31.05.2018

Şaşırtmalı Bir Yazı...



Salı günü Bilge okula gitmedi, evdeydik. Akşam üzeri hem yürüyüş yapayım hem de filtre kahvem bitmiş onu alayım diye çıktım. Hadi buraya kadar gelmişken markete de uğrayayım derken elimi kolumu doldurup yola çıktığımda yağmur yağmaya başladı. Vay arkadaş evden çıkarken hava ne güzeldi, sanki bir yağmur bulutu beni takip ediyor. Şemsiyem de yok, neyse yürümeye başladım, yağmurda usul usul yağdı iyi ki rimel sürmemişim dedim kendime:))

Bünyemi şaşırtayım diye şoklu moklu bir diyet yapmaya başladım. Çok su içiyorum, affedersiniz  tuvaletten çıkamıyorum üç litre su nasıl on litre olarak geri çıkıyor şaşırıyorum bünyem de şaşırıyordur sanırım...

Dün Bilge' yi zor ikna edip okula postaladım. Kahvaltıda 60 gr peynirin ne çok olduğuna hem şaşırıp hem sevindim, seramik dersine gitmeden kendime bir küçük termos kahve ve bir termosta çorba hazırladım. İki küçük yoğurtta attım çantama öğle yemeği için.

Önce ofise uğradım, ardından Kale' ye gittim. Handa dükkanlarını yeni açanları izleyerek bir çay içtim. Sevgi Soysal' ın Şafak kitabına başladım. Yirmi sayfa falan okumuştum ki bizimkiler geldi.
Atölyeye çıktık, ikişer tabak yaptık, aslında bir de peynir tabağı yapacaktım ama iki defa açtım çamuru baktım istediğim gibi olmuyor zorlamadım, bıraktım. Kahvemi içtim, öğlen çorbamı ve yoğurtlarımı yedim,ders sonunda limonlu çayımı da içip, dolmuş durağına yöneldim. Bu dolmuşla oradan üçüncü kez gelişim olacak. İlkinde bindiğim dolmuşla, ikincinin tabelaları aynı diye düşünmüştüm ama gittikleri yol birbirinden çok farklı. Biri eve çok yakın bir yerden geçiyor, diğeri azıcık daha uzağından. Dün bindiğim dolmuş az uzaktan geçenden. Kesin tabelalarda benim kaçırdığım bir ayrıntı var. Neyse bindim dolmuşa, cam kenarında tekli koltuğa yerleştim oh mis gibi derken yavaştan sıkıştığımı hissetmeye başladım. Yolda tangur tungur giderken unuttum ve geçti sandım. İnince geçmediğini anladım. Hızlı hızlı yürümeye başladım, yine benim yağmur bulutu tepeme geldi ha ha şemsiyem var bu sefer diye sevinirken kız kardeşi aradım. Çok sıkıştım bir  şeyler anlat da eve kadar belki unuturum dedim. Bu arada kafelerin olduğu caddeyi çoktan geride bıraktım. Kız kardeş de sağ olsun  abla mesane dolmaya başladığı zaman ilk sinyali veriyormuş ( dolmuştaki ilk sinyaldi) sonra ikinciyi ve tamamen dolunca kaçtı kaçacak oluyormuşsun diye saçma sapan konuşmaya başladı. kapat dedim daha fena oluyorum. Bu kadar hızlı koşabildiğimi bilmiyordum, iyi ki spor yapıyorum dedim kendime. Kazasız belasız eve ve tabi ki tuvalete ulaştım:)) niye şimdi bu mevzuyu yazıyorum derseniz sağlıklı yaşamak için su içmek gerek diyorlar ya sağlıklı yaşayan insanlar bu su /tuvalet dengesini nasıl ayarlıyorlar bilen var mı?
Bünyem şaşırdı mı? sanki şaşırdı biraz...

Ferhan Şensoy' un kitabı bitmek üzere,çok keyifliydi. Aşırı tavsiyemdir, devamı da varmış ben de onu listeme ekledim.

Bilge ilk defa gece yarısına kadar uyumayıp elindeki kitabı bitirdi, çok sevindim...

Efes yine kargocunun peşine düştü...adamı kurtardık ama ben dağıldım daha fazla saçmalamadan iyi bakın kendinize diyeyim...




28.05.2018

Hafta Sonu


Son planlı etkinliğimize de cumartesi günü gittik. Odtü Vişnelik Tesislerin' e bu sefer çok hazırlıklı gittik. Erkenden gidip arabaya otoparkta yer bulduk. Giriş sırasında yağmurluk satıcılarından çöp poşetinden hallice yağmurlukları alınca tastamam olduk. Matları serip ayaklarımızı çimlerin üzerine uzattık, gözümüz gökyüzünde.Yanımdaki çocuklardan birisi yağmur yağsa da geçse derken ben de hadi inşallah dedim. Tabi öyle olmadı, çok pis ıslandık ve en çok dinlemek istediğimiz Bülent Ortaçgil ve Teoman' ı beklemeden konser alanından çıktık. Eve gelip sıcacık banyoda ancak kendimize getirdi bizi. Birsen Tezer'in sahnesi çok çok iyiydi. Bilge Sena Şener'in annesinden rica edip hem annesiyle hem onunla fotoğraf çektirdi.Havalara uçtu...

Pazar sabahı için sinemaya gidelim diyorduk o kadar geç uyanmışız ki vazgeçtik. Azıcık evle uğraştım, çokça Kalemimin Sapını Gülle Donattım 'ı okudum, akşam üzeri alışverişe çıktık, onları yerleştir, yemek yap derken gün bitti zaten...

Bu sabah Bilge okula uçarak gitti, bugün son sınavı var. Ben de balkonda vakit geçirdim biraz, geçen sene kuruyan gülümü budamıştım ama çok umutlu değildim. Pek güzel açmış, nasıl sevindim...

Hafta sonu Efes' i ben dışarı çıkarttım, sözümü çok dinleyerek şaşırttı beni. Bir ara parktaki ters dutlardan,  kara dut topladım ama Efes attı ağzından geri, dut sevmiyormuş bunu öğrendim:))hepsi bana kaldı...

Keyifli bir hafta olsun...

24.05.2018

Seramik ve diğer şeyler...


Dün öğleden sonra Bilge'yle seramik dersine gittik. İlk yaptığımız kupalar fırından çıkmış, nasıl bir heyecan sormayın.

İlk fırınlama işleri biten iki duvar saksım ve bardak olacakken saksıya dönüşen parçalarımı sırladım. Önceki hafta başladığım masklardan birinin üzerinde çalıştım daha çok işi var. Bilge' de ufak bir baykuş yaptı. Çıkışta Kale'yi gezme planımız yattı, çünkü Bilge hapşurmaya başladı ama nasıl hapşurmak gözünden yaşlar aka aka... Ne zaman geçecek ilahi sorusunun cevabı yok. Bilge iyiydi ben sürünürken, dün de ben iyiydim tuhaf bir durum yani.

Coşkuyla Ölmek  bitmek üzere ama sahiden beni zorladı ve yordu. Bitmesini ve yeni kitaba başlamayı dört gözle bekliyorum.

Dün Efes' le ilgili adam olmasıyla pek heveslenmiştim ama önce postacıyı ardından elektrik faturasını getiren adamı kovalayınca umutlarım suya düştü:((

İnsanlar yol kenarlarına neden cam kırıkları atıyorlar, niye şişeleri kırıyorlar anlamıyorum. Her gezme dönüşü Efes' in patisine mutlaka bir şey batıyor. Akşam patilerini vazelinledim. Yalayıp ishal olmasın diye de çorap giydirdim. Çorapları çıkarmasın diye de uzun süre yanında yattım sabah her köşede bir çorap vardı:)) Patiler yumuşacık olmuş...

Sabah otoparka inince arabanın lastiğinin indiğini fark ettim. Efes' le gezmeden gelen Koca lastiğe bir alet takıp güya onarırken Efes'te benim limonlu suyumu içti, umarım dokunmaz:))

Bilge dün baya feyz aldı kil alalım dedi, bugün kırmızı kil  sipariş edeceğim, hoca da şamot çamuru alacak, bakalım neler yapabileceğiz.

Dün biraz Gilmore Girls izledim ve The Rain' i bitirdim. İzleyecek yeni dizi bulmak lazım:))


23.05.2018

Sevgili Çarşamba



Dün ofisten erken dönüp, bünyemde ki domestik kadını fırlattım eve:)) Sildim süpürdüm, yıkadım serdim,en sonunda ters düştüm:)) İyi oldu ama,  bir kaç gün rahat ederim. Şule Gürbüz' ün Coşkuyla Ölmek kitabına başladım, biraz yavaş ilerliyor. Kalabalık cümleler yorucu geldi, gerçi kitabın çok başındayım erken konuşmamak gerek.

Bilge bu sabah okula gitmedi, benimle seramik dersine gelecekmiş. Peki dedim, birlikte ofise geldik ders öğleden sonra. Hava bozmazsa Kale' de ufak çaplı gezeriz de ...

Dün gözümü karartıp Efes' le gidebileceğimiz kısa bir tatil planladım, temmuz ortalarına doğru.

Öncelikle hayvan dostu oteller kategorisi çok ilginç. Bazılarında odaya almanıza ve bahçeye çıkmanıza izin veriyorlar. Bazılarında yatağa almak yasak, en komiği de hayvanınızın 3 kg. ağırlığı geçmemesi gerekiyor. Yani fit bir kedinizle ya da çivavanızla tatile çıkabilirsiniz. Neyse oteli buldum, sahibiyle görüştüm, bir tek sağı solu kemirip parçalar mı diye sordu. Benim evde hiç böyle bir şey yapmadı ama belki sizin oteli sevip yiyebilir bilemiyorum dedim:))

Çiçeklere de saksı suluklarından aldım, gerçi biraz abartmış ve çok almışım ama olsun işe yarayacak gibi görünüyor.

Evet iyice tatil havasına girdim farkındayım. Spor salonuna iki ay kadar ara verdim. Evde  kendim çalışmaya devam ediyorum, yaz sonunda yeni ayarlamalar yapacağım. Belki pilates ya da yoga ekleyeceğim bakalım...

Ofisin kapısı açık ve Efes dışarı çıkmaya kalkmıyor, üstelik dışarıdaki kedilere ve kuşlara rağmen. Allahım adam olacak bu çocuk ve ben de göreceğim galiba. Gerçi postacı ve kargocu daha uğramadı onlar geldikten sonra konuşsam daha iyi olacak:))



21.05.2018

Hafta Sonu

Hafta sonu için planlarıma sadık kalamadım. Bir tek yukarıdaki etkinliğe gidebildim ona da yağmur balta vurdu. Sevgili Funda' nın bu etkinliğine gitmeyi sabırsızlıkla bekliyordum. Son anda Bilge' de gelmek istedi, sakıncası olmaz denince pazar günü belirlenen saate buluşma mekanındaydık.
Beni tanıyanlar bilir hep keşke burada doğup büyüseydim derim. Dün ise cumhuriyetin ilk kurulduğu zamanlarda Ankara' da yaşasaydım dedim. Funda bu konuda tam bir hazine öyle güzel öyle keyifli gezdirdi ki bizi Bilge gölgesi gibiydi. Beni bıraktı daha iyi duyayım diye Funda' nın dibindeydi. Burnumuzun ucundaki tarihi görmek sahiden çok etkileyiciydi ve artık etrafıma daha dikkatli gözlerle bakacağım.


Cumartesi sadece piyano dersine gidip hapşurup burunlarımızı sile sile eve döndük.Akşam konsere gidemedik zaten millet şampiyonluk kutlamaları için sokaklara dökülmüş. Gidemedik, gitsek dönemedim...
Film izledik, dizi izledik, hep izledik işte...

Dolapları ve bir iki işi de halledip listemden bir kaç maddenin üzerini çizdim.

Aziz Bey Hadisesi' ni bitirdim. Asuman devam ediyor.

Bu sabah Koca'mı göz doktoruna götürdüm. Sonunda ilk kez göz muaynesinden memnun çıktı. Gözlük siparişi verdik yedeğiyle birlikte.Hep kaybediyor ve en yakınındakinin yakın gözlüğüne el koyuyor:))

Havalar da sapıttı, çok feci yağmur yağıyor hatta abartıp doluya çeviriyor falan filan...

Neyse buralar böyle, iyi bakın kendinize...


18.05.2018

Yaşasın Cuma



Hep sevdiğim gün... Bugün ofisteyim, dışarıya çıkmayacağım. Dün işi asıp kendimi sokaklara atınca bugün ofiste olmam gerekti. Olsun yine de "yaşasın cuma" :)) 
Dün kafeden çıkınca Dost' a uğradım. Malumunuz Bilge' nin ilgisini çekecek okumalar bulmaya çalışıyorum. Bu aralar Elvan Sayar'ın Kendimi Hep Şaşırtırım Zaten ini okuyor hem de elinden bırakmayarak... Okula bile götürdüğünü görünce ben tabi havalara uçtum. Dost' ta raflara bakarken Atilla Atasoy' un Sıdıka sını ve Bülent Ata' nın Asuman /Çalışılmış Tesadüf ünü aldım. Bayılacak eminim ya da umarım:))
Bilge' yle okul çıkışı yemek yedik, sadece bizim tepemize yağmur yağdı sanırım. Ofise geçtiğimizde bir damla bile düşmediğini gördük. Eve geç gittik.  Akşam telaşı derken bir gün öncenin üç saatlik uykusuyla birleşti, sızmışım resmen. Sabah alarmdan önce uyandım, tıkalı burnum ve şiş gözlerimle Bilge 'yi okula hazırlayıp servise bıraktım. Efes'le dönerken yolumuzun üzerinde duran bir kadın karşıdan geçer misiniz köpekten korkuyorum dedi. O an suratımı görmediğim için ne kadar mutluyum anlatamam. o zaman siz geçin karşıya  dedim. Biz sizden korkmuyoruz diyemedim... Çıkcıklayarak karşıya geçti. Efes' te kadına havladı zaten. Neyse dün erken kalkıp mutfak dolaplarımı silmiştim bugün de Bilge' nin dolaplarını silmeyi planlıyordum. Pıff olmadı tabi kedi her gün süt içmiyor ya da içemiyormuş. Ayaklarımı Efes'in tüylü gövdesine sokuşturup Duman ı bitirdim. 
Ayfer Tunç 'un Aziz Bey Hadisesi ne başladım ve tabi Asuman a...
Sonra bir alerji ilacı daha yuvarlayıp ofise geldim. Geçen yıl bu zamanlar ODTÜ Vişnelik' te ...bişiy feste gitmiş ve çok beğenmiştik, bu yıl ki bişiy fest haftaya cumartesi Bülent Ortaçgil, Teoman ve daha bir sürü güzel isim var. Biletlerimizi aldım.
 Yarın piyano kursundan sonra Anıtkabir' e gideriz diye planlıyordum ki o ara Anıt Park'ta gündüz üniversiteler arası müzik yarışması olduğunu ve akşamına Şebnem Ferah konserini gördüm. Evet ağzım kulaklarımda...
Bir de akşama dolapları silersem var ya muazzam olacak...


17.05.2018

Bloğum,ben falan filan

Sabahtan ofisten kaçtım.Biraz alış veriş yapıp en sevdiğim kafeye konuşlandım.Kitap okudum, etrafı seyrettim Bilge' yi okul çıkışında almaya karar verdim.Baktım vakit var dün sevgili Sessiz kaldım bir mim paylaşmış bana da haber vermişti telefondan da olsa yazmaya çalışayım. Önce anlaşalım madde madde yazmayım biraz kendimce yazacağım.Olayın özünü anladım. Madde madde olunca far görmüş tavşan gibi oluyorum şimdiden affola...
Efendim bloğum hayata geçeli yaklaşık dokuz yıl olmuş. Yani Bilge o vakitler üç yaşında annesi bendeniz otuz iki yaşındaymışım. İtiraf edeyim etrafımdan çok sıkıldığım ve çok yalnız hissettiğim için ama en çok babamın ani  kaybının yüreğimde açtığı korkuyla kızıma yazılı fotoğraflı bu satırlar kalsın diye açtım bu bloğu. Önce tedirgin, sonraları daha rahat oldu paylaşımlarım. Uzun süre yakın çevremden  hiç kimseye  bahsetmedim buradan...
O zamandan bu zamana çok şey değişti. Yeni bir şeyler denemeyi, üretmeyi çok severdim.Şimdilerde zevklerim biraz daha farklı ve zamanım gerçekten kıymetli. Kafamda her yaptığım işte hep bu terazi var. Blog dünyası bana çok kıymetli insanlar kazandırdı ve şu bir gerçek ki hayatımdaki en zararsız en naif insanlarda buradan tanıdıklarımdır.Buranın en güzel tarafı dönüp baktığımda Bilge' nin büyümesini şimdilerde ki atarlı ergen  haline gelişini buradan çok rahat izleyebilmek ve bunu dostlarla da paylaşabilmem.
Onun dışında yıllar var biraz bencilce belki ama bıraktım kaç kişi gelmiş gitmişlere bakmayı. Vakit buldukça diğer blogları gezmeyi seviyorum insatgramda da paylaşımlarım var ama buranın yeri ayrı. Kapatmak ve oradan devam etmeyi hiç düşünmedim umarım hiçte düşünmem. Umarım bir on sene sonra ellili yaşlarındaki beni ve yirmili yaşlarındaki Bilge' yi konuşuruz...

Seviyorum burayı işte daha ne diyeyim, hadi iyi bakın kendinize . ..


16.05.2018

Ben Geldim

Nerede kalmıştım, en son Efes keyifsizdi, veterinere götürdüm. Veteriner çok sıkıntılı bir durum olmadığını istersek kan değerlerine bakabileceklerini ama şu an (külliyatlı bir şey sanırım) çok gerekli olmadığını söyledi. Bir poşet yaş mama ve üç paket probiyotikle eve döndük. Paketin birini kullandım. Yaş mamayı görünce hastalığı falan attı bir kenara:)) Şükür toparladı. Dün de ofise gelmedik. Çok fazla şey düşünmeyip, parça parça hareket etmeye karar verdim ve güzel bir liste yaptım. İşlerimin hepsini toparladım. Bir tek spora gitmedim ama zaten alerjim yüzünden çok zor nefes alıyordum. Bugün daha iyice gibiyim, giderim diye düşünüyorum. Ofiste çok işim vardı, sabahtan da alakasız bir toplantı olunca seramik dersi haftaya kaldı.

Gökteki Bütün Kuşlar ı bitirdim, bir daha ne güzel kapağı varmış diye kitap almayacağım, uzun zamandır okuduğum en fena kitaptı.

Kitapçı Dükkanı da bitti yazarı Esmahan Aykol bir kenara not edildi, diğer kitapları da alınacak.

Duman  a başladım. Turgenyev okuması olarak. Başta biraz kastı bir dolu birbirine benzeyen Rus ismi ve kahrolası dip notlar. Kitabın ortalarındayım ve keyifli olmaya başladı.

Bilge' yle yaptığımız  A. Christie okumalarından On Küçük Zenci  sanırım bugün biter, Bilge' yi de
beni de acayip sardı.O okuldan gelmeden bitirip, sinir bozucu şekilde sonunu anlatmayacağım, meraktan pörtleyecek:))

Fotoğraftaki fasulye Bilge' nin fen dersi için pamukta çimlendirdiklerinden, kıyamayıp çiçeklerin yanına dikmiştim. Allahım fasulye vermiş:)) Ben de pencere demirine iple bağladım belki biraz daha verir:))
Gilmore Girls izlemeye başladık. Pek sevimliler.

Efes ofisteki bir kaç sineğin peşinde, azıcık işim kaldı onlar bitsin ben de kitap okuyacağım.

Kalın sağlıcakla...

14.05.2018

Günaydın

Geçen haftanın tüm olumsuzluklarına keyifli bir pazartesiyle başlayacağım derken sabah Efes'in çok keyifsiz olduğunu fark ettim.İştahsız ve aşırı yorgun. Ofise gelmeden veterinere uğradım ama henüz hekim gelmemiş, öğlene doğru tekrar götüreceğim.

Onun dışında pek bir şey yapmadım, okudum, film ve dizi izledim.Havalar soğuduğu için tüm bunları battaniye altında yaptım.Balkonu toparlamaya üşendim.Parktan bir yer örtücü çaldım onu üşenmeyip saksıya diktim hem de kendi yaptığım seramik kaselerden birine.
Bilge' nın sosyal bilgiler yazılısı vardı.Demokrasinin gelişimini sevimli bir masal gibi anlattım.
Anneler günü telefonlaşmalarını yaptım.
Pazara gitmeye üşendim ama sürünerek markete gittim,Ailemi doyurdum.Bana hiç yardım etmemelerine ve hep daha fazlasını istemelerine rağmen bunu yaptım.
Kendime son darbeyi nevresimleri değiştirerek vururum derken Efes'in in bu durumu çıktı.Umarım önemli bir şeyi yoktur. Valla şikayet etmeyeceğim bir daha...

9.05.2018

Of ya...


Çok sinir bozucu bir hafta geçirdim.Bir sürü abuk işler geldi beni buldu.Alerji yüzünden mecbur olmadıkça dışarı çıkamadım.Ptt kargonun azizliğine uğradım en fenası buydu. Sevgili Ecehan ekmek mayası gönderi.Nasıl duygulandım anlatamam.Sürekli gözüm kargo takip ekranında.Çarşamba günü verdi kargoyu cumartesi teslim görünüyordu. Ofise birini diktim Bilge'yi piyano dersine götürüp gelicektim. Derken araçlardan biri kaza yapmış, oraya git buraya gel derken ben ofise geldiğimde kargo kağıdını buldum.Semt postanesini, kargo dağıtım merkezini aradım nafile, gitti benim maya. Pazartesi akşam üzeri anca verdiler elime ama maya su gibi olmuştu...Nasıl üzüldüm...

Havalar normale döndü, biraz soğudu ve arada yağmur yağıyor. Etrafımdaki herkesin suratsız hali bundandır diyorum...

3.05.2018

Fırından Çıkanlar

Dün seramik dersine gittim.Yaptığımız ilk işler fırından gelmişti.

Bu iş o kadar ilginç ki gerçekten ne çıkacağını bilemedim.Kataloğa bakıp renkleri az çok tahmin ediyorsunuz ama işin sonunda elinizde tutmak bambaşka bir hissiyat. 
Bilge' yle evde yaptıklarımız da çoğaldı. Bir ara ilk fırına göndermek ve biraz boya almak gerek.
Cuma gününe kadar Koca şehir dışında ben de evdeyim. 
La Casa De Papel izliyorum. 
Böll'ün Trenin Tam Saatiydi bitmek üzere.
Hala temizlik işine el atamadım.
Efes' le uzun bir sabah yürüyüşü yapmalı... 

1.05.2018

Nisan Okumalarım

Nisan ayı istediğim ve planladığım gibi bitti. Önceki aylardan sarkan kitaplarımı bitirdim ve hayatımda hiç okumadığım kadar çok öykü okudum.Kitaplara gelince;

Don Kişot İstanbul'da/Rıfat Ilgaz/Çınar
Yayınları Rıfat İlgaz'ın mizahi öykülerinin bir araya geldiği kitapta on iki öykü var ve tabi en babası Don Kişot' un İstanbul'a gelmesi hiciv ve mizah bir arada ve tabi ki büyük ustanın kaleminden...

İngilizce Bilmeden Hepinizi I Love You /Ferhan Şensoy/Bilgi Yayınevi Mart ayından sarkan bu kitap oldukça eğlenceliydi.Ferhan Şensoy olunca çokça bu beklentideydim zaten .Yazarın bir ortak proje için ilk kez Amerika'da ya gidişini, dil bilmezliğini ve çok farklı bu kültürü kendi üslubunda anlattığı bu kitaba bayıldım.Hemen bir kitabını daha aldım.

Kareli Ve Küplü "Şey"lerin Serüveni/ Şahin Koçak-Vakıf Cafer/ Tübitak Yayınları Bu kitap uzun zamandır okuduğum en ilginç kitaptı. İkinci ve üçüncü dereceden denklemlerin MÖ 2000 lerden MS 16. yüzyıla kadar olan serüveni anlatılıyor.Sümerlererin tabletlerinde ki denklemler ardından Babilliler,  Yunan matematiğinin Hypatia' nın katlinden sonra karanlığa gömülmesi... Algoritmanın isim babası Harezmi, Bağdat'ta kurulan Hikmet Evi ve canım Ömer Hayyam' ın denklemleri... Matematikten biraz anlasam kitabı okumak çok daha keyifli olurdu eminim.
Dersimiz Cinayet/Agatha Christie/Altın Kitaplar Bilge' ye kitap bulmakta gerçekten zorlanıyorum.Çocuk kitapları için büyüdü, gençlik kitapları denilen aşklı meşkli kitaplar hiç ilgisini çekmedi. Ben de Hercule Poirot' la tanıştırdım. Sonlara doğru kafası biraz karıştı ama "katil kim" diye merakla okudu.

Sonsuzluğa Nokta/ Hasan Ali Toptaş/Everest Yayınları Kız kardeşle yaptığımız challangemızın "külliyatını okumak istediğimiz bir yazarız kitabı" için seçtim. Elimde yazarın bir kitabı daha var ve sanırım onu da okuduktan sonra başka kitabını okumayacağım  çünkü hep aynı hissi veriyor. Cümleler kendi başına mükemmel ama bütün olarak düşündüğümde sevemiyorum.

Ay Işığı Sokağı/Stefan Zweig/İş Bankası Yayınları yine challageın "bir Zweig okuması" için okudum. Yine ilginç, sade ve kısacık bir okumayıdı.

Hannah, Michael, Derek ve Geri Kalanları mız/ Erje Ayden /Piramid Yayıncılık
Erje Ayden ismini Selçuk Altun kitaplarında duyup merak etmiştim. İlginç bir hayatı olan Ayden' in anılarının bir kısmını anlattığı bu kitap ilginç bir okuma oldu ama asıl polisiyelerinden  birini okumam gerek diye düşünüyorum.

Cesur Yeni Dünya/Aldous Huxley/İthali Yayınları yine challengın "en az otuz yıl önce yazılmış bir roman okuması" olunca zaten uzun zamandır okumak istediğim bu kitaba başladım ve inanılmaz bir okuma oldu. Bu kurguyu yazarın 1930' larda tasarlamış olması muazzam ve distopyanın en iyi örneği. Kesinlikle okuyun derim.

Leş/Ferit Edgü/Sel Yayıncılık yaklaşık üç ayda tamaladım1953-2002 arası öykülerin bir araya getirildiği bu kitap gerçekten bir hazine. Yazarın minimalist diye adlandırılan öykülerinin bir kısmı okuduğum anda aklımdan uçup giderken bazıları hafızama kazındı.Oldukça zengin ve etkileyici dili zorlanmadan okumanızda yol açıyor. Benim gibi arşiv işine de meraklıysanız kitaplığınızda yer açın.

Bütün Öyküler 1.Cilt /Edgar Allan Poe  /İletişim Yayınları challangeın "600 sayfalık bir kitap okuması" maddesini gôrünce zaten okumayı düşündüğüm Poe öykülerine başladım. Öncelikle bu öykülerin pek çok yayın evinden çıkan baskıları var ama benim seçtiğim çeviride kitapta yer alan öykülere ait görseller ve kronoloji oldukça dikkat çekici.Bu ciltte öyküler üç başlıkta toplanmış.Dehşet Öyküleri ; okuması sahiden zorladı bir ara dip notlar arasında boğulacağım sandım.Gizemli Öyküler ve Dedektiflik Öyküleri ; en çok merak ettiklerimdi. Politik ve Edebi Taşlamalar ise ilginç ama sıkıcıydı.

Anlatış/Ursula K.Le Guin/İthaki Yayınları ayın ve challangeın son kitabı "Ursula okuması"görünce ağzım kulaklarımda varmıştı ve son bilim kurgu romanı olan bu kitabı uygun buldum.İtiraf edeyim ilk kez Ursula'nın bir kitabını okurken bu kadar zorlandım .Kurgudan çok "bilim distopya"sı ve geleneklerle "anlatış" ın betimlenmesi beni biraz zorladı ama yine de güzel bir okumayıdı.Nihayetinde Ursula candır.

Bu ay challange ben belirliyorum. Kız kardeş önce bir pıfladı ama iyi olacak eminim:))
1- Ivan Turgenyev ' den bir kitap okuması
2-Türk bir yazardan polisiye bir kitap okuması
3-Yeraltı Edebiyatına uygun bir kitap okuması
4-Henrich Böll' den bir kitap okuması

Yazının sonuna kadar geldiyseniz gözlerinizen öper, bol okumalı günler dilerim :)))