil attım ağzıma kocaman bir bardakta su içtim. Saatler sonra aklıma boğazım geldi. Bir gün öncenin endişesi bana bu hissi yaşattı sanırım.
Bilge' nın din dersi vardı. İki yıldır aynı öğretmen giriyor ve çok tatlı bir adam. Hiç zorlamıyor, korkutmuyor. Mutfağı toparlarken kulağım anlattıklarına takıldık. O kadar sevecen ki, dersin sonunda anne kendinize çok iyi bakın, anne babalarınıza selam söyleyin, Allah' a emanet olun çocuklar dedi. Şaka gibi ama sahiden duygulandım. Gözlerim doldu...

Mayta' nın Öyküsü' nü yarıladım. Kitap çok eski bir başım basım ve o kadar minnak puntoları var ki...Önce bir okumasam mı dedim, sonra vazgeçip devam ettim. Peru' da geçmişte yaşanmış siyasi bir olayın kahramanlarından birinin okul arkadaşı olduğunu fark eden yazar, arkadaşının hayatını,yaşadıklarını araştırıp kendi kurgusuyla birleştirerek bir roman yazmayı tasarlıyor. Peru' nün yakın tarihine de ışık tutan olaylar ilginç...

Öğleden sonra yoga dersim vardı. Dört kişiydik ve eskilerden olunca hoca bu ders güçlü duruşlar yapalım dedi:)) tam köprüde iki sefer on nefes durdum. Ben bile inanamadım buna ama o kadar yorulmuşum ki günün geri kalanı pinekleyerek geçti:)) Efes' i bile çıkartamadım, Koca bahçeye  götürdü.

Dönüşte bir poşet çağlayla geldi, bahçedeki ağaçlardan toplamış, evde çağla görünce aklını kaçıran benim, bir de Efes:)) keyifle yedik...

Akşam dizi izlerken uyuya kaldım, sabaha kadar da deliksiz uyudum ...

5.05.2020

04 Mayıs

Sabah kahvaltıdan sonra Bilge canlı ders yayınına katıldı, bizde ofise geçtik. Ofis düzenlemesi bitmiş gibi, ben kendi tarafımı toparlamaya çalıştım. Ay sonu işlerimi de bitirip, yakındaki markete gittim. Listenin çoğunu aldım. Eve dönerken büyük bir markete uğradım nasıl kalabalıktı. Müşteri kalabalığından çok içeride görevli kalabalığı. Raflar dolduruluyor, yeni malzemeler geliyor. Bu karmaşada nasıl gerildiysem eve geldiğimde omuzlarım ağrıyordu.
Bilge yardım etti, ben gelmeden biraz temizlikte yapmış:)) evi süpürmüş, mutfağı toparlamış. Aldıklarımı yerleştirdik.Bilge' nın yoga dersi başladı. Ben de biraz uzandım, o ara gök gürüldedi.Efes zıpladı yanıma, kıyamam aklı gidiyor. Beraber uyuya kalmışız. Bilge yanımıza gelince kalktık. Yemek yapma telaşı, derken Efes' in gezme zamanı geldi. Park kalabalıktı, insanlarda garip bir rahatlama var. Bizden başka kimsede maske yoktu. Herkes dip dibe, neyin rahatlığı anlamadım.
Eve döndük, yemek faslından sonra Queer Eye' in Japonya bölümlerini izledik. Bittiğine üzüldüm...
Mayta' nın Öyküsü' nü okumaya devam ettim. Yavaş ilerliyor ...

4.05.2020

03 Mayıs

Sabah Bilge' yle azıcık hafifleyelim diye yulaflı yoğurtlu, muzlu daha bir sürü faideli şey dolu  bir karışım hazırlayıp yiyoruz, arada bir. Koca bu işe biraz bozuluyor. Birlikte kahvaltı ediyor gibi olmuyormuşuz. Aynı masada farklı şeyler yemek niye böyle hissettiriyor anlamıyorum, lakin aramızda yiyip yiyip kilo almayan tek zat kendisi olduğu için onu çok ciddiye alamadık.

Öğlene kadar herşey normal rutinindeydi. Temizlik, çamaşırlar, balkonu toparlama...Sonra ben mutfağa geçtim, kaç gündür mantı istiyorlardı( sabahki yulaftan sonra pek ironik oldu) Sofra Sırları filmini açtım. Abla herkesleri öldürüp, paçayı sıyırdığında, biz masaya oturmuştuk. Bugün  daha birşey yemeyiz diyerek ( saat iki buçukta) sofradan kalktık. Sonrası feci, tv' nın başına geçip bir film ve bir dizinin ilk sezonunu izledik. Bir Bilsen komik ama duygusal bir filmdi. İnto The Night' ı sanki daha evvel filmini izlemiştik diyerek izledik. Güneşin insanları öldürdüğü bir felaket var ve bir gurup uçak yolcusu sağ kalmaya çalışıyor, peh, peh, peh...Tam pandemi dizisi:))

Yatmadan azıcık kitap okuyabildim...

3.05.2020

2 Mayıs

Yağmur yağıyor, usul usul...hava serinledi, balkon cazibesini yitirdi. Suluboya malzemeleri, yeni başladığım resim balkon masasında. Ara ara uğrayıp, biraz boyuyor hemen içeri kaçıyorum.

Sabah La Casa De Papael Fenomen' i izledim. Dizinin çekim aşamalarını, nasıl birden bire dünyada odak noktası haline gelmelerini anlatıyor, güzeldi...

Bilge' nın öğretmeninden bu hafta için ders yayını programı gelmiş. İyi oldu, daha rahat tekrar yapabiliyor. Bir anket doldurup yollanacakmış, o işi halletti.  Başladığı kitabı sevmediğini söyleyip bıraktı. Yerdeniz Serisine devam edeyim diyerek En Uzak Sahil' e başladı.

Rilke' den dört öykü okudum.Dergide Ölü Canlar ve Oblomov' la ilgili iki makale okudum ve Mayta' nın Öyküsü' ne devam ettim.

Akşam Yin Yoga dersi vardı. Bilge' yle birlikte girdik derse. Bayadır aynı derse katılmıyorduk. Ders daha çok restoratifti. Evde ne kadar battaniye,yastık varsa sağımıza solumuza yerleştirdik. İyi bir dersti, çok zorlanmadım ama zihnimi tutmak daha önceki derslerden daha zordu. Sanırım içinde bulunduğumuz durumla ilgili herkes gibi ben de odaklanma sorunu yaşıyorum. Bunu çok kabullenmiyordum ama dün fark ettim. Haftada bir gün yin yoga yapacağız, bu çok güzel bir fırsat ve iyi gelecek.

Akşam Cinayet Süsü filmini izleyelim dedik. Can çekişme seviyesine gelmiştim telefon çaldı. Allahım nasıl sevindim, canımın içi Leylakdalı' m aradı. Uzun uzun konuştuk, telefonu kapattığımda bizimkiler de filmi bitirmişti. Nasıl iyi hissettim anlatamam.
Absürd Gezegen belgeselini izledik, iki bölüm, çok güzeldi...

Sonrası uyku...

2.05.2020

1Mayıs

 Buraya yazmanın dışında,ufak bir deftere de yazıyorum, hem de yıllardır. Eskiden çok düzenli değildi. Alınacaklar listesi, okunacaklar, izlenecekler, dinlenecekler listesi...Ufak hatırlatmalar, araştırılacak terimler, etkinlik biletlerinin satış zamanları...
Kötü zamanlar, daha kötü zamanlar...sonra bir şekilde hale yola konan mevzular...
İyi zamanlar, daha iyi zamanlar...
Döngüler, rutinler...
Hayata tutunmanın, güvenmenin, en çok umutlu olmanın bir yolu günlükler...
Zaman zaman dönüp arkana bakmak gibi...
Ne diyecektim... defterim bitti ve yeni deftere başladım...Dost' tan Afilli bir defter almıştım, deri kapaklı, alengirli kilitli, işte ona yazmaya başladım...
Sokağa çıkma yasağı olayına alıştık gibi. Evde daha çok birlikte geçirilecek zaman gözüyle bakıp, diğer olumsuzluklara gözümüzü kapatıyoruz.
 Win The Wilderness adında bir yarışmayı izlemeye başladım. Bizimkiler de merak edip bana katıldılar. Gün boyu bizi oyaladı. Alaska' ya otuz yıl evvel yerleşen bir çift kendi elleriyle yaptıkları evlerini ve sahip oldukları mülkü yarışmada seçtikleri bir çifte verdiler. Altı çift yarıştı, çok ilginçti, duygusaldı...

Mayıs ayı için okuyacağım kitapları ayırdım.  Yaklaşan anneler günü için anneme güzel bir hediye sipariş ettim.

Yemek kısmını Koca halletti, temizlik bendeydi. Bilge' de her işin sonunda gelip yardım edeyim mi?  yaptı, sevimli tospaaa...

Bu ay için en büyük hedefim uzun zamandır elimde olan Rilke' nın öykülerini bitirmek.

Akşamda Alef' in yeni bölümünü izleyip uyudum ...

1.05.2020

30 Nisan

Nisan ayı için okuma hedefi koyarken en büyük isteğim Karamazov Kardeşler' i bitirmekti. Şükür bitirebildim. Diğer kitaplardan okurken bahsetmiştim.

Son yaprakları da dün sarıp pişirdim. Bilge' de sütlü irmik tatlısı yaptı. Alef dizisini izledim. Bilge yoga dersine geçti, battaniyemi örmeye devam ettim. Bir ara dolabı kolaçan ettim. Bir iki eksiği Koca' ya yazdım, gelirken aldı.

Hava yağmurlu ve serindi. Dışarıya çıkmadım. Uzun süre alıp biriktirdiğim Roman Kahramanları Dergisi' nin bir sayısını çekip aldım kitaplıktan. Gogol' un Taras Bulba kitabıyla ilgili bir makale okudum. Zaporoj Kazakları, yaşayışları ve tarih sahnesinden silinişleri... İlginçti...

Akşam Koca elinde kocaman bir poşet otla geldi. Çocukken çok severdik, bizim oralarda yemlik deriz başka bir adı var mı bilmiyorum. Yabani bir ot.Havalara uçtum. Önce sirkeli su, ardından karbonatlı suda  beklettim. Süzüp kuruladıktan sonra tuzlayıp doğru mideye yolladık. Bilge pek sevmedi, ama Koca' yla ben afiyetle yedik.

Akşam bir macera filmi izledik. Sonrası uyku...