30.12.2019

Yılın son yazısı

Bu yıl da sona ererken yine dönüp arkama baktım. Çok şükür yüzümde bir tebessüm var.Kayıplarımın olmadığı, ciddi bir sağlık sorunu yaşamadığımız, genel anlamda keyifli bir yıl oldu.En büyük endişemiz memlekette yaşanan siyasi tutarsızlıklar,adaletsizlikler ve ekonomik sıkıntılara oldu.

Günlerimin  büyük bir kısmını kitap okumak doldurdu bu sene de. En büyük iyi kilerimden. Her sene bir önceki yıl okuduğum kitap sayısının bir fazlasını okuma hedefi olarak koyuyorum. Bu yıl 137 kitap olan hedefimi ( sonlara doğru ince kitaplarla da olsa) tamamladım. Seneye 138 kitap olacak. Daha planlı, kasmadan okumaya karar verdim.

Güzel filmler ve diziler izledim. Okumak kadar keyif veren bir eylem benim için.

Sezon boyunca Bilge' yle gidebildiğimiz tüm etkinliklere ( tiyatro, konser, opera, bale) gitmeye çalışıyoruz. Birlikte geçirdiğimiz en güzel zamanlardan.

Hayatımıza yoganın girmesiyle eksenimiz oldukça değişti. 8 aydır haftada bir gün Bilge de bana eşlik ediyor. Son iki aydır haftada üç güne çıkarttım ve tüm yıl düzenli olarak devam ettim. Disiplinli olmayı, bedenimi sevmeyi ve kabullenmeyi ve en çokta ruhumda yer açmayı öğrendim.

Eskiye nazaranla çok sakin bir insanım. Sakinlik daha gerçekçi bir görüş açısı kazandırıyor insana. Daha az üzülüp, daha az kaygılanıyorsunuz. Dediğim gibi ruhunuzda neye yer açarsanız onu yaşıyorsunuz. Bedeninizde peşinizden geliyor sanki...

Bu yıldan en büyük dileğim sağlık. Geri kalanla bir şekilde başa çıkabileceğimi düşünüyorum.

Ülkem ve dünya için huzur diliyorum.

Yeni yıl güzellikler getirsin, iyi bakın kendinize...

26.12.2019

Okuduklarım, izlediklerim...

Kız kardeşle ortak okumalarımızdandı Eileen. İlk bir kaç sayfada aklıma Salinger' ın Çavdar Tarlasında Çocuklar' ı geldi. Rahatsız edici ama ilginç bir okuma oldu:))
Bir Zamanlar Bakırköy  zor bir okumaydı, bir ara bırakıyordum. Bakırköy akıl hastahanesinde dönen kurgu önceleri merak uyandırsa da sonraları zorladı.
Leylakdalı'mın yılbaşı hediyelerinden Akgün Akova' nın Sevdiğim Kadın Adları Gibi o kadar güzeldi, o kadar iyi hissettirdi ki anlatamam.

Uzun soluklu okmalarımdan Gündelik Şeylerin Tasarımı /Don Norman bitirdim. Etrafımızda gördüğümüz, fark ettiğimiz ya da etmediğimiz, iyi ve kötü tasarımlardan bahsediyor. Tasarımın amacı, yaratım süreci bir süre sonra etrafa daha dikkatli bakmanızı sağlıyor. Meraklısına tavsiye ederim...
Bilge' yle Farabi Sahnesi' nde Salome ve Diğerleri' ni izledik. Havva' dan bu yana tarihteki kadın kahramanların (her kötülüğün sorumlusu kadın ) hikayelerini danslar  eşliğinde izledik. Bilge pek beğenmedi. Onun için bir oyunda , müzik, dekor, kostüm çok önemliymiş... Özel tiyatrolara destek vermek lazım  desem de pek ikna edemedim....
Öbür gün Leylakdalım' la yine Farabi Sahnesi'n de Dansöz oyununu izledik. Uzun zamandır izlediğim en iyi oyundu. Tek kişilik oyunun kahramanı Sezen Keser inanılmazdı.

133. ve 134. kitaplarımı okuyorum.137' ye ulaşır mıyım çok emin değilim ama eskisi kadar çok takılmıyorum :))

İyi bakın kendinize...


16.12.2019

Geçen Hafta

Geçen hafta dolu dolu geçti. Gerçi hep bir koşturmaca eşliğinde, kısacık kış günlerine sığanlar, böyle sıralayınca insanı şaşırtıyor. 
Sevgili Leylakdalı' mla Akgün Sahnesi' nde Amak-ı Hayal oyununu izledik. İlginç bir seyirdi.

Laura Restrepo' dan Hezeyan ı okudum. Çok ilginç ama bir o kadarda karışık bir kurguydu.

Sertifika No:000358  Nükleerin Doğa ve İnsan İçin Bedeli temiz enerji diye lanse edilen nükleer enerjinin korkunçluğunu gözler önüne seriyor. Beyaz Rusya' dan Annya Pesenko Sertifika no:000358 diye tanınıyor, devlet pek çok nükleer mağduruna böyle kimlik numaraları vermiş. Çernobil sonrası  kaza deyip geçemeyeceğiniz korkunç bir suç. Mağdurların, etkilenen yerlerin fotoğrafları ve hikayeleriyle kolay kolay okuyamayacağınız bir çalışma.
Sinan Sülün' den Karahindiba kitabıyla üç öykü okudum. Güzellerdi.
Carlos Maria Dominguez' den Kağıt Ev i okudum. Okumak, biriktirmek üzerine kısacık bir kitap.

Önceki hafta uyku düzenim hiç iyi değildi. Geçen hafta üç gün yogaya gidince mis gibi oldu. Sabah alarmın sesiyle anca uyanıyorum.

Hafta sonu Bilge' yle bir nefes çalışmasına katıldık. İlginç bir deneyimdi. Bilge' ye çok mantıklı gelmedi (sanırım yaşıyla alakalı). Ben uzun süredir merak içindeydim. Nefesin şifa tarafı bence çok etkileyici. Çok eski bir kültür bu (Anadolu' da şamanlar, ocaklar bunu hep kullanmış) Herkesin kaygı bozuklukları, depresyonla baş etmeye çalıştığı bu dönemde bir seçenek olabilir.

Pazar günü veli toplantısı vardı. İki saat eziyet çekip çıkışta Bilge' nin sevdiğimiz kafede sıcak çikolata içip kitap okuduğunu duyunca, gülümseyerek yanına gittim.

Akşam Efes' i parka çıkarttık, bizim dört ayaklı  çocuklar da oradaydı, tüm yorgunluğumu aldılar, hele yeni sahiplenilmiş bir yavru geldi, sevmelere doyamadık.

Keyifli bir hafta diliyorum...

9.12.2019

Hafta sonu

Cuma günü Ziraat Sahnesi' nde Gellert Tepesi' nde Düş ve Gerçek (Çığlık) oyununu izledik. Giderken ben biraz keyifsizdim. Oyun ilginç ama çok uzundu, oyuncular iyi ama çok gençlerdi.Bir ara diyalogları takip bile edemedim. 

Ayşegül Devecioğlu' nun Kış Uykusu nu,  Joannem M. Harris' in Loki' nin Müjdesi 'ni, Akihito Tsukushi' den Made İn Abyss Vol.2 yi okudum. 

Colony' nin 3. sezonunu, The Crown un 1.sezonunu izledim. 
Haftada iki gittiğim yoga derslerini üçe çıkarttım. 
Hafta sonu her tarafım tutulmuştu, bugün daha iyiyim.
Cenaze yemeğine gittim.
Dudağım uçuklamış.
Artık karanlık sabahlara uyanıyoruz, bahara kadar böyle sanırım.
Sabahları üstlerinde karlar olan arabalar görüyorum. Arada kar atıştırıyor ama henüz tutmadı, yakındır diye düşünüyorum.
Bu sene yılbaşı ağacını kurmadık, hiç içimizden gelmedi. 
Ama ledli ışıklarımız evin her yerinde:))
Dün tüm günü Bilge' nin peşinde avm gezerek geçirdim. Çok yorulmuşum. Akşam parktan sonra uyuya kalmışım. Gece pek çok kez uyandım. 
Sabah Efes ufacık kustu. Onu temizlerken, tüm evi de paspasladım. Sonra kahvaltıyı hazırlayıp, bizimkileri uyandırdım. 
Ofise geldim, bize kahve çocuklara çay demledim. 
Evrakları toparladım. 
Sıkıldım dışarı çıktım, gaz aldım, marketten eksikleri aldım. 
Baktım hep alıyorum, ofise döndüm:))

Çok sıkıcıyım...

iyi bakın kendinize..




4.12.2019

Kasım Ayı Okumalarım...


Kaçtır burada yazıyorum yıl sonu geliyor ve hedefimi yakalayamayacağım diye. Bu ay tatile rağmen hep ama hep okudum. Gerçi kulenin sonlarına doğru ince kitaplar yer tuttu ama olur o kadar sanırım:)
Kitaplara gelince;

Bizans Sultanı/ Selçuk Altun/ İşbankası Kültür Yayınları Sanırım bu kitapla Selçuk Altun külliyatını tamamladım. Konu her zamanki gibiydi. Zengin ve iyi eğitim almış bir adam, onu büyüten soylu bir çevre, bibliyofiller, sahaflar, elit mekanlar, şehirler bambaşka bir dünya. Bu sefer tarih ayrıntıları beni biraz bunalttı.Ama yine de güzeldi.

Baharda Ölmek/Ralf Rothmann/ YKY  İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru cepheye alınan iki genç Alman  süt sağıcısının yaşadıkları, savaşın korkunç yönü ve Alman cephesi tarafı..ilginç bir okumaydı, okuyun derim...

Geldiler/ Salih Altun/Tunga Yayınları Bu kitabı fuarda almıştım, yazarı çok kibar bir beydi. Anladığım kadarıyla eğitimci ve hukukçuymus. Kitap doğayla insan arasındaki ilişkiyi, köy hayatını, köy hayatından kopanların sonrasında tekrar dönüşünü basit bir dille anlatıyor.

Şimdilik Bu Kadar / Emine Uşaklıgil/ Can Yayınları Serra Yılmaz ve Emine Uşaklıgil' in anılarının Emine Uşaklıgilin kaleminden okuyoruz.Hoş bir anlatıydı.

İnternette Balık Avlamak/ Nasreen Akhtar/ Ayrıntı Yayınları Arka kapağını okuyup merak etmiştim Müslüman bir kadının internette eş arama macerası.Hiç sevmedim, kolay kolay böyle demem ama zaman kaybıydı.

Herkes Kadar/ Behçet Çelik/ Can Yayınları Sade ve samimi diliyle kısacık öyküler okudum.Daha evvelde yazarın öykülerini okumuştum ama bu kitabı daha çok sevdim.

Taşlaşan Dünya/ Tadeusz Borowski/ Aylak Adam Yazarın ikinci dünya savaşında Auschwitz toplama kampında hayatta kalmak için takındığı umursamaz, dğalmış gibi görünen  tavrını, kamptaki anılarını okuyoruz. Borowski' nin   hayatına bakınca 29 yaşında kendini öldürmesi okuduklarınıza bambaşka bir boyut katıyor.

Zeval/ Nihan Taştekin/ Ayrıntı Yayınları Bir mahalle dolusu insan, bu insanların gözlerinin önünde Emirgan Korusu'nda işlenen bir cinayet. Başlarda detaylarda boğulmasaydım çok daha iyi olurdu.

Akvaryumda Ölü Bir Balık/ Mürselin Kurt/ Ayrıntı Yayınları Kız kardeşinin bacağını kırmasıyla yanına yardıma giden ablasının sıradanmış gibi görünen ama eşeledikçe çok farklı boyutlar kazanan hayatlarını anlatıyor yazar.

Güvercin/Patrıck Süskınd/ Can Yayınları Koku romanıyla tanınan yazarın bu kitabı uzun öykü olarak yayınlanmış. Sıradan sade bir hayatın biranda nasıl tepetaklak olabileceği insanı dehşete düşürüyor.

Değişim/Mo Yan/Can Yayınları Çince "sakın konuşma" anlamına gelen (asıl adı Guan Moye 1984' ten itibaren Mo Yan ismini kullanıyor) ilk kez okudum. Yayıncısının isteği üzerine Çin' deki kültü Devrimi sonrası değişimi kendi hayatından kesitlerle anlatıyor.

Mutluluğun Kazanılması/Farabi/İş Bankası Kültür Yayınları toplamda elli sayfalık olmasına rağmen bu ay okuduğum en ağır kitaptı. İşin içine felsefe girince ve özellikle Aristo ve Platon' un felsefelerini İslam' la yorumlamaya çalışan Farabi' nin yöntemi oldukça ilginç. Siyaset felsefesinin en iyi eserlerinden biri sayılıyor . Farabi' nin bu şekilde kendi siyasi öğretisini kurması oldukça ilginç.

Aşk Ve Ölüm Üzerine/ Patrick Süskınd/Can Yayınları Aşk ve ölümü edebiyat dünyasından, mitlerden, kurmaca kahramanlardan örnekler vererek yorumluyor ve ortaya ilginç ama kısacık bu deneme çıkıyor.

Denizini Yitiren Denizci/Yukio Mişima/ Can Yayınları aslında sıradan bir kurgu etrafında olaylar garipleşiyor. Dul bir kadın, ilk eşinden oğlu ve onunun için denizciliği bırakan ikinci eşi. Tabi bu kurguya Uzak Doğulu yazarların soğukkanlı şiddeti anlatışlarını da eklerseniz, ortaya garip bir okuma çıkıyor.

Gelirken Ekmek Al/Şermin Yaşar/Doğan Kitap itiraf edeyim Leylakdalı'm çok beğendim demese bu kitabı okumaya hiç niyetim yoktu. Özellikle çok satanlar listesinde sürekli gördüğüm bir yazar ve ben hep mesafeli durmuştum. Yanılmışım, kitaptaki öyküler çok tanıdık, çok iyi anlatılmış.


Okumaya devam, iyi bakın kendinize...






2.12.2019

Geçen Hafta


Geçen hafta nasıl geçti anlamadım. Hafta başında sevgili Leylakdalı bizi konsere götürdü. Klasik Türk Müziği Korosu' ndan ilk bölümde klasik şarkıları ,ikinci bölümde tangoları solistlerden dinledik. Bilge' yle ilk kez CSO Konser Solonunda bir konser dinledik ve kulaklarımıza inanmadık.Salonun muazzam bir akustiği var. Bilge sıkılır mı acaba derken, Bilge' nın de çok keyif aldığını görmek güzeldi.
Hafta bolca okumakla geçti. Her yerde ve sürekli okudum:))
Perşembe ve cuma yogaya gittik. Yoga hocamız bizden hafta sonu bir etkinlik için yardım istedi. Engelli Kadınlar Derneği bünyesinde yaklaşık yirmi kişilik bir gruba yoga yaptırdık. Bilge' yle birlikte dört kişi hocaya eşlik ettik. Yoga başlamadan önce hepimiz biraz tedirgindik. Çoğunluk görme engelliydi. Onun dışındakiler bedensel engelliydi. Ders başladı elimizden geldiğince duruşlara soktuk, düzeltmeler yaptık.Rahat etmeleri için yardımcı malzemelerle destekledik. Bir saat sonra ders bitiminde herkesin yüzü gülüyordu. Bilge, ben ve diğer yardımcı arkadaşlar terden sırılsıklam olmuştuk. O kadar çok teşekkür ettiler ki yorgunluğumuza değdi.
Bilge' yle uzun uzun konuştuk. İnsanlara yardım etmenin verdiği huzuru kalbinde hissetmiş olması beni çok gururlandırdı. Yürüme engelli bir hanım ayakkabısını bağlamadığını fark edince Bilge fırladı, müsade isteyip bağcıkları bağladı. O kadar duygulandım ki...

Pazar günü de Waffel bizdeydi. Sahibinin annesi vefat etti, sahibi cenaze işleriyle uğraşırken o da bizde kaldı.Parkta  sürekli birlikteyiz ama eve ilk kez geldi. Kendi evi gibi hiç yadırgamadı. Bir de güzel kucağınızdan inmiyor. Onu öyle görünce Efes' e sitem ettim çok mesafelisin diye. O da totosunu dönüp yattı :))
Keyifli bir hafta olsun...

25.11.2019

Gittik,geldik....


Kasım ayında beklemediğimiz bir ara tatil olunca, bizimkiler Antalya' ya gidelim diye tutturdular. Pazar günü düştük yola.Yol uzun tabi, Efes' te olunca sık sık mola vererek, Afyon'a kadar ciddi bir sis eşliğinde gittik. Akşam üzeri Antalya'daydık. Annem pek keyifli karşıladı bizi. Korsan' la Efes o gece bir kapıştılar, boğaz derdine. Tabi cüsseleri düşünülünce pek adaletsiz bir hırlaşma sonucu, Korsan midye kulaklarına birkaç diş darbesi aldı:(( Ama French bulldogların balık hafızası olduğu için, tatil boyunca hep bir hır gür vardı evde...

Öbür gün kızlar geldi, kocaman olmuşlar. Hediyeler açıldı, sofralar serildi, yemekler yenildi...
Öbür gün sabah mezarlığa gittik. Girişte şehit cenazesi vardı. Annemle yıllardır gittiğimiz kabrin yolunu şaşırdık. Kendimizi toparlayınca, bulduk. Yıllar da geçse insan alışamıyor işte. Annem her zaman ki ritüeline başladı.Yıllardır okuduğu mezar taşlarındaki tarihleri ilk kez görüyormuş edasında tekrar okuyup, vah yazık gençmiş, hımm iyi yaşamış yorumları eşliğinde önce anneannemin, sonra babamın ardından da yengemin mezarlarını ziyaret ettik. 

Akşam Efes'i de alıp gezmeye çıktık. Akşamda olsa denizi görmek, havasını koklamak iyi geldi. 
Bir akşam da kız kardeşe gittik. Derken sayılı gün gün bitiverdi zaten. 

Sokaklarda o kadar çok kedi var ki, Efes bir süre sonra kovalamaktan vazgeçti:))

Yollar sonbahar renkleriyle dolu,bakmalara doyamıyor insan.

bu fotoğrafa bayıldım. Kardeşimi yolcu ediyorlar:)) Çok komikler...

Bu arada okumaya devam ettim. Mürselin Kurt' un Akvaryumda Ölü Bir Balık, Nihan Taştekin' in Zeval, Patrıck Suskind  Güvercin ve Aşk ve Ölüm Üzerine , Mo Yan' ın Değişim kitaplarını okudum. 116 kitap geride kaldı. Geriye 21 kitabım kaldı:))

Keyifli bir hafta diliyorum...

13.11.2019

Son hız :))

Yıl sonuna yaklaşırken son hızla kitap okuma  hedefime yaklaşmaya çalışıyorum. Ralf Rothmann' ın Baharda Ölmek kitabı çok güzeldi. Almanya' da iki süt sağıcı gencin savaşın sonlarına doğru zorla orduya alınması ve sonrası anlatılıyor. Çok derin ve trajik, bir o kadar da etkileyiciydi.
Eskiden, biyografi ya da anı kitabı deyince burun kıvırır, uzak dururdum. Artık öyle değil, merakla okuyorum, özellikle insanların aynı tarih aralığına gelen hayatları, gerçekten o dönemi anlamama yardımcı oluyor.Bu benim için çok büyük bir kazanım. Emine Uşaklıgil' in kaleminden Serra Yılmaz' ın ve kendisinin yaşamı ve anıları sade bir dille anlatılmış. Serra' dan daha çok bahsetmiş sanki:)) Bazı yerlerde geçişlerde ufak aksamalar var ama güzel bir anlatı olmuş.
Bobo 2, canımız, ciğerimiz. Dilimize kattığı yeni kelimeler (davuk, gerbertin, bazartesi ve daha bir sürüsü) ve ig sayfasında her yeni gönderide yüzümüzü güldüren, günümüzü aydınlatan Serkan Altuniğne' nin ikinci kitabı.Çoğu ig' den bildiğimiz karikatürler ama bir arada olması çok keyifli. Punk Bobo'yu defalarca okumama rağmen yine gülmekten yerlerde yuvarlanma kıvamına geldim:)) O kadar keyifliydi...
Ayrıntı Yayınları'nda indirim vardı. Bu kitabı öyle aldım. Aslında arka kapakta ilginçti. Altı yaşında İngiltere' de yaşamaya başlamış Pakistanlı kadın  yazarın Müslüman evlilikleri kulvarında, internetten eş bulma çabasını,espirili bir dille anlattığı yazıyordu. Merak ettim ama hiç düşündüğüm gibi değilmiş. Kolay kolay bir kitap için kötü demem ama fenaydı. Zamanınızı harcamayın...

Akşamları parkta köpeklerle bir buçuk saat kadar geçiriyoruz. Havalar soğudu, büyük bir ihtimalle bir saate düşecek bu süre. Akşam kocaman gülümseyen suratlarla ve kırmızı burunlarımızla eve dönüyoruz.
Bu hafta yogaya perşembe, cuma gitmeye karar verdik. Bilge' nin salı gününe beden eğitimi dersi koymuşlar. Çok yorgun geldi.

Kimliğimle, ehliyetimi yenileme işini hallettim. Biraz maceralı oldu, biyometrik diye çektirdiğim fotoğrafı kabul etmeyince, koştur koştur yeni fotoğraf çektirdim. İşlemimizi yapan memur parmak izlerimi alırken (hepsini tek tek ve birlikte ) isyan ediyordu. Her gün 2000 kişiye bu işlemi yaptığını söylüyordu:(( Kolaylıklar dileyip, tepsi kıvamında suratımın olduğu fotoğrafı (ikinci) kabul edince, sevinçle ayrıldık...

Hafta başından beride postacı bize çalışıyor. Bilgenin ki ayrı bir gün, benim kimlik sonraki gün geldi. Bugünde ehliyetim gelecek. Koca' nın kimlik geldi, ehliyetten henüz haber yok:))

Black Mirror' un 5. sezonun ilk bölümü izledim. Çok uçuk kaçıktı.

Bu sabahta Behçet Çelik' in Herkes Kadar ' ına başladım...

Hafta sonu Antalya' ya gidiyoruz. Yavaştan toparlanıyorum.

İyi bakın kendinize...

5.11.2019

Ekim Ayı Okumaları

Ekim ayını da on bir kitapla geride bıraktım.Kitaplara gelince;

Afet/Mehmet Anıl/Can itiraf edeyim  kaç kez almak için elim gitti ama kapak yüzünden vazgeçtim.  En son indirimde görünce dayanamayıp aldım. İyi ki de almışım, çok sıra dışı bir anlatım ve kurguyla karşılaştım.

Adanmışlık/ Patti Smith/Domingo kitap için kısa bir yazma serüveni diyebilirim. Patti sade diliyle bu serüveni daha özel kılıyor...

Geceleri Sessizdir Tahran/ Shida Bazyar/Hepkitap bu ay okuduğum en iyi kitaplardan ilkiydi bu kitap. Bildik bir coğrafya, uzak olmayan bir tarih, çok duygusal, çok naif bir kitap.

Sardalyanın Gizemi/Stefan Themerson/Metis ikinci en iyi kitabım Sardalyanın Gizemi' ydi. Sürekli görüyordum insanların elinde. Çok ilginç bir kurgu etrafında dönen kitabı sonuna kadar elinizden bırakamıyorsunuz.

Beyaz Sessizlik/Jack London/Puslu Bu kitapta Jack London' un üç kısa öyküsü var. Beyaz Sessizlik, Güneşin Oğlu ve Yüz karası. Yazar bildik üslubuyla vahşi doğa, hayvanlar , acımasız , açgözlü insanları anlatıyor...

Momo/Michael Ende/ Pegasus Bilge' yle birlikte okuduk bu kitabı. Bilge çok beğendi.Ben beklentimi yüksek tutmuşum, o kadar da etkilenmedim. Güzel mi ? güzel diyebilirim...

Çocuk Geliyor/ Hang Kang /April sindire sindire okunacak bir kitap.1979 da Kore' de hükümet başkanının öldürülmesinden sonra ortaya çıkan halkın protestosunu ordunun acımasızca bastırması çok etkileyici bir kurguyla aktarılıyor.

Leporella/ Stefan Zweıg/ Puslu Beyaz Sessizlik' le bu kitabı fuarda elime tutuşturmuşlardı:)) Daha Zweig' in okunacak kitabı kaldı mı diyordum.  Leoperella ' yı daha evvel okumuştum, ilk satırlarda hatırladım. Diğer öykü Zıt İkizler' i okumamışım.

Kokular/Philippe Claudel/Sel Bu ay en çok bu kitabı sevdim. Kokuların eşlikçisi anılarla keyifli bir kitaptı.

Bozkır /Anton Çehov/ İşbankası Kültür Yayınları  Çehov Ukrayna bozkırında bir yolculuğu , eğitimi için annesinden ayrılan çocuğun gözünden, naif diliyle anlatıyor.

Kral Oidipus /Sophokles/ İşbankası Kültür Yayınları Kızkardeşle ortak okuma listemizdendi bu kitap. Tiyatro tekniğinin ilk ve başarılı eserlerinden biri sayılan Kral Oidipus, içinde yer alan Yunan tragedyası, Sophokles ' le ve dönemle ilgili detaylarla güzel bir okumaydı...

Keyifli okumalar diliyorum...

4.11.2019

Hafta sonu



Soğuk , yağmurlu ama keyifli bir hafta sonu oldu. Selçuk Altun'un  Bizans Sultanı ını bitirdim. İlk kez yazarın  bir kitabında sıkıldım. Tarih ayrıntıları beni bir miktar boğdu, ama tabi ki sevdim:))

Cumartesi akşam Bilge' yle Opera Sahnesi' nde Modern Dans Topluluğu' ndan Frida temsilini izledik.

İki sene evvel de izlemiştik ama bu sefer sanki daha ayrı bir güzeldi. Öyle doğal ve etkileyiciydi ki iyi ki yeniden izledik dedik.

Cuma sabahı yogaya gittim. Grubu sevdim, kalabalıkta değildi. Çıkışta usul usul yağan yağmurun altında yürüdüm. Önce markete uğradım, minnak süsü kabakları gelmiş, onlardan aldım. Sevdiğim kafeye oturup kahve içtim. Kitabımı yanıma almadığıma hayıflandım.
Dönüş yolunda vazoyu dolduracak, ot çöp topladım:))Kurumuş yapraklar, yabani sarı çiçekler, parktan aşırdığım horoz ibiği, mazı dalları, kurumuş kozalaklar... ateş dikeni de bulsam iyiydi, lakin denk gelmedi:)) Şu kadarcık renk bile iyi geldi, yağmurun kararttığı günü aydınlattı...

Bu hafta Bilge' nin sınav haftası. Pazar günü evde ders çalıştı.

Bir ara pazara gittim, akşam da Efes' i parka çıkarttım. Koca mızıkçılık yaptı, gelmedi...

Parktaki köpek sahipleri arkadaşlarla akşamları spor salonuna başlıyoruz. Yakında bir salona dün kayıt yaptırdık, bakalım nasıl olacak:))

Keyifli bir hafta olsun...

30.10.2019

Pazartesi Görünümlü Çarşamba

Uzun bir hafta sonu gibi oldu son birkaç gün. Cuma günü yoga dersim iptal oldu. Cuma sabahları benden çok çok ileri bir grup var, onların dersine devam edeceğim.Diğer gruplar, başlangıç seviyesinde. Zaten Bilge' yle haftada bir bu derse girdiğimiz için, ikinci dersimin seviyesi farklı olsun istiyorum. Benim kendi grubum üç dört kişi oluyorduk ama son haftalarda onlarda gelmeyince dersler iptal olmaya başladı. Sinir oluyorum insanların disiplinsizliğine...

Philippe Claudel' in Kokular kitabının ilk beş sayfasını okur okumaz kız kardeşe mesaj yazdım. Muazzam bir kitap seçmişiz diye.On beş kitaplık bir ortak okuma listemiz var. Mart ayına kadar tamamlayacağız. Kitap gerçekten uzun zamandır okuduğum en iyi kitaplardan biri oldu. Kokuların hatırlattığı anılar, kokularla dolu bir hayat, nefis bir anlatım. Aşırı tavsiye ederim.
The Kominsky Method' un 2. sezonunu izledim. Bu sezon sanki daha da güzeldi. Koca 2. sezonu benimle izleyince, ilk sezona başladı. İlk sezonu bir de onunla izledim, battaniyemi örerken...

Kefir mayaladım, badem ıslattım, güya sütünü yapacaktım. Sabah kabuklarını soymaya başlayınca bizimkiler üçer beşer götürdü:)) Yeşil mercimek, börülce ve kırmızı fasulye filizlendireceğim, onları ıslattım. Yemek yaptım derken dün bütün gün mutfakta geçti.Akşama kadar evden çıkmadık. Stefan Zweig' in Leporella kitabını okudum. Kitapta iki öykü vardı. Bir oturuşta bitti zaten...

Bu sabahta Çehov' un Bozkır ına başladım. Evet tutuştum:))sene başında kendime  137 kitap okuma hedefi koymuştum, 103. kitabımı yeni bitirdim. Bu ara elimde hep kitapla dolaşıyorum, bulduğum her fırsatta okuyorum. Derdim tabi ki kendimle. Bakalım ne yapabileceğim...


25.10.2019

Cuma...

Güzel bir hafta oldu. Dün akşam Opera Sahnesi'nde Romeo &Juliet balesiyle haftamız taçlandı.
Bu sezonunun bizim için ilk temsiliydi. Bilge' yle gittik ve iyi ki gitmişiz  dedik. Çok güzeldi. Havada uçuşan dansçıların,  ayakları yere değmedi. O kadar iyi geldi ki bu seyir,  iki saatliğine her şeyi unuttum. İlaç gibi geldi. Bilge akşamdan beri dilinden düşürmedi.
Bu hafta en çok bu kızçeyi izledim. Youtube' a Liziqi yazınca kanalına ulaşıyorsunuz. Yemyeşil bir doğanın içinde sanırım büyükannesiyle yaşıyor. Peşinden ayrılmayan köpekleri ve bir ufak kuzusu var. Ekiyor, topluyor, pişiriyor...

Han Kang' ın Vejetaryen i üzerinde uzun süre etkisini hissettirmişti. Fuarda yeni kitabını görünce Bilge bana aldı:)) Çocuk Geliyor birazdan bitecek. Sonunu sabaha sakladım. Yine insanı darmadağın eden bir kitap, okuyun derim...

Ben kitap okurken, bu adamda böyle uyukluyor...Yerimden kıpırdamıyorum, rahatı bozulmasın diye...

Bitmeyen battaniyem var benim. Daha önce bahsettim mi hatırlamıyorum. Gezi sırasında  başlamıştım, rengarenk, kocaman bir, şey. Lakin çeyreği anca bitti. Onu çıkarttım, akşamları örüyorum ufak ufak...

Lavanta keseleri yapıp, bazaların altına, giysi dolaplarına sıkıştırdım...Mis oldu...

Havuç ve sarımsak fermentelemiştim. Dün açtım havuç çok iyi olmuş, sarımsak pek sevimli olmamış, biraz daha bekleyince iyi olur belki...

Keyifli bir hafta sonu olsun...

21.10.2019

Hafta Başlarken...

Bilge kitap fuarı için gün sayıyordu. Biriktirdiği parasını cebine koyup, erkenden fuara gittik. En sevdiği yayınevinin standında soluğu aldık. Bulamadığı sayıları orada bulabileceğini zanneden çocuğum, bende daha çok çeşit var diyerek suratını sallandırdı. Ben son birkaç yıldır fuara gitmiyordum. Dün neden gitmediğimi bir kez daha anladım. Tezgahlara rahatça bakamıyorsunuz,sorgular gibi yaklaşan görevliler, elinize ben yazdım diye tutuşturulan kitaplar, ee almıyor musunuz diyen arsız sorular... Korkmayın dokunun kitaplara, lafından siz hiç Frida Kahlo' yu duydunuz mu? ya kadar vardı konuşmalar. Bilge bir kaç standa kafa dengi insanlar bulup eni konu sohbet etti. Ben çaktırmadan onları dinledim, pek güzeldi. Günün en keyifli zamanıydı.

Mimar kuzenim yeni bir ofis açtı, aslında baya da oldu. Uğrayamamıştık, Bilge' yle onun yanına uğradık.Biraz da orada oturup, eve geldik. Çok yorulmuşuz. Bilge kitaplarını yerleştirdi. Ben devrildim, uyumuş kalmışım. Akşam gezmesi için Efes tepeme dikilip, ıslak burnuyla dürtükleyince uyandım. Parka götürdük. İki saat köpeklerle oynadık, keyifli bir sohbetin ardından eve geldik. 


Cumartesi günü mis gibi hava vardı. Bilge piyano dersindeyken, parkta keyif yaptım. 
Ders bitince Bilge' yle kahve içmeye gittik. Ardından yoga stüdyosuna geldik. Ergen farkındalığı atölyesi için workshopa katıldık. Üç aile, dört çocuktuk. Hocamız çok tatlı bir hanımdı. Güzel zaman geçirdik. Devamında sekiz haftalık bir program var ama Bilge devam etmek istemediğini söyledi. Olayın meditasyon kısmı Bilge' ye çok gerçekçi gelmiyor. Zaten yogaya geliyoruz, gerekli değil deyince bir şey diyemedim. Sonuçta o katılacaktı. Seçim onun...İlginç bir tecrübe oldu...

Stefan Themerson/Sardalyanın Gizemi' ni bitirdim. Uzun zamandır bir kitabı bu kadar merakla okumamıştım. Oldukça ilginç bir kitap. Kolay okunmasa  da kurgusu etkileyiciydi.

Müslüm filmini izledim. Sinemada izlememiştim. Timuçin Esen' e bir kez daha hayran oldum. Çok çok yetenekli. Zerrin Tekindor önce gözümü tırmalasa da, sonra alıştım. Güzel bir film olmuş, beklediğimden çok çok iyiydi.

Keyifli bir hafta olsun...

17.10.2019

Perşembe

Bu aralar Efes yakalayanın elinde kalıyor ya da totosunda ya da ayak ucunda:)) Çocuğu ısıtıcı olarak kullanıyoruz. Tam kıvrılıyor yatıyor, bi bakıyorum Bilge yanına uzanmış ayaklarını ısıtıyor:)) Gerçi şikayetçi görünmüyor...

Bu aralar yine pek bir şeylere yetişemiyorum. Ev aldı başını gidiyor, yakalamak lazım...

Saı günü yogaya gittik. Ben en kötüsü matımın üstünde kıvrılır, dersin ahengini bozmam diye derse başladım, sonunda kadar tüm hareketleri yaptım ve çok şükür bir sıkıntım kalmadı. Gerçi ilaçta kullandım ama yoga da bence iyi geldi.Çok iyi hissettim.

Bilge' nin malum sınav senesi. Neredeyse tüm arkadaşları okul sonrası dershaneye gidiyor ve bezmiş bir halde dolaşıyorlar. Sabah 8:30 ' da okul başlıyor 15:05 ' e kadar sürüyor. Sonrası bir de bu koşturmayı eklemeyelim dedik. Birlikte çalışıyoruz, tıkandığımız yerde özel derslerle takviye ederiz diye düşündük. Şimdilik iyi gidiyor.

Veli toplantısı fena değildi. Sınıf öğretmeni sınavla ilgili neredeyse bizim gibi düşünüyor. Çocukları çok zorlamayın dedi. Ama velilerdeki hırsı görmelisiniz, sanki hepsi dahi doğurmuş havasında.Neyse uzatmayayım.

B ilge bir kitap sitesinden yüklüce bir sipariş vermiş. Yurtiçi kargoyala gelecek diye mesaj geldi, oh iyi ne güzel derken aynı gün üç mesaj geldi. Siparişiniz yola çıktı, siparişiniz teslim edilecek bla bla . Akşam sekize kadar çocuklar ofisteydi. Gelen giden olmamış, sabah beklenen mesaj siparişiniz teslim edilemedi. Kan beynime sıçradı, yaklaşık son beş siparişimi bu şekilde şubeden gidip alıyorum. O kadar da pis bir yerdeki arabayı koyacak yer yok, işlek bir trafiğin ortasında. Hem niye ben kapımdan alamıyorum değil mi canım? Aradım hemen bant kaydı çıktı çalışma saatlerimiz 09:00/18:00 diyor kibar bir kadın.(karşımda olsa kavga da edilmez bununla  diye düşünüyor insan) Saatim 08:59. Sabırla 09:02' de aradım, telefona çıkan adama açtım ağzımı yumdum gözümü. O da dinledi garibim. Bugün yollayayım, kaça kadar açıksınız  dedi. sakın ha ben gelir alırım dedim. Öğlen gittim Bilge' nin ilkokulda hiç sevmediği bir kız vardı, onun ağbeyi. Temiz yüzlü bir çocuk bana gülümsüyor. Sabah sana mı kaydım? dedim, evet abla dedi. Utandım vallahi, ama çabuk toparladım. Haksız mıyım dedim, tabi ki haklısın dedi... ama dellenmesem iyiydi yahu...

Dün sabah az erken çıktık Bilge' yi okula bırakmak için. İlerlemeyen trafikte tüylerimiz diken diken ( Efes bile kirpiye dönmüştü abartmıyorum valahi) ilk dersin ortasında ancak okula varabildik.( okulla ev araı 5 km.) Kulağımda öğretmenin toplantıdaki sesi, çocuklarınızı zamanında okula yollayın. Olur canım getirelim de trafiği ne yapacağız. Bizim ki geç kağıdıyla, idari ceza almış. Görevlinin çayına şeker atıp, çocukların okunmayan yazılarını deşifre etmişler. Tek tesellisi onunla birlikte beş kişi daha varmış geç kalan:))İkinci derse girmiş. ( gerçi iyi olmuş seviniyordu geç kaldım, ilk ders kaynadı diye)

Bu sabah daha da erken çıktık, sanırım görevlilerle birlikte Bilge okulu açtı. O kadar çabuk geldik ki...Neyse buna da takılmayacağım...

Stefan Themerson/ Sardalyanın Gizemi kitabına başladık. Çok ilginç bir kitap, meraktan ölüyorum, nasıl ilerleyip , nasıl sonuçlanacak diye...

Efes sabah gezmesinde kaka için bir oturdu allahım nasıl bir şey, bu gözlerim yerinden oynadı. Bir poşetle nefesimi tutarak zor toparladım. Ne yedin oğlum, gizli gizli bir şeyler mi yuttun derken, karşıdaki yaşlı amca bize bakıp  suratını buruşturdu...Gülümsedim kocaman, günaydın dedim bağıra bağıra, arkasını döndü gitti:)...

Hava bildiğin pastırma yazı, at kendini dışarı diye bağırıyor. Çok işim var ama, hem kitabı bitireyim...

iyi bakın kendinize...

14.10.2019

Pazartesi

Pazar sabah erkenden  teyzemlerin bahçeye gittik. Leblebi' yi bayadır görmüyordum. Koca kız çok tatlı. Efes' le birbirlerini görmezden geldiler:)) Efes çok sevindi, bahçenin her bir yanını gezdi. Yeşil biber, salatalık yedi. Ödül çubuğunu gömdü:)) (niye yaptı anlamadım)

Bahçe son demlerini yaşıyor. Biber topladık bolca, yeşil domateslerden de aldım fermente yaparım diye. Maydanozlar da pek güzeldi, bir poşette maydanoz topladım.

Kız kardeşle ortak okumalarımızdan Geceleri Sessizdir Tahran kitabını bitirdim. Çok güzel ve etkileyici bir kitap. Devrimden sonra Humeyni iktidarı sonucu ülkelerini terk edip Almanya'ya yerleşen bir ailenin hikayesi. Kurgusu çok güzel, kitap bölüm bölüm on senelik aralıklarla ve her bölümde ailenin başka bir üyesinin ağzından akıyor. Okuyun derim.

Perşembe gününden beri korkunç karın ağrıları çekiyorum. Salgın varmış, cuma günü yogaya da gidemedim. Bir türlü toparlayamadım, tam geçti diyorum tekrar başlıyor. Sinir oldum.

Bu öğlen veli toplantısı varmış. Hafta başı, öğlen arası kim gelir bilemiyorum ama fırsat bu fırsat sakin sakin öğretmenleri görürüm diye uğrayacağım. Çıkışta da Bilge' yle döneriz.

Güzel bir hafta olsun...

10.10.2019

Perşembe

Patti Smith' in daha evvel Çoluk Çocuk kitabını okumuştum.Geçenlerde kitapçıda görüp almıştım bu kitabı. Kitap sade ve kısa. Aslında bir yazım hikayesi. Yazarın Paris yolculuğu sırasında bir mezar taşında  Devoument (Adanmışlık) kelimesini görüp, bunun üzerini bir öykü yazmasının hikayesi. Sonunda neden yazıyoruz ? sorusuna hep bir ağızdan haykırıyor koro ;öylece yaşayıp gidemeyiz diyor. Bu son cümle, tüm kitabı özetliyor.

Shıda Bazyar 'ın Geceleri Sessizdir Tahran kitabına başladım. Kitabın sayfa düzenlemesi ve puntoları ilk elli sayfada beni zorladı, ama insan alışıyor galiba:))

Bilge Momo' yu okuyor. Önce o okusun diye ben el atmadım:))

Kitap listesi yapmış, sabah sevimli sevimli sepetimi alır mısın? dedi:)) Alırım çocuk, almaz mıyım...


7.10.2019

Hafta sonu

Keyifli bir hafta sonu geçirdik.Cumartesi günü baya erken uyanınca balkondaki saksıların eksilen topraklarını tamamladım. Çiçeklerin diplerini kabarttım, mis gibi oldular.
 Piyano dersinden sonra yola koyulduk Bilge' yle.Havada yağmur kokusu. Hedefimiz Şinasi Sahnesi. Ayaklarımızın altında ezilen kuru yapraklar,haşırt huşurt sesleri kulaklarımızda...
Oyuna girmeden yemek yedik. Biraz erken gişeye gidip biletlerimizi aldık. Bekleme salonundaki rahat koltuklara kurulduk. Bilge kendi kitabını okudu, ben Afet' i bitirdim. Kitap sahiden ilginçti.

 Kontrabas oyununu geçen yıl Ziraat Sahnesi' nde izleyip çok beğenmiştim. Son anda bilet aldığımız oyun iptal olunca tekrar izleyelim dedik. Olcay Kavuzlu' ya bir kez daha hayran kaldık. Sahnede devleşti ve onun sayesinde Bilge' nın ağzından şu sözleri duydum ; anne tiyatro ne güzel bir şey, geçen yıl izledik ama ilk kez izlemiş gibi oldum  dedi. (ölsem de gam yemem,kesin)
 Bilge' nın manga tutkusu malum. Hafta sonu elime bu sevimli mangayı tutuşturdu. Made İn Abbyss. Çizimleri çok güzel, çok detaylı. Manga okumak pek benlik değil. Arka kapaktan öne doğru okumak, bir de sağdan sola doğru okumak beni çok zorluyor.Ama güzeldi.

Pazar günü hava yine yağmurluydu.Mutfaktan uzun süre çıkamadım. Lahana sarması yapayım demiştim. Tabi lahanalar kocaman olunca, geri kalanı fermenteledim. İçini de fazla yapmışım, dolapta kırmızı biber varmış onları doldurdum. O arada pırasa alıp pişirmeyi unuttuğumu fark ettim. Onu da pişirdim. Oldu bana üç yemek. Biber dolmasını zorlayabilirim ama lahana ve pırasa bana kalır. Yani bugün yine yemek yapmam gerekecek:((

Bilge' nın kışlıklarını çıkarttık. Küçülenleri ayırdık. Efes' e bir iki kazağı onardım :) mis gibi oldu.
Akşam üzeri park, dört ayaklı canlar, sohbet derken üşüyünce eve döndük.

Patti Simith' in Adanmışlık kitabına başladım. Uyuya kalmışım, sabah yeniden  başladım:)


keyifli bir hafta diliyorum...