30.11.2018

Yaşasın Cuma

Dün akşam yoga dersine Koca' yla gittik. Pazar günkü dersimiz iptal edilmişti. O kadar yorulmuşuz ki, sabaha kadar deliksiz uyumuşum. Ağrım yok ama çok yorgun hissediyorum. Ofise geldim, hava yağmurlu , Efes' in üstü başı sırılsıklam olmuş. Havluyla Efes' i kurulayıp, üzerindekileri kalorifer peteklerine astım.

Efes yağmuru izliyor, eskiden hiç sevmezdim yağmuru, hatta kışı.Yaz biterken o kadar çok üzülürdüm ki... Ama artık böyle şeyler hissetmiyorum, kabullenip sevmeyi öğrendim sanırım.

Ağaçlarda neredeyse yaprak kalmadı..Konfetiler gibi başımızdan aşağı süzülmeleri bitti sayılır.
Yılbaşı ağacını çıkartmalı...Kokina almalı, belki yeni bir kar küresi...

Stefan Zweıg ' in Üç Büyük Usta kitabının Balzac bölümü bitti. Zweig 'in toplumun romanını yazan ve kendi gücünü dünyaya kabul ettirmek isteyen diye tanımladığı Balzac' ın sadece Vadideki Zambak kitabını, o da yıllar evvel okuduğum düşünülürse, hemen kitaplarından  okuma listeme eklemeye karar verdim.
Şimdi sıra Dickens' ta... Kitap gelecek aya sarkacak ama olsun, Dostoyevski kısmını sindirerek okumak istiyorum, oldukça uzun bir bölüm ayırmış.

Bir kitaba daha başladım. Bir Türk Ailesinin Öyküsü ilginç bir kitap. Yazarı İrfan Orga İngilizce yazmış bu kitabı. Sonradan Türkçe' ye çevrilmiş, çok başındayım ama su gibi...

Pazar günü Bilge' nin okulunda veli toplantısı var. Bu sene çok sinir bozucu, çılgın ergenlik hormonlarına, zorlaşan 7. sınıf dersleri de eklenince neler duyacağım kim bilir?...

Bilge para biriktiriyorum diyerek bizi soyup soğana çevirdi demiş miydim.?120 Renkli kuru kalem seti almak istiyordu. Bu hafta vuslata erdi, benim bile içim gitti. Bir de cömertleşti, tüm eski kalemlerini bana bağışladı:)) Kalemler ahşap bir kutuda geldi, çalışma masasının yarısını kapladı:)) Bazen uzun uzun kalemlere baktığını görüyorum, çok keyifli...

Hafta sonu belki sinemaya gideriz, bakalım. Kendinize iyi bakın....


26.11.2018

Hafta Sonu

Hafta sonu pek keyifli geçti. Bamularımdan iki tanesi sararmıştı. Sararan yerlerinden kesip mumladım, ilk defa böyle bir işlem yaptım, bakalım sonuç nasıl olacak.


Geçen seneki sümbül soğanlarım uyanmış, çok sevindim.

Bir demet çiçek aldım vazoya. Mis gibi oldular.
Bir saksı da erica aldım, dünden beri gözlerimi alamıyorum. Çok güzel.
Bilge piyano dersindeyken, ben de parkta oturup termostaki kahvemi yudumladım. Biraz çizdim, biraz okudum, çok keyif aldım.

En sevdiğim öğretmenin öğretmenler gününü kutladım.

Çıkışta Bilge' yle Çin yemeği yemeye gittik, ayda bir gidiyoruz. Bilge bayılıyor bu  yemeklere  , ben de şarap menülerini keşfettim:)) Pek güzel bir yemekti...

Pazar günü sabahtan Koca' yla yoga dersine gittik. Zordu, bazı hareketleri yarım yamalak yapabildim ama keyifliydi, eve bitik halde döndük.


Öğleden sonra teyzemlere başsağlığı ziyaretine gittik. Leblebi bize  inanılmaz iyi davrandı, hatta benim burnumu yaladı, kucağıma yattı. O kadar sevindim ki, eve dönerken ağzım kulaklarımdaydı.

Marquez' in Benim Hüzünlü Orospularım ını ve Saki' nin Dayanılmaz Bassington unu bitirdim. Zweig' in Üç Büyük Usta kitabına başladım.

Hafta sonunun güzelliğini hafta içinden de bekleyerek kaçıyorum, azıcık çalışayım. İyi bakın kendinize...


22.11.2018

Cuma görünümlü Çarşamba


Yapraklar iyiden iyiye dökülmeye başladı, parklardaki çimler hâlâ yeşil. Etrafınıza baktığınızda şaşılası renkler görebiliyorsunuz. İnsanlar sabahları ağızlarından duman çıkartarak yürüyorlar, bazılarına kırmızı burunları eşlik ediyor.

Dün Bilge sinemaya gidelim dedi, okul çıkışına gittim.Gerçi biraz erken çıkıp dolaştım.
Dost' a uğradım Marquez'in Benim Hüzünlü Orospularım ını aldım. Kahve içtim, okula gittim, servis şoförüyle konuştum. Zil çaldı, Bilge geldi, koştur koştur 15:15 seansına yetiştik. Fantastik Canavarlar : Grindelwald'ın Suçları filmine gittik. İlkini biraz izlemiştim. J.K. Rowling' in kitabından uyarlama filmde az çok ne izleyeceğimi tahmin ediyordum. Eddie Redmayne' de severim derken Johnny Deep ve Jude Law' ı da görünce ayrı bir sevinmiştim ama ilk yarıda uzunca bir süre uyuya kalmışım:)) çaktırmadım, iki saatten fazla sürdü, 3D ' de zaten her şeyin üzerine tüy dikmişti. Bilge pek beğendi, ben şikayet etmedim. Dışarı çıktığımızda hafiften bir yağmur başlamıştı, nasıl iyi hissettirdi anlatamam. Taksi bulamayınca ana caddeye doğru yağmurun altında yürüdük. Eve geliş, yemek, banyo, Bilge' yle ingilizce çalış derken kitabımın üzerinde uyuya kalmışım.

Sabahları Bilge yine kör karanlıklarda gitmeye başladı. Çok sinir bozucu. Okul bitene kadar defalarca çok sıkıldım diye arıyor. Defterler dolusu resim yapıyor, hep şikayet ediyor. Onu ciddiye almadığımı söyleyip sitem ediyor. Her şeyi paylaşabileceği iyi bir arkadaşı olana kadar bu şikayetleri devam edecek gibime geliyor. Kocaman oldu, bazı sabahlar ayakkabılarımı bulamayınca onun giyip gittiğini anlıyorum. Geçen dolabımı karıştırırken kırmızı polar sabahlığıma el koydu. Aramızda bir parça boy farkı vardı, hafta sonu o parçanın da kalmadığını fark ettim:((

Saki H.H. Munro' nun Dayanılmaz Bassington kitabına başladım, kitapla ilgili olumsuz bir sürü eleştiri okudum ama merak ettim, zaten kitaplığımda da vardı.

Başlığa bakınca aklıma geldi ben dün bütün gün günlerden cuma zannettim:)) Olsun ne yapalım, çarşambada güzel demeli:))





19.11.2018

Hafta Sonu


Cumartesi günü Bilge' yle evden erken çıktık. Önce Dost' a uğradık, ardından bir iki mağaza dolaşıp piyano dersine gittik. Daha doğrusu Bilge gitti ben de her zaman ki parka konuşlandım. Güya kitap okuyacaktım ama ne mümkün. Hava o kadar soğuktu ki, yakındaki bir kafeye kendimi zor attım. İki bardak sıcak çayın ardından Bilge aradı, dersim bitti diye. Hiç oyalanmadan eve gelelim dedik. kuaföre gitmem gerektiği aklıma geldi, Ben saçlarımı kestirdim, Bilge manikürümsü bir şey yaptırdı. Markete uğrayıp, koşa koşa eve gittik. Elleri çok güzel oldu, artık tırnaklarına dokunmuyor.Umarım böyle gider.
Ben kitap okudum, Bilge çizim yaptı. Efes bir o tarafa, bir bu tarafa devrildi durdu. Pazar sabahı erkenden kahvaltı yaptık.Koca' yla yoga dersine gittik. Yine aynı gruptuk, keyifli bir ders oldu. İki ayrı hocadan ders alıyor olmak benim için ilginç bir tecrübe.

Geçen hafta M. Bulgakov' un Genç Bir Doktorun Anıları nı bitirdim. Yazarın çok güzel ve akıcı bir dili var. Hafta sonu Usta ve Margarita kitabını da aldım.

Agatha Christie 'nin Arka Sokaktaki Cinayet  ini bitirdim. Dört kısa öyküsü vardı, güzeldi.

M.K Perker' in Ölmeden Önce Gülmeniz Gereken 1000 Karikatür albümünü de hafta sonu aldım ve hemen başladım. Tabi ki gülerek ve millete karikatürleri yollayarak okuyorum. M.K. Perker en sevdiğim çizerler arasında başı çekiyor ve hakkını vermiş. Bugün biter sanırım.

Bu hafta yeni kitaba başlar mıyım bilmiyorum. Yanıma Poe' nun öykülerini aldım, çok süründürmemek gerek diye düşünüyorum.

Koca'yla Behzat Ç.' yi izliyorduk, dün bitirdik. Amirimle vedalaştık. Suits in yeni sezonu gelmiş, ona başladık. Ben de Somewhere Between izledim, on bölümlük mini dizi ilginçti.

Bilge' nin ders programı değişmiş, cuma günü olması gereken yazılısı bugüne gelmiş heyheyleri tepesinde dolanıyordu, hiç bulaşmadım kendisine.

Keyifli bir hafta sonu olsun, iyi bakın kendinize...

15.11.2018

Evde iki köpek

Leblebi' den mutlaka bahsetmişimdir.Teyzemlerin barınaktan sahiplendilkeri, beş yaşında dişi melez bir köpüş ve adından da anlaşılacağı gibi bizim oralı(Çorumlu) ve Ankara'da yaşıyor.
Genelde tatilde Antalya'da karşılaşıyoruz. Leblebi atarlı bir kız.Kendisine kolay kolay yaklaştirmıyor ve kesintisiz uzun uzun havlayabilme yetisine sahip.En son yaz sonunda bahçede bir aradaydık. Fasulyelere işeyen Efes'e kızdım diye kolumu kapmaya kalktı:)) sahiden, dişlerini geçirmedi diye sevindik.
Teyzemin kayınpederi çok hastaydı ve artık umut yoktu.Daha önce konuşmuştuk, cenaze işleri sırasında Leblebi' nin bizde kalmasına karar verdik.
Dün sabah teyzem aradı,yola çıkacaklarını söyleyince Koca'yla Leblebi' yi almaya gittik.Havlayarak bizi karşıladı, diş göstererek oturdu.Arkasına bakarark arabaya bindi. Arabayı çok seviyor, bu arada bir malzeme almak için Ostim' e uğradık.Koca malzemenin yanında ekmek arası döner almış. Benimkini Leblebi'yle paylaştık. Dönere hayır demedi.Efes gibi obur değil et dışında birşey yemiyor.Eve gelmeden yukardaki parkta Koca bizi bıraktı.Her ağaca işemeyen bir köpeği gezdirmek çok ilginç. Gezdikten sonra eve geldik. Her tarafı kokladı, yazık ilk kez geliyor nasıl tedirgin olduğu gözlerinden belli. Bu arada Efes ofiste,akşama gelecek Koca' da olacağı için bu karşılaşma daha kolay olur diye düşünüyorum ve hep aklımda ya sabaha kadar havlarlarsa fikri geliyor ve ben hemen kovalıyorum bu düşünceyi. Bilge okuldan gelene kadar çok sakindi.Bilge gelince ufak bir havhavlama faslından sonra kendine bir köşe bulup oturdu.Bilge ne zaman yaklaşsa korkunçlu dişlerini gösterdi. Akşam güya Koca erken gelecekti Efes'le ikisini parka götürecek ve orada havlayıp hırlaşıp eve geldiklerinde çok yorgun olacaklardı. Olmadı...
Koca'nın geçikeceğini anlayınca Bilge'yle Leblebi'yi gezmeye çıkardık. İ.' de ofisin oralarda Efes' i gezdirdi ve ilerleyen saatlerde Efes'i eve bıraktılar.Eve girmeden Efes'le konuştum. Eve girince hemen birbirlerine havlayıp hırlamaya başlamışlardı ki hakimiyeti elime aldım.Sesimi yükseltip yapmayın dedim.(başka şeylerde söylemiş olabilirim) Herkes bir köşeye dağıldı ve inanması zor ama sesleri çıkmadı. Efese ödül kemiği verdim Leblebi Bilge' nin yanına kıvrıldı ve dokunmasına izin verdi. Koca geldiğinde ufak bir tantana çıktı ama çabucak bastırdık. Hep birkikte dizi izledik.Yatma vakti geldiğinde Bilge yatağına gitti.Biz de yatağımıza gittik. Sürekli dinliyordum evin içinde biraz dolaştılar sonra uyudular Gece bir ara uyandığımda Leblebi' yi yatağa çıkmış ayak ucumda yatarken gördüğüme inanamadım.Elimi aşağı uzattım Efes' te orada uyuyordu.Elimi hissedince kafasını uzatti burnundan öptüm kafasını okşadım.
Bunları niye bu kadar uzun uzun anlattım derseniz ne hissettiğimi bir nebze olsun anlayabilin diye. Bir tarafta aslında korkak ve tedirgin, bu yüzden saldırganmış gibi görünen bir köpek, diğer tarfta herşeyden emin hiç kıskanmayan bir köpek. En güzeliyse Leblebi' nin bize güvenip yatağımıza gelmesiydi. Sabah iki esneyen köpek Koca' yla yürüyüşe gittiler.Ben de geleyim dedim ama ben hallederim dedi Koca. Şimdi eve gelmelerini bekliyorum.Sanki daha cesur,daha iyi hissediyorum....

13.11.2018

Limon ağacı


Evimize yerleştikten kısa bir süre sonra bu küçük limon ağacını aldık. O sene iki limon verdi. Kışın battaniyeyle sarıp sarmalar, yazın çamaşırlığı o tarafa götürür gölge yaparım. Ankara' da ve balkonda limon ağacımın olması hepimize iyi gelir.( bu sene ufak bir zeytin ağacıda katıldı) Baharda ilk çiçeği gören balkonda çığlık atar, eve gelir gelmez balkona gider çoğalan limon çiçeklerinin balkona bıraktığı rahiyayı içimize çekeriz. Sonra bir sürü minik meyve kafasını uzatır, önceleri bu kadar meyve incecik dalda nasıl olacak diye endişelenirken, doğanın bunu dengeleyişini görmek hayranlık vericiydi. Bu yıl balkonumda ki çoğu çiçek bitlendi. Zaten ufak alan ve farklı çiçekler olunca beklediğim bir durumdu. Çiçeklerin bazıları öldü, bazıları dayandı. Elma sirkesi, arap sabunu ve sıvı yağ üçlüsüyle çözmeye çalıştım. Limon hala savaşmaya devam ediyor. Geçen ay okuduğum Bitkilerin Bildikleri kitabına bakılırsa bu çok ilginç bir mücadele. Yaprakların üzerindeki yapışkan sıvıyı bitler bırakıyor sanıyordum ama bitki yapıyormuş ve diğer dallara ve yapraklara tehlikeyi haber veriyormuş. Neyse bizim limon ağacının savaşı devam ediyor, iki limonu sarardı bugün yarın birimiz kıyıp koparacak. Zaten havalar da soğuduğu için savaşı kazanacak diye düşünüyorum.

Sabah Koca erken kalkıp kahvaltı hazırladı.Bilge' de bizimle kahvaltı yaptı. Bilge okula, Koca Efes'le sabah yürüyüşüne çıktı. Tuhaflıklar Fabrikası nın kalan birkaç sayfasını okuyup bitirdim ve hiç sevmedim. Konu iyi seçilmiş ama  ciddi bir sıkıntı vardı, zaman atlamaları ve detaylar sinir bozucuydu. Kolay kolay kitabı yarım bırakamadığım için bittiğine çok sevindim. Poe' nun hipnozla ilgili bir öyküsünü okudum, ölüm döşeğindeki verem hastasının acılarını hafifletmek için hipnozla telkin veren doktorla hastanın ilginç sohbeti anlatılıyordu. Çıkmadan Bulgakov' un Genç Bir Doktorun Anıları nı koydum, birazdan başlayacağım.

Kafamı kaldırıp dışarı baktığımda, badem ağacının görüyorum, yaprakları her gün ayrı bir ton sarı oluyor sanki ve ben ağacı alıp eve götürmek ve balkona koymak istiyorum:))

12.11.2018

Sevgili Pazartesi

Çok yorgun uyandım, hatta uyanamadım, Bilge'yi okula yollayıp geri yattım. Efes yatağa gelip bacaklarımdaki kan akışını zorlayınca uyandım. Toparlanıp ofise geldik. Ofiste bugün yalnızım. İ.'nin hastane işi varmış. Sağı solu toparladım, birazdan bir türlü akıp gitmeyen Tuhaflıklar Fabrikası nı okumaya devam edeceğim, bugün bitsin istiyorum.

Geçen hafta H. Böll' ün Palyaço sunu ve Atilla Atalay' ın Hayaller Kahyası nı okudum. Poe' dan da ancak üç öykü okuyabildim. Cuma günü Bilge' yi okul çıkışı aldım. Birlikte yemek yedik, Dost Kitabevi' ne uğradık. Don Norman 'ın Gündelik Şeylerin Tasarımı nın ve Rilke' nin Bütün Öyküleri ni aldım.

Bilge' nin bu hafta yine yazılıları var. Hazırlanmasına yardım ettim, sonra birlikte A Monster Calls filmini izledik. Ne izlemek ama ağlaya zırlaya...çok güzeldi.

Pazar günü öğleye doğru Koca' yla yogaya gittik. Bizimle birlikte üç çifttik. Çok keyifliydi, Koca çok memnun kaldı, devam edeceğini söyledi.Sevindim.

Apartman toplantısı vardı, yönetici yardımcısıydım ya, yönetici cin gibi çıktı, kaşla göz arasında elime bir liste ve tahsilat makbuzu tutuşturdu. Of bütün binayı dolaşmak ve aidat toplamak zorunda kaldım. Aklımda bu duruma nasıl geldim  sorusu ve bi dolu apartman dedikodusuyla eve geldim.

Biraz kitap okudum, dizi izlerken uyuya kaldım.

Güzel bir hafta olsun, iyi bakın kendinize...




7.11.2018

Ne desem...


Çok oldu yazmayalı, neden diye düşünüyorum. Yazmak istememek mi, yazacak pek önemli bir şey olmaması mı, anlamlı gelmemesi mi yahut hepsinin toplamı mı bilemiyorum.Sanki hepsinden birazcık var gibi.Ama gönlüm buradan vazgeçmiyor, vazgeçemiyor...

En son ne yazmıştım diye geriye dönüp baktım.Sonra daha geriye, daha geriye ve daha da geriye bakınca anladım...

Ne diyordum Bilge' nin yazılıları başladı ama bunu bir tek ben umursuyorum gibi görünüyor.
İte kaka ders çalışıyor, nereden geldi bu hal bilemeyip, en kolay yolu seçiyorum. Hep ergenlikten bunlar diyorum, geçeceğine inancım tam:))

Bitkilerin Bildikleri/Daniel Chamovitz çok etkileyici bir kitaptı. Bilimsel terimler bolca olmasına rağmen kolay okunan bir kitaptı ve okuduklarıma inanamadım. Bitkilerin dünyası muhteşem ve hiç gördüğümüz gibi değil.

Factotum/C.Bukowski yanlış hatırlamıyorsam okuduğum ilk Bukowski kitabıydı kesin olmamakla beraber sonuncusu olacak. İçim şişti okurken.

Üç Yıl/A.Çehov  Bu ara klasiklere sardım gibi. Çehov' un anlatımı bana çok samimi ve sade geliyor. Evlilikte aşkın zamanla oluşabileceğine, sevginin daha kıymetli ve köklü bir duygu olduğuna dair kısa bir novellaydı.

Düş Yolcusu/Ian Mc Ewan Büyüklere yazılmış bir çocuk kitabı, içlerindeki çocuğu bulma temennisiyle, fena değildi. Yazarın hatırına okunabilir.

Poe öyküleri devam ediyor, Böll' ün Palyaço suna başladım, oldukça ilginç bir okuma olacak.

Haftada iki gün yogaya gitmeye devam ediyorum. Artık ağrılarım iyice azaldı. Ortamın çok güzel bir enerjisi var . İyi geliyor bana.

Havalar iyi gidiyor, uzun yürüyüşler yapıp, kulağında yaprak hışırtıları ve sonbaharın tüm renklerinin içini doldurduğu zamanlardayız. Bir süre sonra griye bürüneceğini bildiğin bozkırın bu zamanları çok kıymetli. Her fırsatta kendimi dışarı atıyorum, bazen Efes' i de alıyorum yanıma.

Elma sirkesi yapmayı deniyorum, umutluyum olacak galiba:))

Geçen akşam sıcak şarap gecesi yaptık, ne çok güldük:))

Efes' e ışıklı boyun tasması aldım, akşam gezmesine giderken takıyorum yılbaşı ağacı gibi oluyor.

Sabah kahvemin içine bir kaşık hindistan cevizi yağı koyuyorum. Tadının kötü olmamasına şaşırarak içiyorum.

Korsan' a tasma ve bir sürü ödül kemiği alıp yolladım. Bugün ellerine ulaşır sanırım, çok sevinecek eminim:))

Kız kardeş babamın yolladığı kasetlerden birini buldu, dinledik. On beş yıl sonra yeniden sesini duydum, tanıdık değildi sesinin tonu, belki kaset bozulmuştu, belki ben unutmuştum ama cümleler, duygular sıcacık sardı sarmaladı beni. Ne çok özlemişim, çok ağladım, ağladık ama o kadar iyi geldi ki, tekrar sesini duymak...

Neyse dolu bir bardak gibiyim ama şikayetçi değilim... geçer nasıl olsa...

İyi bakın kendinize, yazarım ben yine...