25.12.2020

İzlediklerim

Güzel filmler izledim demiştim ya, azıcık buraya yazayım dedim.En çok beğendiğim 10 Yeras With Hayao Miyazaki belgeseliydi. Ailecek büyük bir Miyazaki hayranıyız. Küçük Deniz Kızı Ponyo filminin yaratım sürecini, ustanın çalışma şeklini, hayat tarzını ve çizimlerini görmek heyecan vericiydi. El kamerasıyla belgeseli çeken yönetmen Arakawa ' ya ise gerçekten hayran olduk, muazzam bir iş çıkarmış.

Bohemian Rhapsody neden sinemada izlemediğimi çok iyi hatırlıyorum.  Ferddie Mercury' nin cinsel kimliği üzerinden bildik bir şey izleyeceğimi düşünmüştüm. Yanılmışım, çok güzeldi. Queen şarkıları, Rami Melek' in inanılmaz performansı, şarkılar, son bölümdeki konser inanılmazdı...

Ana Yurdu ilginç bir filmdi. İzledikten sonra bir kaç gün kafamın içinde dolandı durdu. Mahalle baskısı falan bir tarafa anne kız ilişkisi, bildik tanıdık baskının dinle harmanlanarak insanları nasıl ezdiğini izlemek etkileyici ve ürkütücüydü.


Dikenler, Çorak Topraklar Portekiz yapımı 25 dakikalık bir kısa filmdi. Filmi izlemeye başlayınca Portekiz Karanfil Devrimi hakkında hiçbir şey bilmediğimi fark edip, durdurdum. Devrimi araştırdım ve içim umutla doldu:)) Film şiirsel bir anlatı ama Karanfil Devrimi'ni okumak güzeldi...


5'ten  7' ye  Cleo tesadüfen gördüğüm 1962 yapımı siyah beyaz  bir Agnes Varda filmi. Özellikle arabayla altmışların Paris' inde dolaşırken ki sahnelere bayıldım. Ölümcül bira hastalığı olduğunu düşünen Cleo' nun test sonuçları çıkana kadar kaygı ve korkuyla Paris sokaklarında dolaşması...


 Dün de tesadüfen Trt 2' nin Geri Dönüşen Sanat programına denk geldim. Durul Bakan' ın kıyıya vuran ağaç dallarını  (yalos/lodos) kullanarak yaptığı heykelleri, yaratım sürecini izlemek hayranlık vericiydi.


Uzunca izlenecekler listesi yaptım, yazarım yine..

İyi bakın kendinize...

21.12.2020

Sakin...


Bugünlerde garip bir sakinlik mi desem, dinginlik mi öyle bir hal geldi üstüme...

Virüs mutasyona uğramış, beklenen bir şeydi, çok şaşırmadım...

İşler çok, kağıt kürek işi, olsun aman iş olsun...

Bu yıl okuma hedefimi tutturamadım, ama çok güzel kitaplar okudum...

Bilge derslerini hiç önemsemiyor ama çok güzel resimler yapıyor, eli çok gelişti...

Aslında güvercin çizecektim, çizimim  sanki kargaya doğru evrildi, fena da olmadı...( bitsin paylaşırım)

Sabahları beyaz saçlarımla kendimi görmeye iyiden iyiye alıştım.

Film izlerken dikkatim çok dağılıyor derken son zamanlarda çok güzel filmler izledim.

Evet evet bir sakinlik var üstümde, kesin:))


 

14.12.2020

Hafta sonu


Cuma günü ofisten eve dönüşüm akşamı buldu. Yoga dersine ucu ucuna yetiştim. Şavasanadayken eksik gedik var mıydı diye hiç düşünmediğimi fark ettim. Koca eli kolu dolu geldi. Her şeyi de düşünmem gerekmiyormuş.
Sosuke Natsukawa' nın Kitapları Kurtaran Kedi kitabını bitirdim. Fantastik, kitaplı, kedili ve bol metaforlu bir okumaydı...




Bizimkilerle ne izleyelim diye düşünürken Bilge' den geldi 9 Kere Leyla filmini izleme önerisi. Çok eleştirmişler bir bakalım dedi. Alışılmışın çok dışında bir tarz denemişler, ortaya çıkan film çok çekici değil ama o kadar gömülesi de gelmedi bize...
Tesadüfen buldum 1999 yapımı Bir Yaz Gecesi Rüyası uyarlaması bu filmi. Kadro muazzam Michelle Pfeiffer, Christian Bale, Dominic West , Stanley Tucci... nasıl gençler, sevimli, keyifli bir filmdi.


Toz Ruhu' nu da tesadüfen gördüm, hiç duymamıştım. Biraz aratınca bir dolu eleştiri okudum. Merak edip izledim, fena değildi. Filmin sakin, sıradan havası hoşuma gitti.


 Biraz boyalarla, biraz karakalemle oyalandım, bitmedi daha. Sonra Lezzetin Kökenleri' ni izlerken mantı yapayım dedim.(kökene bak) Zaten ne pişirsem diye düşünüyordum. Bilge tatlı isteyince sütlaç yapma işini ona devrettim. Mantı, sütlaç... Allah affetsin...Akşam yoga dersi iptal olunca içten içe sevindim:))

Olabidiğince keyifli bir hafta olsun...

8.12.2020

Efes


 Efes ailemize katılalı dört yıl oldu. Alfa olarak Koca' yı, rakip olarak Bilge' yi, tedarikçi olarak beni sürüsüne kattı kanımca:)) Koca evdeyse onun gölgesi olarak peşinden ayrılmaz. Hep onun kıyısında köşesinde yatar, ta ki ben bir şeyler yiyene kadar... İçinden bir dilenciler kralı ve sevimlilik abidesi çıkar. Bana yapmadığı şirinlik kalmaz ama yinede  ağırbaşlı havasını koruyarak yapar bunu. Kitap okurken Koca yanıma uzansa aramıza girip beni patiliyerek yataktan atar ama asla bizimle uyumaz. Bilge' nin oyun arkadaşı olmayacağını başında belli etse de yatmadan mutlaka onun odasına uğrayıp kolaçan eder. Kocanın arabasının sesini çok uzaktan tanır, eve girene kadar havlar. Bilge' yle bizim geldiğimizi de apartman kapısından anlayıp havlamaya başlar. Kızar mı sevinir mi pek anlayamayız. Parkta bahçede hiç sözümü dinlemez.Aslında bu başına buyrukluğuna içten içe sevinirim. Karakterli gelir, ne takacağım seni ya gibi bir havaları vardır:) Hayatta yalamaz, burun buruna yatmaz, azıcık sıkıştır havlayarak uzaklaşır, tanımadığına kendini sevdirmez. Yanında birbirimize sarılmayalım hemen kıyameti kopartır, havlamaya başlar. Hızını alamazsa hayvansı patilerini omzumuza dayar, dört ayağının üzerine kalkar. 

Yabancı köpekleri hiç sevmez, zamanla kabullenir. Dişi köpeklerin gözdesidir. Kızgınlıkta dişi bir köpek görünce acayip bir yaratık çıkar içinden. Kulaklarını geriye atar, garip sesler çıkartır kız yüz vermezse , ısrar etmez. Bu arada bizim kollar uzar da uzar:) Dişi köpek analarından oğlumuzu sevmeyen yoktur.
Denizi çok sever, önceleri açıkta yüzen insanları, sonra bizi kurtarmaya meraklıydı. Şimdilerde kafasını suya sokup koşumundan tutup kıyıya çıkmayı hedefliyor, kendisine odaklandı. Biz de göğsümüzdeki devasa pati izlerinden (bir nevi kutsanmaktan) böylece kurtulduk. Arabaya binmekten hiç hoşlanmaz. Uzun yolda gözünü dahi kırpmaz, ben hep bir tedirgin olurum keyifsizliğinden.
Evde insan sesi dışında aniden çıkan her sesten (tencere kapağı düşmüştü mesela) ödü kopar, bir solukta evin diğer ucunda oluverir.Kaçma hızına iananmazsınız.  Yoga dersi başlarken matıma yayılmaya bayılır. Bazen şavasanada gelip yanıma uzanır. Bazen savaşçı pozlarında tepeme çıkmaya kalkar. 
Nevresimleri değiştirdiğimde, halılar yıkamacıdan yeni geldiğinde bayılır üzerinde kafasını, sırtını süre süre yatmaya. Ayaklarını yıkarken tek tek kaldırır patilerini, tüylerini tararken hep aynı yerde huylanır arka patisini hızlı hızlı kıpırdatır. İlk geldiği sıra hiç sevmediğim bir kitabımı yemişti (güzel değil diye çok söylenmiştim) uzun uzun konuşmuştum bir daha yemedi, ben de ulu orta bu kitap güzel değil diye söylenmedim:)

Bu yazı uzar gider.... ona her baktığımda hayatımıza dokunduğunu, bizi daha iyi yaptığını hissediyorum. İyi ki yollarımız kesişmiş, iyi ki karşımıza çıkmış...

7.12.2020

Evde


 Zaten bir kaç haftadır hafta sonu Efes' i çıkartmak dışında evden çıkmadığım düşünülürse, hafta sonu yasağının bizi çokta etkilemeyeceğini düşündüm. Yine de cuma günü mutfakta ne eksik diye dolanıp durma psikolojisinden kurtulamadım.  

Etobur Koca' mın kasabı mutlu ederek eli kolu dolu gelmesi, hafta sonu mutafakta oyalanacağını gösteriyordu , yemek yapma derdim olamayacak diye sevindim, arkasını toplamayı hiç hesaplamamışım...

Daha evvel izlediğim ve çok sevdiğim Green  Book ve The Intouchables filmlerini bizimkilerle izledik. Onlarda sevdi, sonrası Modern Family kakara kikiri  geçti:))

Birlikte Yaşamanın Yolları' nı  okudum. Çok güzel ve keyifli bir okumaydı. Aile fertlerine önce hayran oldum, sonra ürktüm, sonra sevdim, gerçekten güzeldi. 

Esmer pirinçle sütlaç yaptım, bizimkiler kulp takar diye düşünmüştüm, bir kase ancak kurtarabildim. 

Saatleri Ayarlama Enstitüsü' nü hala bitiremedim. Tam bırakayım derken kitap ilginçleşiyor:))

Başucu kitaplığımın raflarının enini boyunu  led ışıkla donattım:) neşeli oldu.

Ekmek yapsam iyiydi, peynir altı suyum filan da vardı ama üşendim...

Sonra canım sıkıldı ufacık bir şeye sinirlenip uzun uzun, burnumu çeke çeke ağladım, iyi geldi.

Kapı çaldı, Leylakdalı' mın yolladığı kitap geldi, hem de pazar günü, hem de sokağa çıkma yasağı varken, tabi ki kocaman gülümsedim...

Balkonda biraz oyalandım, haftaya toprak alıp çiçeklerin diplerine koymalı.

Biraz çizeyim dedim olmadı, olmayınca olmuyor deyip vazgeçtim.

Uykum kaçtı Nuri Bilge Ceylan'ın Kasaba filmini izlemeye başladım, uyudum uyandım sonra pes edip uyumaya devam ettim...



1.12.2020

Kılçık...


Bilge pazar günü piyano dersini ayarlamaya çalışıyor, ne zaman sokağa çıkabileceği konusunda şaşkın, çoğumuz gibi. 13 le 16 arasında olduğuna emin olunca ders saatini ayarladı, bir süre sonra da derse gitti. Uzun zamandır pazarları parka çıkıp yürüyüş yapıyorduk, son kısıtlamalarla onu da bıraktık. Zaten havalarda soğudu, Ankara için battaniye altı kitap okuma, film izleme, kahve, limonlu çay, ıhlamur  zamanı...
Aylardır pazar günlerine bir de balık yeme ekledik. Koca kendi keşfi olan balıkçıda balıkları pişirtip getiriyor. Bilge öf yine mi balık diye söylenerek hepinizden evvel oturuyor sofraya:)) Efes' te ardından yapışıyor sofraya.Bu haftada Bilge' nin eve dönüşünü hesaplayıp mis gibi barbunlarla geldi Koca. Barbun zamanı geçti diye düşünmüştüm, zaten standart barbundan daha büyük ve daha kılçıklıydı. Efes için özene özene kılçıkları ayıklarken boğazımda bir acı hissettim. Öksürdüm, yutkundum. Kussam mı dedim, vazgeçtim.Koca' nın ağzıma tıkaladığı ekmek içini yuttum, yok hala hissediyorum.  Bir süre rahatlamış gibi oluyor, sonra yine batıyor. Efes' i parka götürdüm. Oradaki çocuklardan birinden annesinin on beş sene boğazında balık kılçığıyla yaşadığını ve iltahap olunca fark edip doktor müdahalesiyle alındığı hikayesini dinledim, gözlerim kocaman olmuş vaziyette. Yatmadan evvel dolu  bir kaşık bal yedim, sabaha bakarız dedim. Pandemi olmasa koşa koşa acile giderdim...Sabah uyandığımda hemen yutkundum, bir şey yok, bir daha yutkundum yok vallahi...
Derin bir nefes aldım, tükürdüğümün kılçığı aklımı başımdan aldı:) Ne çok korkuttu beni...